Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
188
Basım Tarihi:
2014
İlk Yayın Tarihi:
1995
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Orijinal Adı:
Der Vorleser
Orijinal Dil:
Almanca
Orijinal Ülke:
Almanya
ISBN:
9789754703887
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Aşkın yaşı.. Var mıdır?
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 13:20
Oldukça ağır… Beklemediğim yerden darbe almış gibiyim. Okuyucu, beni beklediğimden çok daha derinden etkileyen bir eser oldu. Eser üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde sade ve hatta sakin ilerleyen olaylar, sayfalar ilerledikçe ağırlaşan ahlaki sorularla beni sürekli düşünmeye zorladı. Konu ilk bölümde malum, 15 yaşındaki bir genç ile 36 yaşındaki bir kadının birlikteliğini konu alıyor. Birkaç inceleme okuma fırsatı buldum. Bazı okurların aksine onayladığımdan değil ama ben bu ilişkiyi okumaktan zaman zaman memnun kaldım. İlişkiyi doğru bulmadığımın altını çiziyorum ama toy, tecrübesiz bir genç ile sırları olan, bazı durumların sonradan açığa çıktığı bu kadının ilişkisi yer yer bana tebessüm ettirdi, yer yer rahatsız etti. Kitabı bitirdiğimde, olaylar kapanmış olsa bile zihnimde bıraktığı sorular hâlâ açıktı. Kitaba uzun süre bakakaldığımı söyleyebilirim. Böyle durumlarda bir sonraki kitaba geçmekte zorluk yaşıyorum. Bu duyguyu yaşamayan var mı? Eserde etkileyici pek çok bölüm var. Özellikle Hanna üzerinden kurulan birinci bölümdeki ‘’okuma” teması, benim için romanın en çarpıcı yönlerinden biriydi. İkinci bölümde roman biraz durağanlaştı fakat üçüncü bölümde tempo yeniden arttı ve son kısım yine beni oldukça etkiledi. Bernhard Schlink’in karakterlerini ne aklayıp ne de açıkça suçlamaması bence olumlu sayılabilecek bir özellik. Bu tarafsızlık, okur olarak beni sürekli sorgulamaya itti. Hanna’nın yaptıklarını düşünürken net bir yargıya ve duyguya varmakta zorlandım; belki de romanın en güçlü yanı tam olarak buydu. Ama sonunda Hanna için üzülmem, sanırım düşüncelerimi ve tarafımı belli ediyor. Kısa olmasına rağmen etkisi büyük olan bu kitap, uzun zamandır en etkilendiğim roman oldu. Okuyucu, sadece okunup bitecek bir roman değil; okunduktan sonra insanın aklında, içinde
2026 Okuma Raporları
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 12:00
Alman edebiyatının en çıplak, en etik ve en derin kitaplarından biri. Schlink, anlatmak ile yargılamak arasındaki mesafeyi korurken, okura kendi vicdanına bakması için bir ayna tutuyor. Bernhard Schlink’in Okuyucusu, ilk kez 1995’te Almanca yayımlandığında bir hukuk profesörünün nasıl bu kadar incelikli bir anlatı kurabildiğine dair şaşkınlıkla karşılanmış. Savaş sonrası Almanya’nın bir bireyde yankılanan enkazı bu kadar sade ama bu kadar çarpıcı anlatılabilir miydi, bilmiyorum. Schlink’in dili son derece sade ama duygusal olarak derindir. Melodrama düşmeden, büyük ahlaki soruları son derece kişisel anlar üzerinden sorar. Michael’ın anlatımı neredeyse mesafelidir ama bu mesafe, okura düşünsel bir alan açar. “Acaba ben olsaydım?” sorusu, roman boyunca içten içe yankılanır. Modern Alman edebiyatıyla ilk tanışmam, lise yıllarında okuduğum Heinrich Böll’ün “Palyaço”su sayesinde olmuştu. Ardından Günter Grass, Siegfried Lenz ve Ingeborg Bachmann gibi yazarlarla derinleştikçe fark ettim ki, savaş sonrası Alman edebiyatı yalnızca tarihi anlatmakla kalmıyor, anlatmayı da sorguluyordu. Hafıza, utanç, suskunluk ve anlatı arasında kurulmuş bir üçgenin içine doğrudan bakmak gerekiyordu. İşte tam bu bağlamda Okuyucu isimli kitap, yalnızca bir roman değil; neredeyse etik bir muamma, sessizlikle örülü bir vicdan panoraması olarak karşıma çıktı. Bazen de okuduğunuz kitap bitmez. Son sayfası kapanır, belki… Ama hikaye bir yerde, içimizde bir kıymık gibi kalır. Günler geçtikçe batmaya devam eder. Okuyucu da böyle bir kitap. İlk bakışta bir aşk hikayesi gibi görünür. Ama her satırın altında gizli bir suç, gömülü bir utanç, bastırılmış bir suskunluk vardır. O suskunluk, yalnızca karakterlerin değil, tarihin, toplumun ve belki de bizim kendi içimizin sessizliğidir. Michael Berg,
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Puan vermedi·188 syf.·
2025 52. kitabı
Okuyucu, Alman yazar Bernhard Sclink’in 1995 yılında yayımlanan romanı. Kitap, II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da geçiyor. On beş yaşındaki Micheal ile otuz altı yaşındaki Hanna’nın gizli aşkı anlatılıyor. Kitabın ilk bölümü çok sürükleyici. Bir çırpıda okunuyor. İkinci bölümdeyse tempo düşüyor. İkinci bölümü okurken baya zorlandım. Son bölümdeyse tempo yeniden yükseldi. Kitabın ilk bölümünde çok fazla erotizm vardı. Bu beni rahatsız etti. Bu durumu gereksiz buldum. Kitabın II. Dünya Savaşı’yle ilgili olması da beni sıktı. Bu konu o kadar çok işlendi ki, hem kitaplarda hem de filmlerde… Bunların dışında beğendiğim bir kitap oldu. Akıcı, sürükleyici bir kitap. Okunabilir. Okuyucu Bernhard Schlink
Edebiyat
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
10/10
·188 syf.·
2026 22. kitabı
Okuyucu, 15 yaşındaki Michael ve 30'lu yaşlarındaki Hanna'nın kesişen hayatını anlatıyor bize. İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan ilişki Hanna'nın ortadan kaybolmasıyla bitiyor fakat Michael, Hanna'yı onsuz da olsa yaşamaya devam ediyor. Ta ki ikili yeniden mahkeme salonunda karşılaşıncaya dek. Geçmişe dönük olarak yaşanan bu hesaplaşma, hem Hanna'nın geçmişte işlediği suçların cevabını veriyor bize, hem de yaşadıkları ilişkiyle ilgili boşlukları dolduruyor. Bir aşk hikayesini konu ediniyormuş gibi başlayan kitap aslında suç, vicdan, hesaplaşma üzerine yoğunlaşmış. Enfes bir kitaptı, hayranlıkla okudum. Hele de kitabın son bölümü, kitabın içindeki en güzel bölüm olmakla beraber, kitaptan bağımsız olarak da okuduğum en iyi metinlerden biriydi. Sadakatin ne olduğunu anlatan eşsiz bir bölümdü. Önce kitabını okumayı tercih ettiğim için filmi izlemeyi ertelemiştim. Artık izleyebilirim ama siz lütfen önce kitabı okuyun. Son olarak kitabın 2. bölümünden yola çıkarak, size bir soru: İnsanların iradelerine saygı duymalıyız evet, peki verdikleri karar hayatlarına mal olacak olsa bile mi?
Edebiyat
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Sen olsaydın ne yapardın???
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 23:35
Sade ve dolaysız bir anlatımla ahlak , vicdan, utanç, istismar, soykırım, savaş , gerilim , hesaplaşma okumak ve aynı zamanda kendi değerlerini sorgulamak; üzerine düşünmeyi reddettiği şeylerin farkına varmak isteyenlerin aradığı kitap tam olarak bu . Yalnızlık içinde geçen yıllar, dünyayı dayanılmaz kılar mı? Gururu kırılmasın diye insanoğlu hücrede yıllar geçirmeyi göze alır mı? Görevini yapmak mıdır esas olan yoksa doğru olanı yapmak mı? Kendisi istemeyen birini kurtarmaya çalışmak gerekir mi? Göz göre göre uçuruma yuvarlanan kişiyi izlemek kararlarına saygı duymak mıdır? Cinsellik üzerinden devam eden tutkulu her ilişkiye aşk denir mi? Haz mı aşk mı seni karşıdakine bağlayan ? Peki birlikte olduğun kişinin bir suçlu olduğunu öğrensen vazgeçer miydin onu sevmekten? .... Yazar metni öyle güzel kaleme almış ki sorular var cevaplar okuyucuya kalmış . Bizi hiçbir şeye ikna etme derdi olmayan muazzam bir kurgu . Filmiyle de dikkat çeken bu kitap okuyanın kafasını sorularla dolduruyor. Aynı zamanda kırktan fazla dile çevrilmiş. Alman edebiyatının beğenilen örneklerinden. İçeriğinde cinsellik (ilk bölümde) mevcut. Keyifli okumalar...
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Puan vermedi·188 syf.·
2024 97. kitabı
İkinci Dünya savaşı sonrasında 15 yaşındaki Michael Berg ile 36 yaşındaki Hanna Schmitz’in arasındaki aşk ile başlıyor kitap. Michael sevgilisine sesli kitaplar okuyor, birlikte duş alıp sevişiyorlar, her anlamda tutkulu olan bu ilişkinin içine giriveriyorsunuz siz de. Sonra bir gün Hanna şehirden ayrılıyor. Neden ayrılmıştı?Ayrılmadan hemen önce Michael’in olduğu yere gittiğinde, Michael çekinmek yerine Hanna’nın yanına gitseydi bir şeyler değişecek miydi? İşte yıllarca bu sorunun cevabının pişmanlığıyla yaşadı Michael. Bir imgelem gibiydi Hanna’nın hayali onun için, bir izdüşümdü. Her ilişkisinde her yerde onun gölgesi vardır. Ama bir süre sonra her şey gibi herkes gibi Hanna da önemini yitirdi. “Unutmuş değildim ama bir süre sonra anısını her an yanımda taşımaz oldum. Geride kaldı, tıpkı trenle geçerken geride kalan bir kent gibi. Kent hep orada, ardınızda bir yerlerdedir ; isterseniz oraya dönebilir, varlığından emin olabilirsiniz. Ama bunu neden yapasınız ki?” Diyor Michael yıllar sonra onu anlatırken, ama sonra bir gün bir mahkeme salonunda karşılaşır Hanna ile. Yahudi soykırımı sırasında Ss’ye katılan gözcülerin yargılandığı bir davadır bu. Burada bir parantez açalım, normalde hep yahudi tarafından anlatılır soykırım, hep onların gözünden okuruz bu sefer bir Alman gözünden okuyoruz bu soykırımı. Kendinden önceki kuşağın, anne-babasının bu katliama nasıl kayıtsız kaldığını anlamayan onlara hesap sorma hakkını kendinde gören bir kuşağın gözünden okuyoruz. Evet kapatalım parantezi. İşte yargılananlar arasındadır Hanna. Sevdiği kadın bir canavar mıydı? O aslında kimi sevmişti? Hanna SS’e neden katılmıştı? Sizi ahlak, utanç, yasa, adalet ve toplu suç üzerinde düşündürecek oldukça akıcı bir kitap bekliyor.
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 16. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 14:34
Kitapla ilgili ilk hissim rahatsız edici olduğu idi. Eşitsizlik,bağımlı hissettiğinin hükümranlığı, ilişkinin toplumdaki yerleşik inançlara olan karşıtlığı ve utanç! Mahkeme , suç kabulleniş ve sebebi “utanç” Tarihsel blr suçun bireye indirgenmesi ve yüzleşme. Cahilliğinden utanıp kendince kaçarken bulaştığı ya da içinde yer aldığı tarihsel bir suç. İkinci bölümde utanç kadar suskunluk da çarpıcı… Belki keşke dediğim tek yer. Üçüncü bölümde ; telafi, geç gelen pişmanlık, imkansızlığın kabullenişi ve … Okumak öyle büyük bir bağ ki belki hayata bağlayan! “Açılırsak birbirimize sen bana, ben de sana dalarsak bana sen ve ben sana erirsek sen bende ve sende ben. İşte o zaman ben olurum ben ve sen de sen.” (Sayfa 51)
1000Kitap
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2021 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 18:12
Bazı kitaplar vardır, anlatılmaz okunur. İşte bu kitap da tam olarak onlardan. Nefis bir eser. Hatta tam anlamıyla büyüleyici olduğunu da söyleyebilirim... Anlatılmaz okunur, dedim; ama bir şekilde size bu harika eseri anlatmaya çalışayım: "Okuyucu" isimli bu eser birçok Alman romanında olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı'nın sonrasını, Hitler'in Nazi Almanya'sının yıkıcı etkilerinden sonraki dönemi bizlere anlatıyor. Tarihte bazı dönemler vardır, milletler üzerinde silinmez etkiler bırakmıştır. Hitler döneminde Yahudilere uygulanan soykırım da aynen bu şekilde Almanlar üzerinde silinmez etkiler bırakmıştır. Ne kadar ellerini yıkasalar ne kadar özürler dileseler de bir insanlık suçu olan soykırımın lekesi ellerinden hiçbir zaman çıkmayacak. Bernhard Schlink de böyle bir dönemde, henüz on beş - on altı yaşlarındaki lise öğrencisi Michael Berg ile otuz altı yaşındaki Hanna Schmitz arasındaki sarsıcı bir aşk öyküsünü bizlere sunmuş. Açıkçası kitabı okurken başlangıçta bu ilişkinin bir "aşk ilişkisi" olmadığını, "karşılıklı hazza dayalı bir çıkar ilişkisi" olduğunu düşünmüştüm. Hatta şu an okuduğunuz bu incelemede "aşkın ne olduğu"ndan girip "cinsellikten sonra oluşan bağlılık"tan çıkmayı planlamıştım. Çünkü henüz ergenlik dönemindeki bir erkeğin ilk cinsel ilişkide bulunduğu kadına aşık olması çok doğal ve sıkça karşılaşılan bir davranış şeklidir. Hatta bu durum kadınlar için de geçerlidir diyebiliriz... Bunun yanında otuz altı yaşındaki Hanna Schmitz'in genç erkeğimize karşı olan davranışlarında da aşkla bağlantılı herhangi bir ifadeye rastlamamıştım. Fakat kitabı okudukça aralarındaki garip tutkulu ilişkinin bir aşka dönüştüğünü anladım. Kitaptaki bu sarsıcı ve haz dolu aşk öyküsü son sürat devam ederken her iki kahramanımızın da kusurlu yönlerini görebiliyoruz. Bu
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
Vicdan ile Aşk Arasında Sıkışıp Kalmak
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 15:06
​Kitabı az önce bitirdim ve dürüst olmak gerekirse beklediğimden çok daha başka bir yere evrildi. Başta ilgi çekici bir aşk hikayesi gibi gelse de aslında tamamen vicdan ve geçmişle hesaplaşma üzerine bir kitap. ​Michael’ın yerinde olsam ne yapardım diye düşünmeden edemiyor insan. Michael için sevdiğin kadının geçmişte çok ağır suçlar işlediğini öğrenmek gerçekten büyük bir yüktü. Aslında kitap boyunca Michael’ın bu durumla nasıl başa çıkamadığını anlatıyor yazar. ​Beni en çok şaşırtan, Hanna’nın sırf okuma yazma bilmediği anlaşılmasın diye hapse girmeyi kabul etmesiydi. İnsanın kendi gururu ya da utancı için hayatını yakması çok sarsıcı. Bazen bir sırrın bedeli, işlenen bir suçun bedelinden daha ağır olabiliyormuş. ​Süslü cümlelere, uzun betimlemelere boğmayan ama bittiğinde sizi düşüncelere daldıran bir hikaye. Kısa sürede bitiyor ama etkisi uzun sürüyor. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim. Okuyucu
Edebiyat
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 21:58
1995 yılında Bernhard Schlink tarafından kaleme alınan Okuyucu, ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha derin bir yere dokunuyor. Okurunu rahatsız eden, düşündüren ve insanın kendine bile sormaktan kaçındığı sorularla yüzleşmesini isteyen bir anlatı bu.   Hikâye, 15 yaşındaki Michael’ın bir apartmanın önünde rahatsızlanmasıyla başlıyor. Ona yardım eden 30’lu yaşlardaki Hanna ile kurduğu ilişki ise romanın merkezine yerleşiyor. Ama burada anlatılan sadece bir ilişki değil; aynı zamanda yıllar sonra geçmişine dönüp bakan bir adamın hatırladıkları. Aslında hem tanrısal bakış açısını hem de birinci ağız anlatımı seviyorum. Ancak bu kitapta birinci ağız kullanılması, hikâyenin etkisini ciddi anlamda artırmış. Olayları Michael’ın gözünden dinlemek, anlatıyı daha samimi ve çarpıcı kılıyor. Bu yüzden kitaba daha en başta bağlandım diyebilirim.   Romanın ilk bölümleri, Michael ile Hanna’nın ilişkisini adeta bir film izler gibi aktarıyor. Anlatım o kadar canlı ki; bakışları, sessizlikleri, hatta aralarındaki o garip gerilimi bile hissediyorsunuz. Ama bu canlılığın içinde sürekli bir huzursuzluk da var. Hanna’nın mesafeli tavırları, alışkanlıkları ve özellikle Michael’a kitap okutma isteği, hikâye boyunca zihninize yerleşen bir “neden?” sorusu bırakıyor.   Michael ile Hanna arasındaki ilişki yer yer duygusal, yer yer ise şaşırtıcı şekilde sıcak. Birlikte geçirdikleri anlar ve Michael’ın kitap okuduğu sahneler benim için en akılda kalan bölümlerdi. Ama işin ilginç tarafı şu: Gerçekleri öğrendiğinizde, o sahnelere bir daha asla aynı gözle bakamıyorsunuz. Aralarındaki ilişkinin asla masum olmadığını düşünüyorum ve bu durum beni yer yer rahatsız etti. Belki de bu yüzden kitaba karşı mesafemi tam olarak kapatamadım.   Hikâyenin yönü, Hanna’nın aniden ortadan
Edebiyat
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,589 okunma

Yazar Hakkında

Bernhard SchlinkYazar · 13 kitap
Schlink; Bethel, Almanya'da Alman bir baba ve İsviçreli bir annenin dört çocuğundan en küçüğü olarak dünyaya geldi. Anne ve babası teoloji eğitimi almıştır, ancak babası Naziler yüzünden Teoloji profesörlüğü işini kaybedip, papazlığa başlamıştır. Bernhard Schlink 2 yaşından itibaren Heidelberg'de büyümüştür. Freie Universität Westen Berlin'de Hukuk eğitimi almış ve 1968'de buradan mezun olmuştur. Schlink 1988'de Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin anayasa yargıçlığına getirilmiş ve 1992 de Humboldt Üniversitesi'nde Kamu Hukuku ve Hukuk Felsefesi profesörü olmuştur. Ocak 2006'da emekli olmuştur. Schlink Heidelberg Üniversitesi'nde ve Freie Universität Westen Berlin'da Hukuk eğitimi almıştır. 1992'de Humboldt Üniversitesi'nde çalışmaya başlamadan önce Bonn Üniversitesi'nde, Johann Wolfgang Goethe-Universität Frankfurt am Main'da Hukuk profesörü olarak çalışmıştır. Yazar olarak kariyerine, ana karakteri Selb-Almanca "kendisi" anlamına gelen sözcük ile oynanan bir oyun-, (birincisi, Self'in Cezası Walter Popp ile ortak yazılmıştır.) birçok dedektif romanı yazarak başlamıştır. Bunlardan biri olan Gordiyon Fiyongu kitabı ile 1989'da Alman Polisiye Yazarları Birliği ödülünü almıştır. 1995'te Okuyucu (Der Vorleser)'yu, 30'larında ve aniden ortadan kaybolan, bir kadınla ilişkisi olan ve onu savaş suçları mahkemesinde bulan Hukuk öğrencisi bir gençle ilgili romanı, yayınlamıştır. Kitap Almanya'da ve diğer birçok ülkede en çok satanların arasına girmeyi başarmış ve 39 dile çevrilmiştir. 1997'de kitap Hans Fallada Ödülü'nü, bir İtalyan Edebiyat ödülü, ve Fransızca'ya çevrilen yapıtları için Prix Laure Bataillon'i kazanmıştır. 1999'da Die Welt gazetesi tarafından "WELT - Literaturpreis"'a layık görülmüştür. 2000'de Schlink Aşk Kaçışları adlı kitabında hikâyelerini topladı. 2008'de Stephen Daldry aynı isimli kitapdan uyarlama olan Okuyucu filmini çekti. Schlink şu anda New York ve Berlin'de yaşamına devam etmektedir.