Dorian Gray'in Portresi

8,7/10  (349 Oy) · 
991 okunma  · 
317 beğeni  · 
5.022 gösterim
Oscar Wilde’ın tek romanı ve en bilinen eseri olan Dorian Gray’in Portresi, güzelliğiyle herkesi etkileyen ama yozlaşmış bir adamın, kötülük, aldatmaca ve skandallarla örülü hikâyesini gözler önüne seriyor.

Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian’ın tüm hayatı, bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine değişir. Bu sırrın ağırlığı gün geçtikçe arttığından, Dorian’ın zulümleri ve ahlâksızlığı da aynı derecede artar.

Yazıldığı andan itibaren pek çok tartışmaya sebep olan bu sansasyonel roman, insan kötülüğünü estetikle birleştiren, sanatın köklerini irdeleyen, Wilde’a bir sanatçı olarak hak ettiği değeri kazandıran bir başyapıt. Ancak Oscar Wilde’ın da dediği gibi, “Tüm sanatlar oldukça beyhudedir.”
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2017
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9786059585439
  • Orijinal Adı:
    The Portrait of Dorian Gray
  • Çeviri:
    Ezgi Altun
  • Yayınevi:
    Yabancı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya S. 
 18 Nis 20:30 · Kitabı okudu · 8 günde · 9/10 puan

Dorian Gray ' in Portresi, Oscar Wilde ' nin tek romanı olma özelliğini taşıyor. Ama 10 kitap yazacağına tek bir kitapla 10 kitaba bedel bir etki bırakması onun nasıl bir yazar olduğunu ortaya koyuyor zaten. 1981 yılında basılan Dorian Gray ' in Portresi yayımlandığı dönem büyük tepki görüp, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Kitabın yazarı Oscar Wilde " ahlaksızlıkla " suçlanmış, kitap birkaç kere sansüre uğramıştır. Çünkü kitapta eşcinsellik ve hazcılık açıkça işlenip, ahlaksızlık ön plana çıkarılmıştır, o dönemin insanlarına göre.


Oscar Wilde ' nin " Bir ruhun hikayesi " diye tanımladığı kitabı, masum ve saf bir gencin adım adım günaha sürüklenmesini, egosuna yenik düşüp ahlak ve karakter savaşını kaybedişini anlatıyor. Kitap ana karakter Dorian, dostları Basil ve Henry ' i anlatıyor. Oscar Wilde bu karakterler için "
Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " diye bahsediyor.


Dorian tüm ailesini kaybetmiş ama ardlarından büyük bir mirasa sahip olmuş, eğitimli, insanları tekrar döndürüp baktıracak kadar yakışıklı saf bir genç. Fakat kendisine eşcinselliğe varacak kadar büyük bir ilgiyle yaklaşan dostu Basil ' in yaptığı portresi sayesinde güzelliğinin farkına varan ve Basil ' in tanışmasını istemediği Lord Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan kahramanımıza göre dünyada önemli olan tek şey gençlik ve güzelliktir artık. Sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmayı dileyen Dorian bunun için ruhunu şeytana satmaya hazırdır. Dostu Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan Dorian ' a göre zevk ve heyecan hayatın temel taşı olmuştur ve zevk, haz, heyecan kötülüktedir. Zamanla içindeki iyiliği kaybeden Dorian bambaşka bir insan olmuştur. Yaptığı her kötülük portresine yansır zamanla. Sonuçta insanın ruhu ve kalbi suretine yansır. Kitabı okurken dikkat çeken bir noktada dış görünüşün, güzelliğin insanlar üzerinde bir etki bıraktığı. Dorian o kadar yakışıklı ki, böyle birinin kötü olması mümkün değildi topluma göre. Çünkü "çirkin" insanlar sadece kötü olabilir algısına sahibiz ve bu algı bariz bir şekilde bugün bile toplumda gözüküyor.


Yazar, kitapta alaycı, iğneleyici bir anlatım kullanmış. Henry karakterinden her ne kadar nefret etsem bile dediklerinin doğru olduğunu düşünmekten kendimi alıkoymadım. Henry kelimelerle oynayan, insanları konuştukça etki altında bırakan, oldukça kurnaz bir karakter. Bir zamanlar masum ve saf olan Dorian ' ın her yanlışından sonra artık neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilir diye beklerken daha büyük bir yanlışı patlak verdi. Kitapta üzüldüğüm ve en çok sevdiğim karakter ise Dorian ' ın portresi sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan Basil oldu.


Uzun bir aranın ardından inceleme yapma fırsatı bulduğum Dorian Gray ' in Portresi okuduğum en orjinal konuya sahip, akıcı, farklı ve olağanüstü güzel, üstüne uzun süre düşündürecek bir kitaptı. Edebi yönü ve çevirisi de oldukça başarılıydı bana göre. Kitabı okurken Oscar Wilde ' nin ruhunu ve düşüncelerini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Estetik, din, sanat, güzellik, ego, vicdan, aşk, cinsellik,,, gibi bütün düşüncelerini kitaba aktarmış çünkü. Bu kitabı Ahmet Y ' nun tavsiyesi ve Seyid Ahmet GÜLTEKİN ' in incelemesi üzerine okumaya karar verdiğim için, ikisine de teşekkür ederim. :) Tüm ön yargı ve sığ düşüncelerden arınıp okuyabilecek kişilere bu kitabı tavsiye ederim...

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
03 Mar 18:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

        Bilemedim bu yazdıklarım incelemeden sayılır mı Dostlar? Sadece hissettiğimi yazmak istedim, belki içsel bir hesaplaşmaydı benimkisi;
        Dorian’ ın portresi gibi değil mi zaten hayatımız? Farklı pencerelerden bakarak farklı yorumlar yapıla bilinir bu güzel romana. Lakin okuduğumda bana hep kendi portremi düşündürdü..
Kâinatın sahibi bizlere öyle güzel ve öyle kusursuz bir portre ile göndermiş ki bu fani dünya ya! Bize de bu portreyi Baki Âlem’ e kadar en az kirlenme ile geri götürmek düşer. Dorian’ ın portresi misali Yaradanın vermiş olduğu aklı, iradeyi, vicdanı, merhameti, şefkati ve daha sayamadığımız bir sürü insani vasıfları emredilen şekliyle yaşamadığımız veya yerine getirmediğimiz her anda biraz daha kirleniyor, biraz daha bozuluyor portremiz. Üstelik Yaradanın affından başka hiçbir şey silmiyor bu portremizde oluşan kirlilik ve bozulmayı.
         Mevla’m bizleri Dorian’ ın düştüğü durumlara düşürmesin ve portremizi gerçek sahibimize götürebileceğimiz en güzel hali ile götürmeyi nasip eylesin inşallah. Gerçekten de okunası olağan üstü güzellikte bir şaheser, iyi okumalar diliyorum Dostlar…

Onur Erol 
 29 Mar 11:16 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu roman söylenecek her övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Hayatımda okuduğum en derin, en etkileyici romanlardan biriydi Dorian Gray'in Portresi. İnanılmaz gizemler barındıran, uçurumların ucunda sallanan bir uçurtma gibi söylenen sözler sizi ciddi anlamda sarsıyor. Sarsmaktan öte aslında alt üst ediyor. 1890 baskısında gördüğü tepkilerden dolayı, 1891'de basılan versiyonda bıçağın ucunu törpülemiş ama görüşlerinden asla vazgeçmemiştir.

Temposu hiç düşmeyen sürekli sizin ilginizi ayakta tutan bir roman Doria Gray'in Portresi. Yazarın yaşantısıyla çok önemli bağlantıların bulunduğu romanda yapılan bir portre resmin Dorian Gray'in hayatını nasıl baştan aşağıya değiştirdiğini görüyoruz. Yazar fazla ironi kullanmadan direk okura verilmek isteneni vermiştir. Ancak anlatımlarındaki derinliğin portre ile bağlantılı olması ve olayların bu portre etrafında dönmesi sizi sürükleyen unsurlardan biri olacaktır. Portre Dorian Gray'in ruhu gibi değişecek midir? Yoksa portre Dorian Gray'i değiştiriyor mudur? Acaba Bay Dorian Gray'in gerçek yüzü portreye yansıyacak mıdır? Bütün bunların cevabını romanın sonunda ve romanın her köşesinde bulacağınıza eminim.

Şiirleri, kısa öyküleri, oyunları ve tek romanıyla edebiyat dünyasına damgasını vurmuş bir yazarın 46 yaşında Paris'te bir otel odasında ölmesi oldukça üzücüdür. Lakin geride bıraktığı eserleri onu fazlasıyla ölümsüzleştirmiştir. Bu dünyadan bir Oscar Wilde geçmiştir dememiz sanırım ona duyacağımız saygının en büyük ifadesi olacaktır. Son olarak yazarlar yaşantıları ve tercihleri ile değil, vermiş olduğu sanat eserleriyle hatırlanmalıdır.

Aysel 
19 Ara 2015 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" diye dilekte bulunan genç, güzel (yakışıklı) Dorian Gray, Lord Henry`nin sözleri ile ruhunu, saf çekiciliğini yavaş yavaş şeytana satacağından habersizdir...

Kitap ilk okuduğum Oscar Wilde kitabı olmakla beraber, yazarın da ilk ve son romanıymış. Önyargılarımı yerle bir eden etkisinden başka, gerçekliğine sonuna kadar inanmakta direndiğim kitaplardan oldu. Benim için kurgudan ziyade "ben bu olayı bir yerlerden duymuştum" algısı oluşturdu.

Kitabın ön kısmında yazarın kendi tarafından kaleme alınan cümleler var;

* Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim - Basil Hallward, güzelliğe tapan, sanatına düşkün, sadece yaptığı işler ile yaşayan biri..
* Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri - Lord Henry, dünyaya kendi gözlükleri ardından bakan, insanın içinde melekten çok şeytanın olduğunu savunan, toplum tarafından "bencil, sağduyusuz, vurdumduymaz" adlandırılan biri..
* Dorian belki başka yaşlarda olmak istediğim kişidir - Dorian Gray, saf, gençlik ateşi ile yanıp tutuşan, içindeki kötülüğü hep bastırmış ama bir kitap ve Lord Henry sayesinde içindeki şeytanı özgür bırakmış biridir..

Kitapda- aşk, felsefe, din, iyilik, vicdan, güzellik, sanat ve başka konularda sorgulatıcı, keskin cümleler okuyoruz. Okurken sorgulatan, mekanik olarak okunup geçilmeyecek, bende iz bırakan, uzun süre okuduğum kısımları hatırlayacağım kitaplardan oldu.

Sıkılmadan, pişman olmadan, akıcı olarak okuyacaksınız. (bence...)

Tavsiyemdir..

ESRA KADIOGLU 
 11 Nis 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

İyi haftalar 1K DOSTLARIM :) Oscar WILDE ve Dorian GRAY' i... Öncelikle belirtmek isterim ki hikayeyi okumadan önce Oscar WILDE' ın kendisi, sansürlerle geçen yayınlama süreci ve kitabın 1891 senesinde yazılmış olması beni gerçekten etkiledi. Bir kere daha anladım ki, bir asır öncesi ve şimdi ; insanlık için değişen hiçbir şey yok. Özellikle duygularımızdan başlamak üzere ; nefret, kıskançlık, bencillik, şantaj, dedikodu mekanizması, dinlere bakış açısı, farklı cinsel tercihler ve hayat vs... bugün nasıl ise aynı. İnsanlığı hiçbir zaman törpüleyemediğimizin ve bundan 100 sene sonra da törpülenmeyeceğinin kanıtı. Her ne kadar karamsar olmayayım desem de iyilik insandan gerçekten uzakta... Aslında çok basit, tahmin edilebilir bilindik bir hikayeyi, sırf bir asır önce de görmek için okuyun. Sevgiyle güzellikler ile kalın....

Muharrem Okumuş 
16 Nis 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her insan nasıl ölümüyle birlikte doğuyorsa, her iyilik kötülüğü, her vuslat ayrılığı, her gün gecesi, her ses sükûtu, her buluş kayboluşu ile doğuyor. Ve bir insan doğduğunda, bir dünya, bir evren doğuyor. Tüm iyiliği, tüm kötülüğü, tüm güzelliği ve tüm çirkinliği ile… Ve insan -ki evren- her şeyi, tüm bilineni ve bilinmeyeni, benzeri ve zıddı birlikte bir arada bulunduruyor.

Yaşam serüveninde insan, iyi insan ya da kötü insan; kötülüğünün içinde iyiliğini, iyiliğinin içinde kötülüğünü barındıran insan. Yaşamı boyunca doğrular kadar hatalar da yapan insan. Taşıdığı yüzü, bazen yüzsüzlüğü, kah sükuneti kah isyanı ile insan. İçinden, hatıralarından, aklından ve fikrinden, düşündüklerinden atıp kurtulamadıkları ile esir bir insan… Bazen de tüm unuttukları ve ardında bıraktıklarıyla nisyanı ile insan.

Kitabı çok değerli bir arkadaşımın tavsiyesi ile okudum. Kitapta bir insanın iyiliğinin ve kötülüğünün analizleri, tüm yaşanmışlıkların insanın yüzüne sirayeti anlatılmakta. Bir kişiye ait iyilikler ve kötülükler anlatılmakta. Farklı ama çok güzel bir benzetmeyle çok güzel ve akıcı bir şekilde, bir sonraki sayfada ne olacağının merakı ile etkileyici bir okuma serüveni sunmakta.

İnsanı kendi içine yönlendirdiğinden mi, yoksa okuduğumuz her kitapta en çok kendi içimize okumalar gerçekleştirdiğimizden mi tam bilmiyorum; bu kitapta da kendi içinizde iyilik ve kötülükleri arayacaksınız. Korkacaksınız, varsa kötülükleriniz, kendi yüzünüzü kendinizden saklamak isteyeceksiniz.

İyi ki okumuşum dediğim ve okuduğumdan bu zamana değin kendi ömrümde, kendi içimde portremi aradığım bir kitap. Velhasıl tavsiye eder iyi okumalar dilerim.

Ahmet Y 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

-------SPOİLER İÇERİR------

Kitabın ismi pek çekici olmamasına karşın bir arkadaş tavsiyesi ile okumaya başladım.Hanry Ford ile Basil Hallward'ın konuşmalarıyla kitap başlıyor.Basil mistik yapıda iyi bir ressamdır fakat burjuvadandır.Hanry Ford ise hedonist karakteri ile öne çıkıyor.Hanry ortaya attığı felsefeler ile hedonizme ve pragmatizme insanları yönlendiriyor.Kötülüğün felsefesini mükemmel yapıyor ve sınıfsal tahlilleri acı ama gerçekçi bir üslupla etrafındekilere aktarıyor.Özellikle de arkadaşı olan Basil Hallward ile bu konularda entelektüel tartışmalara giriyor ve çoğunlukla baskın olan taraf oluyor.

Basil yeni tanıştığı fakat hayatının en güzel rastlantısı olan Dorian'ı yere göğe sığdıramıyor.Eşcinselliğe kadar giden bir hayranlıkla Dorian'ı arkadaşı Hanry'e anlatıyor.Her ne kadar Hanry ile iyi dost olsalar da,Hanry'nin çok zeki olduğunu bildiğinden Dorian'ı kendisine benzetmesinden korkuyor.Dorian gibi genç ve güzel yüzlü bir insanı Hanry ile tanıştırmaya çekinse de bu tanışma gerçekleşiyor.Hanry beklendiği gibi çocuğu etkiliyor ve daha da bencilleştiriyor.

Dorian Basil'den bir gün yaşlanacağından bahsederek hiç yaşlanmayacak bir şey olan bir eser yani kendi resmini yapmasını istiyor.Fakat bu resim beklendiğinden daha ilginç oluyor ve Dorian yaşlanmıyor fakat resim çirkinleşmeye başlıyor.Aradan yıllar geçse de resim çirkinleşir fakat Dorian zerre kadar yaşlanmaz.Dorian hayatın sıkıcılığın bıkmaya başlıyor,her tür dünyevi hazzın doruğunu yaşıyor ve kendisini esir eden hedonizm onda vicdani çırpınışlara sebep oluyor.Kendi iç muhakemesini yaptıkça hayatını yaşanmaz buluyor ve resimden nefret etmeye başlıyor.Resime bıçağı sapladığı anda kendisi ölüyor.

Şimdiye kadar anlattıklarım romanın sadece omurga kısmı.Roman olay örgüsündeki fantastik kurgusundan,Wilde'in eşsiz anlatım gücünden ziyade Basil,Hanry ve Dorian arasında geçen konuşmalarda verilen aforizmalar,aporialar,sınıfsal ve psikolojik tahlillerle öne çıkan bir başyapıt halini alıyor.Romanda sınıf tahlilinden ziyade hedonizmin yıkılışı Dorian karakteri üzerinden bir ütopyanın nasıl distopyaya döndüğü dış güzelliğin,ölümsüzlüğün ve dahası maddi zenginliğin insan hayatındaki boşluğu tam manasıyla dolduramadığını bilakis insanı nasıl ele geçirip bir zaman sonra insanlığından ettiğini ve varoluşsal boşuklar açtığını gösteriyor.Zira Dorian çok güzel bir hayat yaşamış olsa da kendine bir kimlik bulamamıştır.Hazlarının ve içgüdülerinin peşinden giden,sadece pragmatik pencereden bakan bir adam olmuştur.Ve sonunda kendisi de kaybedenlerden olmuştur.Kısacası Hedonizmin yıkılışına bizleri tanık ettirmiştir.

Dorian Gray'in Portresi 1891'de yayımlanmış olmasına karşın şu anda bile günümüz sınıfsal çelişkilerini,uyumsuzluklarını ve insanın iç savaşını en iyi anlatan örneklerden biridir.Yazıldığı dönemde eşcinselliği aşıladığı ve hedonizme teşvik ettiği öne sürülüp Wilde'i linç etmeye kalkışmış olsalar da durum bunun tam tersidir.Roman sonunda Dorian'ı öldürmüş olsa da Wilde yine de kamusal linçten kurtulamamış ve değeri pek bilinmemiştir.Zira bildiğim kadarıyla Wilde hayata çok erken veda etmiştir.Keşke bir 20 sene daha yaşasaydı da bir kaç roman daha bırakabilseydi.

İnceleme spoiler içerdiğinden okuyanlar için yazılmıştır.O yüzden okumanızı tavsiye edemeyeceğim fakat etrafınızdakilere okutmanızı ve tavsiye etmenizi tavsiye ediyorum.Sağlıcakla...

Kağan Özkaya 
22 Oca 21:23 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Dorian Gray'in Portresi, Aynı 'Genç Werther'in Acıları' kitabı gibi,yayınlandığı dönemde büyük yankı uyandırmıştır.Romanın kahramanı Dorian Gray çok yakışıklı genç bir adamdır. Dorian'ın hayranı olan ressam Basil Hallward, onun güzelliğinden çok etkilenir ve sanatında yeni bir akım oluşturduğuna inanır...

Kitapta ayrıca eşcinsel ögelere yer verilmiştir ve bu konuda büyük eleştiriler almıştır ancak döneme bakıldığında bu konuda bir devrim yapıldığını söylemek zor olmaz çünkü bu konuda yalın bir dil kullanılmıştır ve gayet açıktır. Ancak bu popülaritesini daha da arttırmıştır ki yazarın klasik olarak sayılan tek romanıdır. Kitap, gotik korku fantezi türünde olup,Narsisizm ve hedonizm gibi terimler de mevcuttur...

Ebru Ince 
16 Haz 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Açıkçası Dorian Gray hepimizin bildiği bir hikayedir hayatımızın bir yerinde mutlaka bu sahsiyetle karsilasmisizdir bu belki bir film karesi bir tiyatro oyunu bir dergi makalesi bir gazete haberi bir cok yer olabilir.. Bu kitabı diğer baskılardan ayıran ise oscar wilde ın hiç bilmediğimiz yanlarını bize ansiklopedik alıntılarla aktarması 9yildizli bir kitap olmuş.. ben çok keyifle okudum bir çok alıntı paylaştım eğer bir gün Dorian Grayin portresini okuyacağım diyorsanız o baskı bu baskıdır... teşekkürler everest yayinlari....

Ümran Bulut 
25 Mar 19:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dorian Gray'in Portesi'ni okumaya klasik olmasının verdiği ağırlıktan dolayı bir türlü elim gitmiyordu.Fakat hakkında birçok övgü dolu yorum okuduktan sonra başlamaya karar verdim.İyiki de bu kararı vermişim diyorum çünkü kitap okunmak için sonralara atılmayı haketmeyen çok kaliteli bir klasik oldu benim için.Bu eseriyle birlikte Oscar Wilde'ın kalemini de tanımış oldum ve bu eserin yazarın tek romanı olmasına üzüldüm.Yazarın kaleminden bir çok eserini tanıma fırsatım olsun isterdim.Kitap genel olarak Dorian adında bir gencin dileğinin gerçekleşmesi sonucu gelişen olayları kapsıyor.Tekrardan bahsedecek olursam yazarın anlatım tarzına ve eserin dili eserin beni kendine hayran bırakan ve elimden düşürememde etkili olan en büyük etkendi.Sizi merakta bırakan,bir an önce diğer sayfaya geçmek istediğiniz diğer taraftan da okuduğunuz satırların hiç son bulmamasını isteyeceğiniz bir anlatım tarzına sahipti.Bu yüzden kitabın akıcılığını yönünde hiçbir şüpheniz olmasın,şu gibi akıp gidiyor.Kurgu olarak bakarsak kapalı bir anlatımla size karakterin günahını sunarken bir yandan da karakterin verdiği tepkiler doğrultusunda kendinizle yüzleşme imkanı buluyorsunuz.Karakter kurgusuna gelirsek bu kitapta ki en masum karakter Basil'di ve yaşadığı hiçbir şeyi haketmediğini düşünüyorum.Dorian Gray'in en büyük hatası ise kendi benliğinden çok fazla ödün verip sürekli Harry'i örnek alması idi.Zaten kitapta bazı bölümlerde verilen paragraflardan Harry'nin asıl amacını anlıyorsunuz.Çok zekice işlenmiş bir kurguya sahipti ve ben içten içe sonunun trajik bir biçimde olacağını tahmin ediyor fakat Dorian'dan verdiği kararlar neticesinde ne kadar nefret etsem de mutlu olmasını istiyordum.Ne yazık ki yazar isteklerinize karşılık vermiyor ve gerçekleri acımasızca yüzünüze vuruyordu.Son olarakta okumanız gereken bir başyapıt diyorum.

Kitaptan 581 Alıntı

Aysel 
27 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Bu gece günceme yazacağım.”
“Neyi?”
“Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.”

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Elif Kimya S. 
30 Mar 13:11 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İlginç ve çekici olan topu topu iki tip insan vardır; her şeyi bilenler, hiçbir şey bilmeyenler.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 110)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 110)
Aysel 
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Her birimiz Cennet’i de Cehennem’i de içimizde taşıyoruz."

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Murat Sezgin 
23 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kadınlar erkeğin yakışıklılığına hiç değer vermezler; hiç olmazsa namuslu kadınlar.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 21 - Boyut Kitapları)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 21 - Boyut Kitapları)
Aysel 
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu.
“Bir illettir.”
“Aşk?”
“Yanılsama.”
“Din?”
“İnancın yerini tutan günün modası.”
"Sen kuşkucusun.”
“Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır.”
“Ya nesin sen öyleyse?”
“Tanımlamak kısıtlamaktır.”
“Bir ipucu ver bana.”
“İp dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin.”

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Elif Kimya S. 
28 Mar 20:35 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Gerçeği sınamak istiyorsak ilkin cambazı ipin üstünde görmemiz gerekir. Doğruları ancak cambazlaştıkları zaman ölçüye vurabiliriz.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 56)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 56)
Elif Kimya S. 
27 Mar 20:26 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Sevgili yavrum, ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 68)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 68)