Okul yollarının çiçeğe durması gereken bir baharda, önce Siverek’ten sonra Kahramanmaraş’tan yükselen o ağır hüzün hepimizin içine çöktü.
Bir gün arayla gelen bu haberler sadece iki şehri değil, bu ülkenin vicdanını ve geleceğe dair kırılgan umudunu da derinden yaraladı.
Okul dediğimiz yer; çocuğun korkusuzca koştuğu, kalemin kâğıtla buluştuğu, hayatın en saf hâlinin filizlendiği bir sığınak olmalıydı.
Oysa bugün, o sığınakların gölgelerini, yarım kalan defterleri ve henüz kurulmamış hayalleri konuşuyoruz.
Sadece üzülmek yetmiyor. Bu tabloyu mümkün kılan ihmalleri, gecikmeleri ve görmezden gelinen sorumlulukları da konuşmak zorundayız.
Eğitim kurumlarında güvenlik yalnızca bir kapı görevlisine indirgenemez; tedbirlerin bir can yandıktan sonra hatırlanması kabul edilemez.
Her okulun fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan gerçekten güvenli alanlara dönüşmesi bir zorunluluktur.
Denetimin kâğıt üzerinde kalmadığı, sorumluluğun gerçekten taşındığı bir sistem kurulmalıdır.
Siverek’ten Kahramanmaraş’a uzanan bu acı hepimizin ortak yasıdır.
Artık “keşke” dememek için, bir çocuğun bile zarar görmediği bir düzeni kurmak zorundayız.
Kaybettiklerimize rahmet, yaralılara şifa diliyorum.
Filiz Dilek Yavuzer 😔