Mülksüzler

8,9/10  (145 Oy) · 
364 okunma  · 
147 beğeni  · 
4.505 gösterim
"...Vermediğimiz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir." Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.

"Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.

"Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır."
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    348
  • ISBN:
    9789753425285
  • Orijinal Adı:
    The Dispossessed
  • Çeviri:
    Levent Mollamustafaoğlu
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
 02 Nis 23:52 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hakkında edindiğim bilgilerle okumaya karar verdiğim romanı yaklaşık bir ay önce satın almıştım. Aslında kısa süreli okuma planlarım arasında bu romanı okumak yoktu ama sitede düzenlenen bir aktivite vasıtasıyla ilk okunacak roman konumuna geldi. İyi ki bu romanla daha erken tanışmışım, buradan aktiviteye düzenleyen arkadaşa bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

Esere gelecek olursak; eserin girişinde farklı iki dünyayı birbirinden ayıran bir duvar ve diğer gezegene yolculuk eden bir uzay gemisi karşılıyor sizi. Ya da gezegen demeyelim de birbirlerinin tamamlayıcı farklı iki dünya. Birinde yaşayanlara göre kendileri dünya diğer gezegen ay; diğer gezegende yaşayanlara göre ise tam tersi. Dünyalarımızdan birisi anarşizmin hüküm sürdüğü “Anarres”, diğer ise kapitalist ve devletçilerin dünyası “Urras”.
Baş karakterimiz ise bizi romanın girişinde karşılayanlardan bir diğeri, Doktor Shevek yada unvan kullanmayan Anarreslilere göre Shevek. Kendisi, adı Anarres’i aşan bir fizik profesörü. Gemimizde Anarresten Urrasa gidiyor. Bu yolculuk sadece dışa kapalı bir alandan yapılan ticaret dışında, aralarında iletişim bulunmayan iki farklı dünya arasında yapıldığından tehlikeli olsa da, Shevek’in yüce bir amacı var. Anarres de yapamadığı fizik çalışmalarını tamamlamak ve anarşizmin başarılı olduğunu Urras’a göstermek. Tabi bu göründüğü kadar kolay değil; Urras’ın gösterişli ve rahat hayatı en büyük zorluk. Shevek gösterişe ve rahata mı kapılacak yoksa amacına ulaşabilecek mi?

Tabi bu romanın olay kurgusu, bunun altından bir öğreti bir felsefe var. Anarres, bu yakın zaman komünleriyle karıştırılmasın, tam olarak teorik anarşizmin uygulandığı bir dünya düzeni. Devlet yok, hiçbir yönetim merkezi yok, bürokrasi yok, para yok, aile yok, mülkiyet yok ve yasa yok. Elinizde sahip olduğunuz tek şey özgürlüğünüz.
Urras ise her şey ile tam bir merkeziyetçi dünya. Yönetenler, yönetilenler, yasalar, zenginler, yoksullar, basın, isyancılar, polis, gösteriş. Kısacası paranın ve hükmetme arzusunun getirdiği her şey var. Var olan her şey güzel, gösterişli, rahat ama sadece zenginler için.

Çeviri ve zorluk seviyesine gelecek olursak; bendeki çeviri Metis yayınlarının Levent MOLLAMUSTAFAOĞLU çevirisiydi. Birkaç yazım hatası dışında çevirmen ve yayınevi güzel iş çıkarmış. Özellikle çevirmeni tebrik etmek istiyorum. Böyle zor bir eser için gayet başarılıydı.
Zorluk seviyesi açısından aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Eser felsefesinin ağır olması, betimlenen yerlerin zihinde canlandırılmasının zor olması, baş karakterinin fizik profesörü olması sebebiyle teknik terim ve anlatıların olması (çok sık değil eserin yüzde onu, anlaşılmasa da eserin ruhuna zarar vermiyor) ve yazı puntosunun küçük olması sebebiyle baya bir zorluyor. Ama emin olun okuduğunuza değiyor. Eserden öğrenilecek çok şeyimiz var. Özellikle anarşizm düzeninin ne olduğunu nesnel olarak öğretiyor. Yazar olumlu yönlerini anlattığı gibi, olumsuz yönlerini de çok güzel işlemiş.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Yadigar Soydan 
09 Nis 09:52 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Uzun zamandır okumayı düşündüğüm fakat bir türlü kısmet olmayan lakin arkadaşların yapmış olduğu etkinlik sayesinde öne çekilerek tahminimden daha erken okuduğum bir kitap oldu Mülksüzler. Gerçekten adından söz edildiği gibi okurken insanı alt üst eden bir kitap. Yazarın dili ve anlatımı çok akıcı lakin içerik oldukça ağır. Bazen dönüp dönüp okuduğum cümleler, paragraflar, sayfalar oldu. Anlaşırlığının sağlanabilmesi için; sakın kafayla, sindire sindire okunması gereken bir kitap.

KeMâL 
05 Nis 16:36 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Pek bilim kurgu okuyamadım bu zamana kadar ama son zamanlarda bu türde de kitaplar okumaya başladım. Aklımın hep bir ucunda son zamanlarda çok övülen bir bayan yazar vardı. Ursula K. Le Guin. Bu yazarla ilgili Yerdeniz serisi ve Mülksüzler başı çekmekteydi aklımda ve Mülksüzler okumaya karar verdim.

Bu kararı vermemde 1000Kitap sakinleri ve etkinlik planlamama yardımcı olan, benimle birlikte okuyan tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

Evet ne bu Mülksüzler ? Ama durun önce yazarın dili çok güzel bunu belirtelim. Betimlemeler, benzetmeler cümleler harika. Çeviren Levent Mollamustafaoğlu’na teşekkürler gayet akıcı bir şekilde çevirmiş. 328 sayfalık bir eser ve Metis Yayınları basmış kitabı. Elimdeki baskı da 12.Baskı ve tür olarak Bilim Kurgu denilse de alt başlık ütopya-distopya da denilebilir. 1984, Cesur Yeni Dünya benzeri bir eser.

Kitabın konusuna gelirsek; aslında bir çok konuyu içinde barındırıyor ama genel anlam taşıyan bölümü Sosyalizm – Kominizm farklarını bir çok altı çizilecek konu ve cümlelerle anlatmış yazar. Kitap öylesine bilgi dolu ve okunması zor ki gerçekten zorlanacağınızı düşünüyorum. Genel kanı da bu yönde. Uzay ve Dünya’yı kıyaslarmış gibi düşünün başta bu kitabı ya da Türkiye gibi düşünelim. Ülkenin temel taşları besin, enerji, hayvancılık gibi kısmı gibi hammadde bölümü nerede ? Doğuda, kuzeyde gibi. Ama tek başına bir İstanbul fabrikaları olan, çok iyi yönetilen ve modernleşmiş bir kent sizce hammaddesi olmadan, enerjisi olmadan bir İstanbul olabilir mi ? Bir fabrika olabilir mi ? Bunu işlemiş. Ortadoğu ve Amerika olarak aslında direk bir örnek verilebilir bu romana.

Anarres ve Urras olarak bir duvarla ikiye ayrılmış bir dünya var. Bir tarafta çok doğru bir sistem, ırk ve cinsiyet ayrımı olmayan ( bu konuda çok bariz kadın – erkek eşitliğini işlemiş ) toplumsal yaşama saygılı olan, üniversiteleri ve ilerlemeye dönük yani kısacası örnekleri çok ama çok çağdaş ama baskıcı bir bölüm yani Urras var. Diğer tarafta ise tam zıttı olan cahil, meraksız ama doğal ve özgür bir yer var.

Bu iki ülke birbirine çok zıt. Duvarın asla aşılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Ama bir bilim adamı kendini ilerlemek için Anarres den çıkıp Urras’a gidiyor. Burada çok iyi ağırlanıyor. Devşirme bir bilim adamı oluyor. Sonrasında ilişkiler yaşıyor falan vesaire fazla spoiler vermemek adına aradaki bu duvarın olmaması gerektiğini söylüyor. Anarres olmadan Urres, Urres olmadan Anarres olmaz gibi bir sonuca varıyorlar ama gelin bakalım ki romanın ucu açık. Yazar sonucu bize bırakmış bu açıdan beğendim.

İçerdiği diğer konulara gelirsek; kısa kısa başlıklar halinde söz edeyim:
- Din ve kurallar, cinsellik, ayrımcılık, tarihi öğrenmek, yasaklar, özgürlük , devrimcilik, sendikacılık, sansür ve gazeticilik, ülke yönetimi ve sistemi, sınıf farkı ve korkusu gibi konuları bolca felsefeyle bize düşündürmeyi sağlamış.

Ülkenin toplumsal kurallarına yönelik genel bilgileri bu kitapta bulabilirsiniz. Nasıl bir toplum olunmalı sorusuna göre yazılmış bir kitap bence. Oldukça yoğun ve düşündürücü, doğruyu bulmaya yönelik. Örneklerle direk mesaj verilerek anlatılmış. Günümüz dünyasına çok benzer bir eser olmuş. Tek bir eleştirim var aynı konuyu bazı yerlerde çok fazla uzun uzadıya anlatıp tekrara düşmesi benim açımdan 1 puanlık bir eksiklik yarattı. Diğer tüm yönleriyle mükemmel bir eser.

Sorgulayan, öğrenen ve doğruyu bulmak isteyen herkese tavsiye ederim. Nasıl bir ülkede, toplumda yaşamalıyız ? Nasıl bir DÜNYA’da yaşamalıyız ?

"Farklılıklar bizim kazanımımızdır."

Muharrem Armağan 
24 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitap başlarda çok ağır geldi, olayların akışını anlayana kadar zorlandım bu yüzden kitabı okumak isteyen arkadaşlara tavsiye niteliğinde fazla spoiler vermeden kısa açıklamalar yapma gereği duyuyorum, kitap iki gezegen arasında geçiyor Anerres ve Urras. Anerreste(Aya giden insanların kurduğu ülke) herhangi bir yönetim şekli yok herhangi bir şekilde herhangi bir şeyi sahiplenme yok para kullanılmıyor anarşist bir sistem yani Urras sa bizim dünyamızı anlatıyor arşist bir sistem (devletçi, yönetimci, hiyerarşik).Kitabın bölümleri başkarakterimiz Shevek'in (Anerresli) Urras'a yolculuğuyla başlıyor daha sonra Anerresteki eski günlerinin olduğu bölüm sonra tekrar şimdiki zaman yani kısaca Urras bölümlerinde şimdiki zamandan Anerres bölümlerinde geçmiş zamandan bahsediliyor.Umarım kitabı okuyacak arkadaşlar bu bilgilerle daha hazırlıklı başlarlar benim gibi kitabın başında konuyu anlayana kadar sıkılmazlar . Kişisel yorumuma gelirsek her ne kadar kitapta anarşist sistemi daha güzelmiş gibi anlatsa da yazarın unuttuğu şey insan psikolojisi her ne kadar gerçeğe uygun yazmaya çalışsa da insan doğası gereği Anerresteki gibi bir yaşam çok zor çünkü orayıda kapital sisteme geçirecek bir sürü çıkarcı insan olacaktır malesef, yazarda kitapta değinmiş zaten bu konuya bu yüzden de Anerresteki dünya ütopik olmaktan öteye geçemeyecektir bunu anarşist sistemi sevmediğimden değil insan doğasını ve insanın çıkarları doğrultusunda bürüneceği kimliği birçok kez gördüğüm için söylüyorum. Bu hem kitapta hemde gerçekte belli bir şeydir insan doğası gereği mi desem doyumsuzluk mu desem aslında bir çok kurum, örgüt yada herhangi bir grup belli bir zaman sonra amacından sapmaktadır.
Kitabı genel manada sevdim hem düşündürücü hemde çok farklı bir kitap özellikle zamandal kuramlar müthişti okumanızı tavsiye ederim.

Yaprak Onur 
31 Oca 19:09 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

Kitap hakkındaki upuzun yazım --> https://yaprakonur.wordpress.com/...zler-ursula-le-guin/

Kısaca ifade etmek gerekirse kitabı okurken bir süredir bilinçsizce bana 42 cevabını verecek bir denklem aradığımı fark ettim. Okuduğum kitaplarla, izlediğim filmlerle, tartıştığım konularla bu denkleme yeni sabit değerler ya da değişkenler ekliyormuşum. Mülksüzler de bu denklemde birçok değişiklik yapmamı sağlayan ve halihazırda eklediğim bazı değerlerin doğruluğunu bana gösteren bir kitap oldu. Kısaca bana çok şey kattı. 'Hayat, Evren ve Her Şey'le ilgili çeşitli cevaplar -ya da daha doğrusu sorular- arayan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum.

Ayşe* 
23 Nis 20:57 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir buçuk yıllık bir bekletme süresinden sonra bir solukta okuduğum bir kitap oldu. Öncelikli tavsiyem kitaba başlamadan önce mutlaka kitaba hazır olup olmadığınızı denetleyin çok dingin bir kafayla başlamanız kitabı anlama evresinde çok işinize yarıyacak aksi takdirde sıkılır bırakırsınız.

Le Guin şahane bir kadın öncelikle ,okurken kurgusuna fantastik ve felsefik zekasına hayran kaldığımı söylemeliyim. Kitap dünya ve dünya'yı terk edip ay'a yerleşen bir grup anarşist'in arasında geçen olayları konu edinmiş. Utopik , bir o kadar da esasen size çok tanıdık gelecek olayların akışında kitap bir solukta bitti. Ben çok beğendim mutlaka diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Herkese şimdiden iyi okumalar dilerim.

mustafa tamer akder 
18 Nis 23:26 · Kitabı okudu · 12 günde · Puan vermedi

Öncelikle başta göbeğim olmak üzere(Aslında kendisi pek sevmem onu taşımak için her gün ekstra enerji sarf ettiriyor. Yokuşlarda beni geri kuvvet uyguluyor. Birkaç ıvır zıvır handikabı var ama en önemli işlevi olan çarpışmalarda ekstra moment kazandırdığı için arada seviyorum keratayı. :D Gerçi 1-2 yıldır pas vermediğim için boyutsal olarak düşse de gene de hatır sayılır yer kaplıyor uzayda. :D) bu kitabı başlamama vesile olan herkese çok teşekkür ederim. Uzun zamandır bilim kurguyu ihmal ettiğimi ve bu edebiyatın tadını neredeyse unuttuğumu fark ettirdikleri içinde minnettarım. Gelelim kitabın genel olarak incelenmesine dili yorucu ve felsefi yönü ağır basıyordu. Kurgu şuan ki teknolojik gelişmeler bazında büyük mantık hataları var ama yazıldığı zaman için çok başarılı kurgu diyebilirim. Yalnız zaman düzeni çok karışık düzenlenmiş. Bazı yerlerde zamansal olarak kopmalar yaşadığımı itiraf edebilirim. Beyin alev almaya yakın zamanlarınız da ise kesinlikle tavsiye etmem o bakımdan. :D Konu bakımından yaklaşacak olursak. Bir kitaba birçok konuyu sığdırması ile çok takdir ettim Ursula halayı. Anarşizm'in sosyalist yapı içine inşa etmesi yaşamdan, insanların ego savaşlarından Lenin komünizm'e geçen bir Ay sakinleri, her zamanki sert faşizm uygulayan Dünya sakinleri ve yüzeysel bir şekilde geçilen Sosyalist bir bölge ve aslında çok merak ettiğim hümanist bir yaşama veya Thomas More Amca'nın ütopyası gözümde canlanan, organik yaşama destekleyen gezegen. Bu dört farklı dünyada yaşayan insanların üzerine kurulu kitap. En çok Dünya ve Ay sakinlerini üzerinde durduğu için aslında benim için tam bir kurgu edebiyatı değil. Bu düzenleri müthiş bir şekilde eleştiren bir kitap var karşınızda ve size sadece sorunları gösteriyor. Çözüm olayı size bırakıyor. Bu kitap hakkında inceleme bitmez ama duygusal olarak çok yorgunum ve zihnimde 3-4 konu üzerine yoğun bir düşünce savaşı olduğu için yorumu bitiyorum. Beni son cümleye kadar çeken herkese teşekkürler. Keyifli okumalar.

Gökhan 
25 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Mülksüzler okuduğum ilk Le Guin romanıydı ve son olmayacağını daha ilk sayfalarda bana hissettirdi.
Mülksüzler tam bir usta işi, özel zaman ayırarak ve dingin bir kafayla okunması gereken bir roman. Bu şekilde okunsa dahi, derinliğini, ikinci hatta üçüncü kez okunması gerektiğini hissettiriyor.
Kitabın konusuna fazla değinmek istemiyorum zaten arka kapakta bahsediliyor bunun yerine dikkatimi çeken iki özelliğinden bahsetmek istiyorum.
İlk olarak ana karakteri erkek olmasına rağmen, kadın karakterlerin bu kadar fazla olduğu bir roman okumamıştım, ilgi çekici ve hoş bir durum.
İkinci olarakta, yönetmenlerin son yıllarda keşfettiği dizilerde ve filmlerde sıkça kullandığı flashback leri Le Guin'in 40 yıl önce yazdığı Mülksüzlerde kullanmış olması.
Özetle Le Guini ve Mülksüzleri çok beğendim. Yukarıda da belirttiğim gibi ilk olarak Yerdeniz serisi olmak üzere Le Guin okumaya devam edeceğim.

Müphem 
 07 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitap bilimkurgu türünde oluşturulmuş (bana biraz ütopik geldi) Urras ve annares adlı iki dünyada yasam tarzını ele alıyor kitap.(Urras dünyayı annareste ayı temsil ediyor)urrasın kurallarından bıkan bir grup insan Annareste özgürlüğü kurmakicin( sonrasında içten içe bagimliliklar yaratıyor topluma)bir nevi göç eder ve orada yeni bir yasam ,toplum oluştururlar.bunlar zaten Kitabin genel özeti içersinde.Romanda anlatılmak istenen Urrasın(dünyanın) mülkiyet anlayışıyla yanı diger bir adıyla sahiplenme duygusuyla olusturulan kendi icinde kölelik , bu acıdan bakıldığında bir nevi dünyanın yerilmesi olarak algılanıyor.Bu oyle bir eleştiri ki (ustu kapalı) özellikle piramidin alt tabakasının karsi çıkması gereken bir koşullandırma.Romanin kahramanı bilim Ada'mı Shevek Annereste calışmalarını yeterince yayamamis ve ilgi toplayamamistir bu yuzden Aydan Dünyaya ayak basan ilk Ada'm olur.Amaci daha gelişmiş bir kitleye kendini duyurabilmektir.Kendi dünyasının kusurlu yapısına oranla urassin daha iyi şartlara sahip oldugunu düşünür.Lakin hiçbir sey düşündüğü gibi degildir cunku Dünya basta gördüğü lüks hayattan ibaret degildir.Diger taraftan kendi dünyasında açlık yasayan ve hayatın zor şartlarına katlanmaya çalışan bir kesim vardır.Bu onun alışık olmadığı bir durumdur cunku kendi dünyasında açlık varsa herkes açtır cunku kendi toplumu mülksüz ve sahiplenme duygusuyla yoğurulmamıştır.(Kitabin adindanda anlaşılacağı üzere "mulksuzler")kitapta beni etkileyen su cümledende Kitabin ana temasını algılayabiliriz "Nerede mülkiyet varsa orada hırsızlık olur" Annareste isleyen işleyiş dünyadakinin tam tersidir.Hersey herkesindir ve herkeste herkesin.Bu yuzden suç oranlarında azdır."Hic kimse çalınacak herhangi bir seye sahip degil.Eger bir şeyi istersen gidip depodan alabilirsin.Siddete gelince ,doğrusu bilemiyorum durup dururken beni oldurur müydün Oıie?Eger oldurmek isteseydin buna karsi çıkarılan bir yasa seni engeller miydi?Zorlama,düzeni sağlamanın en etkisiz yoludur."diye anlatılır kitaptaki bir paragrafta.Temel prensipleri özgürlüktür sırf kısıtlandıklari icin göç etmemisler miydi zaten?.Shevek ATA'larının kaçtığı seye yakalanır daha doğrusu kaçtıkları şeyin inine gelmiştir yanı devletin olduğu yere yani kapitalizme,feodaliteye,bagimliliga,lüks yasama."Bizim erkeklerimiz kadınlarımız ozgurdur.,hiçbir seye sahip olmadıkları icin özgurdurler.Siz sahipler ise sahiplisiniz.Hepiniz hapistesiniz.Herkes yalnız,tek başına,sahip olduğu yığınla birlikte.Hapiste yasıyor,hapiste öluyorsunuz.Gozlerinizde görebildiğim yalnızca bu duvar-duvar!" zaten.Shevek atalarinin kaçtığı şeyin içine düşmüştür daha doğru bir ifade ile kaçtığı şeylerin inine girmiştir yanı devletin olduğu yere,kapitalizmin,feodalitenin,bagimliligin,lüks yaşamın.kitapta sevmediğim şeyse üslubun duygudan yoksun oluşu.Olaylari özumseyemem,anlatılanları Yazarin bana geçirememesi çeviriden de kaynaklanmış olabilir.Öbür taraftan ben kitabı"bilimsellik"adı altında bana bir faydası dokunur diye okumaya giriştim.Kahraman bilm Ada'mı olmasına ragmen cok dar bir bilgi aktarımı vardı.Örnegin "Görecelik teorisi üzerine çalışacağım."diyordu o kadar.Buna dair hic bir açıklama veya fikir beyan etmiyordu.Kitap bir taraftan ütopik diger bir taraftansa distopikti.(iki dünyayı barındırması acısından).Bana gore yazar urrasi yanı dünyayı distopik olarak Annaresi(ayı)ütopik olarak yorumlamıştı.Bu tur kitaplar arasında yer alması gerektiğini düşünüyorum.Cesur yeni dünya gibi , 1984 gibi.Bana dünyaya farklı bir acıdan bakmamı sağladı ( nede olsa Aydan bakılıyor)Belkide distopyalarin anlatıldigı korku dünyaları bizim üstünde durduğumuz,yaşadığımız dünyadır?

hazal seyran 
28 Mar 00:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

ütopik anarşist gezegen. sakinlerinin gönüllü bir araya gelişleri sonucu olusturulan hakimiyetsiz kolektif. "sık dişini, birgün mutlaka hepimiz hakimiyetsiz yaşayabileceğiz" ve "oldum olası hakimiyetsiz yaşamak zorundayım" duygusu uyandıran hakimiyetsizlik koleciligini benimseyen bir düşünce sistemi. itiraf ediyorum ki, oluslarimin kalabalığından dolayı zaman zaman hakimiyet kurmayı seviyorum. kendisine entegre olabilecegim hiçbir düşünce sistemi tanımıyorum. hiçbir ideolojiye bağlı olmamam anarşist olduğum anlamına gelmez. ayrıca anarşizm değil anarşi var.
Fakat bu kitabın harika bir duygusu var. Okuduğum en iyi distopya. okunasi, okunasi, yine okunasi.
not: ütopyalar güzeldir efenim!

4 /

Kitaptan 155 Alıntı

İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
02 Nis 18:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Adalet güç kullanılarak elde edilemez!

Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 252 - Metis yayınları, çeviri - Levent MOLLAMUSTAFAOĞLU)Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 252 - Metis yayınları, çeviri - Levent MOLLAMUSTAFAOĞLU)
KeMâL 
04 Nis 17:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Benim kadar ileri gitmek istemeyen hiç kimsenin beni gitmekten alıkoymaya hakkı yoktur,"

Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 305 - Metis Yayınları)Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 305 - Metis Yayınları)

"Bütün duvarlar iki anlamlı ve iki yüzlüdür. Neyin içerde neyin dışarda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıdır."

Mülksüzler, Ursula K. Le GuinMülksüzler, Ursula K. Le Guin
Esragnmt 
21 Nis 09:15 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sahip olma dışında bir ilişki bilmiyorlardı. Sahipliydiler.

Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 69 - Metis Yayınları)Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 69 - Metis Yayınları)
Ayşe* 
18 Nis 23:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişme özgürlüktür, değişme yaşamdır. Ama artık hiç bir şey değişmiyor! Toplumumuz hasta. Biliyorsun. Sen de onun hastalığını yaşıyorsun. Onun intihara sürükleyen hastalığı. "

Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 145 - Metis)Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 145 - Metis)
Şeyda 
08 Nis 11:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşamdan korkuyorum.Herhangi bir mutluluk çok basit geliyor.Yine de her şeyin,bu mutluluk arayışının,bu acı korkusunun tümüyle bir yanlış anlama olup olmadığını merak ediyorum..Ondan korkmak veya kaçmak yerine onun..İçinden geçebilse,aşabilse.Arkasında bir şey var.Acı çeken şey benlik;benliğin ise yok olduğu bir yer var.Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.Ama gerçekliğin,rahatlık ve mutlulukta görmediğim ,acıda gördüğüm gerçeğin,acının gerçekliğinin acı olmadığına inanıyorum.Eğer içinden geçebilirsen.Eğer sonuna kadar dayanabilirsen.

Mülksüzler, Ursula K. Le GuinMülksüzler, Ursula K. Le Guin

Eğer zamanın geçmesi insan bilincinin bir özelliğiyse, geçmiş ve gelecek insan aklının işlevleridir.

Mülksüzler, Ursula K. Le GuinMülksüzler, Ursula K. Le Guin

Kitapla ilgili 1 Haber

Çanlar Hugo Ödülleri İçin mi Çalıyor?
Çanlar Hugo Ödülleri İçin mi Çalıyor? Fantastik ve bilimkurgu edebiyatının en saygın ödüllerinden biri olan Hugo Ödülleri bu yıl politik savaşların gölgesinde kaldı. Sağcılar ve solcular arasındaki ezeli rekabet ödüllere de sıçradı ve ortaya belki de bir daha asla tamir edilemeyecek derecede hasarlı bir sonuç çıktı.