Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kokuların eşsiz gücü!
Puan vermedi·264 syf.··
2021 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 21:58
Bir arkadaşımla konuşurken ona kokulardan bahsediyordum. İnsanlarla ilk karşılaşmamızda  “kanım ısınmadı”, “çok cana yakın buldum”, “çok hanımefendi” ya da “çok beyefendi biri” gibi ifadeler kullanmamızın altında yalnızca o kişinin beden dilinden gelen mesajların ya da konuşmalarının değil aynı zamanda yaydığı kokunun da etkisinin olduğunu anlatıyordum. Görüşümü desteklemek için de köpeklerden örnek veriyordum. Canlılar arasında koklama duyusu en gelişmiş varlığın köpekler olduğunu, eğer bir köpek gördüğümüzde korkarsak ona göre koku yaydığımızı ve köpeğin bize saldırdığını; korkmaz da cesaretli davranırsak da yaydığımız koku nedeniyle köpeğin bize saldırmadığını söylüyordum.     • • • Arkadaşım da bana "Patrick Süskind’in ‘Koku’ diye bir kitabı var hiç duymuş muydun?” diye sordu. Ben de ona “duymadığımı” söyledim. O zaman “Önce kitabı okumanı, ardından da filmi var, filmini seyretmeni tavsiye ederim” dedi. Doğrusu Süskind’in kitabını okuyana kadar kokularla ilgili genel bir bilgim vardı. Kitabı okuyunca bu bilginin ne kadar da yüzeysel olduğunu gördüm. Zira Süskind, kitabında kokuyu ve kokunun insanlar üzerindeki etkisini kahramanı Jean Baptiste Grenouille’nin hikâyesi üzerinden bütün detaylarıyla anlatıyor bizlere. Grenouille, annesiz ve babasız olarak tüm insani duygulardan yoksun olarak büyüyor. O, aşk, sevgi, merhamet, acımak, başkalarını düşünmek gibi hiçbir duyguya sahip değil. Kendisinin bir insan gibi kokmadığını anladığında adeta dünyası yıkılıyor. Ancak sahip olduğu muhteşem koku alma duyusu sayesinde koku üreterek insanlara kendisini kabul ettirmeyi başarıyor. • • • Süskind, kitabın arka planında kokunun yalnızca insanlar üzerindeki etkisini değil, aynı zamanda toplum tarafından dışlanan bir insanın kendini var edebilme ve topluma kabul ettirebilme adına neleri
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
Koku - Patrick Süskind
Puan vermedi·264 syf.··
2022 4. kitabı
Yaklaşık bir kaç yıl önce bu kitaba başlamış, ilk bölümdeki uzun betimlemeli bölümler beni çok yorduğu için bırakmıştım. Abimin kütüphanesinde yeni bir kitap ararken elime geçti. "O zaman küçüktüm, belki bu sefer okuyabilirim" diyerek ikinci bir şansı verdim. Kitabı okurken yine aynı şekilde yoruldum. Özellikle Baldini ile tanışma aşamasında. Abime; sence kitabı yine bırakmalı mıyım? diye sorduğumda "DÜNYANIN SONU DEĞİL, okuyamıyorsan bırak" cevabını verdi Haklıydı ama bir kitabı ikinci kere bırakmayı kendime yediremedim. Belki bundan sonraki bölümü güzeldir diye diye kitaba devam ettim. Yanlış mı yaptım diye sorarsanız: hayatımda bir kitaba dair EN İYİ kararı verdiğimi düşünüyorum. Kitap KESİNLİKLE ikinci şansı hak ediyor.. Belki çok fazla okumadığımdandır diğer kitaplara kıyasla kurgusunu ÇOK ETKİLEYİCİ buldum. Olay örgüsüne gelirsek; Grenoille kokulara karşı AŞIRI hassasiyeti olan bir karakter. Öyle ki konuşmayı öğrenirken soyut varlıkların kokularını duyamadığı için onların isimlerini öğrenemiyor. (örn: sevgi, hayal..) Ancak söz konusu somut şeyler olduğunda örneğin odunu sadece odun olarak isimlendirmiyor. Odunun tüm türlerini kokusuna göre farklı farklı isimlendiriyor. Böyle bir duyarlılıktan bahsediyoruz. Grenoille istifa etmek üzere olan bir parfümcü ile yâni Baldini ile tanışır ve orada kendi yetisini nasıl kullanacağını, yetisini nasıl tekniğe dönüştüreceğini öğrenir. Aynı zamanda çeşitli parfümler üreterek istifa etmek üzere olan Baldini'nin işlerini düzeldir. Hiçbir insanın ayak basmadığı bir yerde yedi yıl inzivaya çekilen Grenoille kendi kokusunun olmadığını fark eder. Bu onun için büyük bir hayal kırıklığıdır. Bundan sonra kendine koku arayışına girer. Bu konuda o kadar ustalaşır ki artık kokusunu değiştirerek insanların ona karşı
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
Kitabın Kokusu Aldık, Peki Ruhuna Yaklaşabildik mi?
Puan vermedi·264 syf.··
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 18:51
Bu ay Kitap Simyacıları Kulübü okuma kulübünde payımıza düşen roman Koku oldu. Farklı okumalara, farklı yorumlara açık; üzerine konuşuldukça yeni fikirler doğuran bir metin. Kimimiz için güçlü bir anlatı, kimimiz için daha çok düşünsel bir deneyim. Bu roman üzerine yapılan tartışmalar, aslında beni okur olarak nerede durduğumu yeniden düşünmeye itti. Çünkü bazı metinler sadece hikâyesiyle değil, onlara yüklenen anlamlarla da var oluyor. Koku, 18. yüzyıl Fransa’sında doğan Jean-Baptiste Grenouille’in hikâyesini anlatır. Kendine ait hiçbir kokusu olmayan, buna karşın olağanüstü bir koku alma yeteneğine sahip olan Grenouille, dünyayla insanlar üzerinden değil, kokular üzerinden bağ kurar. Parfümcülükle tanışması onun için bir meslekten çok varoluşsal bir arayışa dönüşür. “Kusursuz koku”ya ulaşma isteği, onu cinayetlere sürükler ve roman, insan doğasını, ahlakı ve toplumsal düzeni ilkel bir duyunun merkezinden sorgular. Koku, fikri son derece basit ama bir o kadar da özgün bir roman. Koku gibi edebiyatta nadiren merkeze alınan bir duyunun, insanın karanlık tarafını anlatmak için kullanılması cesur ve dikkat çekici. Ancak bu güçlü fikir, benim için her zaman aynı ölçüde güçlü bir edebî deneyime dönüşmedi. Romanın başında Grenouille’in “kokmuyor” olması nedeniyle şeytani ve tekinsiz görülmesi ilginç bir çıkış noktası sunuyor. Güzel kokunun insanla, kötü kokunun şeytanla ilişkilendirildiği bir dünyada, hiç kokmayan birinin tanımsız ve korkutucu kabul edilmesi fikren anlamlı. Buna rağmen bu düşüncenin pederlerle yapılan uzun diyaloglarla fazla uzatılması, psikolojik olarak derinleştirilmediği için beni tatmin etmekten çok yordu. Nitekim film uyarlamasında bu sahnelerin ya tamamen çıkarılması ya da oldukça kısaltılması, bu bölümün birçok okur için de sorunlu bulunduğunu
Kitap Simyacıları
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Koku, yüzeyde bir seri katil hikayesi gibi dursa da, aslında erken kapitalizmden kitle psikolojisine, sınıf görünmezliğinden ahlakın nasıl kolayca çözülebildiğine kadar uzanan karanlık bir uygarlık eleştirisi. Grenouille’in “kokusu olmaması”, alt sınıfların toplumdaki görünmezliğinin metaforu gibiyken; insanları yalnızca birer hammadde olarak algılaması, bedenin ve emeğin metalaşmasını acımasızca yüzümüze vurur. Finalde kalabalığın tek bir uyaranla ahlakını askıya alması, aklın ve ilerlemenin kutsandığı Aydınlanma anlatısına ağır bir darbedir: bilgi insanı daha iyi yapmaz, sadece daha etkili kılar. Kadın bedeninin sessizce tüketilmesi, ahlakın bir algı meselesine indirgenmesi ve iktidarın duyular üzerinden kurulması roman boyunca rahatsız edici bir berraklıkla akar. Süskind’in asıl söylediği şudur: Grenouille bir sapma değil; doğru koşullar oluştuğunda her toplumun içinden çıkabilecek bir sonuçtur.
Hayata Dair
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
Yalnızlık ve İnsan Doğasının Derin Kokusu
Puan vermedi·264 syf.··
2025 100. kitabı
İnsan doğasının en ilkel ve karmasik yönlerini bir araya getiren bu roman, okuyucuyu kokuların ve izlenimlerin olduğu bir dünyaya davet ediyor. Süskind, kelimelerle değil, kokularla adeta anlatmaya çalışmis. Her sayfa, kokunun bir başka boyutuna açılan bir kapı. Romanın kahramani Jean-Baptiste Grenouille, bir yanda sıradan, diğer yanda bir dahi. Onun kişiliği, doğuştan gelen bir anomali gibi: herhangi bir kokusuz insan gibi doğmuşken, dünyanin kokusuna olan bağlılığı bir yansıma değil, onu dünyadan ayıran bir öge haline geliyor. Süskind, Grenouille’un dünyaya olan yabancılaşmasını çok ustaca işlemiş. Romanin en belirgin özelligi koku ile gücün iç içe geçmesi, bu iki unsurun karakterlerin ve olayların şekillenmesindeki etkisi. Grenouille, kokulara olan aşırı duyarlılığı sayesinde başkalarını kokularıyla etkileyebilme yeteneğine sahip olur. Ancak bu, basit bir estetik algı meselesi degildir. Süskind, kokunun, insanların bilinçaltına işlerken aynı zamanda bir tür psikolojik ve toplumsal kontrol araci olarak kullanılabileceğini gösterir. Süskind’in üslubu, tıpkı romanın konusu gibi yoğun, keskin ve iç içe geçmiş bir yapıya sahip. Her bir cümle, kokulara dair betimlemelerle dolu. Kısaca okuyun ve filmini de seyredin.
1000Kitap
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2022 21:24
"Bu zamanda hiç kimseye güvenip yaklaşmaya gelmiyordu aslında." Koku, Alman yazar Patrick Süskind'in ilk olarak 1985 yılında yayımlanan ve o yıl büyük yankı uyandıran, aylarca çok satanlar listesinde zirvede kalan, daha sonra da beyaz perdeye uyarlanan kitabı. Bu bilgi beni şaşırtmadı. Çünkü kitap olay örgüsü ve karakteriyle okuduğum en ilginç kitaplardan biri. Farklı konusu, alışageldiğimiz duyu olan görmeye dayalı anlatım yerine kokuya dayalı bir anlatım seçerek bizi farklı bir dünyaya götürüyor yazar. Kokuların dünyasına... Kitap, okuru kokular üzerine düşündürüyor. Bir düşünün, hayatında hiç papatya koklamamış birine anlatabilir misiniz papatya kokusunu? Ya da bilmediğiniz bir baharatın kokusunu birisi anlatsa, onu koklamış gibi olur musunuz? Yazar; "İnsanoğlunun dili, koklanır dünyayı betimlemeye yetmiyor." derken ne kadar haklı öyle değil mi? Her şeyin görme duyusuna odaklandığı, betimlemelerin daha çok görsel özellikleri ifade ettiği bir dünyada, önemsenmeyen bir duyuyu kitabın konusu olarak seçme cesareti ve konuyu ustalıkla okura anlatabilme başarısı için yazarı ne kadar övsem az. Kitapta olaylar 18’inci yüzyılda Fransa’da geçiyor. Kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille, doğumundan beri sevilmemiş, kabullenilmemiş, annesiz babasız büyümüş bu yüzden de tüm insancıl duygulardan yoksun biri. Kokulara karşı aşırı derecede, (koklayarak görüyor denilebilecek kadar) duyarlı olan Grenoille, hedefi dünyanın en iyi parfümünü üretmek olan, istediği kokuyu anında üretebilen bir dahidir. Fakat bir gün kendi kokusunun olmadığını fark eder ve dünyası kararır. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına sanki normal bir insanmış izlenimi verecek kokular sürmektir. Bu yüzden de kokusunu beğendiği insanların kokuları ile parfüm yapmak için cinayetler işler. Yazar, birey olarak
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2021 95. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2021 13:03
Bir yandan ucube bir seri katilin dehşet veren hikayesi. Diğer yandan doğuştan şanssız bir dahi olan Jean-Baptiste Grenouille’nin toplum içerisinde var olabilme savaşı. Patrick Süskind çok tanınan bu romanında başarılı bir polisiye hikayeyi büyülü gerçekçiliğin çarpıcı örneklerinden biri haline getirirken, görkemli bir insanlık trajedyası paylaşıyor okuyucusuyla. 18. Yüzyılın ortalarında, Fransa’da geçiyor hikaye. Hani hep denir ya; “Fransızlar kendi şehirlerinin pis kokularına dayanamadıklarından parfümü icat ettiler.” diye, işte o dönem. Gerçekten de Süskind’in tarif ettiği Paris varoşlarının sokakları kan, dışkı, leş ve ölüm kokuyor. O aristokrasinin kafasını çevirip bakmaktan imtina ettiği korkunç yığınlar sadece hayatta kalma savaşı verirken ahlak da, insanlık da, değerler de geride kalıyor. Cinselliğin sadece ihtiyacı gidermek için hayvanca yaşandığı, çoğunluğu piç olarak doğan çocukların zaten zorlukla hayatta kalabildiği, bu sefaleti herkesin kanıksadığı bir ortam çiziyor bize Süskind. Kendisi direkt olarak hiç dile getirmese de kitabının gizli temelini oturttuğu “toplumsal eşitsizlik” eleştirisini, iddialı ihtilalin bile çözemediği o dengesizliği çok başarılı resmediyor. Kahramanımız Jean Baptiste Grenouille böyle bir ortamda, yoksul bir pazarcı kadının gayrimeşru oğlu olarak, çöplerin içinde doğuyor. Umut edilenin aksine ölmeyip bir de ağlamaya başlayınca daha doğar doğmaz annesini ipe gönderiyor Grenouille. Sayısız benzeri gibi para karşılığı yoksul ve sert kadınların yanında büyüyor ve çoğu akranının aksine bu zorlu koşullarda hayatta kalmayı hep başarıyor. Zira kendi kokusu yok ama eşsiz bir koku alma yeteneği var onun ve sıradan insanların görerek, dokunarak, konuşarak tadarak algıladıklarından çok daha fazlasını sadece koku alma duyusu ile
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2018 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2018 00:33
İNSAN, KOKU VE BÜTÜN MODERN HAYATIMIZ Beş duyu. Görmek,Duymak,Konuşmak,Dokunmak ve Koklamak. Ne yani bilmiyor muyuz neyin tekrarı bu , evet biliyoruz her şeyi bildiğimiz gibi. Yeryüzünde söylenmedik söz kaldı mı ki hem? Beyin öyle bir mekanizma ki, kokuyu sese, görüntüyü kokuya, sesi görüntüye, sözü kokuya, kokuyu görüntüye, dokunuşu kokuya, sesi kokuya, dokunuşu söze, işte böyle böyle çevirebiliyor hepsini birbirine. Koku almada zorlanan biriyim, birkaç sene önce burun ameliyatı geçirdim ama pek faydası olmadı, hatta daha da zorlaştı bir bakıma koklamak. Bu nedenle bu kitap ismiyle çok ilgimi çekti. Koku hayatın anlamlarından biri. Kimileri az görüyor kimileri hiç. Kimileri az duyuyor kimileri hiç. Kimileri az konuşuyor kimileri hiç. Kimileri az kokluyor kimileri hiçe yakın. Neyse ki dokunmak hani ortak hepimizde, gerçi kimileri de az dokunuyor veya az hissediyor dokunduğunda. Bu kitap , özelde koku meselesine odaklansa da aslında insanın varoluşuna ayna tutuyor. Hayatı, koklamak üzerine kurulu bir katilin, bir caninin hikayesi bu. Doğumundan itibaren farklı olan, ötelenmiş ve öteki olan, bahtsız bir adamın hikayesi bu. Kimileri için koklamak hayata tutunmanın yolu, kimileri için görmek veya duymak. Kimileri için konuşmak. Ve hepimiz için de dokunmak.. Modern hayat, duyuları bizim için öncelik olmaktan çıkartıp insanı birer “birey” veya birer “hayvan” olmaya doğru sürüklüyor olabilir mi ? Bütün kokuları alabilen müthiş bir burun sahibi olan katil, bir gün kendi kokusu olmadığını fark edince dünyası alt üst olur. Bizler de sürekli bir şeylerle temas ediyor ve duyu organlarımız yoluyla ilişki kuruyoruz hayatla. Peki biz yani kendimiz bu algılar dünyasının neresindeyiz? Kendi kokumuz var mı, ya da kendi şahsiyetimiz, ya da bunun ne önemi var ne kadar önemi
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
Puan vermedi
#PatrickSüskind #Koku 250 sy #CanYayınları “Koku belki de en şiirsel histir. Anıları uyandırır, tanımlama ister, hiç olmadık şeyleri çağrıştırır, güzellik yayar, tiksindirir, kendine bağlar ya da uzaklaştırır” diyen Patrick Süskind ; Altını çizerekte ekliyor , "Gücü elindeydi. Elinde tuttu. Paranın gücünden, terörün gücünden ya da ölümün gücünden daha güçlü bir güç: insanlığın sevgisini yönetecek yenilmez bir güç. İktidarın yapamayacağı tek bir şey vardı: Kendi kokusunu almasını sağlayamamak." * * *** KOKU; Patrick Süskind'in edebiyat dünyasına bomba gibi düşen romanıdır.. Aynı zamanda büyülü gerçeklik ile fantastik bir atmosferin de karışımı.. Patrick Süskind'in kitabında en çok ön plana çıkardığı nokta, maddeler hakkındaki yargılarımızı verirken, görme duyusunu ön plana çıkarmamızın aslında bir yanılsamadan kaynaklandığıydı. Asıl belirleyici olanın ise koku alma duyumuzun olduğudur . Gözün ortaya koyduklarının büyük bir yanılsamadan ibaret olduğunu da an be an bize kanıtlıyordu eserinde.. Grenouille'in kurbanları olan kızlardan, kokuları nedeni ile nasıl etkilendiğini, satır aralarında ise bunu da biz okurlara buram buram hissettirmesi idi. 18. Yüzyılda , şimdiki günümüzden epeyce bir uzak , kaba tabirle çöplük diyebileceğimiz eski Paris'te, bir pazar alanında, bir balık tezgahında başlıyor hikâyemiz. Ve sizlerle bugün o döneme yani 18. yüzyıla gideceğiz.. Fransa'ya , Paris'e . O dar ,o kalabalık sokaklarda dolanacağız biraz.. Ve orada değişik farklı bir karakter ile tanışacağız. Sonrasında hiç unutamayacağımız. Öylesine birbirine karışmış, kötü ve de iğrenç kokular hüküm sürüyor ki tüm şehre. İnsanlar ve sokaklarda da dahil her yerin ,her şeyin, pis ve ağır koktuğu bir dönemde “mutlak bir koku alma duyusu ” gibi yüce ve
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
4/10
·264 syf.··
2025 91. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 21:20
Patrick Süskind’in Koku kitabı, edebiyat dünyasında çok konuşulmuş ve farklı bir kitap uzun zamandırda listemde olan bir kitaptı. Ancak kişisel deneyimim oldukça zorlayıcı oldu. Kitabı okurken özellikle başlarda aşırı sıkıldım. Yazarın detaylara uzun uzun odaklanması, betimlemeleri sürekli uzatması beni hikâyeden kopardı. Konu aslında ilgi çekici görünüyor: doğuştan koku alma duyusu olağanüstü güçlü olan bir adamın, bu özelliği üzerinden dünyayı algılaması ve giderek takıntılı bir hâle gelmesi. Fakat bu ilgi çekici fikir, ilk sayfalarda bana hiç akıcı gelmedi. Romanın dili yer yer yoğun ve yorucu. Süskind, okuru Paris’in pis sokaklarında dolaştırırken neredeyse her kokuyu hissettiriyor ama bu yoğunluk, benim için keyiften çok ağırlık yarattı. Belki de bu yüzden kitabı anlamakta değil ama okumakta zorlandım. Yazarın ustalığını kabul etsem de, bana hitap etmeyen bir anlatım tarzı vardı.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma

Yazar Hakkında

Patrick SüskindYazar · 7 kitap
Patrick Süskind (d. 26 Mart 1949 - ), Alman, roman, senaryo ve radyo oyunu yazarı. Hayatı Almanya'nın Bavyera eyaleti sınırları içinde kalan Münih'in 30 km güneyindeki Starnberger Gölü kıyısında, Ambach'ta dünyaya geldi. Babası Wilhelm Emanuel Süskind de bir yazardı. Patrick Süskind, lise olgunluk sınavının ardından sivil olarak askerlik hizmetini yerine getirdikten sonra 1968-1974 yılları arasında, yine babası gibi, üniversitede tarih eğitimi aldı. Münih Üniversitesi'nde ortaçağ ve modern çağ tarihi öğrenimi gördü. Tarih eğitimini Magister bitirme sınavı ile tamamladı. Üniversite yıllarında düzyazılar ve senaryolar yazmaya başladı, ancak bunlar bügüne kadar hiç yayınlanmadı. Üniversite eğitiminin ardından gittiği Fransa Aix-en Provence'de Fransızcaya ve Fransız kültürüne ilişkin bilgisini arttırdı. Patrick Süskind, babası gibi, serbest yazar olarak çalişmakta, yazı işleri ve düzeltmenlik yapmakta, roman, kısa hikâyeler ve televizyon senaryoları yazmaktadır. Eserleri Süskind'in kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiştir, ve birçok kez sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Yine kendisinin elinden çıkan kısa ve alaycı bir biyografisinin dişında hakkında pek az bilgi vardır. İnsan içine çıkmaktan hoşlanmayan Patrick Süskind, Münih, Paris ve güney Fransa'da Montolieu'da yaşamaktadır. Süskind, kendisine verilen edebiyat ödüllerini dahi almamakta ve reddetmektedir. Patrick Süskind, 1981 tarihli bir monolog olan "Der Kontrabass" (Kontrabas) adlı oyununun Münih Cuvilliee tiyatrosunda sahneye konulması ile meslek hayatının ilk büyük çıkışını yaşadı. "Der Kontrabass" 1985 yılında Tevfik Turan tarafından dilimize çevrildi ve Can Yayınları tarafından yayınlandı. 1985 tarihli "Das Parfum" adlı ilk romanı ile Süskind dünya çapında şöhrete kavuştu ve Almanca konuşulan ülkeler İsviçre, Avusturya ve Almanya'nın en önemli çağdaş yazarlarından biri oldu. "Das Parfum" 1987 yılında "Koku" adıyla Tevfik Turan tarafından dilimize çevrilerek Can Yayınları tarafından yayınlandı. "Das Parfum" bir "çok satan" olduğu gibi aynı zamanda yazarı henüz hayatta olmasına rağmen klasikleşerek "uzun satanlar" arasındaki yerini de aldı. 100 bin adet olarak basılan "Das Parfum"'ün ilk Almanca baskısı birkaç hafta içerisinde tükendi ve roman tam dokuz yıl boyunca Almanya'nın önemli dergilerinden biri olan Der Spiegel'in çok satanlar listesinde yer aldı. Bugüne kadar 33 ayrı dile çevrilen "Das Parfum" tüm dünyada tam sekiz milyon adet satılmıştır. Yine Alman yönetmen Tom Tykwer tarafından sinemaya uyarlanarak 14 Eylül 2006 tarihinde Almanya'da gösterime girmiştir.