Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Katil Ananın Katil Evladı
9/10
·264 syf.·
2022 15. kitabı
-Spoiler İçermez- Koku denince her ne kadar akla, parfüm kokusu, yemek kokusu, çiçek kokusu, kitap kokusu, toprak kokusu gibi insan burnunun kolaylıkla algılayabileceği ve günlük hayatta sıkça karşılaşabileceği kokular gelse de aslında canlı ve cansız her varlığın kendine has bir kokusu vardır. Elinizdeki telefonun, odanızdaki perdenin, boynunuzdaki kolyenin ya da gittiğiniz evlerin. Koku, her varlığı biricik yapan, onu diğerlerinden farklılaştıran etmenlerden biridir. Parmak izi gibidir. Kişiseldir... Jean Baptiste Grenouille, 17. yüzyılın pis kokularıyla nam salan şehri Paris'te dünyaya gelmiş, annesi tarafından ölüme terkedilmesine rağmen inatla yaşamış ve hatta annesinin ölümüne sebep olmuş bir piçtir. (Evet, kitapta bu tabir tercih ediliyor) Daha küçüklüğünden beri bir gariplik olduğu anlaşılan bu çocuğun diğer insanlardan farklı bir yetisi vardır ki bu da inanılmaz bir burna ve burnu sayesinde aldığı tüm kokuları kaydedebildiği bir hafızaya sahip olmasıdır. Baptiste'e göre varlıklar, ancak kokularıyla anlam kazanırlar ve var olurlar. Yani onun için kokusu olan varlık vardır, kokusu olmayan varlık yoktur. Ve bilin bakalım, bütün kokuları alabilen bu garip çocuğun kokusu var mıdır yok mudur?... Evet, doğru cevap yoktur. İlk aydınlanmayı, bütün kokuları alabildiğini anladığını gün yaşayan koku ustası Baptiste ikinci aydınlanmayı da kokusunun olmadığını anladığı gün yaşar. Yıllarca yok sayılmasının, varlık ve anlam kazanamamasının, insanlar içinde yerini alamamasının sebebini anlar böylece. Kokusuzdur Baptiste. Daha kendi bile kabul etmemiştir varlığını. Diğer insanlar nasıl etsin ki?.. Koku yeteneği, kokulara olan ilgisiyle birleşince, kendini ait olduğunu hissettiği yere, bir parfüm dükkanına götürür ve parfüm ustasına emanet eder. Bir parfüm ustası
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
6/10
·264 syf.··
2025 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 11:02
Sonunda bitti. Okuduğum konusu en ilginç romanlardan biriydi. Ama yazar kullandığı dil ile sanki okuyucuya romanı sevdirmemek için uğraşmış gibi bir hisse kapıldım. Neden bu kadar betimleme? Neden sonu gelmeyen, 10 satır süren cümleler? Okurken boğuldum resmen, atlayarak okuduğum yerler oldu. Halbuki şimdi kitabı bitirip üzerine düşündüğümde konu sanki daha farklı bir dille, daha etkileyici anlatılabilirdi diye düşünmeden edemiyorum. Bana hitap etmedi.
1000Kitap
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Okurken Hissettiklerim
7/10
·264 syf.·
2025 26. kitabı
Patrick Süskind’in Kokusu, daha ilk sayfadan itibaren beni içine çekti. Normalde romanlarda gözden çok hep görmeye alışkınızdır ama bu kitapta her şey “koku” üzerinden anlatılıyor. 18. yüzyıl Paris’inin çürümüş, boğucu, pis havası adeta sayfaların arasından çıkıp burnuma doldu. Öyle ki, bazı bölümlerde gerçekten rahatsız oldum ama aynı zamanda kitabın gücünü de burada hissettim. Başkahraman Grenouille, beni çok ikileme düşüren bir karakter oldu. Bir yandan inanılmaz bir yetenekle dünyayı kokular üzerinden algılıyor; diğer yandan kendisine hiç kokusu olmadığı için dışlanıyor ve korkunç bir takıntıya sürükleniyor. Onun bu takıntısını okurken hem hayranlık duydum hem de dehşete kapıldım. En çok düşündüren nokta ise şu oldu: Grenouille’un asıl isteği aslında “sevilmek” ve “kabul görmek.” Bunu elde etmek için yaptığı şeyler ürkütücü olsa da, altında yatan duyguyu anlamak çok zor değildi. Bu da kitabı benim için sadece bir suç hikâyesi olmaktan çıkardı; insanın derin arzularına, yalnızlığına ve kabul görme ihtiyacına dair bir roman gibi geldi. Kitabı bitirdiğimde uzun süre kokulara karşı daha hassas olduğumu fark ettim. Hatta sanki etrafımdaki kokularla yeniden tanışmış gibiydim. Koku, bana sadece bir hikâye anlatmadı; duyularımı da yeniden keşfettirdi.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2025 19. kitabı
Kokulara karşı aşırı hassasiyeti olan bir çocuk. Doğduğu anda terk edilmiş bir bebek. Hiç sevgi ve şevkat görmemiş, umursanmamış, insan yerine konmamış, reddedilmiş bir çocuğun altüst olmuş psikolojisini çok iyi anlıyorsunuz. Soyut varlıkların kokularını duyamadığı için onların isimlerini öğrenemiyor ne yazık ki ( örn: hayal ve sevgi) gibi. Somut şeyler olduğunda ( örn: çiçek, odun, hayvan) gibi tüm türlerini kokularına göre isimlendirerek öğreniyor ve duyarlılık sağlıyor. Kesinlikle okunmayı hak eden bir kitap diyorum. İzlemek isteyenlere bu kitabın filmi de var.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Hayat senin kokun ne renk ?
Puan vermedi·264 syf.··
2025 16. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 19:47
Sadece bir suç hikayesi değil, insanın doğasının ve arzularının derinliklerine inen,toplum tarafından dışlanmış doğduğu günden itibaren terk edilmiş sevgi,şefkat, merhamet görmemiş reddedilmiş bir çocuğun kendisini var edebilmesi için işlediği cinayetleri ve bir parfümün insanlar üzerindeki etki gücünü, insanların koku duygusunun nasıl Manipüle edilebileceğini konu alan buram buram sevgisizlik kokan bir kitaptan. Kitap ve kahve kokulu bol okumalı Keyifli günler dilerim.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2022 16:38
Kitabı okumadan önce filmini izlemiştim filmi çok beğenmiştim 18. yüzyıl Paris’i. Şehrin en pis, en kokan yerinde, balık pazarında Jean-Baptiste Grenouille doğar. Annesi onu çöpe atar, ama bebek yaşar. Grenouille’ün bir tuhaflığı vardır: Kendisinin hiç kokusu yoktur. Ama dünyanın en iyi burnuna sahiptir. Kilometrelerce uzaktaki kokuyu alır Büyüyünce parfümcülerin yanına çırak girer. Amacı bellidir: Dünyanın en güzel kokusunu yaratmak. Ama takıntıya dönüşür. Genç ve güzel kızların kokusunu keşfeder. O kokuyu ele geçirmek için cinayet işlemeye başlar. 25 kızı öldürüp kokularını damıtarak mükemmel parfümü üretir.
Alıntı
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
psikolojik bir analiz :)
10/10
·264 syf.·
2025 89. kitabı
İnsan böyle kitaplar okuyunca edebiyatta neyin önemli olduğunun ayırdına varıyor. Kokuların sözle bu kadar güzel betimlenebilmesi daha ilk sayfalardan sizi çekiyor. Yazar gerçek-üstücülük kullanmış ama bunu post-modern bir yerden yapmış. Ayrıca akım çeşitliliği de gözden kaçmıyor; realist, sembolik, romantik ve natüralist akımlar iç içe. Teknik detaylarının yanı sıra, konunun farklılığı ve bunun da işleniş biçimi beni mest etti ve en sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı. • Bu kısım daha çok psikolojik analiz içeriyor, belki bir miktar spoiler okuyabilirsiniz • Kahramanımıza anti-kahraman diyebiliriz işlediği cinayetler yüzünden ama şanssız bir kahraman aynı zamanda. Ve onun kimseyle bir derdi yok, Grenouille’in tek derdi kendisi aslında. Ona kızmak isteyeceksiniz, cezasını çekmeli diye düşüneceksiniz ama derin bir empati yapabildiğinizde hak da vereceksiniz. Grenouille isminin Fransızca karşılığı ‘kurbağa’dır. Burada kurbağa prens masalına atıf olduğunu düşündüm. Kurbağa prens, bir hayvandır ve insana dönüşmüştür ama kahramanımız bunun tam tersidir. O insandır ama hayvani yönü de baskındır. Varoluşçuluk ve ölümsüzlüğün peşinde koşmanın alt metninde sevgisizlik var. Grenouille hiçliğin ortasına doğmuştur. Onu sevecek, büyütecek annesi terk etmiştir. Sonraki süt anneleri de istemez onu. Doğumundan beri aynalama yapamamıştır, kendilik nesnesini bulamamıştır. Kişiliğinin silikliği böylece başlamış olur. Kişiliği bana biraz şizoid bir tat da verdi. Tüm bunlar onu böyle yaratmış olabilir. Karakter anal dönemde kalmış diye düşündüm. Koku anal dönem ile bağlantılı ve anal dönemin baskın nesnesi dışkı çünkü. Aydınlanma ise inzivada gelir. Grenouille 7 yıl inzivaya çekildiği dağda kendi kokusunun olmadığını fark eder ve bu fark ediş onun için dönüm noktası olur.
1000Kitap
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Yalnızlığın "Koku"su
Puan vermedi·264 syf.··
2025 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 20:28
Jean-Baptiste Grenouille, doğduğu andan itibaren sevgiden ve ilgiden yoksun büyür. İnsanlara karşı bir bağ geliştiremez onlara yaklaşmak yerine kokularına odaklanır. Bu durum onun ruh dünyasını tamamen yalnızlık ve yabancılaşma üzerine kurar. Aslında olağanüstü bir yeteneğe sahiptir ama sevgisizlige ve yalnızlığa mahkum oluşu onu kötülüğe sürükler. Empati yaptım olmadı, acıdım olmadı en sonunda nefret ettim Grenouille' den. Tutkular insana neler yaptırabilirdi,  kimlik arayışı ne derin bi boşluktu,  toplumsal düzen ne kırılgandı, insanlar nasıl kolaylıkla yönlendirilebiliyordu. Hepsini sorgulatan bir eser. Daha heyecanlı  daha sürükleyici kitaplar okudum ama bu kitap farklı bir deneyim oldu benim için. Grenouille' nin hastalıklı psikolojisi, yazarın akıcı anlatımı, kitabın muhteşem kurgusu hepsi bütün olarak çok başarılıydı  ama en çok hissettiğim şey kokular oldu.  Bu anlamda kimi zaman çok zorlandım. Koku duygusu hassas biri olarak çok çabuk geçtiğim sayfalar da oldu, satırlardan yayılan lavanta, misk, gül, portakal çiçeği yasemin kokularıyla durduğum anlar da. Güçlü felsefi boyutu ve benzersiz atmosferiyle insanın varolusunu tutkularını ve zaaflarını gösteren sinemaya da uyarlanmıs modern klasik bi eser. Filmini bilmiyorum ama kitabı tavsiye ederim.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Birey Olma Yolunda Bir Metafor Olarak Koku
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2023 09:20
On sekizinci yüzyılda Fransa’da, dahi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan bu dönemin en dahi ve en iğrenç kişilerinden biri sayılması gereken bir adam yaşadı: Jean Baptiste Grenouille. Katil bir ananın katil çocuğu olarak, daha doğmadan öldü kabul edilerek dünyaya gelen Jean Baptiste, hayatta geçirdiği ilk dakikalardan itibaren dışlanmışlığı, ötekileştirilmeyi ta derinden hissederek mağlup bir şekilde bu dünyadaki zorlu yolculuğuna başlıyor. Zira annesi dahi minik Baptiste’yi doğurduktan sonra işe yaramaz bir paçavra gibi kenara fırlatmış, çevrede bulunan şahitler böyle bir olay hiç yaşanmamışçasına yollarına devam edip gitmişlerdi. Ama Jean diğerlerinden biraz farklı yaratılışta olduğunu daha evvelden belli eder olmuştu: onun bir kokusu yoktu. Evet, yanlış duymadınız; dünya üzerinde var olan tüm şeylerin sahip olduğu o ayırıcı turnusola sahip değildi. Koku yalnızca bir parça rayiha, bir duyu, bir esans değildi; aynı zamanda kişini kendisi, benliğiydi ve Jean bundan yoksundu. Yani onun yaşamı boyunca kokulara olan tutkunluğu zaafiyeti belki de kendini bulma yolculuğuydu esasen. Parfümcülük ise toplumda kendine bir şekilde yer edinme, kendini kabul ettirme fark ettirme arzusunun bir tezahürüydü. Bir arzu, tutku insana en fazla neler yaptırabilirdi? İnsan kendi benliğini tatmin edebilmek için en fazla ne kadar ileri gidebilirdi? İnsan, sırf yüreğinin dinginliği için vahşi bir cinayet işleyebilir miydi? Peki nihai amacına ulaştığında ne olacaktı yahut nihai amacı neydi? Vicdani bir doyum, kendini bulma, tanrısal bir güdü? Yahut da uğrunda türlü vahşiliklerden kaçınılmayan o dürtü, felaketi miydi?...
Edebiyat & Roman
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Azıcık spoilerlı
10/10
·264 syf.··
2023 4. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2023 01:47
Açıkçası nereden nasıl başlayacağımı tam olarak bilmiyorum. Kitaba dair aşırı coşkun duygular hissetmemle beraber gerçekten kısaca anlatması zor bir kitap. Öncelikle şöyle başlayayım o zaman, bu kitap Nirvana'nın solisti Kurt Cobain'in en sevdiği kitap. "In Utero" albümünde kitaptan oldukça ilham almış. Özellikle "Scentless Apprentice" parçası direkt adıyla ve sözleriyle "Kokusuz Çırak"ımıza, romanının asıl kahramanına hitap etmektedir. Kurt Cobain'in de kendinden fazlasıyla bir şeyler bulduğu bir kitap olduğu için belki de sadece onun için değildir tabi. "Yaklaşık on kez okudum ve okumayı bırakamıyorum. Cebimde her zaman sabit duran bir şey gibi. Beni terk etmiyor." Kurt Cobain'in bu sözlerini de ekleyip artık kitaptan bahsetmek istiyorum. Tür olarak bir yere koymaya çalışırsam gotik edebiyata girebilecek, korku ve absürdizm içeren lirik bir kitap olduğunu söyleyebilirim. 18.yüzyıl Fransası'nda sokaklar gübre, avlular sidik, merdivenler küflenmiş tahta ve fare pisliği kokarken, tüm ülkenin en kokuşmuş yerinde Paris'te bir balıkçı tezgahının altında balık bağırsakları ve sineklerin arasında Jean Baptiste Grenouille dünyaya gelir. İlk ağlamasıyla annesini idama sürükleyerek hayata yalnız başlamıştır. Hiçbir zaman hiçbir yere ait olamayacağı hayatına yakışır bir başlangıç. Grenouille bu süreçten sonra birçok süt anne değiştiriyor. Hiçbiri ona bakmak istemiyor tabi. Çünkü bir laneti var: Kokmuyor. Çocukların kokması gerektiği gibi, taze tereyağı gibi, kokmuyor. Hiçbir kokusu, kimliği yok. Süt annelerince içine şeytan girmiş bir bebek. Fakat bu kokmayan çocuğun tek laneti bu değildir. Aynı zamanda aşırı gelişmiş bir duyuya sahip. Evet, kokmadığı gibi Paris'in, hatta dünyanın en iyi burnuna sahip bir koku dehası. Burnu aşırı gelişmiş karakterimiz haz uyandırıcı
1000Kitap
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma

Yazar Hakkında

Patrick SüskindYazar · 7 kitap
Patrick Süskind (d. 26 Mart 1949 - ), Alman, roman, senaryo ve radyo oyunu yazarı. Hayatı Almanya'nın Bavyera eyaleti sınırları içinde kalan Münih'in 30 km güneyindeki Starnberger Gölü kıyısında, Ambach'ta dünyaya geldi. Babası Wilhelm Emanuel Süskind de bir yazardı. Patrick Süskind, lise olgunluk sınavının ardından sivil olarak askerlik hizmetini yerine getirdikten sonra 1968-1974 yılları arasında, yine babası gibi, üniversitede tarih eğitimi aldı. Münih Üniversitesi'nde ortaçağ ve modern çağ tarihi öğrenimi gördü. Tarih eğitimini Magister bitirme sınavı ile tamamladı. Üniversite yıllarında düzyazılar ve senaryolar yazmaya başladı, ancak bunlar bügüne kadar hiç yayınlanmadı. Üniversite eğitiminin ardından gittiği Fransa Aix-en Provence'de Fransızcaya ve Fransız kültürüne ilişkin bilgisini arttırdı. Patrick Süskind, babası gibi, serbest yazar olarak çalişmakta, yazı işleri ve düzeltmenlik yapmakta, roman, kısa hikâyeler ve televizyon senaryoları yazmaktadır. Eserleri Süskind'in kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiştir, ve birçok kez sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Yine kendisinin elinden çıkan kısa ve alaycı bir biyografisinin dişında hakkında pek az bilgi vardır. İnsan içine çıkmaktan hoşlanmayan Patrick Süskind, Münih, Paris ve güney Fransa'da Montolieu'da yaşamaktadır. Süskind, kendisine verilen edebiyat ödüllerini dahi almamakta ve reddetmektedir. Patrick Süskind, 1981 tarihli bir monolog olan "Der Kontrabass" (Kontrabas) adlı oyununun Münih Cuvilliee tiyatrosunda sahneye konulması ile meslek hayatının ilk büyük çıkışını yaşadı. "Der Kontrabass" 1985 yılında Tevfik Turan tarafından dilimize çevrildi ve Can Yayınları tarafından yayınlandı. 1985 tarihli "Das Parfum" adlı ilk romanı ile Süskind dünya çapında şöhrete kavuştu ve Almanca konuşulan ülkeler İsviçre, Avusturya ve Almanya'nın en önemli çağdaş yazarlarından biri oldu. "Das Parfum" 1987 yılında "Koku" adıyla Tevfik Turan tarafından dilimize çevrilerek Can Yayınları tarafından yayınlandı. "Das Parfum" bir "çok satan" olduğu gibi aynı zamanda yazarı henüz hayatta olmasına rağmen klasikleşerek "uzun satanlar" arasındaki yerini de aldı. 100 bin adet olarak basılan "Das Parfum"'ün ilk Almanca baskısı birkaç hafta içerisinde tükendi ve roman tam dokuz yıl boyunca Almanya'nın önemli dergilerinden biri olan Der Spiegel'in çok satanlar listesinde yer aldı. Bugüne kadar 33 ayrı dile çevrilen "Das Parfum" tüm dünyada tam sekiz milyon adet satılmıştır. Yine Alman yönetmen Tom Tykwer tarafından sinemaya uyarlanarak 14 Eylül 2006 tarihinde Almanya'da gösterime girmiştir.