Geri Bildirim

Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde

·
Okunma
·
Beğeni
·
15.917
Gösterim
Adı:
Dorian Gray'in Portresi
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
192
ISBN:
9786059585439
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Portrait of Dorian Gray
Çeviri:
Ezgi Altun
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Oscar Wilde’ın tek romanı ve en bilinen eseri olan Dorian Gray’in Portresi, güzelliğiyle herkesi etkileyen ama yozlaşmış bir adamın, kötülük, aldatmaca ve skandallarla örülü hikâyesini gözler önüne seriyor.

Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian’ın tüm hayatı, bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine değişir. Bu sırrın ağırlığı gün geçtikçe arttığından, Dorian’ın zulümleri ve ahlâksızlığı da aynı derecede artar.

Yazıldığı andan itibaren pek çok tartışmaya sebep olan bu sansasyonel roman, insan kötülüğünü estetikle birleştiren, sanatın köklerini irdeleyen, Wilde’a bir sanatçı olarak hak ettiği değeri kazandıran bir başyapıt. Ancak Oscar Wilde’ın da dediği gibi, “Tüm sanatlar oldukça beyhudedir.”
        Bilemedim bu yazdıklarım incelemeden sayılır mı Dostlar? Sadece hissettiğimi yazmak istedim, belki içsel bir hesaplaşmaydı benimkisi;
        Dorian’ ın portresi gibi değil mi zaten hayatımız? Farklı pencerelerden bakarak farklı yorumlar yapıla bilinir bu güzel romana. Lakin okuduğumda bana hep kendi portremi düşündürdü..
Kâinatın sahibi bizlere öyle güzel ve öyle kusursuz bir portre ile göndermiş ki bu fani dünya ya! Bize de bu portreyi Baki Âlem’ e kadar en az kirlenme ile geri götürmek düşer. Dorian’ ın portresi misali Yaradanın vermiş olduğu aklı, iradeyi, vicdanı, merhameti, şefkati ve daha sayamadığımız bir sürü insani vasıfları emredilen şekliyle yaşamadığımız veya yerine getirmediğimiz, her anında biraz daha kirleniyor, biraz daha bozuluyor portremiz. Üstelik Yaradanın affından başka hiçbir şey silmiyor bu portremizde oluşan kirlilik ve bozulmayı.
         Mevla’m bizleri Dorian’ ın düştüğü durumlara düşürmesin ve portremizi gerçek sahibimize götürebileceğimiz en güzel hali ile götürmeyi nasip eylesin inşallah. Gerçekten de okunası olağan üstü güzellikte bir şaheser, iyi okumalar diliyorum Dostlar…
Bu roman söylenecek her övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Hayatımda okuduğum en derin, en etkileyici romanlardan biriydi Dorian Gray'in Portresi. İnanılmaz gizemler barındıran, uçurumların ucunda sallanan bir uçurtma gibi söylenen sözler sizi ciddi anlamda sarsıyor. Sarsmaktan öte aslında alt üst ediyor. 1890 baskısında gördüğü tepkilerden dolayı, 1891'de basılan versiyonda bıçağın ucunu törpülemiş ama görüşlerinden asla vazgeçmemiştir.

Temposu hiç düşmeyen sürekli sizin ilginizi ayakta tutan bir roman Doria Gray'in Portresi. Yazarın yaşantısıyla çok önemli bağlantıların bulunduğu romanda yapılan bir portre resmin Dorian Gray'in hayatını nasıl baştan aşağıya değiştirdiğini görüyoruz. Yazar fazla ironi kullanmadan direk okura verilmek isteneni vermiştir. Ancak anlatımlarındaki derinliğin portre ile bağlantılı olması ve olayların bu portre etrafında dönmesi sizi sürükleyen unsurlardan biri olacaktır. Portre Dorian Gray'in ruhu gibi değişecek midir? Yoksa portre Dorian Gray'i değiştiriyor mudur? Acaba Bay Dorian Gray'in gerçek yüzü portreye yansıyacak mıdır? Bütün bunların cevabını romanın sonunda ve romanın her köşesinde bulacağınıza eminim.

Şiirleri, kısa öyküleri, oyunları ve tek romanıyla edebiyat dünyasına damgasını vurmuş bir yazarın 46 yaşında Paris'te bir otel odasında ölmesi oldukça üzücüdür. Lakin geride bıraktığı eserleri onu fazlasıyla ölümsüzleştirmiştir. Bu dünyadan bir Oscar Wilde geçmiştir dememiz sanırım ona duyacağımız saygının en büyük ifadesi olacaktır. Son olarak yazarlar yaşantıları ve tercihleri ile değil, vermiş olduğu sanat eserleriyle hatırlanmalıdır.

Benzer kitaplar

  • Uğultulu Tepeler
    8.3/10 (626 Oy)595 beğeni2.153 okunma445 alıntı13.742 gösterim
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor?
    8.2/10 (428 Oy)409 beğeni1.737 okunma303 alıntı11.646 gösterim
  • Ütopya
    8.3/10 (542 Oy)512 beğeni1.849 okunma590 alıntı12.413 gösterim
  • Siddhartha
    8.4/10 (965 Oy)795 beğeni2.463 okunma439 alıntı16.078 gösterim
  • Veba
    8.3/10 (462 Oy)441 beğeni1.503 okunma402 alıntı10.117 gösterim
  • Açlık
    8.4/10 (875 Oy)802 beğeni2.645 okunma445 alıntı29.605 gösterim
  • Öteki
    8.2/10 (297 Oy)271 beğeni919 okunma244 alıntı10.380 gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.4/10 (1.285 Oy)1.158 beğeni3.995 okunma781 alıntı25.460 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.186 Oy)1.074 beğeni3.891 okunma728 alıntı23.642 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.078 Oy)921 beğeni3.878 okunma836 alıntı26.581 gösterim
Oscar Wilde İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair. Farklı üslubu ile İngiltere’de Victoria döneminde büyük etkiler yaratmış bir isim. Gençlik dönemlerinde estetizm hareketi alanında aktif faaliyet göstermiştir ve sayesinde bu alanda bilinirlik ve etki artmıştır. Yaşam tarzında dişil yansımalar daha çok görülmüştür. Bazen giyimi, bazen yaptığı dekorlar vb ile. Güzellik ve estetiğe verdiği değeri her zaman açıkça yansıtmıştır. Ayrıca yaşadığı eşcinsel ilişkiler ve bunlar hakkındaki düşüncelerini eserlerinde sık sık kullanması da toplum tarafından yadırganmasına, ahlak bozucu olarak görülmesine ve hatta kendisinin bir dönem hapse mahkum olmasına sebep vermiştir. Sonrasında zor günler yaşamış, parasızlık çekmiş ve bir otel odasında menenjit sebebiyle ölmüştür. Eserlerinde otobiyografik ögeler yüksek derecede kendini göstermiştir.

Dorian Gray’in Portresi Wilde’ın ilk ve tek romanıdır, bunun dışında çoğunlukla tiyatro oyunları ve öyküler yayımlamıştır. Ama buna rağmen bu tek roman ile adını büyük ölçüde duyurmuş, büyük etkiler ve tatrtışmalar yaratmıştır.

İçerikten kısaca bahsedecek olursam; Dorian Gray saf bir ruh ve güzellik taşıyan bir gençtir. Zengindir. Sıkı dostu olan Basil’in bir gün onun portresini yapması ve bu esnada Dorian’ın Lord Henry ile tanışmasıyla tüm olaylar başlar. Portre o kadar güzel olmuştur ki, Basil ve Henry’nin hayranlık belirten sözleri ile de Dorian gençliğinin güzelliğinin farkına varır. Bunları bir gün kaybedecek olma düşüncesi o kadar etkiler ki, çok içten bir dua etmesine sebep olur. Zamanın güzelliğinden hiçbir şey almamasını ve yaşlılık, çirkinlik gibi etkilerin portreye yansımasını ister.

Eserin baş karakteri Dorian olsa bile Basil ve Lord Henry de olayların çoğunlukla merkezindedir.
Kitabın başlarında sık sık toplum, aşk, sanat, estetik, din vb bir çok konu üzerine özellikle Henry aracılığı ile düşüncelerin belirtildiğini görüyoruz. Henry bunları öyle bir üslup ve rahatlık ile söyler ki, sözlerine katılmasanız bile büyüsüne kapılıyor ve kendinizi sorguluyorsunuz. Burada henüz kendini keşfedememiş olan Dorian’ın Henry tarafından verilenler ile kötü yanları beslenmeye başlar ve hayatta gençlik, güzellikten önemli hiçbir şey olmadığını düşünür. Ettiği dua ile aslında ruhunu şeytana satmıştır ve sadece fiziksel olana bel bağlayıp, ruhunun tüm kötü yönlerini beslemiştir. Basil’in Dorian’a olan aşk seviyesindeki bağlılığı ve ettiği sözler ile yazarın eşcinsellik ögeleri barındırdığını da açıkça fark ediyoruz.

Aslında Lord Henry’nin benimsediği ve sık sık belirttiği düşünceleri yazarın kendi düşüncelerini de barındırır. Estetik olana, gençliğe, güzelliğe verilen değer gençliğinde yaptıklarıyla da görülmektedir. Wilde’ın yaşadığı eşcinsel ilişkiler döneminde sorunlara sebep olmuş, bu konulardaki fikirlerini eserlerinde de sık sık işlemesi Victoria döneminde büyük tartışmalar yaratmıştır. Düşüncelerinin ve eserlerinin ahlaksızlığı yücelttiği söylenmiş ve yazar izni ile de bu eseri kısaltılıp, sansürlenmiştir. Bu nedenle Oscar Wilde Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü ve bazı sorunlarını da kitabında işlemiştir.


Romanının üç ana karakteri için şöyle demiştir: “Basil Halward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda…”

Her insanın aslında içinde biraz da olsa kötülük barındırdığını, bunu tetikleyici şeyler olursa nasıl da ortaya çıkabileceğini görüyoruz bu eserde. Bilinç ve bilinçaltının yarattığı farklılıkları, toplumun dayattıklarının insanları ne ölçüde etkilediğini ve egomuzun bize yaptırdıklarını da görüyoruz. Bir tarafımızla ahlaki, toplumsal vb. değerlere uymaya çalışırken, diğer taraftan egomuzun bize dayattıklarını törpülemeye çalışırız çoğunlukla ama bu çok baskın olduğunda insanda çift karakter yaşatıyor. Bu da bizim kötü yanlarımızı daha çok ortaya çıkarıyor. Hem yasak olan ve yapılmak istenip de yapılmayanlar da daha çekici gelmez mi insana her zaman? Bir de içimizdekini keşfetme sürecinde doğru yolu bulma serüvenidir önemli olan. Hayatın merkezine ne koyarsak, o yönlendiriyor bizleri. Hırslarımız, egomuz, bencilliğimiz güzel olan ne varsa kendi ellerimizle yok etmemize sebep olabiliyor bazen ve Dorian gibi ruhunu hırsları uğruna satanlar, dönülmeyecek bir yola girebiliyor.

Kesinlikle okunmalı, okutturulmalı bu eser. Ama tarafsız bir gözle. Yazarın konuyu işleyiş biçimi, üslubu o kadar güzel ki, keşke tek romanı olmasaydı dedirttiriyor. Katılmadığım konular ne kadar çok olsa da kendimizi sorgulama açısından önemli bir eser diye düşünüyorum. Özellikle de Everest’in sansürsüz basımını tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim herkese 
Öncelikle söylemeliyim ki kitapla tanışmama vesile olan
https://1000kitap.com/Pastelboya hocama cok teşekkür ediyorum.. :) ilk Oscar Wilde kitabımdı.. Harikaydı.

Ne dilediğine dikkat et...!

Dorian Gray.. çok yakışıklı karizmatik bütün insanların –sadece kadınların değil, erkeklerin de- gördüklerinde hayran oldukları bir adam. Basil ilk gördüğünde onun güzelliğinden etkileniyor (Bana göre kitabın sansürlenmesi, kadın-erkek ilişkisi değil...Basil'lin Dorian'a beslediği duygular ) Dorian onun modeli oluyor. Basil içinde Dorian olan tablolarını kimseye göstermiyor, tüm gözlerden sakınıp kendisine saklıyor. Kitabı bitirip kapattığınızda keşke olaya Harry dahil olmasaydı, Dorian hep portresinin yapıldığı andaki gibi kalsaydı diye düşünüyorsunuz. Boş bir beyne ne verirseniz alıyor çünkü. Kişiliği henüz oturmamış insanlara her türlü fikri empoze etmek nasıl kolaysa, Dorian da Harry’nin fikirlerinden, sözlerinden öylesine etkileniyor. Bundan sonrasında bir daha kendisi olamıyor zaten.Aslında tam olarak içindeki kötü ortaya çıkıyor. Onu aklına gelen şeyleri yapmaktan, istediği gibi biri olmaktan alıkoyan hiçbir engele sahip değil. Çünkü artık arkasına gizlendiği gizli bir portresi var..

Yalnızca Lord Henry'nin aforizmaları için bile okunabilir, tavsiye ederim..
İncelememe ilk olarak yazarı tanıtarak başlamak istiyorum. Oscar Wilde 1854’te Dublin’de doğmuştur. İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şairi Wilde'ı Ramiz Dayı'nın "Herkes öldürür sevdiğini" dizeleriyle tanıyoruz.
Oscar Wilde hem iğneleyici zekası hem de ustaca gözleme dayalı toplumsal yorumlarıyla ünlüydü. Geç Viktorya döneminin en başarılı oyun yazarlarından Wilde Estetik Hareket'in önde gelen isimlerindendi.

Romanımız kendi portresiyle büyülenerek sonsuz gençlik ve güzellik uğruna ruhundan vazgeçen Dorian Gray'in değişimini anlatıyor.Roman 3 temel karakter üzerinden aktarılmıştır. Bu karakterler,keskin zekası,sivri dili, söylediklerini sağlam bir temele oturtabilen ,haksız dahi olsa söylediklerini kabul ettirebilen bir üsluba sahip olan ve kendisini Gray'in akıl hocası olarak gören Lord Hanry, çizdiği portreyle sanatının doruğuna çıkan,ılımlı bir tip olan ve Gray'e sonsuz bir ilgi duyan Ressam Basil ve bütün hayatını ettiği bir dua yüzünden değiştiren , güzelliği ve gençliğiyle herkesi kendine hayran eden portesinden kaçan Dorian Gray'dir.
Dorian Gray güzelliğiyle ve herkeste hayranlık uyandıran cazibesiyle kimse tarafından suç işleyebilecek veya hata yapabilecek biri olarak görülmez. Topluma göre ahlaksızlık,suçlu olmak ve hata yapmak yalnızca çirkinlere ve fakirlere özgü bir durumdu.O dönemde "değersiz ve ahlaka aykırı" bulunan eserin aslında işlediği bu konuyla Oscar Wilde'nin Viktorya dönemini zekice ve alaylı bir üslupla eleştirdiğini gösterir. Eserde hazcılık ve romantizm etkisi görülür.
Esere güçlü karakter analizleri ve diyaloglarla sağlanan sağlam bir üslup hakim. Sıkılmadan okuyabileceğinize eminim.

Yazarın yazdığı tek romanı olan bu eseri Cem Yayınevi'nin Kadir Kıvılcımlı çevirisiyle zevkle okuyabilirsiniz.

Bu kadar laftan sonra bu güzel şiiri bırakmazsam olmaz diye düşünüyorum:)

Kulak verin sözlerime iyice
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimileri dalkavukça sözlerle;
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle...
Okuduğum en eski kitaplardan birisi bu eser 1971 yılında basılmış ve oldukça eskiydi. Bana nedense Koku kitabını hatırlattı.
Eseri okuduktan sonra filmini izledim ama hayatımda bu kadar saçma bir film izlememiştim. Bir kere Dorian Gray'i canlandıran kişinin Dorian Grayle uzaktan yakından alakası yoktu. Neyse film eleştirisi yapmayım ama tam anlamıyla zaman kaybıydı. Demek ki her kitabın filmini izlememek gerekiyormuş.


Kitaba gelecek olursak baş kahramanımız Dorian Gray herkesin gözlerini kamaştıracak bir güzelliktedir. Ressam arkadaşı Basil'in yaptığı bir portreyle ve Dorian'ın ettiği bir dua ile (dua ya da dilek her neyse) bu güzellik kalıcı hale gelir. Ama bunun ağır bedelleri olacaktır tabii.Arkadaşı Henry o güzel sesiyle Dorian'ı etkiler, onun aklına girer ve onu bambaşka biri haline getirir.

Bir kitabın ilk defa önsözünü okudum ve Oscar Wilde'nin sanat hakkında yazdıkları beni oldukça etkiledi. Sırf önsözü için bile okunacak bir kitap. Tavsiye ederim, herkese keyifli okumalar.
"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" diye dilekte bulunan genç, güzel (yakışıklı) Dorian Gray, Lord Henry`nin sözleri ile ruhunu, saf çekiciliğini yavaş yavaş şeytana satacağından habersizdir...

Kitap ilk okuduğum Oscar Wilde kitabı olmakla beraber, yazarın da ilk ve son romanıymış. Önyargılarımı yerle bir eden etkisinden başka, gerçekliğine sonuna kadar inanmakta direndiğim kitaplardan oldu. Benim için kurgudan ziyade "ben bu olayı bir yerlerden duymuştum" algısı oluşturdu.

Kitabın ön kısmında yazarın kendi tarafından kaleme alınan cümleler var;

* Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim - Basil Hallward, güzelliğe tapan, sanatına düşkün, sadece yaptığı işler ile yaşayan biri..
* Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri - Lord Henry, dünyaya kendi gözlükleri ardından bakan, insanın içinde melekten çok şeytanın olduğunu savunan, toplum tarafından "bencil, sağduyusuz, vurdumduymaz" adlandırılan biri..
* Dorian belki başka yaşlarda olmak istediğim kişidir - Dorian Gray, saf, gençlik ateşi ile yanıp tutuşan, içindeki kötülüğü hep bastırmış ama bir kitap ve Lord Henry sayesinde içindeki şeytanı özgür bırakmış biridir..

Kitapda- aşk, felsefe, din, iyilik, vicdan, güzellik, sanat ve başka konularda sorgulatıcı, keskin cümleler okuyoruz. Okurken sorgulatan, mekanik olarak okunup geçilmeyecek, bende iz bırakan, uzun süre okuduğum kısımları hatırlayacağım kitaplardan oldu.

Sıkılmadan, pişman olmadan, akıcı olarak okuyacaksınız. (bence...)

Tavsiyemdir..
Kitapların adlarında başkarakter isimlerini görünce okuma isteğim artıyor.Saçma salak bir takıntı işte.İthaki Dünya Klasikleri serisine bakarken karşılaştığım bu kitap,kapağı,tasarımı bir yana konusuyla fazlasıyla albenisini konuşturmuştu diyebilirim."Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian'ın hayatı bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine değişir."İşte bu satırlar kitabı saniyesinde sipariş etmeme sebep oldu.Neden okumak istediğimi açıkladığıma göre gelelim bu şaheserin konusuna.Oscar Wilde'ı daha çok şair kişiliğiyle severim.Şuraya da Her İnsan Öldürür Sevdiğini şiirinden bulunmaz Hint kumaşı değerinde birkaç mısra bırakayım.
"Kimisi aşkını gençlikte öldürür
Yaşını başını almışken kimi
Biri şehvetin elleriyle boğazlar
Kiminin altındır elleri
Yumuşak kalpli bıçak kullanır
Çünkü ceset soğur hemen."
İşte bu mısralar Dorian Gray'i ve o dönem için ahlak dışı tavırlarını açıklıyor.Oscar Wilde'ın yarattığı bu akıl almaz ve gizemli kişilik,sıklıkla ressam arkadaşı Basil'e poz vermek için uğruyor.Bu ziyaretlerden birinde de Basil'in görmüş geçirmiş,her şey hakkında bir fikri olan dostu Lord Henry ile tanışıyor.Basil'in tonlarca uyarılarına rağmen Lord,Dorian Gray'in şekillenmemiş bir kil yığınından ibaret olduğunu keşfeder ve güzelliğinden ve gençliğinden dolayı yanlış yollara sapacağını ve gerçeği bulmasına yardım etmek ister.Fakat yardımı daha çok Dorian'ın ruhunun şeytanlar tarafından sarılmasına neden olur.Onu kalıplaşmış bir heykele döndürme çabaları farklı amaçlara sapar.Dorian'ın kötüleşmeye başladığını fark eden Basil onu uyarmak ister,uyarır da fakat Gray bunu çok yanlış anlar ve artık portreler için mankenlik yapmayacağını Basil'e bildirir.Ressam nedenini kavrayamaz,Lord Henry'nin Gray'in kafasını soktuğu düşüncelerden dolayı Dorian'ın başka alanlara yöneldiğini zanneder ve bu kararı sineye çeker.Bu sırada Dorian da her gece farklı karakteri canlandıran,o zamanların köleler sınıfı da diyebiliriz,o sınıf için tiyatro oyunlarında rol alan bir kıza aşık olur.Bu kız Ophelia'dan Juliet'e kadar tüm trajedi karakterlerini canlandırmıştır ve Dorian onun muhteşemliğini fark eder.Aşık olduğunu anlar,artık Sbyil Vane'i düşünmeden geçirdiği tek bir saniyesi bile yoktur.Bu aşk onu bir hataya sürükler ve başka ülkelere yelken açmasını sağlar,oradaki halk Gray'i pek iyi karşılamaz ama onun buna aldırdığı yoktur.Yazarın kitabın sonunda yaptığı o tek hamle beni ve benim gibi okurların çoğunu şah mat etti diyebilirim.Portrenin giderek lekelenmesi,Dorian'ın onu eski haline çevirmek için aldığı kararlar,hatalarını düzeltme isteğiyle yanıp tutuşması ve bu garip son,Oscar Wİlde işte bu yüzden benim için tarihin ilk modern insanıdır diyebilirim.Herkese keyifli okumalar dilerim.Paranızın ve vaktinizin boşa gitmeyeceğinin garantisini veriyorum.
NOT:Kitabı okurken nasıl bir psikolojideysem Wilde'ın o kadar tiksindirici ve aykırı yönleriyle tasvirlediği portreye aşık oldum.Bu arada bir puanı da nereden kırdığımı belirtmek isterim,kitapta en sevdiğim karakter Basil'e bu kadar az değer verilmesi ve büyük bir haksızlığa uğraması beni azıcık kitaptan soğuttu diyebilirim,azıcık ama.
Kitap salt güzelliğin ve acımasızlığın bir bütünu olan kendi ruhunu bir tabloda gorebilen ve buna karsin kendi benliginde işlediği günahların izini taşımayan bir insan düşünün ve yapabileceklerinin sınırını iste dorian gray tanımladınız. Kitap dünyayı ve 19.yüzyılı eleştiriyor. Ve bunu yaparken en sert şekilde yapıyor.
Keyifli okumalar
Lise zamanlarında okuduğum bir kitaptı. Keyifli bir yapıt olduğunu söyleyebilirim sanıyorum. Her ne kadar sürükleyici olduğunu düşünmesem de ilginç konusu ve düşündürücü bakış açısı olan harcadığınız zamana pişman olmayacağınız bir hikaye.
“Bu gece günceme yazacağım.”
“Neyi?”
“Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.”
Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu.
“Bir illettir.”
“Aşk?”
“Yanılsama.”
“Din?”
“İnancın yerini tutan günün modası.”
"Sen kuşkucusun.”
“Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır.”
“Ya nesin sen öyleyse?”
“Tanımlamak kısıtlamaktır.”
“Bir ipucu ver bana.”
“İp dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin.”
“Sana güveniyorum.”

Lord Henry, “Keşke ben de kendi kendime
güvenebilseydim!”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dorian Gray'in Portresi
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
192
ISBN:
9786059585439
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Portrait of Dorian Gray
Çeviri:
Ezgi Altun
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Oscar Wilde’ın tek romanı ve en bilinen eseri olan Dorian Gray’in Portresi, güzelliğiyle herkesi etkileyen ama yozlaşmış bir adamın, kötülük, aldatmaca ve skandallarla örülü hikâyesini gözler önüne seriyor.

Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian’ın tüm hayatı, bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine değişir. Bu sırrın ağırlığı gün geçtikçe arttığından, Dorian’ın zulümleri ve ahlâksızlığı da aynı derecede artar.

Yazıldığı andan itibaren pek çok tartışmaya sebep olan bu sansasyonel roman, insan kötülüğünü estetikle birleştiren, sanatın köklerini irdeleyen, Wilde’a bir sanatçı olarak hak ettiği değeri kazandıran bir başyapıt. Ancak Oscar Wilde’ın da dediği gibi, “Tüm sanatlar oldukça beyhudedir.”

Kitabı okuyanlar 2.034 okur

  • Nedim Karakuş
  • Sena Baştuğ
  • Emirhan Kabul
  • Sude Türk
  • deniz bekar
  • Sümeyye Şafak
  • Nevruz
  • Semanur önen
  • Sedef korgan
  • bülent akbayır

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%7.1
18-24 Yaş
%24.5
25-34 Yaş
%32.7
35-44 Yaş
%21.3
45-54 Yaş
%5.8
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.3
Erkek
%31.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.9 (260)
9
%28.9 (222)
8
%23.1 (177)
7
%8.9 (68)
6
%2.6 (20)
5
%0.8 (6)
4
%0.7 (5)
3
%0.5 (4)
2
%0.5 (4)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları