Koku Bir Katilin Öyküsü

8,5/10  (444 Oy) · 
1.505 okunma  · 
363 beğeni  · 
7.425 gösterim
Patrick Süskind'in, Almanya'da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan Koku adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çoksatarların oldukça dışında kalan, tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Olay, 18. yüzyıl Fransasında geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dâhi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dâhiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka'da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir.
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    264
  • ISBN:
    9789755100593
  • Orijinal Adı:
    Das Parfum
  • Çeviri:
    Tevfik Turan
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 11 May 21:53 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

"PRINGLES KUTUSUNA SPAGETTİ DOLDURAN BİR ANNE VE OĞLUNA YAŞATTIKLARININ BU KİTAP ÜZERİNE İZDÜŞÜMLERİ"

( Bu ne biçim başlık deme okumaya devam..kitabı kapağıyla yargılama =) )

Öncesinde kitaptan uyarlama olduğunu bilmeksizin izlemiştim filmini.. sonra sonra arkadaşımın dükkanında 2 kez üst-üste denk gelince alayım dedim .. hepimiz biliyoruz ki film ne kadar güzel olsa da ( ki gerçekten söz konusu filmin aurası yeter!) kitabın maximum %60 'ını veriyor bizlere .. kitabı okumadan önce hafif bir ar- ge yapınca sağda solda okuduğum kritiklerde kitabın içinde çok fazla "koku" kelimesi ve tanımı geçtiğini duyunca hafif işkillenmedim de değil açıkcası..ama sonuç benim açımdan bu kez ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR gibi olmadı.."hacı muratın" yüzü güldü =) ( "bu ne lan şimdi ?" diyenler ilgili kritiğime bakınız)



Spoiler yok annem... sen rahat oku !! =)

Öncelikle kitabın geçtiği dönemler hakkında kısa bir durum değerlendirmesiyle bu seferki girizgahımızı yapalım.. kıta avrupasının o dönemki (1700lerin ikinci yarısı civarı) Fransa'sında feodal yapıların bardaktan KAN portakallı yedigünü pipetle çeker gibi milletin kanını hüpürdettiği dönemler ..açlık , sefalet ve fakirlik Fransa genelinde turnedeler.. gene düşük yüzdeli zenginler - yüksek miktarda mal mülk sahipliği ve yüksek yüzdeyle sefaletten yokolan, başarısız olunca ciğeri akordeon körüğüne dönmesine rağmen blok flütü ısrarla BURNU ile çalmaya kalkıp telef olan, ciğeri sönmüş bir halkta karşı cenapta. bu sefaletin ve zor yaşam şartlarının arasında kahramanımız dünyaya geliyor ve "bir şekilde" de inanılmaz bir yeteneğe sahip oluyor doğar doğmaz: KOKU ALMAK! aklınıza gelebilecek her nesnenin kokusunu alabilen , hatta havadaki kokuları ayırt edip tanımlamasını yapacak kadar da bu yeteneğe vakıf oluyor ilerde .. durum böyle olunca , nasıl ki Japonya'yı "honda mazda suzuki - kızları öyle kuzu ki!" kıvamında bir sığlıkla anlatamıyorsak ( e bunun OSAKASI VAR MİYAGİSİ VAR! ), yazarımız da elemanı bize tanıtırken bol bol koku tanımlarını kullanıyor kitapta.. sonuçta insanları görmeden kilometrelerce uzaktan kokularını alıp cinsiyetine kadar seçebilen bir psikopat söz konusu.. ha bu iyi mi olmuş derseniz? bence şukela !! psikopat diyorum çünkü elemanın bağlı olduğu bir ahlak anlayısı KESİNLİKLE yok.. kahramanımızı çocukluğunda yanında çalıştıran işverenleri "acıyı bal eyledik" felsefesini kendisine jiletli lolipop ve siyanürlü bonibonla sunduklarından ,kimyası da iyiden iyiye değişiyor zor çalışma şartlarıyla..karşısına çıkan aç gözlü ve kötü niyetli şahıslarla da cumhuriyet altını gibi parıldayan bir kötülük güneşine dönüşüyor.. olaylar olayları kovalıyor ta ki kendisiyle ilgili "gerçeğin" farkına varana kadar.. zaten ondan sonrasında da bizimki kirişi kırıyor .. KARISIYLA BERABER OY ATMAYA GİTTİKLERİ SANDIKTAN KENDİSİNE SADECE BİR, SAYIYLA "1" OY ÇIKTIĞINI ÖĞRENEN BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ KUDBETTİN BEY'İN YAŞADIĞI YIKIMI YAŞIYOR...aynen benim de biramı açıp daha öncesinde görüp gözüme kestirdiğim pringles kutusunun içinden spagetti çıktığını gördüğüm , beynimden vurulmuşa döndüğüm , süzme bal olup yerlere süzüldüğüm anki gibi..sonrasını anlatmıyorum söz verdim =) ama kitabın sonu da muhteşem .. onu da size "KuP-KuP Boy " mahyasıyla yazdığım güzel bir 4lükle sunuyorum .. Şair burda "çaresizlik" perdesini dahi aralayamıyor...taaa gerilerden uçurumlardan sesleniyor bizlere ..

Paris' ten çıkmadan bitiverdi ömrüm
Kezzaplı limonatayla doluverdi gönlüm
Bacardisi olmayan mojitoya döndüm
OLSAN İÇMEZ MİYDİN benim yerimde =(

- KuP-KuP BoY -


Bir başka "işsiz" yorumda daha görüşmek üzere...

Nedir lan bu spagetti tiribi diyenlere not :

http://statics.cuantarazon.com/..._maldad.jpg?cb=15787

Fast-food ambalajlarını HUBUBATLA dolduranlara not : yapmayın etmeyin!! =(


Bunlar hep o şer odağı Derya Baykal'ın başının altından çıkıyor..

mithrandir21 | Uğur D. 
 12 May 2016 · Kitabı yarım bıraktı · 5/10 puan

200 küsür sayfanın ortasına kadar "koku" kelimesini yaklaşık olarak 1000 kere hatta daha fazla okudum diye düşünüyorum. Koku kelimesi dahil birçok başka kelime ve örneklerin arka arkaya tekrarı insanı zorluyor ve üstüne bir de devrik cümleler ile dolu çevirisi eklenince okumak daha da bir zorlaşıyor. Mesela karakter odaya giriyor ve odadaki nesneleri koklayacak ya neredeyse iğne kutusunun içindeki iğneleri bile tek tek yazmadığı kalmış yazarın; kalem, kağıt, bardak, çatal, bıçak, kaşık, tabak, koltuk, çekmece, dolap, yorgan, yastık, terlik, ayakkabı, askılık, askı, kapı, kapı kolu, kapı menteşesi, kapı pervazı gibi her nesneyi her seferinde ama her seferinde tek tek sayması ve üstüne parfüm yaparken gül kokusu, lavanta kokusu, karanfil kokusu, papatya kokusu, gül yağı, keten yağı, o yağı, bu yağı, şu yağı, o kokusu, bu kokusu, şu kokusu, şu kokusunun yanındaki nesnenin kokusu gibi her şeyi ama her şeyi defalarca tekrar etmesi beni benden aldı ve o karakterin artık burnunu kırma isteği doldurdu içimi. Eminim şu yaptığım örnekleri okurken sizler de zorlanıyorsunuzdur; sonuçta kitaptaki her kokuyu gül kokusunu, lavanta kokusunu, karanfil kokusunu, papatya kokusunu, yağ kokusunu, doğa kokusunu, deniz kokusunu, insan kokusunu, balık kokusunu, tuz kokusunu, koku kokusunu vs. saydıkça saydım.

Aysel 
08 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Galiba iki yıl önceydi. Bir kitapçıya girmiştim. Kitap alacaktım ama hangisi olacağına bir türlü karar veremiyordum. Sonra bir kitab`a kaydı gözüm. Deste deste kitapların üzerinde kapağı ters çevrilmiş halde yatıyordu. " Çok incelenmiş herhalde, düzgün bir şekilde bırakılmamasına göre... " sonunda ilk defa kitapçıdan çabuk çıkacağımı düşünüp sevinmişdim de. Kitab`ı elime almamla gözlerimin yuvasından fırlaması, elimden fırlatırcasına atmam bir olmuştu. Kitab`ın kapağında ne vardı o bana kalsın :) Kitapçıdan düşündüğüm gibi çabuk ( arkama bakmadan kaçmıştım ) çıkmıştım çünkü birilerinin beni oyuna getirdiğini, şimdi bir yerlerden kıs kıs bakıp güldüğünü düşünmüşdüm. Ne hayal ama :)
Uzun lafın kısası " Koku " kitabı ile ilgili hiç de iyi anım olmamışdı. Aklıma o kitab`ı bir daha almayacağımı kazımıştım. Sonradan yayınevi kapak resmi büyük tepki topladığı için, tüm kitaplarını geri getirtip yeniden basmıştı ama olsun bir kere görmüştü ya insanlar.

Ve 1k`nın bana bozdurduğu bir yemin daha olmuş oldu.

Kitaba gelirsek, 1760`lı yıllarda doğan Grenouille, isimli koku ustasından bahsediyor. Grenouille, koku alma alanında üstün yeteneğe sahiptir. Öyle ki, kilometrelerce uzaklıktaki nesnelerin kokusunu duyabilir, yağmurun yağmasını, kaybolmuş paranın nerede saklandığını, insanlardan gelen bir anlık kokudan şimdi ne yapmış olduklarını, yalan ve ya doğruyu mu söylüyorlar ayırt edebilir.
Ama bir tuhaflığı da vardır Grenouille`nin. Her nesnenin kokusunu alan adamın kendi kokusu yoktur... Ve Grenouille bunu farkettiği an hem kendi hem öteki insanların hayatı değişecektir...

Doğal insan kokusu elde edip kendini normal insan sıfatına getirmek için, cinayetler işlemeğe başlar.
"Onun istediği, belirli insanların kokusuydu: o çok seyrek olan, aşk uyandıran insanların kokusu. Böyleleriydi onun kurbanları. "
Hedefi, genç, çok güzel, kokuları muhteşem olan kızlardır. Grenouille `nin cinayetten elde ettiği kokuları biriktirmekte yeteneği had safadadır desek yeridir herhalde. Yazar, öyle kesinkes anlatıyor ki, kokuları karıştırmağı, insandan koku almağı bir an affallıyorsunuz. Olabilir mi? diye.

Bundan başka, kitab`da karakterin iç savaşları, eksikleri, gözlemlemeleri, pisikoloji buhranları ustalıkla kaleme alınmış diye bilirim. Sonu benim için kitaba yakışır şekilde bitti.
Okumadan önce bayağı internette araştırmış, farklı farklı yorumlara bakmıştım. Çoğu yarım bırakmıştı. Başlarken anladım ben, bu kitab yarım bırakılacak türden kitab değil.
Unutmadan, filmi de var. Kitab kadar olmasa da sevdim ben.
Bu da fragmanı :
https://www.youtube.com/watch?v=E0_ylpGRxVs kitab ve film ile kısacık tanışmanız için :)

Keyifli okumalar.

Kübra 
 24 Şub 14:11 · Kitabı okudu · 17 günde · 7/10 puan

Patrick Süskind parfümler dünyası ile geniş çaplı bir araştırma yaparak bu kitabı yazmış olmalı. Kokular ile ilgili o kadar çok bilgi vardı ki hayret ettim. Bu bir konuda usta olmak ne demek aslında onu da gösterdi bana. Bir marangozun hangi ağaçtan en iyi ne yapılır onu bildiği gibi, bir aşçının hangi baharatı hangi tarifte ne kadar kullanmalı onu bildiği gibi, bir parfümcü de üretirken epey bir yol kat ediyormuş meğer. Kime ne en iyi gider, hangi koku hangisi ile nasıl bir etki oluşturur, hangisi insanı cazibeli gösterir, hangisi sevimli, hangisi kötü bir koku gibi gelmezken alt notalarda barındırdıkları ile insanda çok tuhaf duygular oluşturabilir ve bu böyle uzar gider. Bir ömre her kitabın sığmayacağı gibi, bir parfümcü de her kokuyu tecrübe edemez, bu yüzden her çırağın ustasından öğrenecek çok şeyi var demektir. Tabi ben parfümcü ile parfümün formülünü üreten kişileri kastediyorum, hazır şişeyi alıp satanı değil :)

Kitabın baş karakteri koku duyusunun diğer duyularından çok fazla gelişmiş olduğu Grenouille adlı bir yaratık, evet yaratık denebilir. Dünyaya gelir gelmez annesi tarafından terk edilmesi ve bundan sonra olayların hep aynı acımasızlıkla ilerlemesi sonucu Grenouille bir merhametsize dönüşür. Annesi onu balık pazarında doğurdu, elinde balık temizlerken kullandığı bıçakla kordonu kesti, atıverdi bebeyi balık pisliğinin içine. (Bebe, çünkü ben Ankara'lıyım.)

Bundan sonra büyürken hep bir pislik, az gıda ve neredeyse hiçbir şey öğretilmeden yetiştirildi. Şartlardaki bütün olumsuzluklara rağmen bir şekilde yaşadı. Bununla olan herkes dayanamadı öldü ama bu ölmemeye yeminli gibiydi.

Herkes bundan rahatsız oluyordu. Sebebini bir türlü bilmedikleri bir rahatsızlık... Çünkü bu kilometrelerce uzakların dahi kokusunu alan, bin koku karışsa birbirine binini de birbirinden ayıran insanın kokusu yoktu. Ve zaman geçti, bir gün bunu fark etti. İşte o günden sonra birçok insanın hayatı değişecekti...

Yazarın üslubu kimi zaman beni çok eğlendirdi. Grenouille'den o kadar iğrenerek bahsetmiş ki sanki böyle biri var, onu tanımış, sonra gelmiş bunun kızını öldürmüş. Öyle bir nefretle tasvir etmiş. Konuşmasına "guruldadı" dedi bir yerde güldüm :) Kitap boyunca karakter çok konuşmuyor zaten, genelde onun iç dünyası ve koku tasvirleri çok. Ağzını her açışına da tısladı, guruldadı, şuna buna benzeyen bir ses çıkardı deyişi "Bu Grenouille sana ne etti Patrick amca" dedirtti.

Fakat kitabın çok sıkıcı bir yanı vardı. Bazı yerler o kadar gereksiz uzatılmış ki. Her şeyin kokusunu alıyor, tamam o kısmı anladık. Her girdiği ortamda kapının sapının kokusuna kadar tarif etmesi artık boğdu. Kitapları atlayarak okumayı sevmiyorum, fakat bazı yerlerde göz gezdirmek zorunda kaldım.

Kitabın sonu ise olması gerekenin, olması gerektiği gibi olmaması ile sonuçlanınca gıcık oldum. (Sürprizbozan vermemek için çırpınınca ben.)

İlginç bir kitaptı. Ama okumak şart mıydı? Değil. Bunu da herkese önermem. Çünkü okumak da farklı alanlarda zevk veren bir şey. Bana hitap etti ama az. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Furkan 
06 Eki 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu muhteşem kitabı tanımama neden olan Aysel ablanın yorumu oldu. İyiki de okumuşum dediğim kitaplar arasında yerini aldı. Konu çok ilginç ve merak uyandırıcı. Düşünsenize bütün kokuları tanıyorsunuz, ayırt edebiliyorsunuz, sınıflandırıyorsunuz ve hatta değişik kombinasyonlarla milyonlarca koku yaratabiliyorsunuz. İşte Grenouille tam olarak bunu yapıyordu ve sadece burnunu ve zihnini kullanarak. Bir parfümcüde çalışmaya başlayarak zamanının çok ötesinde harika kokular üretmeyi başarır. Hatta kokusunu aldığı her şeyi parfüm şişesine koymaya çalışır. Taş, toprak, kapı kolu, cam gibi maddelerin bile kokusunu diğer çiçekler gibi parfüm yaparak toplamaya çalışır.
Hatta insan kokusunu...

Bence bu adam koku sinestezi si, hayatında kokulardan başka hiçbir şey yok. Süskind in kitaptaki cümlelerine ve betimlemelerine hayran kalmamak elde değil. Öyle bir anlatıyor ki adamın ruh halini ve kokuları kendinizi onun yerine koyuyorsunuz. Bu kitap sayesinde bir daha koku almanın ve kokuların ne kadar muhteşem olduğunu kavradım. Kitabı keyifle ve şaşkınlıkla okuyabilirsiniz sonunda baya bi şaşırdım yok artık bu kadarı da olmaz dedirtti bana.
Hadi keyifli okumalar ve de iyi akşamlar...

(Aysel ablanın yorumu : #3942600 /> (Bkz. Sinestezi :https://tr.wikipedia.org/wiki/Sinestezi

Ezgiperest 
 27 Haz 15:52 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dikkat! Bu kitabı okurken kesif bir koku duyduğunuzda burun kanatlarınızı kapattığınızdan emin olun. Zira psikopat kahramanımız Grenouille vaktinin çoğunu parfüm atölyesinde geçirse de, sanılanın tersine çalışmalar içerisindedir. Kokuları zihninizde harmanlayıp ve bundan haz aldığınızı düşünün... Süskind geniş koku bilgisiyle şüphesiz ki koku alma duyusunu derinleştirip zirveye taşımış. Kitabın bu noktada çoğu zaman bende kaçınma ve iğrenme hissi oluşturduğunu da belirtmeliyim. Sevgili yazarımız tarafından da muhtemelen bu da hedeflenmiş bir durumdu. Öte yandan karakterle bir özdeşleşme yaşamanız da pek mümkün değil. Tam da anlatıldığı gibi Grenouille, kene gibi tek bir amaca yönelir, ne bir eksik ne bir fazla. Ne inanç, ne para, ne şöhret... Belki insanların ona tapınması ama o da belki birkaç dakikalığına... Ona göre iğrençliklerine ve pis kokularına tahammül etmesi imkansızdır o varlıkların.
Özetle teatral yanı ağır basan, sınırlarınızı sıkça zorlayacak tipte bir kahraman ve farklı kafanın mahsulü olan bir kitap.

Herkese iyi okumalar dilerim:)

rukiye altop 
15 Tem 18:24 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitabı okumak için neden bu kadar çok bekledim ben de bilmiyorum. Keşke daha önce okusaydım. Kitabı okumaya başlayınca elimden bırakamadım. Sonra dayanamayıp filmini açtım. Sadece okuduğum yere kadar izleyecektim, ama filmin sonunu en başta verdikleri için (bunu bilmiyordum, bilsem kitabı okuduktan sonra izlerdim) hepsini izledim. Kitabın sonunu bile bile okumak heyecan vericiydi. Ara ara kendimi de kokladım tabii, insan acaba diyor.

BU KISIM SPOİLER İÇEREBİLİR!


Kahramanımız Jean Baptiste Grenouille kokulara karşı aşırı duyarlı birisidir. Herkesin, her şeyin kokusunu alıyor, hatta kokuları kendi içinde ayrıştırıyordu. Bir gün Grenouille korkunç gerçekle yüzleşti ve kendi kokusunun olmadığını farketti. Dünyası başına yıkıldı. Böylesine bir dahinin kendi kokusunun olmaması onun için oldukça acı vericiydi. Bunun için dünyanın en iyi parfümünü yapmaya karar verdi. Öyle ki bu parfüm o kadar iyi kokmalıydı ki onu koklayanlar kendilerini cennette sansınlar. Bunları yapmak için cinayet işlemekten çekinmeyen Grenouille sonunda amacına ulaşır.

Kitabın dili oldukça akıcı ve sürükleyici. Kitabın geneli devrik cümlelerden oluşuyor, ama beni o kadar etkilemedi devrik olması. Son sahnesi baya etkileyiciydi. Sevenler de var sevmeyenler de var son sahneyi, ben seven taraftayım. Eseri gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.

Simge 
21 Şub 00:33 · Kitabı okudu · 4 günde

Bir katilin hikayesi olmasına rağmen durağan, az aksiyonlu bir 264 sayfa...
'Ortaya konulan üründe emek vardır.' düşüncesiyle her kitaba saygı duyulur elbet. Özgün bir konusu olduğu da söylenebilir. Ancak katilin olduğu bir kitapta en az onun kadar hırslı ve takıntılı bir kovalayan görmek isterdim. Kitap bunun aksine gayet sakin bir şekilde devam ediyor. En az önem arz eden ayrıntılar parağraf parağraf anlatılıp içimizi geçirirken önemli olay sayılabilecek kısımlar tek cümlede önümüze koyulabiliyor bazen...
Hikâyede katilimiz kendi kokusu olmamasına rağmen diğer her şeyin kokusunu ustalıkla alabilecek bir buruna sahip fantastik sayılabilecek türden bir psikopattır. Ve hatta kokuları bu derece alabilmekle kalmayıp envai çeşit malzeme ile parfümler üretir. Hiçbiri onu tatmin etmez çünkü bu parfümler hep yaratılışta oluşturulan kokulardır. Bu yüzden eşsiz kokular arar kendisine katil ve bu kokuları birleştirip kendisi için bir koku oluşturur. Bu sefer kullandığı kokular ise her zamanki gül, lavanta, odun... kokularından çok daha farklı kokulardır. Parfümlerinin içindekiler kısmına bir de insan saçı, insan derisi gibi maddeler ekler...
Hikâyemiz böyle devam edip giderken katilin içindeki sevgi eksikliğini, insanlara duyduğu öfkeyi ve kaçış çabaları hissedilir. Hatta bir ara ona acıyacak duruma geliriz bu yüzden. Ancak o bizi hiçbir zaman şaşırtmaz. Ta ki kitabın sonunu okuyana dek...

Nurhan Işkın 
20 Tem 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kitabın kurgusu alışılmışın dışında bir konu.Tüm kokuların üstünde olan insan kokusunu elde etmek için hastalıklı bir düşünce ile elde etmeye çalışan Jean'in akıl almaz cinayetlerini okuyup şaşırmaya hazır olun...

yağmur 
06 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Romanımızın kahramanı Grenouille bir kokuya sahip olmadan ve kambur, sakat olarak dünyaya gelmiştir. Her şeyin kokusunu alabilmrktedir. Taşın, ağacın, otun, insanların, hayvanların... Kokuların hepsini aklında tutabiliyor ve kokular için cinayet işliyor. Konusu çok farklı bir kitap. Kitabın akışı çok güzeldi. Insan Grenouillenin başına ne gelecek diye merak ediyor.Ilk defa bu tarz bir kitap okudum ve beni etkiledi.

Kitaptan 93 Alıntı

Aysel 
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Ah, ne kötüydü dürüst bir adamın böyle dolambaçlı işler yapmak zorunda kalması! Ne kötüydü insanın, sahip olduğu en değerli şeyi, onurunu böyle iki paralık şey için lekelemesi!"

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
02 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

" Oysa insanın aklını kullanabilmesi için en başta iç güvenine, huzura ihtiyacı vardı. "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

" Onu en çok rahatlatan şey, insanlardan uzaklaşmak olmuştu... "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind

Denizin kokusu öyle hoşuna gitti ki, onu günün birinde saf ve katışıksız olarak ve içinde boğulabileceği kadar çok ele geçirmeyi diledi.

Koku, Patrick Süskind (Sayfa 42)Koku, Patrick Süskind (Sayfa 42)
Aysel 
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"İnsanın felaketi, sessizce odasında, ait olduğu yer olan odasında oturmak istememesinden gelir, der Pascal. "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
12 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"İçi öylesine iğrenmeyle, dünyadan ve kendi kendinden iğrenmeyle doluydu ki, ağlayamıyordu bile... "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

" İnsan nereye baksa bir telâştır gidiyordu... "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
09 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"O nefretlik pis kokudan kurtulmuştu! Gerçekten, bütünüyle yalnızdı! Dünyadaki tek insan kendisiydi... "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
09 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Sadece kendi öz, biricik eğlencesi için çekilmişti mağaraya, sadece, kendi kendine yakın olmak için. "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
Aysel 
02 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

" Başka insanlarla ilişkisi kesinkes zorunlu kılmadıkça dili kullanma külfetine girmez oldu. "

Koku, Patrick SüskindKoku, Patrick Süskind
10 /