Osman Y. profil resmi
lisans
İstanbul
istanbul
Erkek
679 okur puanı
11 Eyl 2017 tarihinde katıldı.
  • Osman Y. tekrar paylaştı.
    Merhaba demiştim tam da aradığınız kişiyim
    Hoşgeldiniz demişti ben de sizi beklerdim
    Bugün cumartesi tatil günüdür
    Pazartesi başlarsın kebapçımız ünlüdür
    Peki dedim müdüre gelir başlarım
    Kasa bana emanet muhasebeden de anlarım
    Oldu pazartesi ve devcileyin bir güne uyandım
    Sabah erkenden dükkanın kapısına dayandım
    Patron aşçı garson komi hep oradaydı
    Fakat beni işe alan müdür neredeydi
    Sordum onu herkese şaşırdım kaldım
    Kovdu onu patron dediler daha da şaşırdım
    Mesai arkadaşı olamadık onunla
    Benziyordu oysa düzgün bir adama
    Bana ufacık bir oda verdiler
    Bütün hesapları sen tut dediler
    Her sabah mercimek çorbası şirketten ikramdı
    Eski bir mahallede tarihi bir binaydı
    Çaycı dayı çay verirdi sınırsız çaydan
    Abla toz alırdı kirli masadan
    Zengin müşteri çoktu doymazlardı
    Garsonlar pervane olur durmazlardı
    Çok geçmedi yeni müdür işe başladı
    Kıllı ve göbekliydi tabi beni kıskandı

    Devam edebilir..
  • Osman Y. tekrar paylaştı.
    Orijinal adıyla “Présentation de la philosophie” kitabı dilimizdeki adıyla “Felsefeyi Takdimimdir “ kitabı felsefeye dair bulunan önyargıları bertaraf etmeye çalışan bir felsefeye ısındırma kitabı. Isındırma kitabı dediysem basit konulara değindiğini zannetmeyin. Unutmayın ki felsefede yüzyıllardır sorular aynı olmasına rağmen cevaplar değişir.

    Yazarı “Cinsellik, Aşk ve Ölüm “ ile “Kapitalizm Ahlaki midir? “ kitaplarından tanığım için bir sahafta karşılaştığım kitabı alamadan edemedim bitirdikten sonrada iyiki de almışım diyorum.

    Kitaba gelirsek yazar öne çıkardığı 12 kavrama dair kendi fikirleri ve felsefe tarihinin bakış açısını ifade etmeye çalışmıştır. Ahlak, siyaset, sevgi, ölüm, bilgi, özgürlük, tanrı, ateizm, sanat, zaman, insan ve bilgelik olan 12 kavramı nakış işler gibi ince ince işlemiş adeta yazar. Burada çevirmenide tebrik etmek gerek cümleler o kadar bütünsel ki hiç kopma yaşamadan okuyorsunuz unutmayın ki herhalükarda elinizdeki bir felsefe kitabı. Yazarın bu kavramlar seçmesindeki amaç bence sürekli konuşulan lakin sürekli bir kavram ve anlam karmaşışıyla karşı karşıya kalınan ifadeler olmasıdır. Misal doğru-gerçek, etik-ahlak, zaman-süre, bilge-bilgin gibi kavramların aynı anlama denk geldiği yanılgısından dolayı yazar bu karmaşanın önüne geçmek istediğini düşünüyorum. Bu kavramların ayrımı tartışmalarda büyük ayrılıklara sebep olmaktadır. Oysaki Sokrates’in “ …nedir? “ sorusuna denk gelir. Daha nitelikli ve daha verimli tartışmalar için bu kavramların farklılık ve aynılıklarını bilmek gerekir diye düşünüyorum.

    Felsefenin aslında hayatla eşdeğer olduğu ve her an bizim yaptığımız şeyin felsefe olduğu gerçeğiyle karşılaşmamızı sağlıyor kitap. İnsanoğlu ne kadar farketmesede aslında birçok kavrama dair gün içerisinde çözümler ve fikirler sunmaktadır. Bilinçli olması bunun çok daha büyük farkındalıklar yaratacaktır.
    Non scholae, sed vitae discimus.

    Kitapla kalın.
  • Osman Y. tekrar paylaştı.
    Savaş kitapları okuma etkinliğini düzenleyen Murat Ç ve bu konunun üstadı Ebru Ince ' ye teşekkürler..

    https://www.youtube.com/watch?v=y_goHl-GuNk

    DİRENEN CANLAR

    Spoiler olabilir ! (Gerçi bir köşede yitik hazine gibi bir kitap bu kim okur ki bilemiyorum)

    Kitap ismiyle, yazarın ismiyle ve kapağıyla çekti beni kendine sahafta. Baktım ki sonra siteye, kimsenin okumadığı bir kitapmış.

    İspanya iç savaşı zamanları 1936-1937’lerde geçen bir hikaye. Savaş biraz dekor, fon müziği gibi kalıyor lakin dokunaklı gayet. Bir aşk hikayesi var temelde ve dinin, Hristiyanlığın, katı tutumların, aşırılıkların, inancın, inançsızlığın hikayesi. Ve iç savaş..

    Yolu İspanya’ya düşen İngiliz bir kadın, Fanny. Bir Cizvit rahibine aşık olur, bir çeşit tarikattır rahibin mensup olduğu Cizvitler. Sıradan bir rahip bile mesleği ve dünya görüşü nedeniyle gönül işlerine mesafeli olurken, bu katı kurallarla örülü rahip nasıl kırabilirdi kabuklarını?

    Tutku bir kadına neler yaptırabilir, bunun dersini veriyor kitap.

    Tifüs salgını vardır İspanya’da ve bu rahip ve bağlı olduğu cemaati de salgına yakalananlar için mücadele ederler, bir sahra hastanesi kurup gönüllü olarak hastalara el uzatırlar. İşte Fanny de bu sürecin hemen öncesinde tanıştığı rahip Heredia’ya yakın olabilmek uğruna onun yanında çalışmak ister fakat rahip her zamanki kaçamak tavrıyla bunu reddeder. Fanny de hem kendi maddi varlığıyla hem de arkadaşlarından aldığı borçlarla gidip rahiplerin çadırının yanına kendi hastane çadırını kurar bir ekip kurarak ve hem hastalarla hem de kendi aşk hastalığıyla mücadeleye girişir. Bu süreçte ülkedeki iç savaş hararetlenir, İngiliz kadının “iç aşk savaşı” da karmaşık bir hal alır buna paralel olarak.

    İspanya iç savaşı hakkında çok az bilgim olmasına rağmen bir şeyler öğrendiğimi söyleyebilirim kitaptan. Kısaca Franco cephesiyle, gidişattan memnun olmayıp isyan eden bir halk kesimi arasında geçiyor.

    Hastahane de nasibini alır bu kargaşadan, bir gün isyankarlar,komünist diye adlandırılanlar çadırı basarlar ve rahip Heredia’yı kaçırmak isterler. Fanny öyle bir direnişle korur ki onu bunu anlamak için ancak okumanız gerekiyor. Bir annenin vücudunu yavrusuna siper etmesi gibi, bütün bir gece ölümü göze alarak direnerek teslim etmez sevdiği adamı. Kan akar ölenler çatışmalar olur.

    Sonrası mı, adam da kadına aşık olur , nasıl olmasın ? Zaten en başından beri sevmektedir ama ah o yıkanmış beyinler !! Tarikatı ve saplantıları uğruna harcanan ömür, ıskalanan sevda.. Bir yere varamazlar, hazin olur sonları.

    “Fanny : “Bir kerecik, insanların arasına inin,bir kerecik insan olun! Beni sevdiğinizi söylüyorsunuz, doğru mu?”
    Heredia : Evet oldukça doğru.
    Fanny : Ne zamandan beri?
    Heredia : Beni anarşistlerin tüfeklerinden koruduğunuz o geceden beri, mahkemede benim iyiliğim için doğruyu söylediğiniz günden beri, sizi ilk gördüğüm andan beri !”

    Bu arada intihar eden , çarpışmalarda ölen, linç edilen, idam edilen rahipler.. Benzer şekilde karşı cephede kayıplar.. Kaos yaşayan bir ülke.

    Bir Bulgar yazar anlatıyor bize bunları, ne gördün ne hissettin , ne biliyorsun da böyle anlatabiliyorsun be Dimov, aşk olsun sana !! Oralara düştü mü yolun, hiç alakan yok mu ya da, her şekilde de helal olsun sana !!

    Bir gün merak edip de okursanız bence pişman olmazsınız. Yeni baskısı yok sanırım kitabın.Fazla anlatamadım hikayeyi.. Yaralayıcı ve hüzünlüydü. Ne demiş bir şair,

    “Yalnız hüznü vardır kalbi olanın”
  • Osman Y. tekrar paylaştı.
    Acı ve kıvanç,suç ve masumiyet bir daha çözülmeyecek gibi kenetlenmiş ellere benziyor.
lisans
İstanbul
istanbul
Erkek
679 okur puanı
11 Eyl 2017 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 16 kitap

  • Bu Salı
  • Posta Kutusundaki Mızıka
  • Heba
  • Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
  • Kayıp Cennet
  • Amerika
  • Yolculuk / Kimliksiz Değişim
  • Lüzumsuz Adam
  • Böyle Buyurdu Zerdüşt
  • Narla İncire Gazel
  • Yolda
  • Beyaz Gemi
  • Biri, Hiçbiri, Binlercesi
  • Aziyade
  • Bu Ülke
  • Tutunamayanlar

Okuduğu kitaplar 133 kitap

  • İvan Denisoviç'in Bir Günü
  • Albayın Aşkı
  • Trenin Tam Saatiydi
  • Mecburiyet
  • Yaşam Bu mu?
  • Hakkari'de Bir Mevsim
  • Günlükler (Tek Kitap)
  • Her Şey Ben Yaşarken Oldu
  • Bütün Öyküleri
  • Düşerken

Okuyacağı kitaplar 169 kitap

  • Felsefeyi Takdimimdir
  • Masumiyetin Son Günleri
  • İsa Hanginiz?
  • Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum
  • Yazmak
  • Niteliksiz Adam 1
  • Ruh Adam
  • On Kişiydiler
  • Daha
  • Mostarlı Meczup

Kütüphanesindekiler 133 kitap

  • Amerika
  • Heba
  • Hakkari'de Bir Mevsim
  • Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
  • Bu Salı
  • Lüzumsuz Adam
  • Kayıp Cennet
  • İvan Denisoviç'in Bir Günü
  • Albayın Aşkı
  • Trenin Tam Saatiydi

Beğendiği kitaplar 137 kitap

  • Amerika
  • Hakkari'de Bir Mevsim
  • Bu Salı
  • Lüzumsuz Adam
  • Her Şey Ben Yaşarken Oldu
  • İvan Denisoviç'in Bir Günü
  • Albayın Aşkı
  • Trenin Tam Saatiydi
  • Mecburiyet
  • Yaşam Bu mu?

Beğendiği yazarlar 63 kitap

  • Chuck Palahniuk
  • Mihail Şolohov
  • William Saroyan
  • August Strindberg
  • Albert Camus
  • Heinrich Von Kleist
  • Kazuo Ishiguro
  • Ali Ayçil
  • Robert Musil
  • Besim Dellaloğlu