Fahrenheit 451

8,3/10  (705 Oy) · 
1.541 okunma  · 
595 beğeni  · 
12.417 gösterim
Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.
(Arka Kapak)

NOT: Kitap, 1984 yılında "Dilara Özman" çevirisiyle Başkan yayınlarından "Fahrenheitt 451" adıyla da yayınlanmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    247
  • ISBN:
    9786053751670
  • Orijinal Adı:
    Fahrenheit 451
  • Çeviri:
    Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
İbrahim P. (Hiçbir şey yok!) 
 17 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Günümüzden 500 yıl sonrası. Yanmayan evler, kapsüller, mekanik tazılar, son hız arabalar ve itfaiyeciler. Yanmayan evlerin icadından sonra itfaiyecilere yeni bir görev verildi, kitap yakmak. Sadece belirli kitapları değil ellerine geçen tüm kitapları yakmak.
Kitap yakıyorlar dediysek hemen itfaiyecilere kızmayın. Onlar toplumun mutluluğu için çabalıyorlar. Şiirler acıdır, romanlar insanı düşünmeye zorlar. Oysa düşünmeyen eğlenen insanlar mutludur. .
Düşünmeyen ,eğlence toplumu devlet baskısıyla yaratılmadı. İlk başta sansür baskı hiçbirisi yoktu. Kitap okumamayı isteyen insanların kendileriydi.
Herşey fotoğrafla başladı,sonra kamera icat edildi , sonra video ,televizyon. Televizyonun etkisi altında kalan insanlar kitap okumaya zaman bulamadılar. Klasiklerin özeti çıkartıldı, sonra özetinin özeti, sonra da özetin özetinin özeti ve en sonda bir ansiklopedi de on iki kelimeye sığdırıldı. Artık klasikleri kolayca okuyabilir , geriye kalan zamanınızda da eğlenebilirsiniz. Okullar simgesel yaratıcılar, düşünce adamları yerine atletik sporcular çıkarmaya başlamasıyla beraber entellektüel kelimesi bir küfür sayıldı. Peki bunun suçlusu kim devlet mi yoksa çağımız insanımı???
Klasiklerin özetini okuyup suç ve ceza' da çok ağırmış diyenleri, başını televizyon izlemekten kaldıramayanları, yarış atı yetiştiren eğitim sistemini eleştiren herkesin okuması gereken bir kitap.
Herkese iyi okumalar dilerim.

Rojhilat Recep As 
 29 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Distopik Kitaplar Serisi Vol 1

Özellikle kitapların öneminden bahsettiği için bende çok ayrı bir yeri olacak bir kitap keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum. Maddeye tapan, sadece insanlığın mutlu olmaktan ibaret olduğunu düşünen bir zihniyetin dünyaya yerleşmesini enfes bir şekilde eleştiren nadide kitaplardan. Hâlbuki insanı insan eden acılarıdır, insanın elinden bu acı çekme hakkını alırsanız, insan hiçbir zaman hatalarından ders çıkaramaz. Kitaptaki Anka kuşu benzetmesi olayı çok net özetler nitelikte; insanoğlu yaptığı hatalar ile kül olup yanıyor ama bu küllerinden yeni bir Anka kuşu doğuyor. Ama ne yazık ki hep aynı külden doğup hep aynı küle varıyoruz.

Fahrenheit 451 benzeri kitaplar

Emirhan Kocademir 
 13 Oca 21:37 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Yine DUA abla, yine kitap, yine hediye...
Şaşırdık mı? Haaayır :))
Böyle güzel bir kitabı bana gönderdiğiniz için çok teşekkür ederim, tekrar diyorum: İyi ki varsınız :)

Distopyanın, bilim kurgunun şaşılmaz babalarından sayılan bu kitap için ne desek az...
Fahrenheit 451: Kitap kağıtlarının yanıp tutuştuğu sıcaklık derecesidir.
Şimdiki itfaiye erlerinin görevi ateşi söndürmek ama o muazzam dünyadaki itfaiye erlerinin görevleri ise kitapları yakmak...
O muazzam dünyada kitap okumak YASAK! Gördükleri kitabı yakıyorlar. (Kitapların yakıldığı sahnelerde içim gitti, ben kitabı okumaya bile kıyamıyorum. :/)
E bu bir distopya, her distopyada olduğu gibi kurulu düzene karşı çıkan bir karakterimiz var:Montag
Bu kitap 1900 yıllarının ilk yarısında yazıldı haliyle okurken bunu göz önünde bulundurmak gerek...
Şimdi hayal gücümüzü kullanalım: dediklerime kendinizi vererek gözünüzde canlandırın:
500 yıl sonrası... Teknolojinin olabildiğince gelişmiş olduğu yıllar... Kitapların artık bir hiç(!) olarak görüldüğü yıllar... İnsan beyinlerinin teknoloji kurbanı olduğu yıllar... İnsanlarda acıma duygusunun olmadığı yıllar...
Kurulu düzen böyle; kitaplar yakılıyor, kitap okuyan öldürülüyor, kitap okumak YASAK...
Kendinizi böyle bir döneme götürün... Ve sorun kendinize "Ben ne yapardım böyle bir durumda?" Siz de kitapları düşman mı olurdunuz yoksa kitaplara dost mu olurdunuz?
Haliyle herkes kitaplara dost olurdu ama o dönemde kitap okuyan herkes öldürülüyor... Evinde kitap bulunan herkesin evi ve kitapları yakılıyor ve zaten çoğunluk teknoloji bağımlısı... Etkilenmez miydiniz siz de çoğunluktan? Çoğunluk azınlığa karşı ve bizim dünyamızda genelde çoğunluk kötü taraf, azınlık iyi taraf oluyor gel gör ki çoğunluk yani kötü taraf hep kazanıyor...
Evet, siz de kitapları yakar mıydınız?
Dediğim gibi bu bir distopya ve mutlaka kurulu düzene karşı çıkan biri olacak...
O kişi siz olur muydunuz yoksa kurulu düzene göre mi yaşardınız?
Elbette burada bir kurgu söz konusu... Ve bir kahraman kurulu düzene karşı çıkıyor...
...
Hak ediyor distopyanın babalarından biri olmasını... Ve kitap severlerin de mutlaka okuması gereken bir kitap çünkü bu kitabı okuyunca siz kitapsız bir hayatı düşünüyorsunuz ve şükür halimize deyip kitaplara daha çok bağlanıyorsunuz...

4-5 asır sonra ülkemizde daha çok kitaplara önem verilmesi dileğiyle... :)
Keyifli okumalar

Oğuz Aktürk 
 13 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Beni yak, kendini yak, her şeyi yak.

1954'te ilk olarak Playboy dergisinin sayfalarında boy gösteren Fahrenheit 451, bundan tam 63 yıl sonra da kitaplığımın sağ alttan 3. rafında günümüzden 500 yıl sonrasını anlatmak için boy gösteriyordu. Dile kolay 63 yıl onu hiç yaşlandırmamıştı sanki. Ebeveynlerimle tam olarak yaşıt olan Fahrenheit 451 sanki yerinde dururken bile bana o kadar yıllık deneyimiyle bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibiydi kibritli ve alevli kapak tasarımıyla. "Beni okumazsan Sezen Aksu'dan Her Şeyi Yak parçasını açar ve sana bütün kitaplarını yaktırırım ulan!" diyordu sanki yerinden. Ve onu elime aldığımda kitaplıktaki yüzlerce diğer kitap bir tek ondan korkar oldu. Hayvan Çiftliği'ndeki hayvanlar o çok hayal ettikleri değirmeni kurmayı bırakıp yanmamak için çiftliklerine sığındılar, Küçük Prens kitabın üstündeki kibritleri gerçek sandı ve zaten küçücük olan gezegenine beğenmediği dünyadan insanları çağırarak yanmamak için ısı izolasyonu yaptırdı, Kürk Mantolu Madonna olan Maria ise yaz kış giydiği kürk mantosunun içinde zaten aşkın ateşinden patladığı için Fahrenheit sonsuz derece de olsa yanmaya hazır bekliyordu. Bir tek Umberto Eco'nun Gülün Adı kitabındaki kütüphane bu kitabı dört gözle okumamı bekliyordu.

Bir gün bütün polislerin olayları durdurmak yerine olayları çıkaranlardan olduğu, bir gün bütün ambulansların hastaları tedavi etmek yerine hastaları öldürdüğü, bir gün bütün itfaiyelerin de yangınları söndürmek yerine yangınları çıkaranlardan olduğu ters mantıkların dünyası. Bu distopyada 155'e, 112'ye, 110'a yer yok. Acil durumda aranacak ilk numara sensin çünkü.

Artık Burger King'in "Ateş seni çağırıyor!" reklamında da, yazın apaçilerin giydiği ateş desenli şortta da aklıma ilk Fahrenheit 451 gelecek. Çünkü ihtimal dahilinde bile olsa kitapların dünyada yakılmış, yakılıyor ve yakılacak olması insanın geleceğini kömür renginde karartan bir olgudur. Zaten fizikçi Pierre Curie geçmişte yakılmış her türlü kitap için şu sözü dememiş midir? : "Endülüs Kütüphanesi'nden otuz kadar kitap kurtuldu, onlarla atomu parçaladık. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kurtulmuş olsaydı, şu anda galaksiler arasında geziyor olurduk."

Belki ne Endülüs Kütüphanesi'ne ne de Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi'ne sahip olabiliriz evet, ama distopya olarak gördüğümüz süreçleri birilerinin ütopyası olarak görmesini engellememiz bizim hayat gayemiz olmalıdır. Ağaçların rant uğruna kesilmesi kitap yakmakla eşdeğer değil midir? Onların ütopyası ağaç kestikleri alana hafriyat kamyonlarını yollamaksa bizim de ütopyamız en büyük hafriyat kamyonumuz olan ruhumuzu ve beynimizi aktif olarak kullanmaktır. Çünkü Fahrenheit 451'in başrolü Montag gibi her ne olursa olsun fikirlere kurşun işlemez. Sisteme ve medyanın Requiem for a Dream misali çekiciliğine her ne kadar savaş açarsak distopya-ütopya dengesinde de o kadar mantıklılaşır, o kadar ütopikleşiriz.

Annelerimiz yemeklerin pişme derecesini biliyor olabilir fakat biz de artık kitapların yanma derecesini biliyoruz. Bir gün 110'u aradığınızda evde sarılacağınız ilk şeyin kitaplığınız olması dileklerimle.

Çünkü kitapların ne varlığı ne de yokluğu bize yetiyor.

Mathmazel 
 20 May 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

"Fahrenheit 451:
Kitap kağıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir."
Dediğinde nasıl bir kitap okuduğunuzu anlıyorsunuz aslında.
"TV oturma odasına bir tohum ektikten sonra onun sizi kavrayan pençesinden kendisini kurtaran olmuş mu? Sizi istediği biçimde yetiştirir!" ifadelerini okuduğunuzda bir durup düsünüyorsunuz.
"gerçeğin ve özgürlüğün en tehlikeli düşmanı olan, katı ve durağan çoğunluk sürüsüne ait olduğunu unutmamalısın. Aman Tanrım, çoğunluğun müthiş zulmü." ifadelerini okuduğunuzda çoğunluk mu azınlık mı olduğunuzu sorguluyorsunuz.
"Hiç kimsenin ‘suçlu’ları dinlemeyeceği zamanda ben her şeyi çekinmeden yüksek sesle söyleyebilecek suçsuz insanlardan biriydim, fakat ben de sustum ve kendim de suçlu durumuna düştüm." ifadelerini okuduğunuzda susmanın büyük sıkıntılara nasıl sebep olabildiğini farkediyorsunuz.
"Hayır, hiçbir şey konuşmuyorlar. Çoğunlukla, arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. Hiç kimse diğerlerinden farklı bir şey söylemiyor." ifadelerini okuduğunuzda bunlar gerçek olabilir mi diyorsunuz.
"Ne yaptığın önemli değil, derdi, yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman, ona dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın. Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır" ifadesini okuduğunuzda yapılan küçücük bir hareketin neleri değiştirebildiğini anlıyorsunuz.
Fahrenheit 451:
Kitap kağıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir.
Her cağda yakılmış kütüphaneler kitaplar vardır. Okunması birilerince zararlı görülen kitaplar her çağda olagelmiştir. Fakat unutulan: kitaplar yakılsa da, yasaklansa da, okunmaz diye kenara atılsa da birilerinin mutlaka dikkatini çekecek ve okunacaktır.

Paul Muad'dib 
22 Ara 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ray Bradbury'nin, kitabın yazıldığı 1953 senesinden günümüzü gördüğü, distopya türündeki romanı olup geleceğe bir uyarıdır.

Kitap, sıkça George Orwell'ın 1984'ü ile kıyaslansa da kanaatimce o seviyeye erişememiştir. Zira yazarın dili edebilikten yoksun bir dil olup akıcı bir olay örgüsü de yok. Buna rağmen 1953 yılında yazılmış olmasıyla ve içeriğinde yer alan müthiş fikirlerle birlikte değerlendirildiğinde okunması gereken, hatta tek oturuşta okunsa daha güzel olacak bir romandır.

Kitapta müthiş bir şekilde ilgimi çeken bir tespit yer alıyordu. Değinmeden geçemeyeceğim. Bu tespit, kitaptaki insanların evlerinde, duvarların tamamını kaplayan televizyonlar yer almasıydı. Bu televizyonlar aracılığıyla, insanları aptallaştırıp uyuşturmak için tek kanallı ve sürekli bir takım öğütler veren yayınlar yapılıyordu. Televizyon yayını başladığı anda hipnotize olmuş gibi herkes yayında yer alan bilgileri tekrarlamaya başlıyordu. Bu şekilde son derece itaatkar bir toplum modeli ortaya çıkarılıyordu.

Sonra televizyonların hayatımızdaki yerini düşündüğümde yazarın gerçekten de 60 küsür sene öncesinden bugünü gördüğünü fark ettim. Gerçekten de hepimizin salonunda kocaman televizyonlar yer almaya başlamadı mı?

Ülkemizde çok değil 10 sene öncesine kadar aptal kutusu olarak adlandırılan tüplü televizyonların, şimdilerde duvarlarımızın neredeyse yarısını kaplayan plazma tv'ler haline gelmesi ile yazarın kitabında yazdığı gibi yakın zamanda televizyonların duvarımızın tamamını kaplayıp kaplamayacağı sorusu tarafımca merak konusu haline geldi. Umarım bu kadarı da olmaz ve daha fazla bağımlısı olmadan televizyonu hayatımızdan çıkarmayı başarabiliriz. Yoksa tehlikeli bir dönem insanları bekliyor olabilir...

Bekir İstanbul 
02 Eki 2015 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · Puan vermedi

Güzel bir kitap, kötü bir gelecek... İnsanların düşünmesi, hissetmesi, şuurlu farkındalık geliştirip sorgulaması, kitap okuması yasak. Kitaplar ve kitap okuyanlar ateş ile cezalandırılıyor. Böyle bir "matrix" dünyasında "uyanma" ve yaşam mücadelesi veren bir itfaiyeci hikayesi. Kahramanımızın adı Montag. Kitabı okurken sizde Montag ile birlikte anlamaya çalışacak, sorgulayacak, sıkılacak, bunalacak ve kaçacaksınız. Ama o kasvetli havayı hep hissedeceksiniz. Güzel, okunması elzem bir distopya kitabı.

Büşra T. 
18 Haz 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır okuduğum en güzel distopya örneğiydi. Kitaba aşık oldum desem yeridir.
Konusuna gelirsek İtfayeciler yanmaz evler yapıldığından beri başka bir iş için görevliler: 'Kitapları Yakmak' (!)
(Onlar kitapları yakarken benim içim yandı her sayfada.)
Ana kahramanımız Montag da bu itfayecilerden biri. Hatta işini zevkle yapan yaktıkça mutlu olan bir kahraman. Taa ki yolu küçük Clarisse ile kesişene dek. Clarisse bize kitabın vermek istediği mesajları en çok ileten karakterdi belki de. O her bir şey söylemek için ağzını açtığında kalemimi hemen alıp çizdim desem abartmış olmam. En çok alıntı yaptığım ve en çok etkilendiğim roman oldu benim için.
Ve Bayan Montag ise kitapların önemini kaybetmesini sağlayan insan tipinde gibi geldi bana. Bir şey olduğunda bile umursamayan tek derdi televizyon izlemek olan bir insan... Hiçbir zaman sevemedim böylelerini. Clarisse ne kadar sevdiysem Mildred i de o kadar az sevdim açıkçası.
Montag, Mildred ile kitaplara bağ kurmak ister ama Montag bu yolda yalnız olduğunu, eşinin tek mutluluğunun televizyon olduğunu fark eder. Sevgili Bay Montag, Clarisse den sonra sorgulamaya başlar. Sorguladıkça hatasını anlar, Anladıkça ise değiştirmek için çaba sarf eder. Biz ise onun bu yolculuğunda ona eşlik ediyoruz.
Kitabın konusundan çok düşüncelerimden bahsetmemin nedeni kitabı sizin keşfetmenizi istiyorum. Çünkü gerçekten keşfetmeye değer bir kitap. (puanım: 10/10)

İnsanın 'Fahrenheit 451 kesinlikle okuyun' diye tshirte bastırıp her yerde gezesi geliyor!
Bundan yarım asır önce yazılmış olmasına rağmen, günümüzü gözler önüne seren bir kitap!

Kitabın Sonsözünde Neil Gaiman demiş ki;
"Spekülatif kurgu, şimdiki zamanın sorunlu ya da tehlikeli bir yanını ele alır ve onu, dönemin insanlarının ne yaptığını farklı bir açıdan ve yerden görmemize olanak sağlayacak şekilde genişletir ve ondan anlam çıkarır. Bunun üzerine düşünülmesi gerekir.
Fahrenheit 451 spekülatif bir kurgudur. Bir 'Böyle giderse...' hikayesidir. Ray Bradbur, bizim geçmişimiz olan, kendi şimdiki zamanını yazıyordu. Bizi, bazıları açık bazıları da yarım yüzyıl geçtikten sonra görmenin daha zor olduğu şeyler hakkında uyarıyordu." (Syf. 241)

Aslında bu alıntı her şeyi özetler nitelikte. Kitabı okurken geçmişten, günümüzden ve belki birkaç Asır sonrasından yerler okuyoruz. İtfaiyecilerin görevinin kitap yakmak olduğu bir zaman düşünün. Kitap okumanın yasak olduğu, kitaplarınız varsa onlarla birlikte evlerinizin yakıldığı bir dönem. Kitapların, şiirlerin, felsefenin, sosyolojinin budalalık olarak görüldüğü, insanı düşünmeye ve hüzne sürüklediği, mutlu olmasını engellediği için yok sayıldığı; önemli olan tek şeyin eğlenmek olduğu boş bir dönem. Ama bu eğlence anlayışının da sadece belli bir kesime hitap ettiği, savaşın ve kötülüğün hakim olduğu bir dönem. Aslında çok da yabancı değil. Bu kadar ileri seviyede olmasa da günümüzde de çok farklı durumlar yok. Belki kitap okumak yasak değil ama yasak olsa umursanmayacak kadar önemsiz görülmeye başlandığı bir yere doğru gidiyoruz. Düşünmenin gereksiz geldiği, gördüğü şeye inanıp, çoğunluk ne yaparsa o doğru psikolojisi ile hareket eden doğrusunu araştırmaya gerek görmeyen bir hale doğru gidiyoruz. İşte bu kitap da bunları biraz daha ileri sarmış. Yürümenin yasak olduğu (yaşanmış bir olay), sırf kendinizi dinlemeyin, düşünmeyin düşündüğünüz tek şey adrenalin, heyecan, korku duygusu olsun diye arabaları yavaş sürmenin yasak olduğu, evinize gittiğiniz de kendi sesinizi duymanızı engelleyen televizyonun hakim olduğu sanal duvarlar, insanlar...

İnsanın kendini ve yaşadığı dünyayı gözden geçirmesini sağlıyor her sayfa.
Çok kısa ama dikkat çekecek birkaç cümle ile inceleme yazıp herkes okusun ve kitabı okumaya karar versin istedim ama bu kitap üstüne kısa yazmak çok mümkün değil. Kesinlikle okuyun, kitap seven herkese mutlaka bir kelime dahi olsa dokunacak bir kitap.

Son olarak kitap 1966 yılında beyaz perdeye de aktarılmış. Ben henüz izlemedim ama en kısa zaman da izlemeyi düşünüyorum. Umarım o da kitap kadar başarılıdır.
Sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ederim. :)

Özlem Yılmaz 
16 May 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Mükemmel bir distopya. İtfaiyecilerin amacı kitapları bulup yok etmek.

"Tv ile beyinleri uyuşturulmuş bir toplum, okuyup da ne yapacaksınız. Böyle mutluyuz. Kitaplar iyi değildir. Sonuçta kitaplardaki karekterler de gerçek değildir. Yazarların hayal ettikleridir. Onların hayallerinden bize ne değil mi?
Okuyup birşeyler öğrenirsiniz, yada düzene karşı gelirsiniz ama değil mi? Halbuki %100 biat etmek varken ne gerek var okumaya. Kitaplar yakılmalı..."

Ama olmuyor işte, birileri çıkıyor ve bu kitaplarda ne var diye merak ediyor. Bazıları da kitapların saklamak için herşeyi yapıyor, hatta hayatlarından bile vazgeçiyorlar. Acaba insanların kitaplar için hayatından vazgeçmesi nasıl bir olgudur. Ne olaki bu kitapların içinde. Merak işte.. İşte bir itfaiyecinin merak etmesiyle başlıyor hikaye.

Çok etkilendim. Sanki bir distopya değil de bugünü anlatıyormuş gibi hissettim. İnsanların TV ile futbol ile uyuşturulduğu bir toplumumuz var. Keşke hiç okumayanlar da buraya üye olan ve okuyan insanların neden okuduklarını merak etse.
Kitabın sonu da çok tadında olmuş.
Neyse uzatmak istemiyorum. Bence herkesin okuması lazım. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar..

Kitaptan 478 Alıntı

abdullah bektaş 
02 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Montag: Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa, kitapların içinde birşeyler olmalı...

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Esma Tezgi 
05 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunurlardı. Bu bakımdan kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar.

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
sezen 
22 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitaplar bize ne tür eşekler ve aptallar olduğumuzu hatırlatmak içindir. Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar'ın kulağına "Unutma sende ölümlüsün," diyen pretoryen muhafızlarıdır. Çoğumuz dünyayı dolaşıp herkesle tanışamayız, bütün şehirleri göremeyiz. Bunun için zamanımız, paramız ve bu kadar çok arkadaşımız yoktur. Aradığın şeyler, Montag, dünyada, fakat vasat bir insan için onların yüzde doksan dokuzunu görmenin yolu kitaplardan geçer.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 131)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 131)
Hatice 
09 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Gerçek bir olay...
"Demek yürüyorsunuz?" dedi polis memuru, "Sadece yürüyor musunuz?"
Başımla onaylayarak açık gerçeği hazmetmesini bekledim.
"Pekala," dedi polis memuru, "Bir daha yapmayın!"

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 8 - İthaki, 7. Baskı, Yazarın Önsözünden)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 8 - İthaki, 7. Baskı, Yazarın Önsözünden)

''Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar’ın kulağına ‘Unutma, Sezar, sen de ölümlüsün’ diyen pretoryen muhafızlarıdır.''

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Hatice 
19 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ne kadar çok insan var, diye düşündü. Bizim gibi milyarlarca insan var, ne kadar fazla. Kimse kimseyi bilmez.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 39 - İthaki Yayınları)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 39 - İthaki Yayınları)
İlgen Aktürk 
26 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"İnsanlar neden insanları incitmek ister? Dünyada yeterince incitecek şey yokmuş gibi."

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 152 - İthaki Yayınları 2012 Basım)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 152 - İthaki Yayınları 2012 Basım)
Bekir İstanbul 
25 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 126)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 126)
Esma Tezgi 
12 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu da ölmenin iyi yanlarından biri; eğer kaybedecek bir şeyin yoksa istediğin riske girebilirsin.

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
48 /

Kitapla ilgili 2 Haber