…Neden sonra bilinmez, yüzünde muzip bir ifadeyle Azade’ye baktı ve şöyle bir şiir okumaya başladı:
“Çay!
Siyahı, beyazı, yeşili, karışığı, açığı, koyusu, sertiyle güzel çay!
Ruhumu gevşetip kalbimi yumuşattığından,
Düşünemem bir an olsun ayrı kalmayı ben ondan…
Ve ölüm bir gün gelip kapıma dayandığında,
Karşılayacağım onu bir fincan sert, leziz çayımla!”