7,8/10  (21 Oy) · 
44 okunma  · 
17 beğeni  · 
640 gösterim
Yaşadığım kenti terk ederken, Hanna'nın kafasını kurcalayan şeyle benim o dönemde düşünüp kurduklarım arasındaki uçurum, tuhaf bir biçimde içime dokunuyordu. Ona ihanet ettiğim, onu yadsıdığım için uzaklaşmasına neden olduğumdan kuşku duymamıştım, oysa gerçekte tramvay şirketinde utanılası bir duruma düşmekten kaçıyordu. Ne ki, onu benim uzaklaştırmış olmamam, ihanet ettiğim gerçeğini değiştirmiyordu. O halde hala suçluydum. Ve eğer bir caniye ihanet etmek suç sayılamayacağı için suç işlemediysem, bir caniyi sevmiş olduğum için suçluydum.
Sıradışı bir aşkın ardına gizlenmiş dehşet verici bir tarihin öyküsü bu. Daniel Cohn Bendit'in dediği gibi, "büyük edebiyat".
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2009
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789754703887
  • Orijinal Adı:
    Der Vorleser
  • Çeviri:
    Cemal Ener
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Ahmet Samsa 
17 Şub 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Okuyucu'nun yıllar önce filmini izlemiştim. Ve kitabı bir gün rafta görünce direk film aklıma geldi. Yoksa o filmi, bu kitaptan mı uyarlamışlar diye atladım kitaba. Ve evet o filmi, bu kitaptan uyarlamışlar. Aslında kitabı görünce filmin aklıma gelmesi çok tuhaftı. Çünkü güzel bir film izlediğim dışında hiçbir şey hatırlamıyorum filmle ilgili. İşte bu şekilde yetersiz hafızama güvenerek aldım bu kitabı.

Kitabın zamanı İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllar ve yer Almanya. Anlatımı ise iki ana karakterden biri olan Michael Berg karakterinin bakış açısından yapılıyor. Michael Berg 14 yaşındadır ve bir hastalık geçirir. Kendisine bir gün, bir şekilde yardım eden, 36 yaşındaki Hanna Schmitz'le aralarında farklı bir ilişki oluşur. Artık Michael düzenli olarak Hanna'ya gitmektedir ve ona kitaplar okumaktadır... Michael'ın hayatının atlaya atlaya anlatılan, otuz yıllık bir dönemini okuyoruz. Ve bu otuz yıl içinde Hanna ile olan ilişkilerini anlatırken, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da nazi kamplarında görev alan Alman'ların yargılanma süreci de ortaya dökülüyor.

Kitabı gerçekten çok sevdim. Çok akıcı bir dili var. Betimlemeler, duygusal ve psikolojik tahliller çok iyiydi. Zaten uzun zamanda okumamın çok zaman ayıramamak dışındaki bir diğer sebebi ise aynı bölümleri -çok hoşuma gittikleri için- tekrar tekrar okumak. Aslında zaten kısa olan kitap, üç bölüme ayrılmış ve bölümler de 3-5 sayfalık bölümlere ayrılmış ki bu okumayı çok kolaylaştırıyor. Zaman ayırırsanız çok kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitap Okuyucu.

Okumalısınız diyor ve de keyifli okumalar diliyorum.

Ahmed Yasir Orman 
 12 May 16:49 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Spoiler vardır.
Geçen aya kadar Bernhard Schlink’in adını bile duymamıştım. Taki Melih Elal Okuma grubunda bu kitabın okunacağı söylenene kadar. Kitabı okulun kütüphanesinde rafta gözükmesine rağmen bulamayınca bisikletime atladım ve soluğu kitapçıda aldım. Kitapla ilgili bir bilgim olmadan başladım kitaba. İlk sayfalarda gördüm ki 15 yaşındaki bir hasta gencin (Michael Berg) 36 yaşındaki Hanna Schmitz ile olan ilişkisini anlatıyor. Hem de baya açık bir şekilde. Kafamda baya soru oluşmaya başladı. Acaba bir kitap okuma grubunda niye böyle bir kitap seçilmişti? Hem de abinin biri hep birlikte filmini de izleyelim diyor falan. Tam tövbe tövbe diyecekken kitapta ilginç olaylar olmaya başladı. Hanna, oğlancık dediği Michael ile ilişkiye girmeden önce Michael’e sesli bir şekilde kitap okutturuyordu. Michael’ı sanki denek bir fare gibi kullanıyordu diyebiliriz. Tabi bu sırada Hanna her daim Oğlancık’ı başarılı olmaya da yönelttiriyordu. Michael’in bir anda hayatı değişmişti. Kimseye Hanna ile olan ilişkisini söylemiyorken herkesin fark edeceği ölçüde derslerinde hızla başarılı olmaya başlamıştı. İşte böyle zaman hızla geçerken Hanna bir gün ortadan kayboldu ta ki 3-4 yıl sonra Nazi suçlusu olarak mahkemeye çıkana kadar.

Kitapta arka kapakta da belirttiği gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağın Nazi dönemiyle hesaplaşması ve uzlaşmaya çalışmasını görüyoruz. Zaman zaman Hanna’nın yaptıklarını kınarken zaman zaman da acaba ben onun konumunda olsam ne yapardım acaba demeden edemedim.
Düşünsenize anne, babalarınız savaş suçlusu ve siz onların çocukları olarak doğmuşsunuz. Ne zor durum olsa gerek. İşte 1940 doğumlu Alman çocukları bu durumu fazlasıyla yaşamak zorunda kaldı. Bernhard Schlink bu durumu çok iyi bir şekilde ele almış. Artık çevirmenin iyi olmasından mı bilemem ama kitabın dilini de çok beğendim. Kitap su gibi akıp gitti. Ölmeden önce okumanız gereken kitaplar gibisinden bir listeniz varsa mutlaka bu kitabı bu listeye alın derim.
Hanna ve diğer sanıkların yargılanma sebebi; yüzlerce insanı bir kilisenin içinde ölüme terk etmeleri. Herkes suçu birbirine atarken Hanna suçu tamamen üstüne aldı. Çünkü Hanna okuma, yazma bilmiyor ve bu durumdan aşırı derecede utanıyordu ve inkar ederse bu durum ortaya çıkacaktı. Bu durumu fark eden Bernhard hakime söylemeli miydi yoksa söylememeli miydi? (#15709241) Burada okuma yazmak ayıp değil ki olarak olayı ele almayın. Kişinin herhangi bir şeyden utanması olarak düşünün. İşte böyle durumda siz kişinin hapse gireceğini bile bile sırf hapse girecek kişi durumun ortaya çıkmasını istemediği için söylemez miydiniz? Yoksa adalet yerini bulması için her şeyi açık açık ortaya koyar mıydınız?

Başka bir durumda sanıklara verilen komik cezalar. Hanna tüm suçu üzerine aldığından ömür boyu ceza alırken diğer sanıklar sanki o kilisenin çevresinde bulunmamışlar gibi 5-6 yılla yırtıyorlar. Adalet yerini bulması için ne yapılabilir? Kısasa kısas mı? Yoksa sanıkların durumunu yangından kurtulan anne ve kızının merhametine mi bırakmak? Sanıklar bir odaya girecek ve ateşe verilecek. Anahtar da anne ve kızında bulunacak. Kapıyı açma merhameti gösterseler bile içerden çıkacak sanıklar anne ve kızıyla göz göze geldikleri anda zaten ruhen ölmüş olacaklar. Tabi bu durumda bile tam adalet sağlanmış olunmuyor. Ne de olsa kilisenin içerisinde ölmüş insanların fikirleri bu dünyada hiçbir zaman alınamayacağı için. İşte böyle bir pis bir durum var. Hala da dünyamızda bir hiç uğruna ölen milyonlarca masum insan var. Umarım bu vahşet sona erer ve çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakırız.

Son olarak kitabın bir de The reader ismiyle 2008 yapım filmi de var. Filmi de izlemenizi öneririm.
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...nk-kitap-yorumu.html

Lale 
27 Nis 21:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Çok etkileyici bir.konusu olan bu romani tavsiye sonucu aldim,okudum..Ve iyi ki de okumuşum dediğim kitaplardan oldu..Alman yazar Schlink'in ustalikla.kaleme aldiği bu romanda sade,ancak bir.o.kadar etkileyici anlatimla mükemmel bir hikaye anlatiyor..Evet,bence kesinlikle MÜKEMMEL...15 yaşli Michael ile 35 yaşli Hannanin aşki..Michaelin Hanna için okuduğu kitaplar..Ardindan Hannanin aniden ortadan kaybolmasi ve yillar sonra ikilinin bir mahkeme salonundaki karşilaşmasi...Beni en çok etkileyen Hanna'nin mahkeme salonundaki duruşu oldu...yazma okuma.bilmeyen bir kadinin neyle suçlandiği ve o suçu kabul etmesi..sirf qururu yüzünden..duvarlar arasinda günlerini sayan Hanna..Ve özgürlüğüne kavuşacaği son gün yaşananlar...Kesinlikle tavsiye edeceyim bir kitap..2 kere okudum..Arkadaşim çok sevdiği için kitabi ona hediye etmemi istedi..şimdi onda 'Okuyucu'..Ama kendime.yenisini alip,bir kere daha.okumayi düşünüyorum :)

Halil Korkut 
25 May 16:01 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dilimize çevrildi mi bilmiyorum fakat edebi kariyerinde dedektiflik öyküleri de bulunan, ülkesinde hukuk alanında hatırı sayılır bir akademik kariyeri olan ve yargıçlık görevinde de bulunan Bernhard Schlink'in yazmış olduğu 'Okuyucu' romanı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, liseli genç Michael, Hanna Scmitz ile tanışır sonra belki de olmaması gereken bir yakınlaşma yaşanır bu ikili arasında. Bu bölümde genç Michael olgunlaşma ve cesaret kazanma evresindedir. İkinci bölümde ise, SS örgütünde görevli iken Hanna, savaş döneminde yaşanan talihsiz bir olaydan sorumlu tutulur, bu bölümde mahkeme sürecini okuyoruz, hukuk öğrencisi Michael ise duruşmaları takip etmektedir, bölümde öne çıkan unsurlar şunlardır; savaş sonrasında SS üyleri gereği gibi yargılandı mı, bu dönemde insanlar, yaşanılmış talihsizliklerle nasıl yüzleştiler, savaş sonrası büyüyen nesil bu savaşı nasıl yorumladı... Üçüncü bölümde ise Hanna'nın hapishane yıllarında; Hanna'nın ve Michael'ın yaşadıkları hayatları ve psikolojik dönemlerini okuyoruz. Bu bölümlerde hikaye kahramanlarının, yaşanılan onca şeylere rağmen edebiyattan uzak kalmamaları takdir edilesidir. Romanın fazla bahsedilmeyen özelliği ise oldukça duygusal olmasıdır, final bölümleri bir hayli dramatik. Bernhard Schlink'in yaşadıklarını anlattığı bu 'Okuyucu' isimli kitabını okuyunuz,tavsiyemdir.

İsmail Altun 
20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Beni etkileyen eserlerden biri ama sonu kötü bitti evet sonu kötü olsa da kitap çok güzel ve farklı bir edebiyatı var farklı dille anlatılmış beni çok etkiledi ama herkese hitap eden bir kitap değil okuyan kardeşlerime Keyifli okumalar Türkiye ...

Kitaptan 13 Alıntı

Ahmet Samsa 
17 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ne ki, kaçış yalnızca bir uzaklaşma değil, bir varıştır aynı zamanda.

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink
Ahmet Samsa 
17 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yüzündeki beklentiyi gördüm; beni tanıdığında, o yüzün sevinçle parladığını gördüm; ona yaklaştığımda, yüzümü yoklayan gözlerini gördüm; gözlerindeki arayan, soran, giderek güvenini yitiren ve kırılan bakışı gördüm ve yüzünün karardığını gördüm.

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink
Ahmed Yasir Orman 
 10 Nis 20:45 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Düşün ki, bir insan bilerek felakete sürüklüyor kendisini ve sen onu kurtarabilirsin- kurtarır mıydın? Öyle bir ameliyat düşün ki, hasta narkozla bağdaşmayacak uyuşturucular kullanıyor, ama uyuşturucu kullanmaktan utandığı için, bunu anestezi uzmanına söylemiyor - onun yerine sen konuşur muydun anestezi uzmanıyla? Bir mahkeme düşün ki, sanık solak olduğunu ve bu yüzden sağ elle işlenen cinayeti kendisinin işlemiş olamayacağını açıklamadığı takdirde mahkum olacak, ama solak olmaktan utandığı için bunu yapmıyor - durumu sen açıklar mıydın hakime? Sanığın eşcinsel olduğunu ve suçun bir eşcinsel tarafından işlenmiş olamayacağını düşün, ama sanık eşcinsel olmaktan utanıyor. Sorun solak ya da eşcinsel olmanın utanılacak bir şey olup olmadığı değil - yalnızca sanığın utandığını düşün.

Okuyucu, Bernhard Schlink (Sayfa 120 - İletişim 2016 basım)Okuyucu, Bernhard Schlink (Sayfa 120 - İletişim 2016 basım)
Ahmet Samsa 
07 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu yolun, başka yerleşim yerlerinden geçerek Schwetzingen'de son bulacağını biliyordum. Ama kendimi dışlanmış hissediyordum; insanların yaşadıkları, çalıştıkları ve seviştikleri normal dünyadan dışlanmış. Sanki o boş vagonda hedefi ve sonu olmayan lanetlenmiş bir yolcu gibiydim.

Okuyucu, Bernhard Schlink (Sayfa 41)Okuyucu, Bernhard Schlink (Sayfa 41)
Ahmet Samsa 
11 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ama kendimi nasıl kandırmaya çalışırsam çalışayım, hayatımdaki önemli şeyleri dostlarıma anlatırken Hanna'yı suskunlukla geçiştirdikçe, ona ihanet ettiğimi biliyordum.

Okuyucu, Bernhard Schlink (Sayfa 65)Okuyucu, Bernhard Schlink (Sayfa 65)
Ahmet Samsa 
16 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Söylediklerinizin hakikati yaptıklarınız olduğuna göre konuşmanın ne gereği var?

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink

Sadece tek bir şey ruhun eksikliğini tamamlayabilir. Bu şey de aşktır.
Tavsiye ediyorum filmi de varmış onu da izleyin

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink

Beni zaten kimsenin anlamadığını, kim olduğumu ve beni şunu ya da bunu yapmaya iten şeyin ne olduğunu kimsenin bilmediğini hissederdim hep. Ve biliyor musun, eğer seni anlamıyorlarsa, senden hesap da soramazlar.

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink
Ahmet Samsa 
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Birbirimizin karşısında çırılçıplak duruyorduk, ama üniformasıyla bile bundan daha soğuk olamazdı karşımda.

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink
Ahmet Samsa 
16 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Diğerinin muradı olmayı başaramamışsa insan neden istesin ki onun eski ilişkilerini dinlemeyi?

Okuyucu, Bernhard SchlinkOkuyucu, Bernhard Schlink
2 /