Adı:
Güvercin
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
82
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102122
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Pigeon
Çeviri:
Tevfik Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Daha önce yayımladığımız ve aralıksız yeni basımlarını yaptığımız "Koku" adlı romanıyla, bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da alışılmadık kalabalıklara ulaşan genç Alman romancısı Patrick Süskind'in bu ikinci romanını, "Güvercin"i de yine usta çevirmen Tevfik Turan'ın Türkçesiyle sunuyoruz. Bu kısa romanın başkişisi Jonathan Noel, olaylardan kaçan, içine kapanık, sıradan bir insandır. Yıllardır bir bankanın bekçiliğini yapmaktadır. Bütün yaptığı da bankanın müdürünü karşılamak, arabasının kapısını açmaktır. Paris'te bir çatıkatında yaşamakta, bu katın sahibi olmaya çalışmaktadır. Ama birgün karşısına çıkan bir güvercin, bu sıradan insanın tekdüze yaşamını altüst eder. Patrick Süskind, gerçekten okutmasını bilen usta bir yazar. "Koku" gibi "Güvercin"i de bir solukta büyük bir ilgi ve keyifle okuyacağınızdan hiç kuşkumuz yok.
(Arka Kapak)
İŞSİZ İNCELEMELER SERİSİ PART. 28!!!

Gün içerisinde Trevanian - Katya'nın Yazı' nı bitirdikten sonra boş kalmayayım diyerek yanıma aldığım incecik, kıl kadar bir kitaptı bu.. Öğlene doğru Trevanian ' ı bitirince ara vermeden başladım okumaya. Açıkcası Suskind' in Koku şaheserinden sonra yazara bağlı olarak büyük lakin hacme bakarak küçük beklentiler içerisindeydim. Öykü tarzı pek benlik değil aslına bakacak olursanız saolsun Sait Faik ve Bir Takım İnsanlar bu konuda pek yardımcı oldu bana vurduğu darbeyle.Sadece Aziz Nesin ' i takip edenlerdendim bu kulvarda.Hepte öyle olacak sanıyordum taki bu kitaba kadar..

Kitap kahramanımızın özgeçmişini bizlere anlatarak başlıyor ..Anlatım , hele hele çeviri muhteşem( Koku' yu da bu amca çevirmiş idi - bkz: Tevfik Turan ) .. Suskind ' in masalımsı cümle yapıları daha kitaba başlarken gülümsetmeyi başarıyor sizi.Koku 'daki o gerçek üstü tadları yer yer almak mümkün , yalnız çeşitli sebeplerle yalnızlastırılan bir adamdan ötürü arada sırada ağzınıza soba kurumu ve katranda gelmiyor değil. ..Kahramanımıza gelecek olursak.. 2. Dünya savaşı sırasında ailesi parcalanıp toplama kamplarına gönderilen , kardeşinin izini , göçe bağlı olarak askere gidip geldikten sonra kaybeden esasoğlanımız , amcasının telkinleriyle şanssız bir evlilik yapıp , yenge de başkasından hamile kalarak firarı verince ,şahıslarla arasına duvar örüp izole bir yaşam sürmeye başlıyor. Bu izolasyon o denli hastalıklı bir hal alıyor ki tek göz bir odada 25 30 sene hiç kimseyle temasa geçmeden monoton bir hayat yaşıyor. Bir nevi kaldığı odada yaşayan canlı formundan eşya formatına evriliyor .. Yıllar yılları kovaladıktan sonra bir sabah kapısının önünde gördüğü bir güvercinle bu hastalıklı kış uykusundan uyanıyor.. Romantizm ve arkadaşlık öyküsü bekleyen pembe dizi sever tayfa sanmasın ki burda bir arkadaşlık doğuyor (sevgiye geçit YOK!! hehehehehehe =) ) Kaldığı apartmanda sabahları ortak wc yi kullanırken dahi insanları görmeye dayanamayan Parisli fakat Jumasız Robinson Crusoe 'muz bu güvercini görür görmez ete kemiğe bürünmüş bir nefrete gark olarak, senelerdir bağlandığı ve satın almaya ramak kalmış, onun için paha biçilmez bir öneme ve değere sahip tek göz odasını terk edip otele yerleşmeye karar veriyor.. Suskind ' e bu noktada gercekten alkış tutmak yerinde olur çünkü bu durum bunalımını öyle güzel anlatmış ki bu trajediyi size dozunda anektodlarla güldüre güldüre yedirmeyi başarmış..Sonrasında olanlar ise bahsettiğim kış uykusundan uyanan elemanımızın 24 saatini kapsıyor ..Tüm bu anlattığım kısımlar kitabın ilk 10 - 15 sayfası ..Yani rahat olabilirsiniz spoiler curse ü yemediniz ;)
Sonrasında olanlara gelecek olursak , aslında farketmeksizin kendine karşı ördüğü duvarı yıkan Jonathan Noel ' in bir gün boyunca geçmişinden yola çıkarak geldiği noktayı ve durumu sorgulaması olarak nitelendirilebilir.. Bu bağlamda pskikolojik bir çözümleme diyecek olursak sanırım yanılmış sayılmayız.. Velhasıl kelam bitirirken diyeceğim şudur ki hacminin aksine , düşünmek isteyenler için Suskind satır aralarına pekçok güzel soru ve olgu sıralamış ..

Bu kısma bol ehemmiyet arz eyleyesiniz ...

Kendiyle barışık olmayan bünyeler ve misantroplar için ELZEM not : YAĞMURDAN KAÇAYIM DİYİP BİR SEVİNÇLE BİNDİĞİNİZ HALK OTOBÜSÜNDE ,VİCDANSIZIN TEKİNİN ÖĞLEN YEDİĞİ KURU FASULYEYİ OKSİTLEYEREK GÜVENLE İÇİNİZE CEKTİĞİNİZ ATMOSFERE KIŞALADIĞI GAZ FORMATINDAKİ O SİNSİ DÜŞMANI ,CEVİZLİ LOKUM VE SADE TÜRK KAHVESİYLE CİĞERİNİZİN BAŞ KÖŞESİNE BUYUR EDİP YEŞİL DEVE DÖNÜŞÜVERİRSİNİZ .. AMAN DİYİM !!

Offf ne iğrenç adamsın diyenler için extra not : barbie bebek evinde mi yaşıyorsun arkadaşım ? okula helikopter uçak ya da teleportation teknolojisi ile mi gidiyorsun? hepimiz maruz kaldık buna o yüzden İTİRAF ET !!! Buraya edemiyorsan da kendine itiraf et =)))

MOTTOMUZ : HALKIN İÇİNDEYİZ , HALKTAN BİR BİREYİZ !!!

Bir başka işsiz kritikte görüşünceye dek RAKINIZ SEK , SIRTINIZ PEK OLSUN KOKOMANJEROLAR!!!
Şu aralar kitap okumaya öyle fazla vakit yaratamadığımdan ama zihnime arada dinlenme,farklı öykülerde seyahat imkanı vermem gerektiğinden ve Maslow Piramidi'ne göre sanatsal zevkleri tatmin de ihtiyaçtan sayıldığından bu uzun hikayeye de günümde yer açmaya karar verdim. Bir de henüz tanışmadığım bir yazar olan Süskind'e başlangıç için iyi bir kitap olacağını düşündüm. Koku'dan sonra okuyacağım her kitabın bana yavan gelebilme ihtimalini de göz önünde bulundurdum.
Şimdi başlıyorum. AŞAĞIDA KİTAPTAN ALINTILAR MEVCUT. BU KITABIN ASIL SPOİLERLIK KISMI ISE DEGERLENDIRMELERDE ANLATILAMAZ.
Kitabın arka kapağından, türlü türlü sitelerden ulasabileceginiz gibi, kitap son derece tekdüze, ivmesiz bir yaşamı konu alıyor. Esas oğlanımızın aksiyona hiç gelemeyen bir yapısı var. Bu resmi de hikayesine başlarken daha ilk sayfada bizi karşılayan şu alıntıyla görüyoruz.

"Yetkin bir olaysızlık içinde geçen rahat yirmi yıllık bir süreyi gerisinde bırakmıştı ve daha karşısına, günün birinde gelecek olan ölümden başka, temel nitelikte herhangi bir şey çıkabileceği aklının ucundan bile geçmezdi. Bundan da çok hoşnuttu. Çünkü olayları sevmezdi, hele insanın iç dengesini sarsan, dış yaşam düzeniniyse karmakarışık eden olaylardan bayağı nefret ederdi."

Hikaye sürüyor. Kalabalıklar içindeki yalnızlığından bahsediyor, insanlara karşı nasıl güvensizlik duyduğunu anlatıyor. Bunu da şöyle bir alıntıda görüyoruz.

"Jonathan Noel bütün bu olup bitenlerden, insanlara güvenilmeyeceği, huzur içinde yaşayabilmenin ancak onları kendinden uzak tutmakla olabileceği sonucunu çıkardı."
Yazar kitapta böyle ve benzeri şekillerde karakterini tüm içselliğiyle okuyucuya aktarıyor. Geniş geniş karakter betimlemelerine yer veriyor. Karakterin iç sesine fazla fazla söz hakkı veriyor.
Özellikle benim gibi; bir kitabı okumak için yazarın üslubunda, kitabın içeriğinden daha fazla sebep bulanlardansanız estetik hazlarınızı -kitabın kısalığı dışında- tatmin edeceğine garanti verebilirim bu yüzden. Sizi sevk edeceği düşüncelerden sorgulamaniza neden olacak olgulardan burada bahsetmiyorum, okuyup tadın bunu.
Ayrıca değinmek istediğim bir nokta da bahsi geçen Güvercin'i, hem yazar hem şair kişiliğine hayran olduğum Edgar Allan Poe'nun, Kuzgun'una benzetmemdir.
Edgar Allan Poe'nun şiirlerinde işlemeyi çok sevdiği "ölen sevgilinin acısı" teması, bu şiirde de kullanılır. Kuzgunun şiirin esas oğlanının odasının penceresinden içeri girmesini takiben karakterin görünürde kuzgunla olan iç konuşmalarıyla acısı katmerlenir. Bu hikayede de Güvercin yüzünden tüm o tekdüzelik alt üst olur, karakter psikoz sancıları çeker.

Benim okurken keyif aldığım, güzel vakit geçirdiğim bir kitap oldu. Henüz okumayanların okuyacaklarına katmasını tavsiye eder ve Süskind'e bir yerden başlamasını öneririm.

Incelememi Edgar Allan Poe'nun en güzel şiirinin, daha hislisi, güzeli yazılamayacak mükemmel şiirinin Christopher Lee sesinden linkini buraya iliştirerek bitiriyorum.

https://youtu.be/BefliMlEzZ8

Herkese keyifli okumalar dilerim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.326 Oy)19.084 beğeni43.435 okunma3.020 alıntı183.250 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.300 Oy)9.265 beğeni25.671 okunma1.835 alıntı118.969 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.566 Oy)8.846 beğeni28.748 okunma844 alıntı139.899 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.732 Oy)13.439 beğeni34.580 okunma3.420 alıntı146.336 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.426 Oy)3.925 beğeni12.989 okunma1.225 alıntı53.083 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.910 Oy)8.864 beğeni26.374 okunma2.666 alıntı115.001 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.672 Oy)5.777 beğeni19.698 okunma842 alıntı101.409 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.470 Oy)8.052 beğeni22.816 okunma834 alıntı89.979 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.029 Oy)6.380 beğeni16.843 okunma2.926 alıntı86.217 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.584 Oy)9.092 beğeni25.386 okunma1.545 alıntı126.913 gösterim
DUVARLAR, DUVARLAR, DUVARLAR..


Peki ne kadar sağlamlar acaba?
Ya da kendimizi onlarla kuşattıkça, daha savunmasız olmuyor muyuz aslında?

Yaşanılan her olay birer tuğla olur yeri geldiği zaman. Sonra onu alırsın, bir öncekinin üzerine koyarsın. Bir de harç yaparsın deneyimlerinden, aralarına sürersin.

Önce bir tarafını, sonra dört bir yanını duvarlar kaplar zamanla. Yaşadıkların sana kalkan olup insanlarla arana girer. Tam istediğin de budur belki de. Eğer ikinci bir şans vermeye niyetin yoksa hayata..

Yalnızlığın insanı bir güvercin karşısında bile nasıl savunmasız bıraktığını okudum bu kitapta. Tuğladan ördüğümüzü sandığımız o kocaman kocaman duvarlarımızın, aslında kağıttanmış gibi nasıl kolayca yırtılabileceğine şahit oldum.

Peki ya fazla ileri gittiysek?
Duvarlarımıza biri dokunsa ya da yanından geçse bile kalp krizi geçirebileceğimizi düşünüyorsak?
Ya da insanların, bizimkilere benzer duvarları olmadan, nasıl yaşadıklarını bir türlü anlayamıyorsak?

Kısa olmasının yanında hiç sıkmayan, akıcı anlatımıyla düşündüren bir kitaptı.

Ben neredeyim, benim duvarlarım ne kadar yüksek, gibi sorularla toplum içinde yaşamanın mecburiyeti üzerine fikir yürütmemizi sağlaması, en verimli tarafıydı.

Keyifli okumalar.
Bir çırpıda okudum diyerek başlamak doğru olur incelememe bence.. Patrick Süskind, Koku sayesinde beni kendine hayran bırakmış bir yazar; başucu kitabımın yazarı!
Güvercin ise kısa ama özünde birçok duyguyu barındıran bir eser. Psikolojik bir kitap olmasının yanı sıra betimleyici bir anlatım kullanmış Süskind.
İkinci dünya savaşı sırasında ailesi toplama kampına götürülen Jonathan Noel, amcası tarafından büyütülür ve yine amcası evlenmesine karar verir. Ancak evliliğin ilk zamanlarında karısı onu başka birinden hamile olduğu için terk eder. Bu olay sonrası kimseyle iletişim içinde olmak istemez ve dış dünyaya kapatır kendisini. Ta ki bir güvercin görene kadar!
Hem geçmişini hem de bugününü sorgulayacak olan Noel'in sıradan hayatı birden altüst olur.
Etkileyici ve güzel bir eserdi. Kısa zamanda okuyabileceğiniz, sizi kendisine bağlayacak farklı bir kitaptı.
Güvercin, ilkel dinler, antik Mısır medeniyeti, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâmiyet’te hem de İslam tasavvufunda dünyanın her yanında yaygın olan ruh=kuş denklemi içerisinde ele alınmıştır. Kitabın adının Güvercin olması bundandır diye düşündüm okur iken. Koku kadar etkileyici bulmadığımı söylemeliyim. Hele ki mevsimsel olarak kasvetli havalarda insanın iç dünyasını olumsuz etkileyeceği düşüncesindeyim. Tasvirler başarılı olsa da yarattığı psikolojik durum ve gerilim sıkıcıydı.
Süskind'in yine mini mini ama özünde uzun mu uzun hikayelerinden birini daha layıkıyla okuyup bitirmiş bulunuyorum iyiydi demek cimrilik olur oldukça iyiydi yerinde bir tabir olur lakin depresif ve son derece suskun yalnızlığını doruk noktalarında yaşayan karakterimizin hikayesini okunmaya değer kılın ve kütüphanenize değer katın. :))
Birçoğumuzun başına gelmistir. Her şey yolunda giderken önemsiz gibi görünen bir cümle, bir nesne, bir olay.. bizi çok başka yerlere götürür; bir uçurumdan düşmüş gibi hissettirir, alt üst eder, hayatı sorgulatır.
Jonathan Noel'in başına gelen de buydu işte. Daha O küçükken ailesi toplama kampına götürülmüş, kız kardeşinin izini askerden dönüşte kaybetmiş, evlenmiş ama eşi başkasıyla kaçmış. Bu yüzden insanlara güvenmiyor,onlarla iletişimi sadece günaydin ve iyi aksamlar cumlelerinden ibaret. 20 yili aşkın suredir bir bankada bekcilik yapiyor,tekduze siradan bir hayati var ve bundan memnun. Bundan sonra yaşayacagi tek olayın bir gün kapısını çalacak olan ölüm olmasını diliyor. Ancak o sabah odasının kapısında gördüğü bir güvercin alt ust ediyor Noel'i. O evde güvercinle yasayamayacağını anlıyor ve çok sevdiği evini terk ediyor. Kitap bundan sonra ki yirmi dört saati anlatıyor. Yasadiği bunalim, cocukluğuna dönüş, her gün gördüğü o evsizle ilgili hissettiklerini okuyoruz. Kısacık ama dolu dolu bir kitap.
Ammaaan bir güvercin,bir insana neler yapabilir ki demeyin.Okuduktan sonra zaten hiç demeyeceksiniz.Çünkü karakter yalnızca güvercini görerek ölümü bile göze alıyor,hayatı değişiyor,kafayı yiyiyor,deliriyor.Bütün düzeni altüst oluyor.

Kitapta güvercin fazla değinilmemiş,fazla değinilmemesi ve kitabın sonunda bir anda o güvercini hatırlamanız kitabın şaşırtan kısmı.Alaycı ve mizahi bakışı sayesinde ne kadar Koku adlı kitabını okumasam da bu uzun öyküsüne hayran kaldım.Çevirmen ise yazılanları bir hayli güzel çevirmiş,okursanız bana hak verirsiniz ;)

Kitap 77 sayfa,okumazsanız ayıp edersiniz :)
Anne ve Baba'sını kaybetmiş Yahudi soykırımının içinden kurtulmuş,travmatik bir çocukluk geçirmiş olan Jonathan,eşinin de onu aldatmasıyla takıntılı ve yalnız bir adam olarak hayatını devam ettirmektedir.
Bir gün kapısının önünde gördüğü bir güvercin Jonathan' ın kendisine kurduğu 30 yıllık münzevi hayatını altüst eder ve o günden sonra rutin hayatı son bulmuş olur...
'
'
▶Yazar,Jonathan'ın içinde bulunduğu duygusal gelgitleri o kadar ince işlemiş,kitapdaki diğer karakterleri de öyle ustaca tasvir etmiş ki...
çok çok sevdim
Etkileyici bir psikolojik gerilim hikayesiydi.Kısa sürmüş olsa da keyifle okunan bir kitaptı.
Yazar'ın en sevilen eseri #koku kitabını henuz okumadım ama en kısa zamanda onu da okumalıyım.
2-3 saatte bitirdiğim bu roman sanırım Süskind'in en kısa romanı. Takıntılı, mutsuz, yalnız bir adamın kapısının önünde bir güvercin görmesiyle hayatı alt üst olur. 50 yıldır hep aynı şeyleri yaparak yaşamış Jonathan artık her şeyi yanlış ve göze batar görmektedir. Güzel bir kitap.
İlk Patrick Süskind romanım. Klasik olarak yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım notunu buraya bırakıyorum.
*Spoiler*
Kahramanımız Jonathan Noel, tek başına yaşayan ve hayatında arkadaşa dair kimse olmayan biridir. Zamanında savaş zulmü çekmiş, askere gitmiş aradığını bulamamış, evliliğinde de yine başarılı olamamış. Sonunda kahramanımız Paris'e yerleşerek bir bankaya güvenlik olarak girmiş. Her gün aynı işi yapmaktan oldukça memnun bir karakter. Sorgulamadan, her gün tekdüze bir hayat yaşıyor. Çocukken geçirdiği ağır travmalar büyüdüğünde peşini bırakmamış. Bir gün sadece bir güvercinden korkuyor, hastalık bulaştırır diye. Ve bu nedenle tüm hayatını değiştirebilecek duruma geliyor. Yani karakterimiz hayatı boyunca kötülüklerden kaçmış olduğu için güvercinden kaçıyor. En sonunda da bir buhran sonrası kendine gelerek hayatına geri dönüyor. Bir çöküş ve kendini bulma kitabı olur kendisi. Keyifle okumalar dilerim.
İlk Patrick Suskind romanım. İnşallah Koku adlı eseri de alıp okuyacağım. İlk olarak psikolojik bir öykü. Betimlemenin alasını yapmış yazar. Gözünüzde öykünün canlanmaması çok zor. Senelerdir alışılmış hayatın içine giren bir güvercinin kahramanın gününü, alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Sabahki yaşanan trajik olayla akşama kadar yaşanılan takıntılı özgürleşen bir ömür... Tavsiye ederim... Hem ucuz bir kitap hemde kaliteli ve kısa sizi sıkmayacak Elinizden hızlıca bitirip çıkaracaksınız.
***
İnsanlara güvenilmeyeceği, huzur içinde yaşayabilmenin ancak onları kendinden uzak tutmakla olabilecek.
...olayları sevmezdi, hele insanın iç dengesini sarsan, dış yaşam düzenini ise karmakarışık eden olaylardan bayağı nefret ederdi.
.. sanki gözleri artık onun gözleri değilmiş, kendisi sanki gözlerinin arkasında oturuyormuş da ölü, yuvarlak pencerelerden bakar gibi o gözlerden dışarı bakıyormuş gibi geliyordu..
Bağırmak üzereydi. Bu tek cümleyi, öbür insanlar olmadan yaşayamayacağını, sessizliğin içine doğru haykırmak istiyordu, o kadar büyüktü bunaltısı, o kadar çaresizdi çocuk Jonathan Noel'in terkedilmişlik korkusu.
Şimdi acı çekmek istiyordu. Ne kadar çok çekerse o kadar iyiydi. Acı çekmek işine geliyordu, nefretini ve öfkesi haklılaştırıyor, alevlendiriyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güvercin
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
82
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102122
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Pigeon
Çeviri:
Tevfik Turan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Daha önce yayımladığımız ve aralıksız yeni basımlarını yaptığımız "Koku" adlı romanıyla, bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da alışılmadık kalabalıklara ulaşan genç Alman romancısı Patrick Süskind'in bu ikinci romanını, "Güvercin"i de yine usta çevirmen Tevfik Turan'ın Türkçesiyle sunuyoruz. Bu kısa romanın başkişisi Jonathan Noel, olaylardan kaçan, içine kapanık, sıradan bir insandır. Yıllardır bir bankanın bekçiliğini yapmaktadır. Bütün yaptığı da bankanın müdürünü karşılamak, arabasının kapısını açmaktır. Paris'te bir çatıkatında yaşamakta, bu katın sahibi olmaya çalışmaktadır. Ama birgün karşısına çıkan bir güvercin, bu sıradan insanın tekdüze yaşamını altüst eder. Patrick Süskind, gerçekten okutmasını bilen usta bir yazar. "Koku" gibi "Güvercin"i de bir solukta büyük bir ilgi ve keyifle okuyacağınızdan hiç kuşkumuz yok.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 365 okur

  • hacer
  • Gökmen Ortaç
  • Ez Trhn
  • Eda Aydın
  • Savaş tuncer
  • Esra Kılıç
  • Ercan Hatay
  • Berna Sevindik
  • Emaline Keskin
  • Fahriye Bacacı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%38.6
35-44 Yaş
%30.1
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.7
Erkek
%44.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.9 (9)
9
%15.3 (20)
8
%35.1 (46)
7
%24.4 (32)
6
%9.2 (12)
5
%5.3 (7)
4
%0.8 (1)
3
%0
2
%2.3 (3)
1
%0.8 (1)

Kitabın sıralamaları