-Spoiler İçermez-
Koku denince her ne kadar akla, parfüm kokusu, yemek kokusu, çiçek kokusu, kitap kokusu, toprak kokusu gibi insan burnunun kolaylıkla algılayabileceği ve günlük hayatta sıkça karşılaşabileceği kokular gelse de aslında canlı ve cansız her varlığın kendine has bir kokusu vardır. Elinizdeki telefonun, odanızdaki perdenin, boynunuzdaki kolyenin ya da gittiğiniz evlerin. Koku, her varlığı biricik yapan, onu diğerlerinden farklılaştıran etmenlerden biridir. Parmak izi gibidir. Kişiseldir...
Jean Baptiste Grenouille, 17. yüzyılın pis kokularıyla nam salan şehri Paris'te dünyaya gelmiş, annesi tarafından ölüme terkedilmesine rağmen inatla yaşamış ve hatta annesinin ölümüne sebep olmuş bir piçtir. (Evet, kitapta bu tabir tercih ediliyor) Daha küçüklüğünden beri bir gariplik olduğu anlaşılan bu çocuğun diğer insanlardan farklı bir yetisi vardır ki bu da inanılmaz bir burna ve burnu sayesinde aldığı tüm kokuları kaydedebildiği bir hafızaya sahip olmasıdır.
Baptiste'e göre varlıklar, ancak kokularıyla anlam kazanırlar ve var olurlar. Yani onun için kokusu olan varlık vardır, kokusu olmayan varlık yoktur. Ve bilin bakalım, bütün kokuları alabilen bu garip çocuğun kokusu var mıdır yok mudur?...
Evet, doğru cevap yoktur. İlk aydınlanmayı, bütün kokuları alabildiğini anladığını gün yaşayan koku ustası Baptiste ikinci aydınlanmayı da kokusunun olmadığını anladığı gün yaşar. Yıllarca yok sayılmasının, varlık ve anlam kazanamamasının, insanlar içinde yerini alamamasının sebebini anlar böylece. Kokusuzdur Baptiste. Daha kendi bile kabul etmemiştir varlığını. Diğer insanlar nasıl etsin ki?..
Koku yeteneği, kokulara olan ilgisiyle birleşince, kendini ait olduğunu hissettiği yere, bir parfüm dükkanına götürür ve parfüm ustasına emanet eder. Bir parfüm ustası