Mülksüzlər

Ursula K. Le Guin
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 38 dk.
Sayfa Sayısı:
446
Basım Tarihi:
2021
İlk Yayın Tarihi:
Mayıs 1974
Yayınevi:
Egalite Nəşriyyat
Orijinal Adı:
The Dispossessed
Orijinal Dil:
İngilizce
Orijinal Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
ISBN:
9789952375329
Ülke:
Azerbaycan
Dil:
Azerbaycanca
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Gömü loading
Puan vermedi
Şimdi tersten ışık içinde yatan teyzemiz çok kıral bi yazardır. Çünkü hem feminiz, hem anarşit, hem gomunisttir.. Yani moderen ülkemizde bundan cillop yazar olamaz. Israrla tipik Amerigan yazarıyım diyen teyzemizi filozof yapan, arşı alaya çıkaran ve tabii ki gazla çalışan kitlesi vardır. İyi-kötü, doğru-yanlışın öğrenileceği en son kişilerden olması gerekirken vah benim milletime, gençliğime. Kitabındaki ütopik? evrenlerin biri bildiğimiz Batı, diğeri de yine bildiğimiz Batıdır. Komand Konkurer'in ikili haritasını düşünün. Birinde yes komrade, diyor, öbüründe kapi det falan diyorlar. Birinde varlık, konfor, gücün hakimiyeti, hukuku, diğerinde herşey serbest, cinsiyet yok, mülkiyet yok, kural yok falan. Tıpkı bize şimdi dayatılan Gender, cinsiyet şeysileri, inek pırtı sorunsalı konuları gibi. İşin özü, teyzemiz hayalini kurduğu, eğilip yerden güvenle birşey alınamayacak kötü dünyasının güzellemesini yapmaya çalışıyor. Yensin içilsin, alınsın verilsin, kalbe kötü bişey getirilmesin, tüm bu abukluklar, iğrençlikleri kendince allayıp pulluyor.
Edebiyat
MülksüzlərUrsula K. Le Guin · Egalite Nəşriyyat · 202115,6bin okunma
Özğürlük bazen sadece ellerini açmaktır...
Puan vermedi·344 syf.··
2025 169. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 23:18
Bazı kitaplar bir dünyayı değil, bir bilinci inşa eder. Ursula K. Le Guin , bilimkurgunun soğuk laboratuvarlarında değil, insan ruhunun en derin odalarında dolaşıyor. Onun kalemi, evrenin yasalarını anlatırken bile bir anne şefkati taşıyor; sorgulayıcı ama asla yargılayıcı değil. Ursula K. Le Guin'inyazı dili hem sezgisel hem bilimsel geldi bana. O, kelimeleri teoriyle değil, bilinçle yoğuruyor. İnsanın kendi içindeki sistemleri özgürlük, sahiplenme, aidiyet, vicdan ince bir sabırla çözümlüyor. Onun ütopyaları steril değil; her ütopyanın içinde bir distopya, her düzenin kalbinde bir kaos var. Çünkü yazarımız için “Kusursuzluk, yaşamın değil, ölümün işareti.” Mülksüzler , birbirine zıt iki dünya üzerinden ilerliyor. Anarres – mülkiyetin, paranın, hiyerarşinin olmadığı bir gezegen. Urras – gösterişli, güçlü ama rekabetin ve sahip olma arzusunun esiri olmuş bir toplum. İki dünya birbirinden farklı görünse de biri dışsal düzeni temsil ederken, diğeri insanın içsel sistemlerini yansıtıyor. Romanın ana karakteri Shevek, bir bilim insanı ama aynı zamanda bir arayış yolcusu. Onun amacı yalnızca “zamanın teorisini” çözmek değil, aslında “insanın kendisiyle kurduğu zaman ilişkisini” anlamak. Çünkü zaman, Ursula K. Le Guin ’in evreninde sadece fiziksel bir boyut değil; insanın geçmişine, anılarına, pişmanlıklarına ve umuduna dokunan bir bilinç akışı. Shevek’in yolculuğu, her adımda “özgürlük” kavramını yeniden tanımlıyor. Mülkiyetin ortadan kalktığı bir yerde bile, insanın egosunun, onay arayışının, “fikir mülkiyetinin” devam ettiğini fark ediyor. İşte burada roman bir anda politik felsefeden varoluşsal sorgulamaya dönüşüyor. Ursula K. Le Guin ’in kalemiyle buluştuğumda, Bir şeylere sahip olmayı özgürlük sanarken, aslında onların tutsağı olduğumuzu fark ettim. Anarres’in çıplak topraklarında, içsel arınmanın nasıl
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
"Gerçek yolculuk geri dönüştür.."
9/10
·344 syf.·
2026 3. kitabı
Mutlu, ışıklı ve adaletin doğru çalıştığı bir ülkede kim yaşamak istemezdi ki.. Herkesin severek yaptığı bir işten memnun kalması ve hakça yiyebildiği sınıfsız sömürüsüz ülkede yaşamak değil miydi "ütopya'mız"… • Mevcut kapitalist sisteme karşı yeni bir toplum düzenini sorgulayıcı biçimde ele alan Mülksüzler iki zıt düzeni karşılaştırmaya dayanan diyalektik kurgusu sayesinde, tezin konusuyla olduğu kadar yaklaşımıyla da paralellik içindedir. Kitabın yazıldığı dönem olan 1968'li yıllar geçtiğimiz yüzyılda sisteme karşı eleştirel yaklaşımların en çok gündemde olduğu, siyasi olaylarla çevrelerin sık olduğu toplum mekanizmalarına karşı en fazla eleştirel fikir ürettiği dönemlerden biridir. İlaveten, bu dönemde Marx’ın metinleri ve diyalektik materyalizm kuramı yeniden ele alınmış ve dönemin koşullarına göre yeniden yorumlanmıştır. Yazar bu paralellikte materyalizm üzerine düşünmek ve materyalizmi bugünün koşulları kapsamında değerlendirmek, mevcut işleyişe karşı çıkan bir mimarlığın olabilirliği ve bunun olası yöntemleri hakkında fikrini sunuyor. Ve David Harvey Ursula K. Le Guin'e de değinerek ortaya attığı ütopya kavramı, şimdiye kadar üretilen ve sistemin dışında kendi başına var olan ütopik yaklaşımların başarısızlığına karşılık bizzat sistemin içinde ve sistemle birlikte var olmayı başarabilen yaklaşımlara dikkat çekmiştir. Utopik tarzında ve de siyasi konulara ilgisi olanlara tavsiye edebilirim. Akıcı bir konusu ve de dil bakımdan anlaşılan nitelikte yazılmıştır. Keyifli okumalar dilerim.
Düşünce
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Mülksüzleştirilmişler
Puan vermedi·313 syf.·
2025 162. kitabı
Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu… Ama düşünce gerçekti. Önemliydi.” s.13 Kitabın giriş paragrafı romana dair fazlasıyla fikir veriyor. “Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu… Ama düşünce gerçekti. Önemliydi.” cümleleri, hikayenin temel çatışmasını daha ilk anda ortaya koyuyor. Bu satırlar, insan hayatına örülen görünmez düşünce duvarlarını hatırlatırken, okuru bilimkurgunun serin atmosferinden özgürlüğe ve sınırların sorgulanmasına uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. 20. yüzyılın en önemli bilimkurgu ve fantastik yazarlarından Ursula K. Le Guin toplum düzeni, kadın ve erkek rolleri, özgürlük ve iktidar gibi konuları ele alıyor. Anarşist ve sosyalist düşünceleri hikayesine katarak, farklı yaşam tarzları üzerine Mülksüzler ‘üzerinden düşünmeye çağırıyor. “Romanın orijinal ismi The Dispossessed çok katmanlı anlamlar taşıyor. Türkçe’ye Mülksüzler olarak çevrilse de, kitabı içerik olarak Mülkiyetsizler, Sahipsizler, Ruhen mülksüzleşmiş olarak derinlemesine düşünmek daha yerinde olur. Zira kitabın ismini sosyolojik, psikolojik ve felsefi boyutlarda isabetli bir şekilde yansıtıyor. Yazarın kurduğu evrende bir gezegen Urras ve onun uydusu olan bir ay Anarres bulunuyor. Anarres uydusundaki insanlar kıtlık içinde yaşıyor, özgürlük arayışını sürdürüyor. Urras gezegeniyse zengin ve gösterişli bir yapıda fakat sınıflar ve iktidar ilişkileriyle örülü bir düzen işliyor. Tau Ceti yıldız sistemindeki Anarres ve Urras arasındaki yolcunun merkezinde Anarres’te yetişen fizikçi Shevek var. Shevek geliştirdiği kuramı paylaşmak ve bilimin sınırlarını aşmak için Urras’a gidiyor. Bu yolculuğu da yalnızca mekansal bir seyahatten ziyade fikirlerin, toplumların ve bireyin içsel dönüşümünün yolculuğuna dönüşüyor. Romanında özgürlüğün sınırları ile sahip olmanın
Düşünce
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
9/10
·348 syf.··
2021 21. kitabı
İki gezegeni birbirinden ayıran bir duvar ve diğer gezegene yolculuk eden bir uzay gemisi ile başlıyor ütopik kitabın serüveni.Urras ve Anarres gezegenleri...Yazarın değişi ile diğer tüm duvarlar gibi iki anlamlı iki yüzlüydü ayırıcı duvar.Neyin içerde,neyin dışarda olduğu,duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı... Gezegenin birinde yaşayanlara göre kendileri dünya diğer gezegen ay; diğer gezegende yaşayanlara göre ise tam tersi. Romanın girişinde bizi ilk karşılayan Dr.Shevek yada unvan kullanmayan Anarreslilere göre Shevek.Bir fizik profesörü. Gemi ile Anarres’ten Urras’a bir amaç uğruna tehlikeli bir yolculuk yapıyor.Shevek’in amacı,Anarres de yapamadığı fizik çalışmalarını tamamlamak ve sosyalist anarşizmin başarılı olduğunu Urras’a göstermek. Kitap bu iki gezegendeki yaşamı,kapitalizme karşı sosyalist anarşizm düzenini aktaran zekice bir kurgu. Annares Odo felsefesiyle yaşayan bir topluluktan oluşuyor. Odo bir yabancı, bir sürgündü.Urras'ta doğmuş bir kadın sürgün.Yüzlerce yıl önce yazdığı felsefe Anarres’in yaşam biçimi halini almış... “Sahip olmak yanlıştır, paylaşmak doğrudur.”felsefenin ilk maddesi.Bu yüzden devlet,yönetim,bürokrasi,yasa,ünvan,görev bölümü,ev,mülkiyet ve hatta kişilerin soyadının bile olmadığı,bir isime sahip tek kişinin olduğu,bir yaşam biçimi.Herkes her işi yapıyor gönüllü olarak hemde.Para yok,üretim ve paylaşmak var.Herkes her şeye ortak.Aile olmak bile bir mülkiyet göründüğünden üreme sadece gezegenin devamı için süregeliyor.Cinsiyet sadece biyolojik anlamda var.Kadınlar yaşamın her aşamasında var.Özel mülkiyet olmadığı için hırsızlık,hapishane vs yok.Anarres’te insanların elinde olan tek şey özgürlük...Elbette herşey güllük gülistanlık değil gezegende.Açlık tehlikesi her zaman var. İşler sürekli değiştiği için uzmanlaşma ve
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Mülksüzler
Puan vermedi·348 syf.··
2021 33. kitabı
Bugün sizlere uzun zaman boyunca çok satanlar listesinde karşımıza çıkan “ Mülksüzler ”den söz edeceğim. Kitabın içeriğine geçmeden önce çok beğendiğim ve sizin de okuyunca yaşamla bağdaştırabileceğiniz bir alıntı ile başlamak istedim. ‘’Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: Yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.‘’ Sizin yaşadığınızdan farklı bir dünya ya da onların yaşadığından farklı bir dünya, işte bu dünyaları birbirinden ayıran bir duvar ve gezegenler arasında yolculuk eden bir uzay gemisi ile başlıyor tüm hikaye. Dünyalarımızdan birisi anarşizmin hüküm sürdüğü “Anarres”, diğeri ise kapitalist ve devletçilerin dünyası “Urras”. Daha şimdiden kitap içerisinde bilim-kurguyu ve politikayı hissediyoruz. Yerinde betimlemeleri, felsefi yaklaşımı ile iki dünya arasındaki duvarın aslında kendi kendimize ördüğümüz duvarlar olduğunu anlatan ve olaylara olan bakış açımıza yön veren bu eser sunduğu farklı düşünceler sayesinde ideolojik bir düşünceyi benimsetmek zorunda bırakmıyor. Kitap boyunca bize eşlik eden kahramanımız Shevek sorularla dolu, içine kapanık bazen de sorunlu halleri ile çareler arıyor, duvarları yıkmak gerektiğine inanıyor. Bir yanda tüm bu felsefi, toplumsal sorunlar ile uğraşırken diğer yanda engel olamadığımız büyülü bir aşka şahit oluyoruz. Aşk sayesinde kitaba yeni anlamlar yüklüyoruz. İnsan hırsı, mülkiyetçiliği ve hükümdarlığı hem gezegeni hem de üzerindeki insan yaşamını sömürmekte olan dünya düzeni çok da yabancı gelmese gerek. İşte tüm bunları yıkmak için karşımıza Odoculuk adını verdiği anlayış ile karşımıza çıkan LeGuin her iki sistemdeki çelişkileri görmemizi sağlıyor. Daha fazla detay vermeden sizlere Mülksüzler’den iki
Bilim-Kurgu
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Bir duvar var-dı.
Puan vermedi·335 syf.··
2018 496. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2018 19:08
“Bir duvar vardı.” Böyle başlıyor roman. Kendi kendimize ördüğümüz duvarlar, kendimize söylediğimiz yalanlar. ‘Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.’ İki dünya. Annares ve Urras. ‘Bizim dünyamız onların Ay'ı, bizim Ay'ımız onların dünyası’ Ne taraftan baktığımıza bağlı. Annares anarşizmi, Urras ise arşizmi temsil ediyor. Annares'te Pravca, Urras'ta İo'ca konuşuluyor. Her açıdan bambaşka iki dünya. Annares Odo felsefesiyle yaşayan bir topluluktan oluşuyor. Nedir bu felsefe? “Sahip olmak yanlıştır, paylaşmak doğrudur.” “Bütün olmak parça olmaktır Gerçek yolculuk geri dönüştür” “Aşırılık dışkıdır.” diye yazıyordu Odo Analoji'de. “ ‘Bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız, yasalar koyun.’ Toplumsal Organizma.” Ve dahası... Peki kim bu Odo? ‘Odo bir yabancı, bir sürgündü.’ Urras'ta doğmuş bir düşünür. Odo'nun bir kadın olması ayrıca dikkate değer. Kitabın üzerinde durduğu konulardan biri de kadın-erkek eşitliği. Tabi ki bu Urras'ın konusu. “Siz Odocular kadınların bilimle uğraşmasına izin veriyor musunuz?”
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
SENCE HUZUR DEDİĞİN NEDİR?
10/10
·335 syf.··
Beğendi
·
2021 110. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2021 23:04
1974 yılında doğmuşsun sen ve kaleme dökülmüşsün... Dökülenler ve dile gelenler o derece etkili ki ödülden ödüle koşmuş,seni vücut haline getiren yazar ayakta alkışlanmış,takdir görmüş. Ve yıl 2021 hala dün yazılmış gibi heyecanla,merakla ve eleştirel bir beyin ile okuyoruz o satırları. Yazar demiş ki; elinizde tuttuğunuz eserimi ister birey oluşum romanı olarak değerlendirin, isterseniz Anarko-Sosyalist bir bildirge olarak karar sizin... Ben hissederek etkilenerek okuyan okur olarak hangisine girer bilemiyorum ama sorgulayıcı,felsefi bir eser olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Ütopya olarak görünen eser bana göre ütopya değildir... Evet simgelerle kurgunun içinde benzetilen çok yerler olmasına istinaden yazar iki ülkeyi birbiriyle o kadar harika karşılaştırmış ki hayran kaldım.... Anarşist bir ülke ile kapitalist ülkeyi aynı sahnede karşılaştırırken, bunu yaşamaya çalışan bir bilim insanı üzerinden anlatması,onun yeni dünyaya bizim dünyamıza ayak uyduramaması, sisteme kurban gitmesine şahit olmak muazzamdı ama üzücüydü. Bu bilim insanının gezegenlere geliş sebebiyle,kalış sebebi ve kendi dünyasına dönüş sebepleri arasında ki uçurumları okurken içim acıdı.... Arkadaş ortamında bilmeden konuşmak yerine bilerek konuşursak ve eleştirilerimizi ona göre yaparsak ağızdan çıkan her kelime yerini bulur. Sizce Kapitalist bir ülke mi?Anarşist bir ülkemi hangisi daha huzurlu? Bunu bile sorgulamak için okunmalı ülkemin canım İnsanları...
Edebiyat
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
9/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2017 83. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2017 22:16
Hakkında edindiğim bilgilerle okumaya karar verdiğim romanı yaklaşık bir ay önce satın almıştım. Aslında kısa süreli okuma planlarım arasında bu romanı okumak yoktu ama sitede düzenlenen bir aktivite vasıtasıyla ilk okunacak roman konumuna geldi. İyi ki bu romanla daha erken tanışmışım, buradan aktiviteye düzenleyen arkadaşa bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. Esere gelecek olursak; eserin girişinde farklı iki dünyayı birbirinden ayıran bir duvar ve diğer gezegene yolculuk eden bir uzay gemisi karşılıyor sizi. Ya da gezegen demeyelim de birbirlerinin tamamlayıcı farklı iki dünya. Birinde yaşayanlara göre kendileri dünya diğer gezegen ay; diğer gezegende yaşayanlara göre ise tam tersi. Dünyalarımızdan birisi anarşizmin hüküm sürdüğü “Anarres”, diğer ise kapitalist ve devletçilerin dünyası “Urras”. Baş karakterimiz ise bizi romanın girişinde karşılayanlardan bir diğeri, Doktor Shevek yada unvan kullanmayan Anarreslilere göre Shevek. Kendisi, adı Anarres’i aşan bir fizik profesörü. Gemimizde Anarresten Urrasa gidiyor. Bu yolculuk sadece dışa kapalı bir alandan yapılan ticaret dışında, aralarında iletişim bulunmayan iki farklı dünya arasında yapıldığından tehlikeli olsa da, Shevek’in yüce bir amacı var. Anarres de yapamadığı fizik çalışmalarını tamamlamak ve anarşizmin başarılı olduğunu Urras’a göstermek. Tabi bu göründüğü kadar kolay değil; Urras’ın gösterişli ve rahat hayatı en büyük zorluk. Shevek gösterişe ve rahata mı kapılacak yoksa amacına ulaşabilecek mi? Tabi bu romanın olay kurgusu, bunun altından bir öğreti bir felsefe var. Anarres, bu yakın zaman komünleriyle karıştırılmasın, tam olarak teorik anarşizmin uygulandığı bir dünya düzeni. Devlet yok, hiçbir yönetim merkezi yok, bürokrasi yok, para yok, aile yok, mülkiyet yok ve yasa yok. Elinizde sahip
Siyaset
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Mülksüzler
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:50
Mülksüzler, Ursula K. Le Guin’in 1974 yılında yayımlanan, yazarın ‘ikircikli ütopya’ olarak nitelendirdiği bir bilimkurgu romanıdır. Romanımız, Anarres ve Urras isimli hayali iki gezegende yaşanıyor. Bu iki gezegendeki yaşam biçimini, roman kahramanı fizikçi Shevek ile birlikte anlamaya ve tanımaya çalışıyoruz. Shevek, yıllar önce Urras gezegeninden kopup gelen Odocuların kurduğu Anarres’te yaşayan bir bilim insanıdır. Anarres gezegeni, anarşist düşüncenin hâkim olduğu bir toplumsal düzenle yönetilmektedir. Belki de burada ‘yönetilmek’ kelimesi yanlış kaçabilir; çünkü bu gezegende insanların insanlar tarafından yönetilmesinden ziyade, ortak yaşamın ve üretimin örgütlenmesi söz konusu. Anarres’te merkezi bir devlet yapısı yok. Üretim ve iş bölümü ise ÜİD (Üretim ve İaşe Dağıtım Koordinasyonu) aracılığıyla organize ediliyor. Anarres’in en dikkat çeken yanlarından biri, yaşam koşullarının son derece zorlu ve gezegenin verimsiz olması. Doğrusu, yazarın anarşizm gibi bir sistemi neden böylesine sert koşullara sahip bir gezegende anlattığı beni oldukça düşündürdü. Ancak roman ilerledikçe bunun kurgu açısından ne kadar yerinde bir tercih olduğu da bir gerçek. Kapitalizm ile yönetilen Urras’ta, Odocu isyancıların elbette verimli ve zengin bir gezegene gönderilmeleri beklenmezdi; Anarres gibi zorlu bir yere yerleşebilmeleri bile bir bakıma mucize sayılabilir. Ama yine de aklımdan şu soru geçmedi değil: Ursula Le Guin, anarşist sistemi bolluk ve bereket içindeki bir gezegende anlatsaydı nasıl bir tabloyla karşılaşırdık acaba? Belki eksikler bu kadar görünür olmazdı, belki de bambaşka sorunlar ortaya çıkardı. Çünkü burada kıtlık ve yoksunluk, sistemin sınırlarını görünür hâle getiriyor gibi. İşte tüm eksiklerine rağmen, Anarres’teki yaşamın Urras’taki yaşamın çok ötesinde
İnceleme
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma

Yazar Hakkında

Ursula K. Le GuinYazar · 71 kitap
Ursula Kroeber Le Guin (d. 21 Ekim 1929) ABD'li yazar. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Le Guin, bu alanlardaki eserlerinin yanı sıra şiir, tiyatro, çocuk ve genç edebiyatı alanlarında da yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunmaktadır. İlk romanı 1966 yılında yayımlanan Le Guin'in eserlerinde ağırlıklı olarak Jung'un, taoizimin, varoluşçuluğun ve yunan mitolojisinin etkileri görülmektedir. Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödülün sahibidir. Yaşamı Ursula Kroeber, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 1929 yılında dünyaya geldi. Antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) psikolog ve yazar bir annenin (Theodora Kroeber) kızıdır. İsmini doğum tarihi olan Azize Ursula Günü'nden aldı. Ebeveynleri tarafından üç erkek kardeşi ile beraber kültürel çeşitlilik fikrinin hakim olduğu bir ev ortamında yetiştirildi. Massachusetts-Radcliffe College’da lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi'ni bitirdi ve yüksek lisansını “Fransa ve İtalya’da Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı” üzerine yaptı. 1951’de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk ve dört torun sahibi oldu. Le Guin 22 Ocak 2018'de Portland'daki evinde 88 yaşında öldü. Edebiyat hayatı Bilimkurgu türünde yazmaya 1960'li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962’de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969'da yazmış olduğu "Karanlığın Sol Eli" adlı romanıyla bilimkurgu dünyasının iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974'te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975'de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanı sıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır. LeGuin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir. Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ve buna sonradan eklenen dördüncü, beşinci ve altıncı kitapla çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan "En Uzak Sahil" (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazanmıştır. 1990 yılında yeniden Nebula ödülünü Tehanu ile kazanmıştır. Ana temaları Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde, bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan LeGuin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisindeki bilge ve ilk yaratılanGandalf'ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) LeGuin'in baş kahramanı Ged Gontlu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. LeGuin'in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur. Le Guin'in karakterleri basma kalıp kahramanlardan uzaktır. Genç mükemmel kadın ve erkekler yaratmayan yazarın kahramaları genellikle yaşlı adamlar veya koca karılar, cılız, sakat veya tecavüze uğramış ve intikam peşinde koşamayacak kadar çaresiz çocuklardan oluşmaktadır. Bu haliyle Le Guin romanları çaresizliği, yaşama cesaretini vurgulayan mütevazi görünümlü gizli bir romantizim barındırmaktadır. Oldukça sık kölelikten bahseder. Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır. Köleleri, bir kölenin yalın ve itirazsız, itaatkar dünyasında her hangi bir şeyi sorgulama yeteneğinden yoksun insanlardır. İsyandan bahseder, ama yanlışlıkla köle sıfatı taşıyan soylu kurtarıcılardan yoksundur hikâyeleri. Kadınlık ve erkeklik, çocukluk ve erişkinlik, kölelik ve sahiplik gibi zıtlıklara vurgu yapmaktadır. Le Guin yalın ama şiddet dolu bir evreni yansıtır. Şiddeti adlandırmaktan çekinmez. Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır. Daha fazla bilgi için: tr.wikipedia.org/wiki/Ursula_K._...