Osman Y.

MAKARNASI SENDEN SOSU BENDEN
9/10
·96 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2023 10:58
“Yazmanın kendi başına buyruk olmayışı , sobayı yakan hizmetçiye , sobada ısınan kediye , hatta sobada ısınan zavallı yaşlı adama bağımlılığı. Bütün bunlar kendine özgü yasaları içeren bağımsız eylemlerdir ; ancak , yazmanın perişandır durumu , bağımsız bir yeri yoktur , bir şaka , bir umutsuzluktur.” Franz Kafka – Günlükler Turhan YıldırımTurhan Yıldırım Turhan Yıldırım ile yaklaşık 5 senelik geçmişi olan bir tanışıklığımız ve dostluğumuz var. İlk kitabı yine öykülerden oluşan Kara Gergedan için iyi bir başlangıçtı diyebilirim fakat bu kitap nitelik olarak onun bir hayli üzerinde. POSTMODERN BİR KİTAP , MODERN SOSLU Öyküler genel olarak dilin imkanlarıyla neler yapılabileceği üzerinde ilerliyor ve hem üslup hem de türler üzerinden çeşitlemelere giden bir şekilde karşımıza çıkıyor. Çokça temel malzeme postmodern fakat lezzet katacak kadar da modern ya da başka deyişlerle klasik , modern , klasik modern , modern klasik gibi.. Altını çizdiğim pek çok cümle oldu , bu her ne kadar içerikle bağlantılı olarak en önemli mesele olmasa da , bir yazarın okurla kurduğu bağ sürecinde elinin güçlenmesi açısından önem kazanıyor. Örneğin, “Evreninde gri yok , bu iki renk birbirine dokunmadan hayatta kalmayı başarıyor. Bunları içinde yaşatıyorsun fakat hep aralarında kalarak. Yıllardır deneyimlediğin bölünmüşlük , ruhunu tam ortadan ikiye ayırıyor.” “.. cazibenin altına kalın bir çizgi çeken parfümler.. “ “Metnin tekinsizliği paragraflardan taşıp yazarın gözlerine kaygı olarak yerleşmişti.” VİCDAN ÖYKÜLERİ VE DİĞERLERİ , HÜZÜN VE NEŞE Öykülerin önemli bir kısmı ise toplumsal ve bireysel vicdanımızda iz bırakan , bırakması gereken meseleler üzerine yoğunlaşıyor. Örneğin Madımak katliamı gibi , Rachel Corrie’nin katledilmesi gibi. Özellikle Rachel bende çok özel bir yere
1000Kitap
Modern Soslu Postmodern MakarnaTurhan Yıldırım · İthaki Yayınları · 2023153 okunma
Reklam
BİR TAŞ ATIYORUM , 'DENGE' TAŞI
9/10
·120 syf.··
2023 3. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 20:54
Kitaba yazılan incelemeler genel olarak taş odaklı oldu , ben de bu kervana katılmak istedim. TAŞTAN KİTAPLAR , DENİZDEN OKURLAR , SEK SEK SEKEREK İyi kitapların bir özelliği vardır , yazarın yüreğine oturmuş bir taşın verdiği ağırlığın yazıya tecelli etmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan her iyi kitap aynı zamanda dertlidir , yorucudur , zordur.. Kitapta isimleriyle yer alan taşlar da (safir , yada taşı gibi ) aslında birer kitap türü gibidir adeta. Roman , hikaye , şiir , deneme vesaire.. Taş gibi sert kitapların halinden anlamak için de deniz gibi esnek olmak gerekir.. Taş gibi kitaplar , deniz gibi okurlar.. Taşlar , eğer denizde sekmeseydi yine de taş olurlardı , fakat sekmek için denize nasıl ihtiyaçları varsa , işte kitapların da okurlara öyle ihtiyacı var. BALTAYI TAŞA VURMAK , ÖYKÜ MÜ ROMAN MI ? Taş Sektirme Ustası bana göre bir novella yani uzun öykü , fakat neredeyse de bir roman. Ama kesinlikle bir öykü kitabı değil. Bölümlere ayrılmış olması ve her bölümün birbirinden bağımsız okunarak da anlamlı olabilmesi , bu gerçeği değiştirmiyor. Hem sayfa sayısı hem de belli bir ana karakter üzerinde ilerlemesi bence uzun öykü olduğunu gösteriyor. Fakat dediğim gibi roman da sayılabilir. Bu bakımdan kitap kapağında ‘öykü’ yazması bir çeşit baltayı taşa vurma hadisesidir. Bunda da vardır bir hayır deyip geçebiliriz elbette. YAZAR ‘KİMİ’ ANLATIR ? “Yazdıklarına kendi fikirlerini katmaya çalışma , zaten istesen de başka türlüsünü yazamazsın.” diye bir söz okumuştum seneler evvel. Yazarlığın iki uçlu bir sarkaç olduğunu da kabul etmeli. Hem bütün hikayeler bir bakıma otobiyografiktir hem de ne kadar uğraşsa da bir yazar , yazdıkları kurmaca olmaktan öteye geçemez. Yakın zamanda okuduğum Güray Süngü’nün Düş Kesiği romanı da bu düşünceyi kavramamda bana çok
1000Kitap
Taş Sektirme UstasıResul Bulama · Şule Yayınları · 0234 okunma
KANDIM KANDIM Kİ NE KANDIM OKUDUM AYDINLANDIM
8/10
·72 syf.··
2022 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2022 19:47
Birkaç gün önceydi , o gün o semte gideceğimi o günün sabahında ben de bilmiyordum. Öğlene doğru yola çıktım , yola çıkmak yoldan çıkmaktır derler. Arkadaşım T.Y ile buluştuk orada , tanımadığım bir adam vardı yanında. Bak burada kim var dedi , dostum T.K. iş bu incelemeye konu olan kitabın yazarı olarak tanıştırdı bizi. Sevindim. Yahu ben zaten bu kitabı okuyacaktım dedim ama bir türlü elim varıp da alamadım. Çünkü O.P kitaplarına bayılırım hepsini okudum diye de ilave ettim. Bu arada dostum ve dostumun dostu iki tane T. ve ikisi de kısa saçlı adamlar , ben ise İsa gibi geziyorum bir süredir uzun ve dağınık saçlı. T. harfi de çarmıha benziyor , başıma bir hal gelmese dedim.. Kalkıp yürümeye başladık bir süre sonra , kitap fuarına doğru. Kitabın yazarının yayınevi standına vardığımızda kitabından 1 adet satın alıp oracıkta imzalatmak artık farz olmuştu. Fakat gönüllüydüm yani halimden şikayetim yoktu. Meğer kitabın yazarı bana aylar önce sosyal medyadan ulaşıp kitabını satmaya çalışmış , diğer kutusuna düşen bu mesajı ben başka birinden geliyor sanıp doğru düzgün okumamışım bile. Bunu da sonradan fark ettim. Evet tanıştığımız günden sonra. Şimdi bunları yazarken diyorum ki , O.P ' a romanını satmak isteyen adam başkasına kendi kitabını niye satmak istemesin ? Bu da bir çeşit oyunun parçası. Hem oyun hem karlı. Seni gidi seni ah Tugay. Bu arada tanıştığımızdan beri Tugay diyorum kendisine samimiyetimiz var yani yanlış anlamayın. Gerçi 2. defa görüşmedik ama belli olmaz yakında görüşebiliriz. Her neyse kitaba mı geçsek artık ? Kitabı kusursuz bulmadım , zaten kusursuz ne var şu alemde insan elinden çıkmış ? Bu nedenle 10 vermedim , puan vermek adetim lakin. 8 olsun dedim ki sonsuzluğu çağrıştırsın , başı ve sonu döngüsel bu kitaba da böylesi yakışsın. İyi puan ha
1000Kitap
Orhan Pamuk'a Satmak İstediğim RomanTugay Kaban · Epona Kitap · 202196 okunma
BİR İSTANBUL ROMANCISI : ORHAN PAMUK
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2021 20:29
"Bilinmez neler gizlediği her köşe bucağın Kim bilir hangi umuda tutsak Belki unutulmuş bir gözyaşına Apayrı bir düzen apayrı bir basım Kimler okuyacak kimler çiğneyip ezecek Bir roman çiziyorum yollarına İstanbul'un" Feriha Aktan 1983 senesinde vefat eden bu çok az bilinen , neredeyse hiç bilinmeyen kadın şairimizin dizeleriyle başladım. Adeta Orhan Pamuk romanlarını özetlemiş , kendisi ölmeden önce yayınlanmış 2 Orhan Pamuk romanını okumuş mudur bu kadın şairimiz , kim bilir.. Bir başka edebiyatçı kadın yazar Jale Parla çok büyük emek verip güzel bir OP analiziyle bir derleme hazırlamış 2018 senesinde , yani yazarın son romanı Veba Geceleri hariç bütün romanlarına dair bir şeyler var bu kitapta. Orhan Pamuk romanlarının en önemli karakteri şüphesiz bizzat İstanbul şehridir. Bir şehir romancısıdır OP , İstanbul dışındaki şehirleri ve taşrayı anlatırken bile hep bir yanıyla İstanbul söz konusudur. İlk 2 romanı Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev büyük oranda otobiyografik öğeler taşımaktadır , yazarın anne babası kardeşleri , büyükanne büyükbaba amca gibi akrabaları , elbette bizzat kendisi de bu romanlarda büyük yer tutar. Beyaz Kale ile Doğu-Batı çatışması ya da uzlaşması meselesine net bir giriş yapar OP , önceki romanlarında da olsa da bu konu , artık bu romanıyla ve bundan sonraki romanlarıyla giderek en belirgin meselesi haline gelir Doğu-Batı meselesi yazarın romancılığında , tıpkı Tanpınar gibi. Yeni Hayat ve Kara Kitap ise belki romancılığının zirvesindeki iki kitabıdır. İstanbul'un labirentlerinde dolaşır dururuz , kimlik sorunlarıyla birlikte , inanç odaklıdır ayrıca bu romanlar , çokça da belirsizlikler içerir , defalarca okusak bile anlamadığımız bir şeyler kalır mutlaka. Benim Adım Kırmızı ile hem tarihe dalarız hem de polisiyeye bir bakıma. Kar
1000Kitap
Orhan Pamuk'ta Yazıyla KefaretJale Parla · Yapı Kredi Yayınları · 201843 okunma
TÜM ZAMANLARIN EN İYİ WESTERN KİTABI
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2021 30. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2021 20:21
Büyük Okyanustaydı sanırım , bir bölge var ismi şöyle "Hiçbir Yere Yakın Olmayan Yer" İşte kitaba ismini veren Yirminci Mil de böyle , başka yerlere bu mesafede bir kasaba-cık. Hatta sadece birkaç ev , 1-2 işyeri ve küçük bir otel olan bir yerleşim. Trevanian sen ne muhteşem bir yazarsın ! Sene 1898. Yer : Amerika Kahramanımız Ringo Kid. 16-17 yaşlarında evini barkını bırakıp gitmek zorunda kalan bir genç , yolu Yirminci Mile düşer. Bu küçük yerde şu karakterlerle karşılaşır , Otel işleten bir aile , anne baba ve 2 çocuktan oluşan. Bir genelev patronu ve ona çalışan 3 kadın. Küçük bir ahırda hayvancılık yapan 2 ihtiyar. Ne ararsan bulunan ıvır zıvır dükkanı işleten bir baba ve kızı. Bir berber. Bir kilise papazı. Hepsiyle tanışır ve çoğunun ayak işlerini yapmaya başlar boğaz tokluğuna ya da komik sayılacak ücretlerle. Kalacak yeri de yoktur elbette , kasabayı çoktan terketmiş olan şerifin yıkık dökük ofisine yerleşir. Boş zamanlarında en sevdiği yazarın kovboy kitaplarını okur , bütün çocukluğu boyunca okuduğu gibi. Ringo Kid lakabını da bu kitaplardan alıp vermiştir kendisine. Günler böyle geçip giderken bir gün kasabaya “kötü adam” gelir. Lieder isimli hapishane kaçağı , yanında da aptal iki adamı “Ufaklık” ve “Boby Evladım” Kasabada kendi çapında terör estiren Lieder , sonunda Ringo Kid tarafından haklanır. Bu birkaç günlük macerayı yazar bize öyle detaylı bir şekilde anlatmış ki bir filmi izlemekten daha heyecanlıydı , bir filmdi adeta.. Peki temelde ne var bu kitapta ? Amerikanın güney-kuzey savaşı denilen iç savaşı , siyahiler ve diğer ülkelerden gelen göçmenler meselesi , adalet arayışı. Ve elbette insanın “kötücül” tarafları.. Olayların anlatıldığı zamandan 100 sene sonra yazılan bu kitapta en ilginç nokta da Travenian tarafından kitabın sonuna
1000Kitap
Yirminci MilTrevanian · E Yayınları · 2018362 okunma
Reklam