İnsan doğuştan içinde iyi ve kötü seslerin varlığıyla dünyaya gelir. İnsanın içindedir o sesler. Sineklerin Tanrısı insanın içindeki o sesleri sembolize eder.
İnsan, hayatta şahit olduğu durumlar karşısında kendi tercihi ile ya saf iyi, ya saf kötü olacağı gibi, iyi ve kötü arasında gelgit yaşayandır.
Bu kitap insanın doğuştan getirdiği bu nitelikleri okuyuculara çocuklar üzerinden anlatarak onların hiç de melek gibi olmadıklarını ve yetişkin gibi kararlar vermede, iradede yetişkinlerden farksız olmadıklarını hatırlatır. Onların içindeki canavarı ortaya çıkarır. Hiç de masum olmadıklarına, hatta yetişkinlerden daha fazla şiddete meyilli olduklarına dikkat çeker. Okuyucu eminim, oniki on üç yaşlarına dönüp kendine baktığında, o dönemde dahi iyilik ve kötülüğü fark edebildiğini, iradeli davrandığını görecektir.
Bu kitabı okuduğumda bana verdiği düşünce;
çocuk katilleri kiralayan yetişkinlerin, onların masumluklarından, ceza indiriminden yararlanarak cinayetler işlettirerek, onları kullanmaları oldu. Oysa onlar bazen cinayet suçlarını gönüllü ve şiddete meyilli oldukları için yapmaktadırlar. Hukuk sistemi bu duruma çözüm bulmalı...çocuk deyip geçilmemeli. Toplum olarak şiddete meyilli çocuklara gerekli cezalar verilmeli...yetişkinliklerinde de daha fazla zarar verebilecekleri göz önünde bulundurulmalı...
Kitap sıkıcı ve İç karartıcı tonda anlatılmış. Çok tekrarlar yapılarak bir bıkkınlık veriyor okuyucuya.
Ama yine de okunmalı diye düşünüyorum.
Okunmalı ve okutulmalı tavsiyemdir.
İyi okumalar...