Adı:
Kontrbas
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
63
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711213
Kitabın türü:
Çeviri:
Tevfik Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Koku adlı romanı çoktan kült bir eser haline gelen Patrick Süskind, bu defa notaların dünyasına girmiş: Bir kontrbasçının öyküsünü, ses tonu giderek yükselen bir monolog biçiminde anlatıyor.

Kontrbas, cüssesiyle doğru orantılı olarak, müzisyenin evinde ve yaşamında büyük bir yer işgal ediyor. Kontrbas, müzisyenimizin hem dostu hem düşmanı; ondan kopamıyor ama onunla da olmuyor. Bu iri, hantal aletin altında eziliyor adeta. Önceleri, kontrbassız bir orkestranın düşünülemeyeceğini belirterek onu yüceltirken, monolog ilerledikçe, kontrbasa duyduğu nefret açığa çıkıyor. Ona göre bu enstrüman hep arka planda kalmaya mahkûm, bu nedenle çalanı da arka planda bırakıyor.

Süskindin, sanatsal yaratıcılık ile memuriyet kalıpları arasındaki çelişki, hayatı cehenneme çeviren “ne onunla ne onsuz” sevgililer gibi konuları incelikle işlediği Kontrbas, ironik, sürükleyici bir kitap.
Yarım saatte bitecek türden bu kitap, adını kitabın başından sonuna kadar bilmediğimiz Kontrbas sanatçısının bizimle, sanatının zorluklarından, müzikten, işinden, aşktan, sahip olduklarından, hayellerinden, sevdiklerinden, sevmediklerinden vs. hakkında elinde birası ile aracı kullanmadan bizzat konuşmasından oluşuyor.

İşine yetişeceği arafede ( 1 bilemedin 1.5 saat) size tüm kinini kusuyor. Kontrbasın nasıl bir müzik aleti olduğundan tutun da hayatında olan tüm olumsuzluklara kadar açık ve aşikar önünüze seriyor. O, habire konuşuyor siz ise sadece dinliyorsunuz. Konuşma (dertleşme) bittiğinde ise kendinizi yorgun değil aksine zinde hiss etmiş olmanız garip...

Beğenmediğim kısımlara gelirsek,
aslında sadece kafa boşaltmalık kitap olduğundan, beğenmemek elde değil.

Beğendiğim kısımlar,
hiç kontrbas çalan biri ile hasbihal etmediğimden sevdiğimi söylemek isterim.

Kulak verin Kontrbasın o yoğun sesine, onda da bir hüzün saklıdır. Onu çalan insanın sonsuz boşluktaki derin hüznü...

Keyifli okumalar...
Bir sahil kasabasında yaşayan okur, çocuğunun ilk okul günlerini sıhhatle geçirmesi için, deniz kıyısında ki okulun hemen önünde ki banka oturup kitabını açar. Aklında acaba gerildi mi, üzüldü mü, mutlu mu, biriyle boyalarını paylaştı mı, ilk çizdiği resim ne oldu, öğretmenini sevdimi gibi onlarca soru, başında martılar ve deniz hışırtısıyla ilk cümleleri kaçırır. İçinde taze bir hıçkırık, bu işte bir terslik var, çocuklar okula başladığında annelerinden ayrıldıkları için ağlar :)

Annelik verdiğini azımsama sanatıdır, bunu hatırlar. Ve yeniden kitabın ilk sayfasını açar

Kontrbas...

"Oda. Bir plak çalınmaktadır, Brahms' ın İkinci Senfoni'si. Sahnedeki adam mırıldanarak müziğe eşlik eder. Uzaklaşan, dönüp gene gelen adımlar. "

Sözü edilen bir enstrümandır.Ama bir çocuğun uyurken kucakladığı oyuncağından söz eder gibi hislidir. Sevdiği bir dostunu arkadan över gibi gururludur, bir mizansenin parçası gibi keyifli, bir ustanın öğretisi gibi hakikidir...

Bir müzik başlar, bütün o sesleri de kucaklayan, tıpkı tiyatro sahnesinde ki anlatıcının sözünü ettiği gibi... Okur birdenbire rüzgarın esintisini yeniden duymaya başlar, sonbahar neşeli sulara düşürdüğü ürpertisini teslim ederek seyirci koltuğuna oturmuştur. Gelip geçen insanların ayak sesleri dâhi o müziğin bir parçası oluverir...

Şimdi sahne gittikçe yükselen, tek taraflı duyguların tiz gölgesinde hislenen, çıldırasıya yalnız ve kuşkulu repliklerin...
Ve giderek yalpalayan derinlik... Tıpkı ufukta sallanan gemiler gibi... Okur unutmuştur kitaba bakmayı bir süre, sonra çocuk çığlıkları... Kontrbas aniden ağırlaşmaya başlamıştır... Müzik kesilir.

Okur yavrusunun yanına koşar, sarılır dinler, sevinir ve banka geri döner.

Müzik yeniden başlar. Okur bir müzisyenin ruhunun tellerine, acısına, gelgitlerine ve değersizlik hissine bir çırpıda dokunur ve karahindibağa üflemiş gibi hisseder... Kopuş başlar...Uçuşan, müzisyenle enstrümanın dostluğundan bir sonedir... Sulara, martıların kanatlarına ve okurun kulağına son notayı bırakır...

Okur kitabı alır göğsüne bastırır, zamanı açıp genişleten ve içine hem coşkuyu, hem hüznü, hem de ümidi sığdıran Rabbine şükreder.

Minik bir eli tutarak, neşe ile evine döner :)

Keyifle okuyun efendim...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.373 Oy)19.145 beğeni43.650 okunma3.025 alıntı184.055 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.596 Oy)8.877 beğeni28.882 okunma844 alıntı140.432 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.329 Oy)9.292 beğeni25.804 okunma1.849 alıntı119.527 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.449 Oy)3.945 beğeni13.047 okunma1.250 alıntı53.382 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.934 Oy)8.896 beğeni26.461 okunma2.695 alıntı115.505 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.766 Oy)13.485 beğeni34.732 okunma3.475 alıntı146.922 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.688 Oy)5.793 beğeni19.780 okunma845 alıntı101.850 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.495 Oy)8.087 beğeni22.934 okunma846 alıntı90.426 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.054 Oy)6.406 beğeni16.921 okunma2.947 alıntı86.529 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.081 Oy)5.789 beğeni16.902 okunma2.089 alıntı90.329 gösterim
Eğer batı müziğine biraz hakimseniz çok keyif alacağınız güzel bir eser sizin için yazılmış durumda. Süskind, adından anlaşılacağı üzere Kontrbas enstrumanın konu olduğu bir oyun hazırlamış. Genelde bildiğimiz oyun türündeki eserler birkaç karakterden oluşuyor ancak bu kitapta tek karakter söz konusu. Dolayısıyla uzun öykü şeklinde de değerlendirilebilir. Kontrbas herhalde gerçekten ilginç bir enstruman olduğundan yazar özellikle bunu seçti sanırım. Tabi bahsederken çeşitli müzik terimlerine de değiniliyor. Ufak bir altyapınız varsa bu terimler bilgilerinizi tazeleyici nitelikte. Beraberinde yine anlatıcı terimler ve enstruman
uyumundaki birleşimle ilgili açıklayıcı ifadeler de söz konusu. Mozart, Bach, Beethoven gibi devlere de göndermeler var. Özellikle Mozart ile ilgili verilen bilgiler bu müzik adamını tekrar araştırma isteği uyandırdı bende. Yazarın mizahında en hoşuma giden de bu ustaların zamanında başka kimse olmadığı için bu isimlerin isim yapmış olmaları. Ben de o devirde olsaydım ben de müthiş bir müzisyen olurdum diyor. İlginç. Ancak mantıksız da değil. Özellikle bu çerçevede Mozart'a biraz giydirmiş :) o dönemde aslında sadece babasının üstüne düşmesi ve başka kimsenin olmamasından Mozart'ın Mozart olduğunu vurgulamış. Gitar ile ilgilenmiş biri olarak belki gitara da değinir mi, bu enstruman hakkında ne düşünüyor diye merak etmedim değil. Çünkü kanaatimce özellikle günümüzde amacının çok altında bir kalitede çalınan bir enstruman. İki akor öğrenen kendini gitarist sanıyor ancak ne bir nota bilgisi ne de müzik teriminden bir haber. Forte! Deseniz ne bağırıyorsun diye bakınır herhalde size :) Nihayetinde şu sıcak günlerde ruhunuzu okşayacak, klasik müziğe merak salabileceğiniz bu güzel eseri herkese tavsiye ederim. Müzik bilginiz olması şart değil. Ki günümüzde imkanlar çok fazla olduğu için bu terimleri çok kolay bir şekilde araştırıp öğrenebilirsiniz. Belki bu kitap sayesinde Kontrbas veya farklı enstrumanlara yönelmek isteyenler de olabilir. Keyifli okumalar...
Nisan ayında okuduğum bir diğer kitap ise Patrick Süskind'den Kontrbas... Galiba ondan okuduğum hiçbir kitapta Koku'dan aldığım zevki alamayacağım. Çünkü Koku beni en zirveye çıkarıp orada bıraktı. Ve bir daha Süskind kitaplarından zevk alamadım. E tabi her kitabının kendi içerisinde bir özgünlüğü ve harikuladeliği var. Ama Koku bir başkaydı ya hu.

Süskind'in üç kitabını okudum. Her üç kitabında da duyusal özelliklere değindiğini ve kurguyu o duyunun üzerine yerleştirdiğini fark ettim. Koku'da koklama duyusu üzerine, Güvercin'de çoğunlukla görmek duyusu olsa da koklama duyusu da hakimdi. Kontrbas'ta ise kurgu tamamiyle işitme duyusuna özgüydü.

Tür olarak üçü de birbirinden farklı eser olsa da hepsini aynı kulvarda ele almak mühim bir mesele, Süskind'in eserleri için. Koku roman türünde yazılırken, Güvercin uzun öykü türünde yazılıyor ve Kontrbas ise görsel sanatlardan oyun türüne hitap ederken bambaşka bir hüviyet kazanıyor. Okurken oyun türünde yazıldığı hissedilmiyor bile. Eylemlerin belirtildiği cümleler haricinde.

Kontrbas kitabında müziğe yer vererek bir sahneyi ele alıyor. Bu sahnede kontrbas çalan kişinin pencerecesinden bakarak kontrbas enstrümanının bir orkestra için mühim bir enstrüman olduğunu, kontrbas olmazsa orkestra olamayacağını, orkestranın bir mahiyetinin olamayacağını ileri sürüyor. Adı olmayan bu şahsın özel hayatına da el atıp o kişinin tüm hayatına pencere açıyor. Bu pencereden müziğin gelişimi, müzik dehaları, müziğin hayatımızdaki yerine dair bilgi kırıntılarının yet edindiği bir kitap olma hüviyeti kazanmış.

Kitabı alırken oyun türünde yazıldığına dikkat etmemiştim. Farkında olsam da yine de okuyacağımı biliyorum. Çünkü Süskind'in kalemi öyle derin ve öyle dinamik ki kitaplarını okurken hareketsiz hissetmenin imkanı yok.

Her üç kitabında da farklı beklentiye kapılmaksızın bir okuma deneyimi edindim. Koku'nun yerini hiçbir kitabı tutmayacaktır. Lakin her bir eserinin dimağımda bıraktığı keyifli anı unutmayacağım.

Patrick Süskind okumayı seviyorsanız küçük bir şans vermeli. En azından külliyatını okuyup bitirmek isteyenler için tavsiye edilir.
Bir delinin hatıra defterindeki kurguya yakın bir kurguda,hafif nevrotik bir durumda olan devlet orkestrasında çalan kontrbasçının, enstrümanı üzerinden hayatı,müziģi,enstürümanını...anlattıģı harika bir oyun. Enstrümanı üzerinden giderek yer yer kişileştirme (teşhis) yaptığı,yer yer onunla dertleştiği,yer yer ona olan sevgisinden ve öneminden bahsederken yer yer de onu fazlasıyla yerdiģi,yer yer batı müziğine ve bu alandaki ustalara ( beethovenlar,mozartlar,chopenler,schubertler ) deginirken yer yer de bu müziğin detaylarına girdiği harika bir oyun.
Yazar aslında kontrbas üzerinden bir müzisyenin toplum içindeki önemine deģinirken bir yandan müzisyenin haketmediģi deģersizliģinden, yaşadığı zorluklardan ironik bir şekilde olayı özetler.
Yıllar önce Ankara devlet tiyayrosunda Olcay Kavuzlu'dan oyununu izleyip hayran kaldıģım,sonradan da basılı metnini okuyup hayran kaldıģım harika bir oyun.oyunu da kitabı da rahatlıkla tavsiye ediyorum .
Süskind'in bir kontrbasçının öyküsünü monolog biçiminde aktardığı oyunu.

Aslında; kontrbas gibi zor bir enstrüman üzerinden bütün müzisyenlerin problemlerini anlatıyor bu oyun. Orkestradaki ve hayattaki hiyerarşi, hiçbir zaman tatmin olmayan müzisyen zihniyeti. Öncelikle kendine ve entrümanına olan hayranlığı sonrasında ikisinin de hiçbir işe yaramadığını anlayıp kendini işe yaramaz görmek arasındaki duygu değişimleri. Fakat her şeye rağmen çalgıya ve müziğe duyulan, terk etmeyi imkansız hale getiren aşk. Yani kısaca sanatçı bunalımı.

52 sayfacık su gibi akıp gidiyor.

Bir de sevgiliyi enstrümanına benzetip onunla sevişmeyi müzik yapmaya benzetmek boyutu var ki bence çok hoş bir noktaya değinmiş. Bir müzisyen, hayatındaki insanı enstrümanıyla kıyaslayıp onunlayken enstrümanını düşünmekten, ona dokunmayı bir trille benzetmekten vazgeçmişse, o kişiyi gerçekten sevmiştir sanırım.

Keyifli okumalar...
Kontrbas icracısı müzisyenimiz monolog olarak kontrbası bize anlatırken iyi özelliklerinden başlayıp yaşadığı zorluklara doğru giden inişli çıkışlı bir hikayeyle karşılaştırıyor okuyucuyu. Sonuç olarak ne onunla ne de onsuz olmuyor.
Kontrbas gibi hantal bir enstrüman çaldığım için kendimi karakterle özdeşleştirdim. Çok teknik bilgiye ihtiyaç duymadan klasik müzik hakkında ufak bir genel kültüre de sahip oluyorsunuz. Kitap okurken müzik dinlemeyi seviyorsanız kitapta geçen "Brahms - 2'nci Senfoni" ile kitaba başlayıp kitabın bitmesine yakın "Schubert - Alabalık Beşlisi (Forellenquintett)" ile kitabı bitirmenizi tavsiye ederim.
Klasik müziğe ilginiz varsa keyifle okuyacağınız monolog şeklinde yazılmış bir oyun. Kontrbas üzerinden toplum ve insan analizi yapılmış hoş bir kitap.
Uzun bir kitap olmaması kolay bitirileceği hissini uyandırsa da karmaşık bir ifadesi var fakat çevirmenin değil Patrick Süskind ‘ın. Kontrbasla arasındaki bağın titreşimini hissettiriyor. Duygularını ve tavırlarını kontrbasa yüklemiş , her şeyi onun üzerinden ifadelendiriyor. Tutku duyuyor ona bir nevi ama kızarak ama bağlılığını gizleyerek . Cümlelerin gizli kurulduğu yazımlar her zaman etkileyicidir benim için. İlginç bir oyun.
Tiyatroya çevrilmiştir. Metin Belgin oynar ve yönetir.Yönetme kısmı hakkında yorum yapabilecek konumda değilim ama müthiş oynuyor devlet tiyatrolarında kaçırmayın derim.Ayrıca önce oyunu izleyip kitabı okumak Kontrbas için daha iyi bence.
Önce İstanbul Devlet Tiyatroları'nda Metin Belgin 'in oynadığı oyununu izledim daha sonra kitabını okuma fırsatım oldu. İncecik bir kitap ancak hem konusu hem anlatımı öyle yoğun ki birkaç sayfası onlarcasına bedel.

Dediğim gibi oyunu önce izlediğim için cümleleri okurken kulağımda hep Metin Belgin seslendirdi. İlginç bir okuma deneyimi oldu benim için.

Bir kontrbasçının ağzından, bir kontrbastan yola çıkarak hayatı, aşkı, kadınları, cinselliği, toplum düzenini ve hatta psikanalizi dinliyoruz.

Önerim önce kitabı okuyup oyunu öyle izleyin çok daha keyifli olacağını düşünüyorum.

Sanırım kitabı birkaç kez daha okurum. Öyle güzel tat verdi.
Koku gibi kült bir romanı olunca insanın Kontrbas gibi bir oyun bence biraz düşük kalmış. Fakat yine de sanatını konuşturmuş Patrick. Kısa ama ağır ilerleyen bir oyun kitabı. Kitabı okuduktan sonra tiyatrosunu da izlemek lazımmış dediler bir ara izleyecem belki o zaman daha iyi şeyler düşünürüm kitap hakkında. Bir kontrbas sanatçısının içsel kızgınlarını, işinin zorluklarını ,isyanlarını, aşkını , hayallerini, sevdiği sevmediği bir çok şeyle karşımıza çıkıyor.
"Biliyor musunuz, yalnızlık çektiğim çok sık oluyor, işte olmadığım zaman çoğunlukla yalnız başıma evimde oturuyorum, bir iki plak dinliyorum, bazen egzersiz yapıyorum. Zevk vermiyor hiçbiri, hep aynı şey..."
“Düşünmek,” der benim bir arkadaşım -kendisi yirmi iki yıldır felsefe okuyor, şimdi doktora yapmakta-, “düşünmek, herkesin acemice uygulamasına gelmeyecek kadar güç bir şeydir.”
"Öyle insanlar tanıyorum ki, içlerinde bütün bir evren gizlidir, ölçülemez boyutlarda bir şey. Ama ortaya çıkarmak olası değil. Kesinlikle değil. Burası antrparantez."
"İyi olan ne varsa ölüyor, çünkü zamanın akışı iyinin karşısında. Ve bu akış önüne ne çıkarsa ezip geçiyor."
...ben çocuk olarak annemi taparcasına seviyorum; annem babamı seviyor; babam küçük kız kardeşimi seviyor; beni seven yok...
Patrick Süskind
Sayfa 24 - Can Yayınları
"İşte bu yüzden diyorum ki, orkestra insan toplumunun bir aynasıdır. Çünkü gerek birinde gerek öbüründe, zaten en pis işleri yapanlar bir de üstüne ötekiler tarafından horlanır. Hatta insan toplumunda olduğundan daha bile kötüdür orkestra, çünkü toplumda, hiyerarşinin basamaklarını çıka çıka günün birinde piramidin en tepesinden aşağıya, altımdaki solucanlara bakarım umudu vardır - teorik olarak... Böyle bir umudum olabilirdi yani..."
... Yoksa siz benim gibi hâlâ elleriyle çalışmasına izin verilen o ayrıcalıklı kişiler sınıfından mısınız? Belki siz de şu dışarıdaki, günde sekiz saat kompresörle beton kaplamaları parçalayanlardan birisiniz. Ya da şu, sekiz saat süreyle, bidonları kamyonlara kaldırıp durmadan çöp boşaltanlardan. Bu iş uyuyor mu yeteneklerinize? Başka biri çöp bidonunu sizden iyi boşaltıyor olsa gücenir miydiniz? Siz de öyle benim gibi nefsini düşünmeden kendini işine adayan biri misiniz? Ben sol elimin parmaklarıyla şu dört telin üstüne bastırıyorum, kan çıkana kadar; ve de at kılından bir yayı sağ kolum uyuşana kadar gezdiriyorum tellerde; böylece gerek duyulan bir gürültü üretiyorum, gürültü. Beni sizden ayıran tek şey, işimi ara sıra frak giymiş olarak görüyor olmam...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kontrbas
Baskı tarihi:
Ocak 2008
Sayfa sayısı:
63
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711213
Kitabın türü:
Çeviri:
Tevfik Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Koku adlı romanı çoktan kült bir eser haline gelen Patrick Süskind, bu defa notaların dünyasına girmiş: Bir kontrbasçının öyküsünü, ses tonu giderek yükselen bir monolog biçiminde anlatıyor.

Kontrbas, cüssesiyle doğru orantılı olarak, müzisyenin evinde ve yaşamında büyük bir yer işgal ediyor. Kontrbas, müzisyenimizin hem dostu hem düşmanı; ondan kopamıyor ama onunla da olmuyor. Bu iri, hantal aletin altında eziliyor adeta. Önceleri, kontrbassız bir orkestranın düşünülemeyeceğini belirterek onu yüceltirken, monolog ilerledikçe, kontrbasa duyduğu nefret açığa çıkıyor. Ona göre bu enstrüman hep arka planda kalmaya mahkûm, bu nedenle çalanı da arka planda bırakıyor.

Süskindin, sanatsal yaratıcılık ile memuriyet kalıpları arasındaki çelişki, hayatı cehenneme çeviren “ne onunla ne onsuz” sevgililer gibi konuları incelikle işlediği Kontrbas, ironik, sürükleyici bir kitap.

Kitabı okuyanlar 105 okur

  • Asiye Köse
  • Arzu
  • Bülent
  • Umut Aykın
  • TİRAJE
  • Beyza Nur
  • celenonder
  • Melike Danışman
  • Umut S. Balcı
  • Yağmur.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%2.4
18-24 Yaş
%9.8
25-34 Yaş
%51.2
35-44 Yaş
%24.4
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.7
Erkek
%42.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (7)
9
%14.3 (7)
8
%22.4 (11)
7
%20.4 (10)
6
%22.4 (11)
5
%0
4
%2 (1)
3
%4.1 (2)
2
%0
1
%0