Herkese merhaba arkadaşlar.
Bugün yazmış olduğum 4. kitap ile karşınızdayım.
Edebiyat dünyasında insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine inmeyi hedefleyen, varoluşsal krizleri ve modern kent yaşamının birey üzerinde yarattığı yıkıcı yabancılaşmayı merkeze alan eserler, okurun kendi iç dünyasıyla yüzleşmesi adına son derece güçlü birer ayna işlevi görmektedir.
"Kime Güvenir İnsan" romanımda, modern insanın aidiyetsizlik hissini, ihanet döngülerini ve travmaların bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini detaylı bir şekilde masaya yatırmaya çalıştım.
Ana karakter Kalender’in gözünden şehir; insanların kendi öz benliklerini yitirip toplumun beklentilerine göre şekil aldığı sentetik bir "dökümhane" olarak betimlenir. Sokaklardaki neon tabelalar, birbirine karışan müzik sesleri, insanların sahte kahkahaları ve tüketim çılgınlığı, bireyin kendi içindeki boşluktan kaçışının birer enstrümanı olarak sunulur. Kalender, modern kent insanını "Bukalemunlar Kastı" olarak adlandırır. Bu kast, sürekli şekil değiştiren, toplumdan onaylanmak için sahte maskeler takan, sessizlikten ölümüne korkan ve kendi başlarına kaldıklarında bir hiçliğe dönüşeceklerini bilen kitleleri temsil eder. Metrodaki bakışlara göre duruşunu değiştiren, kafelerde başkalarının gözünde var olmak için şekilden şekle giren bu kalabalıklar, Kalender'in modernite eleştirisinin merkezinde yer alır. Buna karşılık, sokaklarda yaşayan, sistemin dışına itilmiş, modası geçmiş paltolarla yürüyen ve değişmeyi reddeden bireyleri ise "Yontulmamışlar" olarak tanımlar. Yontulmamışlar, toplumun gözünde zavallı, marjinal veya başarısız görünseler de, Kalender’in gözünde kendi "Ben"liklerini koruma cüretini göstermiş, akışkanlığa direnen katı ve özgür heykellerdir.
Kitabın yazarı olarak açıkça şunu da söylemek istiyorum:
"Kime