Damızlık Kızın Öyküsü

8,3/10  (16 Oy) · 
40 okunma  · 
14 beğeni  · 
2.228 gösterim
Damızlık Kızın Öyküsü, kadınların erkeklerin buyruğu altında olduğu ve bir kast sistemine göre sınıflandırıldıkları, doğurmanın her şeyden çok teşvik edildiği ve değerli görüldüğü dehşet verici bir hiyerarşiyi, totaliter ve teokratik bir devleti anlatıyor. ABD`nin günbegün itibar kaybetmesine bir son vermek amacıyla askerler ABD başkanını öldürür (ama bunu bir terörist saldırı gibi gösterir ve suçu Müslüman teröristlerin üzerine atarlar), bu da ilk hedefleri `düzeni yeniden sağlamak` olan, "Jacob`ın oğulları" isimli hareketi başlatmış olur. Yaptıkları ilk iş de, ülkedeki tüm kadınların banka hesaplarını dondurarak tüm haklarını ellerinden almaktır. Yeni askeri diktatörlük, toplumu teokratik, ırkçı ve şovenist biçimde yönetmeye başlar.

Kadınların maruz bırakıldığı kast sisteminin en tepesinde doğuramayan evli kadınlar, en altında da otellerde saklanan ve erkeklerin keyfini bekleyen fahişeler vardır. Aradaki sınıflar da kız evlatlar (eşlerin evlat edinilmiş kızları), Martha`lar (ev işleriyle ilgili yetenekleri sayesinde kolonilere gönderilmekten sıyıran bekar, kısır, orta yaşlı kadınlar) ve Teyzeler`den (Damızlık`ları eğitip gözlemlemek için kullanılan, özerkliği olan tek grup) oluşur. Bir de fahişelerle teyzelerin bir üstünde, hayattaki tüm amaçları daha üst sınıflar için çocuk doğurabilmek olan Damızlık`lar vardır, romanın anlatıcısı da Offred isimli bir Damızlık kızdır zaten.

Offred bu yeni toplumu sürekli eski normal hayatıyla karşılaştırır, bu da okuyucuya toplumun nasıl işlediği bilgisini doğal bir şekilde verme yöntemi olarak başarılı olur. Anlatım son derece sade, temiz, üstelik sürekli karşılaştığımız sözcük oyunları da çok hoş. Damızlık Kızın Öyküsü, güvende olmak adına özgürlüğümüzün ne kadarından vazgeçmeye gönüllü olduğumuzu sorgulayan, bilim kurgu türüne (en azından yazarın kendisine göre) ait olmasa da, feminist distopyanın en iyi önekleri arasında sayılan bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    1992
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9754141622
  • Orijinal Adı:
    The Handmaid's Tale
  • Çeviri:
    Sevinç Kabakçıoğlu, Özcan Kabakçıoğlu
  • Yayınevi:
    Afa Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mahmut Çayır 
 04 Şub 14:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Basımı olmayan güzel kitaplar serisi 1

Düşünün, bir sabah yeni bir dünyaya uyandınız. Yönetim ele geçirilmiş, yasalar askıya alınmış, hayatlar kimseye sorulmadan şekillendirilmiş. Tüm bunlar olurken siz sadece uyuyormuşsunuz. Özgürlüğü tatmış her bireyin korkulu rüyası totaliter rejim ile karşı karşıyasınız. Önceki ile sonrakini hayal etmek mi daha acıdır yoksa tecrübe etmek mi? Yazarın anlattığı kadarıyla “tecrübe etmek” daha acı.

İlkin kadınların tüm hakları ellerinden alınmış. Sonrasında erkekler de nasibini almış haksızlıktan. Diktatörlüğün şanından olduğu üzere zamanla bir avuç yönetici dışındaki herkes köleleştirilmiş. Kimisine Martha denmiş kimisine komutan. Terör ve kimyasal silahlar yüzünden kısırlık baş göstermiş. Hal böyle olunca tüm hakları ellerinden alınan kadınlar kıymete binmiş. Yalnız bu, suni bir kıymet. Neden suni? Çünkü kısır olmayanlar, komutan eşi ya da komutanınki sıfatları ile adeta kafeslere alınmış, diğerleri köleliğe devam.

Üreme nesnesi olan damızlık bir kızın gözünden anlatıldığı için esere feminist çizgiler hakim, ancak derinde durum o kadar da basit değil. Hakka sahip komutanlar, evlenecekleri kişileri bile seçemiyor. Doğurmaları için kendilerine tahsis edilen “damızlık kızlar” ile öpüşmeleri bile yasak. Cinsellik en önemli görev halini almış. Spermin yumurtalara tutunabilmesi için gerekli minimum temas ve haz ile yerine getirilmesi gereken bir görev. Tabi erkeklerin, kadınlar ile karşılaştırıldığında ayrıcalıklı statüde oldukları doğru. Ancak herkesin bir tür acı çektiği yadsınamaz. Esere, kadınlar acının yükünü daha çok sırtlandığı için, “feminist bir distopya” adı verilmiş olsa da, kitapta halinden memnun bir tek kişi (cinsiyet ayrımı olmaksızın) yok.

Bir İnarritu sever olarak, finali de son derece tatmin edici buldum.

Kitap 1992 de 1000 adet basılmış ve başka baskısı gerçekleşmemiş. Baskısının olmamasını çevirmen faktörü ile bağdaştırmak mümkün. Anlatım bozuklukları, üst üste iki cümlede aynı yüklemin ya da aynı kelimelerin kullanılması, çatı uyuşmazlıkları… Çevirmenlerin editörlük de yaptığını öğrendiğimde şaşkınlığım daha da arttı. Terzi kendi söküğünü dikemez diyerek avuttum kendimi. Kelime dağarcığı çok az olan bir kitap çıkmış ortaya, martı yayınevini anımsatan bir çevirmen performansı olmuş.

Özetle, distopya tarzında bile farkındalık oluşturabilmiş bir kitap. Kaliteli bir yayınevinden, yeniden çevrilerek çıkarsa hak ettiği değeri bulur. Çevirmenlere rağmen güzel bir eser, türe ilgisi olanlar beğenecektir.

Damızlık Kızın Öyküsü, yazarın okuduğum ilk kitabı. Bu hafta sahafta görene kadar böyle bir kitabın varlığından dahi haberim yoktu malesef. Ama adımımı içeri atar atmaz ilk gözüme çarpan, beni kendine doğru hızlı adımlarla çeken bir kitap oldu. Başlamak için eve gitmeyi bile bekleyemedim. Kendimi bir kafeye atıp, okumaya başladım hemen. Kitap öyle gerçekçi ve etkiyeciydiki beni tamamen içine çekti, kapatıp bir türlü kafeden çıkamadım. Her seferinde tamam bu son sayfa, sonra kalkacağım diye kendi kendimle anlaştım. Ama kalktığımda neredeyse kitabı yarılamıştım.

Hepimiz bir distopyayı anlatan kitaplar okumuşuzdur. En basitinden 1984 ' ü bilmeyen yoktur herhalde. Bu tür kitaplarda genelde kahramanımız bu dünyanın içine doğmuştur, sonradan böyle bir dünyada bulmamıştır kendini. Bu yüzden geçmişi özleyip yad etmez, bu kadar acı çekmez. Ama bu kitap bunun tam aksi işte.

Hikayeyi damızlık bir kızın ağzından dinliyoruz. Bir zamanlar özgür, istediğini giyinen, aşık olan bir kızın, bir sabah bambaşka bir dünyaya gözünü açmasıyla başlıyor. Bu feminizm üzerine yazılmış karanlık distopya, ABD hükümetinin yerine geçen totaliter bir dünyada yaşanıyor. Terörist saldırılar sonucu hükümet dağılıp, kendilerine Yakup ' un Oğulları diyen bir grup yönetimi ele geçirmiştir. Kadınların hakları tamamen ellerinden alınmıştır. Çalışmaları, kendilerine para verilmesi, okuma yazmaları, aşık olmaları yasak. Ya hizmetçi, köle, fahişe ya da komutanlara, komutan eşleri gözetiminde evlat verecek damızlık kızlar olacaklar. Gruplara ayrılmış olan kadınlar; yeşil, kırmızı, kahverengi...gibi kıyafetler giymek zorundadırlar. Bu kıyafetler onların hangi görev ve sınıftan olduğunu temsil ediyor çünkü. İntihar etmelerini engellemek için bomboş odalarda yaşıyor, isyan etmesinler diye cahil ve çaresiz bırakılıyorlar.

Kitabı bitirdikten sonra oturup düşündüm uzun uzun. Öyle gerçekçi bir anlatım ve betimlemeler varki kitapta, sanki gerçekten bunlar varmış gibi korkuttu beni. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap...

Ayfesa 
08 Şub 00:57 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kitapta genel olarak otoriteye teslimiyet hakim. Her ne kadar kahramanımız içsel çatışmalar yaşasa da yahut yavaş yavaş küçük risklerden daha büyük risklere girmeye başlasa da kafasında oluşturulabilmiş belli bir kalıp var. Yaşamının büyük bölümünü özgür olarak geçirmiş bir kadına bile bu şekilde boyun eğdirilmesi gerçekten korkutucu. Yaşamak için değil de daha çok umudunu kaybetmediği için... Yine de insan merak ediyor hiç kimsenin istediğini alamadığı böyle bir dünyanın kurulmasına nasıl izin verilmiş olabilir? Açıkçası okurken 1984'ü hatırlamaktan kendimi alamadım: benzer konular, anlatımı farklı ama vermek istediği mesaj aynı.

Kıvanç Yıldız 
13 Nis 2016 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Neden bir türlü bulamadığıma kızdığım, arama motorlarına küstüğüm kitap... Aramaktan yoruldum. Sahaflara 80-100 TL verip almaktansa bir yayın evinin yorumumu okuyup bu kitabı tekrar basmasını bekliyorum.

denizcvdr 
10 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap feminist distopya diye geçiyor.Kitabı okurken "iyiki sadece bir distopya" şeklinde düşünmeden edemiyorsunuz. Goerge Orwell-1984 kitabını anımsatan kısımlar var.Yasaklar ve izleniyor olma düşüncesi ile ciddi paranoya -belki de değil- okurken bile sizi kasvete düşürüyor.Okunmalı derim.Ancak bulmak zor.Ben Ekim 1992 basımını okudum. İnternetten şöyle bir bakayım dedim 65 TL gibi bir fiyat gördüm.Ancak o kadar para vermeye değer mi bilemedim doğrusu.

Kitaptan 14 Alıntı

Birden fazla özgürlük çeşidi vardır, derdi Lydia Teyze. Bir şeyler yapma ve bir şeylerden sakınma özgürlüğü.

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 33)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 33)
Seda 
15 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Hiçbir şey bir anda değişmez: derece derece ısınan bir küvette farkına varmadan haşlanarak ölürsünüz."

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 68)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 68)
Seda 
15 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Çok şeyiniz olursa.. bu maddi dünyaya aşırı bağlanır ve manevi değerleri unutursunuz. Manevi yoksulluğu beslemelisiniz."

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 76)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 76)
Seda 
15 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Bir şey sadece kıt ve ulaşılması güçse değerlidir."

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 131)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 131)
Damla. 
21 Şub 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

İnsanoğlu her şeye alışır, derdi annem. Yerini dolduracak birkaç şey bulduğu sürece, insanların nelere alışabildikleri gerçekten şaşırtıcı.

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 308)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 308)
Seda 
24 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Hiçbir anne, tam olarak bir çocuğun anne fikrine uymaz, sanırım tersi de geçerli."

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 208)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 208)
Seda 
24 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Aldırmamak cehaletle aynı şey değildir, üstünde çalışman gerekir."

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 68)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 68)
Seda 
15 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Akıl sahip olunacak değerli bir şey; bir zamanlar insanların para biriktirdiği gibi biriktiriyorum onu. Saklıyorum, zamanı geldiğinde, elimde yeteri kadar olacak."

Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 125)Damızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood (Sayfa 125)
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Margaret Atwood'un distopyası televizyona uyarlanıyor
Margaret Atwood'un distopyası televizyona uyarlanıyor Margaret Atwood'un 1985'te yayınlandığı ünlü feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü (A Handmaid’s Tale) televizyona uyarlanıyor.