Farklı anlayışlarla yönetilen iki farklı gezegen Anarres ve Urras. Bu gezegenler arasında yolculuğa çıkan fizik profesörü Dr. Shevek. Hikayenin bu dünyalar arasında geçtiğini, iki dünya düzeninin de ayrıntılı olarak anlatıldığını söylemek mümkün. Birbirine karşıt olan bu gezegenler arasında Dr. Shevek'in amacına ulaşıp ulaşamadığını okumaktayız. Okurken farkında olmadan her iki dünya arasında kıyaslama yaparken buluyorsunuz kendinizi. Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
"Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiç bir yerde değildir."
Kafam karmakarışık...Bir sürü sorgulayıcı fikirlerle oluşturulmuş eserleri üst üste izleyip okuyunca böyle oldu.İlk okumaya başladığım zamanlar yazarların kurgu ve hikaye oluşturma yetenekleri olağanüstü hayranlık uyandırırdı.Sonraları gördüm ki insanlığın varoluşuyla birlikte edebiyata temel oluşturan,kurgular hikayeler sonsuz bir deniz. Yazarların bu denizden okuyucuyu mest edecek olanları seçip işlemesi yetenekten çok yoğun emek istiyor. Iyi ki varlar iyi ki bizim de bu denize ulaşmamızı sağlıyorlar ...
Mülksüzler ,özel mülkiyete eleştiri olan ismiyle Türk Filimlerinde geçen abartılı fakir fukaraları anlatıyor galiba diyerek başladığım bir kitap.Açıklama yapayım ; zengin kız fakir oğlan rolüne uysun diye fazlasıyla abartı var demek istedim.
Kitaba gelince iki farklı dünya Anares ve Uras (bu ismleri cok sevdim) arasında kıyaslama şeklinde yazılmış.Hangisi iyi ,daha farklı nasıl olabilir gibi düşünce girdabında döndürüp duran bir kitap.
Yalnız siyasi ideoloji olarak bakarsak sosyalizm ,anarşizm karmaşası var gibi geldi.Kapitalizm net,onu anlamamak mümkün değil.Hiç birini sorunsuz dört dörtlük işlememiş.Acaba insan faktörü söz konusu olunca hepsini insan iyilestirilebilir mi demek istiyor? Umudunuzu kaybetmeyin "devrim olursanız " herşey güzel olacak...
Verdiği mesajlar,sorgulamalar, günümüze ait sorunlarla ilgili felsefi tartışmalar güzeldi...Okuyun derim.
Herhangi bir kitabin icinde bilime/fizige dair kelimelerin olmasi ya da bunlarla alakali birtakim baglantilarin olmasi o kitabi bilim-kurgu kitabi yapmaz. Mulksuzler de iste bu yuzden bir bilim kurgu kitabi degildir.
Siyaset bilimleri bolumunde giris/101 seviyesinde okutabilecek, aydinlatici nitelikte bir kitaptir. Salt felsefi bir kitap midir dersem, hayir olur cevabim.
Mulksuzler, gercekler dahilinde bir utopyayi incelemeye calisir. Anarsizmin, sistemsizligin sistemi oldugunu, her kopusun zamanla bir olusum doguracagini ve kendi merkezi sistemini yaratacagini iddia eder. Anarsizm kural tanimazlikla ovunmez. Satin almaktan ve sahiplenmekten berîdir onlar. Buna ragmen kitapta Mulksuz oldugunu iddia eden bir gezegende bile sahiplenmeyi/korumaciligi goruruz.
Tek bir istisna, bas karakterimiz bunu birinci elden deneyimlemistir. Ulkesine toz kondurmasa da icinde bosluklar vardir. O bosluklari “omuzdasinin” da telkinleriyle takip edince o aci gercekle karsilasir. Harika bir kitaptir, hazmetmesi zordur. Yirmili yaslarin basindaki insanlara ozellikle oneririm. Yasadiklarini ve butun dunyayi, fikirleri kontrolsuz sorgulayan herkese dostum bir saniye dur der, dusundurtur. İste sirf bu acidan bile ozellikle okunmasi gereken bir kitaptir.
İki dünya… İki farklı insan yaşamı… Farklı düşünce yapıları… İnsanların hiçbir yerde değişmeyen o hayatla mücadeleleri… Ve bunları değiştirecek tek bir adam: Shevek.
Kitapta birbirinin uydusu olarak görülen iki gezegen anlatılıyor. Birbirlerinin uydusu olduklarını da şu cümleden anlıyoruz ‘’Bizim dünyamız onların Ay’ı, bizim Ay’ımız onların dünyası.’’ Bu gezegenlerden birisi Anarres diğeri ise Urras. Urras aslında şu anki dünyaya aşırı benzeyen, devletlerin olduğu, toplumlar arası hiyerarşinin yer aldığı, insanlar arası sınıf farklılıklarının belirgin bir şekilde görüldüğü bir gezegen. A-Io ise bu gezegenin en güçlü devleti. Ama kitapta yaşayan insanların kendi tarih dilimlerine göre Odo adında biri toplumdaki bu anarşist düzene karşı çıkmış ve akım yaratmıştır: Odoculuk. Bu Odo denilen kişinin fikirlerine uyan ve topluluğa isyan eden insanlar Urraslılar ile anlaşmışlar ve Anarres adını verdikleri bir başka gezegene taşınmışlardır. Shevek ise zamanında Anarres’e gelen o topluluğun devamı olan bir soydan gelen bir Anarreslidir. Ve Odoculuk adı verilen akımı sorgulayarak Anarres’ten Urras’a gider. Kitap da zaten Shevek’in yolculuğuyla başlar.
kitap28.blogspot.com/2021/04/iki-far...
Mülksüzler, Anarres ve Urras adlı iki birbirine zıt gezegenin arasında kalan bir fizikçiyi anlatıyor. Urras adlı kapitalist, endüstriyalist, emperyalist, sınıfçı ve cinsiyetçi bir gezegende yıllar önce sosyalist bir devrim gerçekleşmiş, ve devrimciler Urras'ı terk edip Anarres'e yerleşmiş. Burada da anarşist, sosyalist, liberteryen ve herkesin eşit olduğu bir ütopya kurmuşlar.
Ana kahramanımız Anarres'li fizikçi Shevek ise yıllar geçtikçe toplumunun devrimci ruhunu kaybettiğini ve yaşanan her olağanüstü halin ardında bürokrasi kalıntıları bıraktığını fark eder. Tüm ırkların peşinde olduğu Genel Zaman Teorisi'ni bulan Shevek, bu keşfini herkesin iyiliği için kullanmanın bir yolunu arar. Amacına ulaşmak için, hain damgası yemek pahasına Urras'a gitmek zorunda kalır.
Hikaye, her bölüm Urras ve Anarres arasında geçiş yaparak işleniyor. Urras bölümlerindeki Amerika eleştirileri bilindik olsa da Shevek'in yaşadığı kültür şokları güzeldi. Anarres bölümleri ise toplumun yapısı gereği daha ilgi çekiciydi.
Sonunun biraz havada kalması dışında beğendim. Politik bilim kurgu sevenler okumalı.
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 199015,6bin okunma
Oldukça yoğun siyaset içeren bir bilim kurguydu. Bilim kurgu ve fantastik sevdigimden sanirim akti gitti kitap :)
Bir de sanki devam kitabi varmış gibi bitmesi bende hayalkirikligina sebep oldu acikcasi
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 199015,6bin okunma
Okuyucuyu harika bir düşünce yapısının içerisinden geçiren & üstüne uzun uzun düşündüren bir kitap mülksüzler. Sosyalizm, anarşizm, kapitalizm dolu birbirinin asimetriği ülkelerin içerisinden geçen bir fizikçinin kendi yaşam mücadelesinde kayboluyorsunuz. Okurken benim adıma yorucu oldu çünkü, kitaptaptaki zaman ve mekan yorumlamalarında dikkatinizi vermeniz ve olay örgüsünü iyi kavrayabilmeniz gerekiyor. Kitaptaki zaman ve mekan ölçeğini kavradıktan sonra sizi içine alan konu bir hayli ilgi çekici. Kimi zaman aşırı rahatsız edici bir distopya, kimi zaman da böyle olsa güzel olmazmış dedirten bir ütopya. Kesinlikle okunması ve okutulması gereken bir kitap.
Eğer Kimoe kendine saygı duymak için insan ırkının yarısının kendini aşağı olduğunu düşünmek zorundaysa, kadınlar kendilerini nasıl saygı duyuyorlardı - onlar da erkekleri mi aşağı görüyordu?
Mülksüzler, Ursula K. Le Guin
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 199015,6bin okunma
Distopya ya da ütopya mı demeli, sevenler bu kült romanı da muhakkak sevecektir. Hele ki benim farklı gezegenlerde yaşayan insanları okumak isterseniz kitap size uygundur diyebilirim. Ancak her okuyucuya hitap eden bir tarzı yok yazarın; zaman zaman okurken takıldığım zorlandığım olmuştur. Kitaptaki duvar metaforu oldukça düşündürücü. Bu, gerçek anlamada veya değil, kişinin kendine ördüğü veya diğer canlılarla arasına ördüğü fark etmez. İnsanı nasıl yalnızlaştırdığını, nasıl bugünü yaşanmaz kıldığını görebiliyorsunuz romanda. Anarşizm pek övülür kitapta, öyle ki eski dünya Urras’tan gidenlerin kurduğu medeniyetin adı Anarres’tir. Le Guin Şöyle der kitabının arka kapağında: “...Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olan anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır.” Bu yeni kurulan ideal dünya, tüm kuraklığı, kıtlığı, sevimsizliğiyle yine de insanın insan olarak yaşayabileceği bir dünyadır. Ancak orada da insanın içinde yatan o güçlü olma, hükmetme dürtüsünü görmekteyiz.
Shevek kim tanımak bilmek anlamak ve dünya da aslında özgürlük olmadığını sürekli bir üste bağımlılık duyulduğunu fakat cesursanız buna gerek olmadığını görmek için okunur.
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 199015,6bin okunma
Ursula Kroeber Le Guin (d. 21 Ekim 1929) ABD'li yazar. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Le Guin, bu alanlardaki eserlerinin yanı sıra şiir, tiyatro, çocuk ve genç edebiyatı alanlarında da yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunmaktadır. İlk romanı 1966 yılında yayımlanan Le Guin'in eserlerinde ağırlıklı olarak Jung'un, taoizimin, varoluşçuluğun ve yunan mitolojisinin etkileri görülmektedir. Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödülün sahibidir.
Yaşamı
Ursula Kroeber, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 1929 yılında dünyaya geldi. Antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) psikolog ve yazar bir annenin (Theodora Kroeber) kızıdır. İsmini doğum tarihi olan Azize Ursula Günü'nden aldı. Ebeveynleri tarafından üç erkek kardeşi ile beraber kültürel çeşitlilik fikrinin hakim olduğu bir ev ortamında yetiştirildi. Massachusetts-Radcliffe College’da lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi'ni bitirdi ve yüksek lisansını “Fransa ve İtalya’da Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı” üzerine yaptı. 1951’de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk ve dört torun sahibi oldu. Le Guin 22 Ocak 2018'de Portland'daki evinde 88 yaşında öldü.
Edebiyat hayatı
Bilimkurgu türünde yazmaya 1960'li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962’de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969'da yazmış olduğu "Karanlığın Sol Eli" adlı romanıyla bilimkurgu dünyasının iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974'te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975'de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanı sıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır.
LeGuin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir.
Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ve buna sonradan eklenen dördüncü, beşinci ve altıncı kitapla çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan "En Uzak Sahil" (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazanmıştır. 1990 yılında yeniden Nebula ödülünü Tehanu ile kazanmıştır.
Ana temaları
Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde, bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan LeGuin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisindeki bilge ve ilk yaratılanGandalf'ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) LeGuin'in baş kahramanı Ged Gontlu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. LeGuin'in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.
Le Guin'in karakterleri basma kalıp kahramanlardan uzaktır. Genç mükemmel kadın ve erkekler yaratmayan yazarın kahramaları genellikle yaşlı adamlar veya koca karılar, cılız, sakat veya tecavüze uğramış ve intikam peşinde koşamayacak kadar çaresiz çocuklardan oluşmaktadır. Bu haliyle Le Guin romanları çaresizliği, yaşama cesaretini vurgulayan mütevazi görünümlü gizli bir romantizim barındırmaktadır. Oldukça sık kölelikten bahseder. Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır. Köleleri, bir kölenin yalın ve itirazsız, itaatkar dünyasında her hangi bir şeyi sorgulama yeteneğinden yoksun insanlardır. İsyandan bahseder, ama yanlışlıkla köle sıfatı taşıyan soylu kurtarıcılardan yoksundur hikâyeleri. Kadınlık ve erkeklik, çocukluk ve erişkinlik, kölelik ve sahiplik gibi zıtlıklara vurgu yapmaktadır. Le Guin yalın ama şiddet dolu bir evreni yansıtır. Şiddeti adlandırmaktan çekinmez. Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır.
Daha fazla bilgi için: tr.wikipedia.org/wiki/Ursula_K._...