Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·254 syf.··
2024 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2024 13:15
Kitabın baş karakteri Grenouille büyürken yazarın belirttiği üzere dahiyane bir yeteneği olduğunu keşfetmeye başlamıştır, üstün koku yeteneği sayesinde her türlü maddenin kokusunu alabilmektedir. Toprağın farklı kokularını, cam kokusunu, insanların ten kokusunu, kapı kolu kokusunu bile ayırt edebilen bir burna sahiptir. Yeteneğinin farkına vardıktan sonra kokuları hapsetme isteğiyle dolan Grenouille, bu işi nasıl yapacağını araştırmaya karar vermiştir. Parfüm dükkanında çalışmaya başlamasıyla istediği kokuları üretmeye başlamış ve koku saklama konusunda çeşitli yöntemler öğrenmiştir. Koku saklama tekniklerini öğrenme yolunda kendi kokusu olmadığını fark etmiştir ve dünyanın en güzel kokusunu yapmaya karar vermiştir. Öğretilerle birlikte çeşitli nesnelerin kokusunu hapsetmeyi başaran karakter, yaptığı planları da hayata geçirmeye başlamıştır. Kitaba Dair Yazar; anlatımı boyunca Grenouille hakkında şeytani gibi tanımlamalarda bulunmuştur, hatta hayata tutunma sebebinin bile sadece kötülük amaçlı olduğundan bahsetmektedir. Grenouille çeşitli badireler atlatarak geçirdiği yaşam boyunca insanlara karşı sevgi, saygı gibi hisler duymayı becerememiştir. Duygusal gelişimini tamamlayamayan karakter sadece insanlardan tiksinmektedir ve herkesi birer nesne olarak görmektedir. Kendine yardım eden insanlara minnet duymak yerine onları kullanmaya çalışmaktadır. Kitabın en çarpıcı kısmı olan son bölümü ise kafamızda çeşitli yargılar oluşturuyor. Hayata geçirdiği eylemlerin sebebi içindeki saf kötülük ya da sevgisiz büyümenin bir getirisi olarak iyiliği tanımamak olarak görülebilir. Grenouille gerçekten amacına ulaşabildi mi? Yaptıkları karşısında aldığı geri bildirimler beklediği tepkiler miydi? Tatmin duygusuna ulaşabildi mi?
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Sıra dışı bir katilin hikayesi...
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2023 173. kitabı
Beş duyu organımızdan birine hitap eden Koku üzerine oldukça sıra dışı bir irdeleme. Öncelikle kitabın konusuna değinmek istiyorum. 18. Yüzyılda Fransa’da geçiyor roman. Kitabın ana karakteri Jean-Baptiste Grenouille, tüm insancıl duyumlardan ve duygulardan yoksun, yalnızca kokulara karşı görülmedik derecede duyarlı, istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten hiç çekinmeyen bir katilin hikayesi. Bu kitabı çok önceden okumama rağmen beni o kadar çok etkiledi ki. Hala bu zamana kadar okuduğum kitaplar içerisinde favorim olma özelliğini koruyor. Patrick Süskind hikayeyi üç kısımda ele almış. İlk kısımlar, karakterin çocukluk dönemlerinden bahsediyor. Özellikle Paris halkının bir kesiminin sefalet ve pislik içerisinde olan ortamından alıntılar yapılıyor. Karakterimizde böyle bir ortamda doğuyor, büyüyor. İkinci bölümde ise ergenlik dönemlerine değiniliyor. Her şeyin kokusunu alabilen, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan Grenouille zamanla kendi kokusunun olmadığını keşfediyor. İşte asıl olaylarda bundan sonra başlıyor. Üçüncü bölüm ise kitabın en heyecanlı, en merak uyandırıcı ve en dehşet verici kısımlarını oluşturuyor. Peş peşe gelen cinayetler, kent halkının bir süre sonra paniklemeye başlamasına neden oluyor. Kitabın en vurucu kısmı, dram yönünün en ağır bastığı kesinlikle son bölümler ve unutulmaz, hafızalardan çıkmayacak kadar şaşırtıcı, çarpıcı finaliydi. Süskind, yarattığı karakterin içsel dünyasını dışa vurma konusunda çok usta. Sosyal bir varlık olan insanın kendini hiçbir yere ait hissedememe duygusu, farklılığından dolayı sadece toplumdan değil aileden bile dışlanma, var olabilmek için başkalarının kokusunu çalan bir nevi kabul görme kaygısı gibi ruhsal betimlemelerimi en ince ayrıntısına kadar betimlemiş. Kitap o kadar güzeldi ki
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 20:24
18.yüzyıl Fransa’sında bir balıkçı tezgâhı altında doğan Jean-Baptiste Granouille’nin hikâyesi.Uzun betimlemeler yok,sıkıcı değil.Okuduğunuzu yaşatan kitaplardan.Keyifli okumalar.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
7/10
·254 syf.··
2022 82. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2022 23:34
Beş duyumuzdan en önemsiz gibi görünen koku alma duyusunu 250 sayfalık bir romana dökmek büyük bir başarı ve çok farklı bir bakış açısı. Maharet romana dökmekte de değil, kitap boyunca kokuyu betimleyebilmekte. Yazar bunu çok ustaca yapabildiği için kitabı klasik bir eser haline getirebilmiş. Eserin başarılı olması, sadece ele aldığı konunun diğer kitaplara oranla çok daha farklı, daha başka olmasından mı geliyor? Tabi ki hayır. Bir eserin sadece konusundan dolayı klasik olması asla yeterli olamaz. O halde eser neden 'klasik' oldu, bir bakalım. Kitabın yazıldığı döneme bakılırsa, yazarın kurmaca/gerçek anlatım tarzı ve ilahi bakış açısı, kitabın postmodern bir eser olduğunu kanıtlar. Kitabın bünyesinde cinayet, erotizm, korku, tarih, fantastik, gezi gibi unsurlar bulunması, postmodernin çoğulculuk ilkesini gösterir. Yazar 16 farklı roman türü ve 7 farklı yazın akımını kullanarak eserini modernizmden tamamen ayırmayı başarır. Kitabın içinde barındırdığı birde estetik felsefesi vardır. Vikipedi amcanın dediğine göre; güzel duyu, bedii ya da estetik sanatla, güzellikle ve zevkle ilgilenen felsefe dalı, Estetik Felsefesidir. Filozof Aristoteles, güzelliği ahenk ve uyum olarak görür. Ona göre tüm unsurlar bir araya geldiğinde estetik bir güzellik ortaya çıkar. Estetiği matematik olarak görür ve orantının, simetrinin önemli olduğunu savunur. Kant ise güzel olanı estetik bir değer olarak veya sanat güzelliği olarak savunur. Peki o halde, soruyoruz. Kokular içgüdüsel değerler midir, yoksa ahlaki kabullenmeler midir? Yani, kötü diye bildiğimiz, halk arasındaki 'osuruk' kokusu neden kötü? Bugüne kadar kötü denildiği için mi yoksa gerçekten kötü olduğu için mi? Aristoteles'e göre osuruk güzel bir koku olsaydı onun matematiğini, orantısını bize gösterebilir miydi? Yada Kant
1000k
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Puan vermedi
Patrick Süskind’in Koku romanı, okuduğum en tedirgin edici ama bir o kadar da büyüleyici kitaplardan biri. Süskind, bir insanın yalnızca “koku alma duyusuyla” değil; kokuların yarattığı takıntılarla, saplantılarla ve varoluş sancılarıyla nasıl dönüşebileceğini ustalıkla anlatıyor. Romanın merkezindeki Jean-Baptiste Grenouille, belki de edebiyatta yaratılmış en özgün ve en rahatsız edici karakterlerden biri. Dünyaya kendi kokusu olmadan geliyor; bu sadece fiziksel bir eksiklik değil, kimliksizliğin, var olamamanın, fark edilme arzusunun sembolü. Grenouille’nin kokuları algılayış biçimi büyüleyici kadar ürkütücü, insanları birer koku kaynağı olarak görmesi insanlıktan kopuşunu her sayfada daha belirgin hâle getiriyor. Romanın asıl çarpıcılığı ise Süskind’in bizi Grenouille’ye ne kadar tiksinsek de tamamen yabancılaşamayacağımız bir mesafeye yerleştirmesi çünkü hepimizin içinde biraz fark edilme isteği, biraz varoluş çığlığı var; Grenouille bunu sadece korkunç bir yoldan yapmayı seçiyor. 18. yüzyıl Fransa’sının kokuyu neredeyse elle tutulur hale getiren tasvirleri romanın en güçlü tarafı; çürümüş sokaklar, kalabalık pazarlar, deri atölyeleri, çiçek bahçeleriyle Süskind sanki sayfanın dışına taşan bir dünya kuruyor. Roman kimlik arayışı, güzellik ve kötülüğün çarpık ilişkisi, takıntı ve saplantı, görünmez olmanın dayanılmaz ağırlığı gibi temaları başarıyla işliyor. Grenouille’nin kusursuz kokuyu elde etme yolundaki gaddarlığı insanın bir ideali uğruna neleri feda edebileceğini gösterirken okura ürpertici bir ayna tutuyor. Romanın finali ise Grenouille’nin tüm hikâyesi boyunca biriktirdiği karanlığın tek bir anda patlaması gibi hem şok edici hem de hikâyeye mükemmel şekilde oturan bir kapanış sunuyor. Kısacası Koku, duyular, saplantılar ve insan ruhunun karanlık kıyıları
1000Kitap
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Das Parfum
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2022 100. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2022 13:58
Spoiler içerir! Yıllar önce filmi de çekilmiş bir kitap kendileri. Bu kitap bende aynı sayfada bile bir çok duygu uyandırdı: iğrenme, şaşkınlık, hayranlık, nefret, vs.. Yazar, muhteşem koku duyma yeteneği olan insanın bu yetenekle neler yapabildiğini ya da lanetli bir kabiliyete sahip olan insanın bununla başa çıkamamasını da denilebilir, çok yalın bir dille anlatmış. Çok orijinal bir konu işlemiş. Böylesine keskin bir duyuya sahip olmak ne kadar güzel diye düşünürken bir anda bu nasıl bir illet diyebiliyorsunuz okurken -ki bu kişi de bununla nasıl baş edeceğini bilemediğinden hayatından vazgeçiyor. Bir doyum noktası buluyor, ona ulaşınca hiç bir amacı kalmıyor. Her şeyin kokusundan her durumu anlayabiliyor ancak sevme ve sevilmeye dair fikri yok. Deniyor, başaramıyor ve intihar ediyor. Olayların bir kırılma noktası var kitabın sonlarına doğru, orada gerçekten nabzım yükselmiş olabilir :) Çok gerçekçi yazılmış, hem yalın hem de çat diye insanın yüzüne vuruyor olan biteni. Şaşırıp kalıyorsunuz. Velhasıl güzel kitaptı, tavsiye ederim. Filmini de en kısa zamanda izleyeceğim.
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Kokular dünyasına hoş geldiniz
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2025 11:52
"Kokular dünyasına hoş geldiniz" daveti ile karşılar kitap sizi. Öyle kokular ile giriş yapılır ki aklınıza koku denilince güzel koku gelir heralde ama burada türüm türüm pisliğin ve kötülüğün kokusu karşılar sizi. Okurken burnunuzu tıkarsınız gayri ihtiyari olarak. sadece bu bölüm bile okunmaya değer özgünlüktedir. Kokusu olmayan, caniyane bir çığlıkla babasız, sevgisiz katil bir anadan doğan bir nefret insanının hikayesi ile karşılaşacak, kitabın sonuna kadar büyük heyecan ve merakla çevireceksiniz kitabın sayfalarını. Sokağa çıktığınızda insanın çevresinde kendine has bir kokusu ile çepeçevre çevrelenmiş görünmez bir hâle ile dolaşıyor olduklarını hissetmek, kitabın sizde bıraktığı etkisi ile her insana baktığınızda, hoş bir gülümseme getirir yüzünüze. Hiç düşünmediğiniz, tecrübe etmediğiniz koku kültürü sizi kucaklayacak bu kitapla. Koku kavramının içini öyle bir dolduracaksınız ki kendiniz bile inanamayacaksınız. Cam kokusu, sis kokusu gibi her bir varlığın kokusunu merak eder olacak, baktığınız her nesnenin kokusunu koklamak ihtiyacı doğacak içinize. İnsan kokusu, havada yaydığı bir dalgası, boşlukta kendi varlığını çevresine hissettiren özel bir aroması olduğunu okuyunca, tanışmak için giden gençlerin birbirleri için "elektrik aldım veya alamadım" sözlerinin ne anlama geldiğini anlayabilirsiniz belki de artık. Hatta eşim derdi, kendi kokunuzu bastıracak fazla parfüm, deodorant kullanmayın ki karşınızdaki kişiyle daha iyi iletişim kurasınız, daha iyi tanıyasınız. Şimdi bu sözün doğruluğunu kanıtlar nitelikte bir kitap okuyacaksınız. Bir farkla, baş kahramanın katbekat kötü olma ve nefret insanı olma farkı ile. Kitaptan kendimce çıkarttığım sorulara gelince: Toplumda sevilmeyen, hep dışlanan insan tiplerine insanlar neden, genel olarak uzaklaşır
İnsan ve Toplum
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Koku
6/10
·254 syf.··
2024 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2024 23:55
Grenouille karakteri insani duygulardan uzak ama kokuları algılamada ve ayrıştırmada üstün bir yeteneğe sahip. Ender ve daha önce duymadığı kokuları arayan ve o kokuları elde etmek için yapamayacağı şey olmayan biri. Bu büyük yeteneğe rağmen kendi kokusu yok ve bunu fark ettiği anda tüm dünyası başına yıkılıyor. Kitabı başlarda okuması benim için zordu, hem alışık olmadığım bir tür, hemde kokuların tasviri çok ayrıntılıydı. Eksik gördüğüm birkaç kısmı vardı. Ama sonlara doğru gerçekten akıcı bir hal aldı. Özellikle kokunun insanlar üzerindeki etkisi çok iyi anlatılmıştı. Bu türde kitaplar okumayı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Kokuya dair bambaşka bir bakış açısı
8/10
·292 syf.··
2024 339. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 17:18
Grenouille karakteri gerçekten de ilginç bir karakter. Koku yönünden olağanüstü bir yeteneği var. Ancak duygusal zekası yok denecek kadar az. Bunun sebebinin yetiştiği koşullar olduğu düşünülse de bence asıl neden karakterin tabiatı. Doğduğu andan itibaren çevresel faktörlerin etkisiyle pekişen tabiatı, tamamen sosyopat özellikler sergilemesine neden oluyor. Burada her ne kadar karakter için üzülmüş olsam da, küçük bir ihtimalle olsa dahi sevgiyle büyümüş olduğu takdirde bambaşka bir hayatı olabileceğini düşünsem de- dürüst olmak gerekirse bunun çok kuvvetli bir ihtimal olduğunu düşünmüyorum çünkü bence karakterin doğa itibarıyla iyi olmaya eğilimi yok- bu kadar kötülük yapmışken, masum 26 genç kızı öldürmüşken ve diğer insanlara sadece iğrenç ve aşağılık varlıklarmış gibi bakarken çok fazla empati besleyemiyorum. Kendi farkında olmasa dahi karakterin oldukça acınası bir hayatı olduğunu düşünmekle beraber, sonunun bile karakterin istediği şekilde bitmiş olmasına ciddi manada sinirlendim. Yine de böyle bir kitap okumuş olmak ve bu kadar çarpıcı bir sonla karşılaşmak beni mutlu etti. Kitap incelemelerine baktığımda genelde karaktere empati duyduklarını ve ona üzüldüklerini gördüm. Ancak ne olursa olsun tamamen bilinçli bir şekilde insanlara zarar verdi ve masum insanları öldürdü. Bu tür şeylerde empatinin sadece adaleti sağlamaya ve asıl mağdurlara üzülmeye engel olacağını düşündüğümden aynı fikirde değilim. Çünkü kötü şeyler yaşamak, başkalarına kötü şeyler yaşatmak için gerekçe sunmaz ve yapılan kötü şeyleri meşru kılmaz. Tabii insana ait her şeyde olduğu gibi bunda da bakış açısına göre farklı şeyler hissedilip farklı kanılara varılabilir. Hangi karakterin gözüyle baktığınıza göre değişecek bir duygu ve düşünce penceresi açan bir kitap. Herkese iyi okumalar.
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Beni 'Duyabiliyor' Musun?
Puan vermedi
Bu hayatta kimi insan kadınların, kimi insan adamların, kimi zenginliğin, kimi hırsların, kimi aklının, kimi duyguların kimi ise duyuların peşinden koşar. Herkesin uğrunda yaşamaya değer bulduğu bir kutsalı vardır. İşte Patrick Süskind de ‘Koku’ romanında Jean-Baptiste Grenouille’nin, varlığı kokularla tanıma tutkusunu, zihnindeki uçsuz bucaksız koku sarayında çıktığı yolculukları ve tüm benliğini buna adayışını; muazzam betimleme kabiliyeti, hayal gücü ve eşi benzerine az rastlanır tasvirleriyle gözler önüne seriyor. Bunu öyle iyi yapıyor ki; '' ..Vebadan bile korkunçtu, çünkü vebadan kaçılabilirdi, oysa bu adamdan...’’ cümleleriyle betimlenen bu katile kızmak, sayfaları çevirirken aklınıza gelen son şey oluyor. Jean-Baptiste Grenouille. 18. yüzyıl Fransa’sında, şehirlerin üzerinde bugünkü modern insanın hayal bile edemeyeceği pis bir kokunun hüküm sürdüğü, bu kokunun nüfus dolayısıyla en yoğun olduğu Paris’te, bir balıkçı tezgahının hemen altında, tam anlamıyla pisliğin ve ölümün içine doğan bir bebektir. Bu şartlarda yaşaması asla beklenmeyen ve diğer tüm bebekler gibi ölüme terk edilen Grenouille, bir savaşçı olarak doğar. Annesinin bile kendisini istemediği bir dünyada yaşamak zorundadır ama onu oracıkta ölmekten alıkoyan bir şeye sahiptir. Süskind bunu elbette en iyi ifade eden olacaktır: ‘’...var olmanın ruhunda onların kokuları vardır...’’ Kuşkusuz, hayatının dönüm noktalarından biri sokaklardaki karmaşanın, insanı uyuşturan kötü kokuların içinde; uzaklardan gelen ve onun için kelimelerle tarifi imkansız -ve önemsiz- olan, ancak duyduğu ilk anda ona yaşamının anlamını bahşeden o kızıl kokudur. Keşfinin ilk anından itibaren bu kokunun peşindedir Grenouille. Önce bu kokunun, daha sonra da onu saklamanın. Onu derinden
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma

Yazar Hakkında

Patrick SüskindYazar · 7 kitap
Patrick Süskind (d. 26 Mart 1949 - ), Alman, roman, senaryo ve radyo oyunu yazarı. Hayatı Almanya'nın Bavyera eyaleti sınırları içinde kalan Münih'in 30 km güneyindeki Starnberger Gölü kıyısında, Ambach'ta dünyaya geldi. Babası Wilhelm Emanuel Süskind de bir yazardı. Patrick Süskind, lise olgunluk sınavının ardından sivil olarak askerlik hizmetini yerine getirdikten sonra 1968-1974 yılları arasında, yine babası gibi, üniversitede tarih eğitimi aldı. Münih Üniversitesi'nde ortaçağ ve modern çağ tarihi öğrenimi gördü. Tarih eğitimini Magister bitirme sınavı ile tamamladı. Üniversite yıllarında düzyazılar ve senaryolar yazmaya başladı, ancak bunlar bügüne kadar hiç yayınlanmadı. Üniversite eğitiminin ardından gittiği Fransa Aix-en Provence'de Fransızcaya ve Fransız kültürüne ilişkin bilgisini arttırdı. Patrick Süskind, babası gibi, serbest yazar olarak çalişmakta, yazı işleri ve düzeltmenlik yapmakta, roman, kısa hikâyeler ve televizyon senaryoları yazmaktadır. Eserleri Süskind'in kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiştir, ve birçok kez sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Yine kendisinin elinden çıkan kısa ve alaycı bir biyografisinin dişında hakkında pek az bilgi vardır. İnsan içine çıkmaktan hoşlanmayan Patrick Süskind, Münih, Paris ve güney Fransa'da Montolieu'da yaşamaktadır. Süskind, kendisine verilen edebiyat ödüllerini dahi almamakta ve reddetmektedir. Patrick Süskind, 1981 tarihli bir monolog olan "Der Kontrabass" (Kontrabas) adlı oyununun Münih Cuvilliee tiyatrosunda sahneye konulması ile meslek hayatının ilk büyük çıkışını yaşadı. "Der Kontrabass" 1985 yılında Tevfik Turan tarafından dilimize çevrildi ve Can Yayınları tarafından yayınlandı. 1985 tarihli "Das Parfum" adlı ilk romanı ile Süskind dünya çapında şöhrete kavuştu ve Almanca konuşulan ülkeler İsviçre, Avusturya ve Almanya'nın en önemli çağdaş yazarlarından biri oldu. "Das Parfum" 1987 yılında "Koku" adıyla Tevfik Turan tarafından dilimize çevrilerek Can Yayınları tarafından yayınlandı. "Das Parfum" bir "çok satan" olduğu gibi aynı zamanda yazarı henüz hayatta olmasına rağmen klasikleşerek "uzun satanlar" arasındaki yerini de aldı. 100 bin adet olarak basılan "Das Parfum"'ün ilk Almanca baskısı birkaç hafta içerisinde tükendi ve roman tam dokuz yıl boyunca Almanya'nın önemli dergilerinden biri olan Der Spiegel'in çok satanlar listesinde yer aldı. Bugüne kadar 33 ayrı dile çevrilen "Das Parfum" tüm dünyada tam sekiz milyon adet satılmıştır. Yine Alman yönetmen Tom Tykwer tarafından sinemaya uyarlanarak 14 Eylül 2006 tarihinde Almanya'da gösterime girmiştir.