Harun Gülle

Harun Gülle
@felsefeokuru
Felsefe
İzmir
İzmir, 1995
8 kütüphaneci puanı
994 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Ölüme doğru koşmuyoruz, doğum felaketinden kaçıyoruz; onu unutmaya çalışan felaketzedeler olarak çırpınıp duruyoruz. Ölüm korkusu, bizim ilk ânımıza kadar giden bir korkunun geleceğe yansıtılmasından başka bir şey değildir.
Sayfa 10 - Metis Yayınları, Üçüncü Basım: Nisan 2019 Çeviren: Kenan Sarıalioğlu·Kitabı okuyor
Ferman Mamedov isimli okura yanıt verildi
Harun Gülle
Ne yapsınlar; telefon yok, televizyon yok, internet yok, elektrik yok, oturup bütün gün düşünerek, yazarak zaman geçiriyorlar 😀
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Özgürlüğün ağır yükü ve yabancılaşmanın anatomisi..
9/10
·773 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 20:46
Sartre’ın 1943 tarihli magnum opus’u Varlık ve Hiçlik, 20. yüzyıl felsefesinin en sarsıcı metinlerinden biri, ayrıca felsefeciler bilirler ki varoluşçuluğun ise adeta kutsal kitabıdır. Ancak bu eser, okura huzur veya teselli vaat etmiyor; aksine, insanı kendi bilincinin ve özgürlüğünün ürkütücü uçurumuyla yüzleştiriyor. Kitabı 3 ana konu etrafında incelemek istiyorum. 1) Kitabın İçeriği 2) Anlayarak Okumak İçin Öncesinde Neler Okunmalı? 3) Eleştiriler ve Yorumlar Nelerdir? * 1) Kitabın İçeriği: Sartre, kitabın alt başlığında belirttiği gibi bir "Fenomenolojik Ontoloji Denemesi" yapar. Aslında söylemeye çalıştığı temel şey şudur: İnsan, önceden belirlenmiş bir doğaya, bir öze (kader, tanrısal plan, insan doğası) sahip değildir. Bizler dünyaya fırlatılmışızdır ve kendi özümüzü eylemlerimizle, seçimlerimizle, adeta yokluktan var etmek zorundayızdır. Sartre'ın faydalandığı kavramları irdeleyerek kitabın içeriğini çözümleyelim. Kendinde-Varlık kavramı, bilinci olmayan, sadece olan nesnelerdir. Bir taş, bir masa veya bir ağaç sadece kendisidir. Tamdır, doludur, değişmezdir. Kendi-İçin-Varlık ise insan bilincidir. İnsan bilinci bir "hiçliktir", sürekli bir eksiklik halidir. Olduğu şey olmayan ve olmadığı şey olan bir varlıktır. Yani insan, geçmişine hapsolmamıştır (olduğu şey değildir) ve sürekli geleceğe, projelere doğru kendini yansıtır (olmadığı şeydir). Sartre bu ikilikten yola çıkarak bizi şu çarpıcı kavramlarla yüzleştirir: İnsanın doğası olmadığı için eylemlerinin tek sorumlusu kendisidir. Hiçbir bahanemiz yoktur. Bu radikal özgürlük, insanda derin bir bunaltı yaratır (Özgürlüğe mahkumiyet). Bu bunaltıdan kaçmak için kendimize yalan söyleriz. Toplumun bize biçtiği rolleri (bir garson, bir asker, bir memur) sanki bizim değişmez "özümüzmüş" gibi benimser,
Felsefe
Varlık ve HiçlikJean-Paul Sartre · İthaki Yayınları · 20181,129 okunma
Sümeyra Özat isimli okura yanıt verildi
Harun Gülle
Bu derinlikli ve özenli yorumunuz için gerçekten teşekkür ederim. Yanıtınızı okurken, yalnızca bir “okur”un değil, meseleyle sahici bir hesaplaşma içinde olan bir zihnin izini görmek çok kıymetliydi. Özellikle “Öteki’nin bakışı” karşısında öznenin nesneleşmesi üzerinden kurduğunuz yabancılaşma hattı, Sartre’ın düşüncesini oldukça isabetli bir yerden yakalıyor. Buradan Byung-Chul Han’a ve “özgürlüğün bir ilişki kelimesi olduğu” fikrine yaptığınız bağ ise bence metnin özüne bir selam niteliğinde. Çünkü gerçekten de özgürlük, çoğu zaman sandığımız gibi tek başına, izole bir öznenin mülkiyeti değil; bilakis başkalarıyla kurulan gerilimli ve kaçınılmaz ilişkiler ağı içinde anlam kazanıyor. Nietzsche ve Frankl referanslarınız da bu çerçeveyi güzel tamamlamış. Özellikle özgürlük–sorumluluk gerilimini, varoluşçu çizginin merkezine yerleştirmeniz çok yerinde. Zira Sartre’da da özgürlük, konforlu bir alan değil; aksine insanın omuzlarına yüklenen ağır bir sorumluluk ve hatta zaman zaman bir “yük” olarak belirir. Varlık ve Hiçlik konusundaki tereddütlerinize gelince: Açıkçası bu metne yaklaşırken “tam donanımlı olma” hissi çoğu zaman bir yanılsama yaratabiliyor. Bu tür eserler biraz da okundukça, hatta yer yer zorlandıkça açılan metinler. O yüzden, eksiklik hissini bir engel değil, tam tersine metnin kapısını aralayan bir başlangıç noktası olarak görmek daha verimli olabilir, tabi bu benim görüşüm. Son olarak eğer bu inceleme sizi o “tekinsiz aynaya” biraz olsun yaklaştırdıysa, ne mutlu bana. Ama vebal meselesine gelince… onu paylaşmakta fayda var :) Çünkü o aynada karşılaşılan şey, nihayetinde herkesin kendi cesaretiyle yüzleştiği bir hakikat.
Arzuladığımız bir insana has gibi görünen şeyin aslında ona ait olmadığını daha önce de birçok kere sezmiştim.
Sayfa 270 - Yapı Kredi Yayınları 18. Baskı Mayıs-2022 Çeviren: Roza Hakmen·Kitabı okudu
Harun Gülle isimli okura yanıt verildi
Harun Gülle
Sümeyra Özat Yılmaz Erdoğan'ın edebiyata olan ilgisi yazdığı senaryolarda kendini gösteriyor zaten. Üç şairin hayatını anlattığı Kelebeğin Rüyası filmi de çok güzeldir.