Dorian Gray'in Portresi

8,7/10  (508 Oy) · 
1.414 okunma  · 
466 beğeni  · 
9.581 gösterim
Oscar Wilde’ın tek romanı ve en bilinen eseri olan Dorian Gray’in Portresi, güzelliğiyle herkesi etkileyen ama yozlaşmış bir adamın, kötülük, aldatmaca ve skandallarla örülü hikâyesini gözler önüne seriyor.

Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian’ın tüm hayatı, bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine değişir. Bu sırrın ağırlığı gün geçtikçe arttığından, Dorian’ın zulümleri ve ahlâksızlığı da aynı derecede artar.

Yazıldığı andan itibaren pek çok tartışmaya sebep olan bu sansasyonel roman, insan kötülüğünü estetikle birleştiren, sanatın köklerini irdeleyen, Wilde’a bir sanatçı olarak hak ettiği değeri kazandıran bir başyapıt. Ancak Oscar Wilde’ın da dediği gibi, “Tüm sanatlar oldukça beyhudedir.”
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2017
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9786059585439
  • Orijinal Adı:
    The Portrait of Dorian Gray
  • Çeviri:
    Ezgi Altun
  • Yayınevi:
    Yabancı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya Slt 
 18 Nis 2017 · Kitabı okudu · 8 günde

Dorian Gray ' in Portresi, Oscar Wilde ' nin tek romanı olma özelliğini taşıyor. Ama 10 kitap yazacağına tek bir kitapla 10 kitaba bedel bir etki bırakması onun nasıl bir yazar olduğunu ortaya koyuyor zaten. 1981 yılında basılan Dorian Gray ' in Portresi yayımlandığı dönem büyük tepki görüp, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Kitabın yazarı Oscar Wilde " ahlaksızlıkla " suçlanmış, kitap birkaç kere sansüre uğramıştır. Çünkü kitapta eşcinsellik ve hazcılık açıkça işlenip, ahlaksızlık ön plana çıkarılmıştır, o dönemin insanlarına göre.


Oscar Wilde ' nin " Bir ruhun hikayesi " diye tanımladığı kitabı, masum ve saf bir gencin adım adım günaha sürüklenmesini, egosuna yenik düşüp ahlak ve karakter savaşını kaybedişini anlatıyor. Kitap ana karakter Dorian, dostları Basil ve Henry ' i anlatıyor. Oscar Wilde bu karakterler için "
Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " diye bahsediyor.


Dorian tüm ailesini kaybetmiş ama ardlarından büyük bir mirasa sahip olmuş, eğitimli, insanları tekrar döndürüp baktıracak kadar yakışıklı saf bir genç. Fakat kendisine eşcinselliğe varacak kadar büyük bir ilgiyle yaklaşan dostu Basil ' in yaptığı portresi sayesinde güzelliğinin farkına varan ve Basil ' in tanışmasını istemediği Lord Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan kahramanımıza göre dünyada önemli olan tek şey gençlik ve güzelliktir artık. Sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmayı dileyen Dorian bunun için ruhunu şeytana satmaya hazırdır. Dostu Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan Dorian ' a göre zevk ve heyecan hayatın temel taşı olmuştur ve zevk, haz, heyecan kötülüktedir. Zamanla içindeki iyiliği kaybeden Dorian bambaşka bir insan olmuştur. Yaptığı her kötülük portresine yansır. Kitabı okurken dikkat çeken bir noktada dış görünüşün, güzelliğin insanlar üzerinde bir etki bıraktığı. Dorian o kadar yakışıklı ki, böyle birinin kötü olması mümkün değildi topluma göre. Çünkü "çirkin" insanlar sadece kötü olabilir algısına sahibiz ve bu algı bariz bir şekilde bugün bile toplumda gözüküyor.


Yazar, kitapta alaycı, iğneleyici bir anlatım kullanmış. Henry karakterinden her ne kadar nefret etsem bile dediklerinin doğru olduğunu düşünmekten kendimi alıkoymadım. Henry kelimelerle oynayan, insanları konuştukça etki altında bırakan, oldukça kurnaz bir karakter. Bir zamanlar masum ve saf olan Dorian ' ın her yanlışından sonra artık neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilir diye beklerken daha büyük bir yanlışı patlak verdi. Kitapta üzüldüğüm ve en çok sevdiğim karakter ise Dorian ' ın portresi sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan Basil oldu.


Uzun bir aranın ardından inceleme yapma fırsatı bulduğum Dorian Gray ' in Portresi okuduğum en orjinal konuya sahip, akıcı, farklı ve olağanüstü güzel, üstüne uzun süre düşündürecek bir kitaptı. Edebi yönü ve çevirisi de oldukça başarılıydı bana göre. Kitabı okurken Oscar Wilde ' nin ruhunu ve düşüncelerini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Estetik, din, sanat, güzellik, ego, vicdan, aşk, cinsellik,,, gibi bütün düşüncelerini kitaba aktarmış çünkü. Bu kitabı Ahmet Y ' nun tavsiyesi ve Seyid Ahmet GÜLTEKİN ' in incelemesi üzerine okumaya karar verdiğim için, ikisine de teşekkür ederim. Tüm ön yargı ve sığ düşüncelerden arınıp okuyabilecek kişilere bu kitabı tavsiye ederim...

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
03 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

        Bilemedim bu yazdıklarım incelemeden sayılır mı Dostlar? Sadece hissettiğimi yazmak istedim, belki içsel bir hesaplaşmaydı benimkisi;
        Dorian’ ın portresi gibi değil mi zaten hayatımız? Farklı pencerelerden bakarak farklı yorumlar yapıla bilinir bu güzel romana. Lakin okuduğumda bana hep kendi portremi düşündürdü..
Kâinatın sahibi bizlere öyle güzel ve öyle kusursuz bir portre ile göndermiş ki bu fani dünya ya! Bize de bu portreyi Baki Âlem’ e kadar en az kirlenme ile geri götürmek düşer. Dorian’ ın portresi misali Yaradanın vermiş olduğu aklı, iradeyi, vicdanı, merhameti, şefkati ve daha sayamadığımız bir sürü insani vasıfları emredilen şekliyle yaşamadığımız veya yerine getirmediğimiz her anda biraz daha kirleniyor, biraz daha bozuluyor portremiz. Üstelik Yaradanın affından başka hiçbir şey silmiyor bu portremizde oluşan kirlilik ve bozulmayı.
         Mevla’m bizleri Dorian’ ın düştüğü durumlara düşürmesin ve portremizi gerçek sahibimize götürebileceğimiz en güzel hali ile götürmeyi nasip eylesin inşallah. Gerçekten de okunası olağan üstü güzellikte bir şaheser, iyi okumalar diliyorum Dostlar…

Dorian Gray'in Portresi benzeri kitaplar

Onur Erol 
 29 Mar 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu roman söylenecek her övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Hayatımda okuduğum en derin, en etkileyici romanlardan biriydi Dorian Gray'in Portresi. İnanılmaz gizemler barındıran, uçurumların ucunda sallanan bir uçurtma gibi söylenen sözler sizi ciddi anlamda sarsıyor. Sarsmaktan öte aslında alt üst ediyor. 1890 baskısında gördüğü tepkilerden dolayı, 1891'de basılan versiyonda bıçağın ucunu törpülemiş ama görüşlerinden asla vazgeçmemiştir.

Temposu hiç düşmeyen sürekli sizin ilginizi ayakta tutan bir roman Doria Gray'in Portresi. Yazarın yaşantısıyla çok önemli bağlantıların bulunduğu romanda yapılan bir portre resmin Dorian Gray'in hayatını nasıl baştan aşağıya değiştirdiğini görüyoruz. Yazar fazla ironi kullanmadan direk okura verilmek isteneni vermiştir. Ancak anlatımlarındaki derinliğin portre ile bağlantılı olması ve olayların bu portre etrafında dönmesi sizi sürükleyen unsurlardan biri olacaktır. Portre Dorian Gray'in ruhu gibi değişecek midir? Yoksa portre Dorian Gray'i değiştiriyor mudur? Acaba Bay Dorian Gray'in gerçek yüzü portreye yansıyacak mıdır? Bütün bunların cevabını romanın sonunda ve romanın her köşesinde bulacağınıza eminim.

Şiirleri, kısa öyküleri, oyunları ve tek romanıyla edebiyat dünyasına damgasını vurmuş bir yazarın 46 yaşında Paris'te bir otel odasında ölmesi oldukça üzücüdür. Lakin geride bıraktığı eserleri onu fazlasıyla ölümsüzleştirmiştir. Bu dünyadan bir Oscar Wilde geçmiştir dememiz sanırım ona duyacağımız saygının en büyük ifadesi olacaktır. Son olarak yazarlar yaşantıları ve tercihleri ile değil, vermiş olduğu sanat eserleriyle hatırlanmalıdır.

Aysel 
19 Ara 2015 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" diye dilekte bulunan genç, güzel (yakışıklı) Dorian Gray, Lord Henry`nin sözleri ile ruhunu, saf çekiciliğini yavaş yavaş şeytana satacağından habersizdir...

Kitap ilk okuduğum Oscar Wilde kitabı olmakla beraber, yazarın da ilk ve son romanıymış. Önyargılarımı yerle bir eden etkisinden başka, gerçekliğine sonuna kadar inanmakta direndiğim kitaplardan oldu. Benim için kurgudan ziyade "ben bu olayı bir yerlerden duymuştum" algısı oluşturdu.

Kitabın ön kısmında yazarın kendi tarafından kaleme alınan cümleler var;

* Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim - Basil Hallward, güzelliğe tapan, sanatına düşkün, sadece yaptığı işler ile yaşayan biri..
* Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri - Lord Henry, dünyaya kendi gözlükleri ardından bakan, insanın içinde melekten çok şeytanın olduğunu savunan, toplum tarafından "bencil, sağduyusuz, vurdumduymaz" adlandırılan biri..
* Dorian belki başka yaşlarda olmak istediğim kişidir - Dorian Gray, saf, gençlik ateşi ile yanıp tutuşan, içindeki kötülüğü hep bastırmış ama bir kitap ve Lord Henry sayesinde içindeki şeytanı özgür bırakmış biridir..

Kitapda- aşk, felsefe, din, iyilik, vicdan, güzellik, sanat ve başka konularda sorgulatıcı, keskin cümleler okuyoruz. Okurken sorgulatan, mekanik olarak okunup geçilmeyecek, bende iz bırakan, uzun süre okuduğum kısımları hatırlayacağım kitaplardan oldu.

Sıkılmadan, pişman olmadan, akıcı olarak okuyacaksınız. (bence...)

Tavsiyemdir..

Reşat Karakaş 
 01 Oca 19:12 · Kitabı okudu · 8 günde

Öncelikle söylemeliyim ki kitapla tanışmama vesile olan
Hilal hocama cok teşekkür ediyorum.. :) ilk Oscar Wilde kitabımdı.. Harikaydı.

Ne dilediğine dikkat et...!

Dorian Gray.. çok yakışıklı karizmatik bütün insanların –sadece kadınların değil, erkeklerin de- gördüklerinde hayran oldukları bir adam. Basil ilk gördüğünde onun güzelliğinden etkileniyor (Bana göre kitabın sansürlenmesi, kadın-erkek ilişkisi değil...Basil'lin Dorian'a beslediği duygular ) Dorian onun modeli oluyor. Basil içinde Dorian olan tablolarını kimseye göstermiyor, tüm gözlerden sakınıp kendisine saklıyor. Kitabı bitirip kapattığınızda keşke olaya Harry dahil olmasaydı, Dorian hep portresinin yapıldığı andaki gibi kalsaydı diye düşünüyorsunuz. Boş bir beyne ne verirseniz alıyor çünkü. Kişiliği henüz oturmamış insanlara her türlü fikri empoze etmek nasıl kolaysa, Dorian da Harry’nin fikirlerinden, sözlerinden öylesine etkileniyor. Bundan sonrasında bir daha kendisi olamıyor zaten.Aslında tam olarak içindeki kötü ortaya çıkıyor. Onu aklına gelen şeyleri yapmaktan, istediği gibi biri olmaktan alıkoyan hiçbir engele sahip değil. Çünkü artık arkasına gizlendiği gizli bir portresi var..

Yalnızca Lord Henry'nin aforizmaları için bile okunabilir, tavsiye ederim..

Hilal 
01 Oca 18:50 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oscar Wilde İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair. Farklı üslubu ile İngiltere’de Victoria döneminde büyük etkiler yaratmış bir isim. Gençlik dönemlerinde estetizm hareketi alanında aktif faaliyet göstermiştir ve sayesinde bu alanda bilinirlik ve etki artmıştır. Yaşam tarzında dişil yansımalar daha çok görülmüştür. Bazen giyimi, bazen yaptığı dekorlar vb ile. Güzellik ve estetiğe verdiği değeri her zaman açıkça yansıtmıştır. Ayrıca yaşadığı eşcinsel ilişkiler ve bunlar hakkındaki düşüncelerini eserlerinde sık sık kullanması da toplum tarafından yadırganmasına, ahlak bozucu olarak görülmesine ve hatta kendisinin bir dönem hapse mahkum olmasına sebep vermiştir. Sonrasında zor günler yaşamış, parasızlık çekmiş ve bir otel odasında menenjit sebebiyle ölmüştür. Eserlerinde otobiyografik ögeler yüksek derecede kendini göstermiştir.

Dorian Gray’in Portresi Wilde’ın ilk ve tek romanıdır, bunun dışında çoğunlukla tiyatro oyunları ve öyküler yayımlamıştır. Ama buna rağmen bu tek roman ile adını büyük ölçüde duyurmuş, büyük etkiler ve tatrtışmalar yaratmıştır.

İçerikten kısaca bahsedecek olursam; Dorian Gray saf bir ruh ve güzellik taşıyan bir gençtir. Zengindir. Sıkı dostu olan Basil’in bir gün onun portresini yapması ve bu esnada Dorian’ın Lord Henry ile tanışmasıyla tüm olaylar başlar. Portre o kadar güzel olmuştur ki, Basil ve Henry’nin hayranlık belirten sözleri ile de Dorian gençliğinin güzelliğinin farkına varır. Bunları bir gün kaybedecek olma düşüncesi o kadar etkiler ki, çok içten bir dua etmesine sebep olur. Zamanın güzelliğinden hiçbir şey almamasını ve yaşlılık, çirkinlik gibi etkilerin portreye yansımasını ister.

Eserin baş karakteri Dorian olsa bile Basil ve Lord Henry de olayların çoğunlukla merkezindedir.
Kitabın başlarında sık sık toplum, aşk, sanat, estetik, din vb bir çok konu üzerine özellikle Henry aracılığı ile düşüncelerin belirtildiğini görüyoruz. Henry bunları öyle bir üslup ve rahatlık ile söyler ki, sözlerine katılmasanız bile büyüsüne kapılıyor ve kendinizi sorguluyorsunuz. Burada henüz kendini keşfedememiş olan Dorian’ın Henry tarafından verilenler ile kötü yanları beslenmeye başlar ve hayatta gençlik, güzellikten önemli hiçbir şey olmadığını düşünür. Ettiği dua ile aslında ruhunu şeytana satmıştır ve sadece fiziksel olana bel bağlayıp, ruhunun tüm kötü yönlerini beslemiştir. Basil’in Dorian’a olan aşk seviyesindeki bağlılığı ve ettiği sözler ile yazarın eşcinsellik ögeleri barındırdığını da açıkça fark ediyoruz.

Aslında Lord Henry’nin benimsediği ve sık sık belirttiği düşünceleri yazarın kendi düşüncelerini de barındırır. Estetik olana, gençliğe, güzelliğe verilen değer gençliğinde yaptıklarıyla da görülmektedir. Wilde’ın yaşadığı eşcinsel ilişkiler döneminde sorunlara sebep olmuş, bu konulardaki fikirlerini eserlerinde de sık sık işlemesi Victoria döneminde büyük tartışmalar yaratmıştır. Düşüncelerinin ve eserlerinin ahlaksızlığı yücelttiği söylenmiş ve yazar izni ile de bu eseri kısaltılıp, sansürlenmiştir. Bu nedenle Oscar Wilde Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü ve bazı sorunlarını da kitabında işlemiştir.


Romanının üç ana karakteri için şöyle demiştir: “Basil Halward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda…”

Her insanın aslında içinde biraz da olsa kötülük barındırdığını, bunu tetikleyici şeyler olursa nasıl da ortaya çıkabileceğini görüyoruz bu eserde. Bilinç ve bilinçaltının yarattığı farklılıkları, toplumun dayattıklarının insanları ne ölçüde etkilediğini ve egomuzun bize yaptırdıklarını da görüyoruz. Bir tarafımızla ahlaki, toplumsal vb. değerlere uymaya çalışırken, diğer taraftan egomuzun bize dayattıklarını törpülemeye çalışırız çoğunlukla ama bu çok baskın olduğunda insanda çift karakter yaşatıyor. Bu da bizim kötü yanlarımızı daha çok ortaya çıkarıyor. Hem yasak olan ve yapılmak istenip de yapılmayanlar da daha çekici gelmez mi insana her zaman? Bir de içimizdekini keşfetme sürecinde doğru yolu bulma serüvenidir önemli olan. Hayatın merkezine ne koyarsak, o yönlendiriyor bizleri. Hırslarımız, egomuz, bencilliğimiz güzel olan ne varsa kendi ellerimizle yok etmemize sebep olabiliyor bazen ve Dorian gibi ruhunu hırsları uğruna satanlar, dönülmeyecek bir yola girebiliyor.

Kesinlikle okunmalı, okutturulmalı bu eser. Ama tarafsız bir gözle. Yazarın konuyu işleyiş biçimi, üslubu o kadar güzel ki, keşke tek romanı olmasaydı dedirttiriyor. Katılmadığım konular ne kadar çok olsa da kendimizi sorgulama açısından önemli bir eser diye düşünüyorum. Özellikle de Everest’in sansürsüz basımını tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim herkese 

Zelal yorulmaz 
 01 Oca 20:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap salt güzelliğin ve acımasızlığın bir bütünu olan kendi ruhunu bir tabloda gorebilen ve buna karsin kendi benliginde işlediği günahların izini taşımayan bir insan düşünün ve yapabileceklerinin sınırını iste dorian gray tanımladınız. Kitap dünyayı ve 19.yüzyılı eleştiriyor. Ve bunu yaparken en sert şekilde yapıyor.
Keyifli okumalar

ESRA KADIOGLU 
 11 Nis 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

İyi haftalar 1K DOSTLARIM :) Oscar WILDE ve Dorian GRAY' i... Öncelikle belirtmek isterim ki hikayeyi okumadan önce Oscar WILDE' ın kendisi, sansürlerle geçen yayınlama süreci ve kitabın 1891 senesinde yazılmış olması beni gerçekten etkiledi. Bir kere daha anladım ki, bir asır öncesi ve şimdi ; insanlık için değişen hiçbir şey yok. Özellikle duygularımızdan başlamak üzere ; nefret, kıskançlık, bencillik, şantaj, dedikodu mekanizması, dinlere bakış açısı, farklı cinsel tercihler ve hayat vs... bugün nasıl ise aynı. İnsanlığı hiçbir zaman törpüleyemediğimizin ve bundan 100 sene sonra da törpülenmeyeceğinin kanıtı. Her ne kadar karamsar olmayayım desem de iyilik insandan gerçekten uzakta... Aslında çok basit, tahmin edilebilir bilindik bir hikayeyi, sırf bir asır önce de görmek için okuyun. Sevgiyle güzellikler ile kalın....

Mona'nın Lisa'sı 
 13 Oca 13:21 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitapların adlarında başkarakter isimlerini görünce okuma isteğim artıyor.Saçma salak bir takıntı işte.İthaki Dünya Klasikleri serisine bakarken karşılaştığım bu kitap,kapağı,tasarımı bir yana konusuyla fazlasıyla albenisini konuşturmuştu diyebilirim."Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian'ın hayatı bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine değişir."İşte bu satırlar kitabı saniyesinde sipariş etmeme sebep oldu.Neden okumak istediğimi açıkladığıma göre gelelim bu şaheserin konusuna.Oscar Wilde'ı daha çok şair kişiliğiyle severim.Şuraya da Her İnsan Öldürür Sevdiğini şiirinden bulunmaz Hint kumaşı değerinde birkaç mısra bırakayım.
"Kimisi aşkını gençlikte öldürür
Yaşını başını almışken kimi
Biri şehvetin elleriyle boğazlar
Kiminin altındır elleri
Yumuşak kalpli bıçak kullanır
Çünkü ceset soğur hemen."
İşte bu mısralar Dorian Gray'i ve o dönem için ahlak dışı tavırlarını açıklıyor.Oscar Wilde'ın yarattığı bu akıl almaz ve gizemli kişilik,sıklıkla ressam arkadaşı Basil'e poz vermek için uğruyor.Bu ziyaretlerden birinde de Basil'in görmüş geçirmiş,her şey hakkında bir fikri olan dostu Lord Henry ile tanışıyor.Basil'in tonlarca uyarılarına rağmen Lord,Dorian Gray'in şekillenmemiş bir kil yığınından ibaret olduğunu keşfeder ve güzelliğinden ve gençliğinden dolayı yanlış yollara sapacağını ve gerçeği bulmasına yardım etmek ister.Fakat yardımı daha çok Dorian'ın ruhunun şeytanlar tarafından sarılmasına neden olur.Onu kalıplaşmış bir heykele döndürme çabaları farklı amaçlara sapar.Dorian'ın kötüleşmeye başladığını fark eden Basil onu uyarmak ister,uyarır da fakat Gray bunu çok yanlış anlar ve artık portreler için mankenlik yapmayacağını Basil'e bildirir.Ressam nedenini kavrayamaz,Lord Henry'nin Gray'in kafasını soktuğu düşüncelerden dolayı Dorian'ın başka alanlara yöneldiğini zanneder ve bu kararı sineye çeker.Bu sırada Dorian da her gece farklı karakteri canlandıran,o zamanların köleler sınıfı da diyebiliriz,o sınıf için tiyatro oyunlarında rol alan bir kıza aşık olur.Bu kız Ophelia'dan Juliet'e kadar tüm trajedi karakterlerini canlandırmıştır ve Dorian onun muhteşemliğini fark eder.Aşık olduğunu anlar,artık Sbyil Vane'i düşünmeden geçirdiği tek bir saniyesi bile yoktur.Bu aşk onu bir hataya sürükler ve başka ülkelere yelken açmasını sağlar,oradaki halk Gray'i pek iyi karşılamaz ama onun buna aldırdığı yoktur.Yazarın kitabın sonunda yaptığı o tek hamle beni ve benim gibi okurların çoğunu şah mat etti diyebilirim.Portrenin giderek lekelenmesi,Dorian'ın onu eski haline çevirmek için aldığı kararlar,hatalarını düzeltme isteğiyle yanıp tutuşması ve bu garip son,Oscar Wİlde işte bu yüzden benim için tarihin ilk modern insanıdır diyebilirim.Herkese keyifli okumalar dilerim.Paranızın ve vaktinizin boşa gitmeyeceğinin garantisini veriyorum.
NOT:Kitabı okurken nasıl bir psikolojideysem Wilde'ın o kadar tiksindirici ve aykırı yönleriyle tasvirlediği portreye aşık oldum.Bu arada bir puanı da nereden kırdığımı belirtmek isterim,kitapta en sevdiğim karakter Basil'e bu kadar az değer verilmesi ve büyük bir haksızlığa uğraması beni azıcık kitaptan soğuttu diyebilirim,azıcık ama.

Sansar Salvo 
23 Ara 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Romanın konusu
Yakışıklı genç bir adamın ruhunu sonsuz gençlik ve güzellik icin şeytana satmasını ve bu olaydan sonraki gelişmeleri anlatıyor.

Basil Hallward’ Dorian gray’in portresini yapan ressamdır.Hallward’ resmini çizerken ona Dorian' a olan duygularinida katar portreye.

Basilin arkadaşı Lord Hanry haz peşinde yaşayan oldukça zeki ve kişilik sahibi birisidir.
Hayatin güzellik, gençlik, zevkler,hazlar,heyecanlar dan ibaret olarak gören bir kişiliktir.

Dorian gray, Lord Hanry 'nin görüşlerinden oldukca etkilenmistir. Ve Lord Hanry min etkisi altına girmiştir.
Dorian Gray Gençliğini ve güzelliğini kaybetmemek icin yakarista bulunuyor. sonsuz genclik ve guzellik iste bu yakasısın sonunda kendisine veriliyor.

Artık onun yerine portresi gunden gune yaslanir, cirkinlesir. Artık ruhsuz olduğu için tüm kötülükleri yapar hale gelir . Bu ruhunu şeytana satmasının bedelini acı bir şekilde ödemeye başlar kotuleserek. Bu saatten sonra dorian gray iki yüzlüdür. Yaptığı tüm kötülükler yüzüne gram yansımamaktadır. Sonundada yaptıklarınından pişmanlık duyup yeni bir sayfa açmak için portresini ortadan kaldırmak istiyor.
Ruhunun ağırlığı portrede olduğu için bıçağı portrede indirmesiyle birlikte kendimi yerde buluyor.
Günümüzde yazılmış gibi. Yani demek istediğim insanlığın yaptığı kötülükler düşünceler aynı.
Kötülük yapmak için güzel yada çirkin yaşlı yada genç olmaya gerek yoktur. Önemli olan kötülük yapma potansiyelini içinde taşımamaktir. En sevdiğim bölümler Lord Hanry 'nin konuştuğu bölümlerdi. Kendime yakın hissettim bu karakteri.

Gençliğini ve güzelliğini kaybetmeyim derken ruhunu kaybeden Dorian'in dramatik öyküsü.

Akıcı bir dille anlatılmış. Filmide var izlemenizi tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar .

Kitaptan 878 Alıntı

Aysel 
27 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Bu gece günceme yazacağım.”
“Neyi?”
“Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.”

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde

İlginç ve çekici olan topu topu iki tip insan vardır; her şeyi bilenler, hiçbir şey bilmeyenler.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 110)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 110)
Aysel 
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“Her birimiz Cennet’i de Cehennem’i de içimizde taşıyoruz."

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde

Sevgili yavrum, ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 68)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 68)
Murat Sezgin 
23 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kadınlar erkeğin yakışıklılığına hiç değer vermezler; hiç olmazsa namuslu kadınlar.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 21 - Boyut Kitapları)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 21 - Boyut Kitapları)
Aysel 
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu.
“Bir illettir.”
“Aşk?”
“Yanılsama.”
“Din?”
“İnancın yerini tutan günün modası.”
"Sen kuşkucusun.”
“Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır.”
“Ya nesin sen öyleyse?”
“Tanımlamak kısıtlamaktır.”
“Bir ipucu ver bana.”
“İp dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin.”

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde

Gerçeği sınamak istiyorsak ilkin cambazı ipin üstünde görmemiz gerekir. Doğruları ancak cambazlaştıkları zaman ölçüye vurabiliriz.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 56)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 56)
88 /

Kitapla ilgili 2 Haber

7. Bursa Buluşması
7. Bursa Buluşması 1000Kitap Bursa okurları olarak her ay düzenli bir hale getirmeyi başardığımız buluşmalarımızın 7.sini gerçekleştirmiş bulunmaktayız.
1000Kitap, 6. Bursa Buluşması
1000Kitap, 6. Bursa Buluşması 1000K Bursa olarak 6.buluşmamızı da gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Buluşmadaki keyifli sohbete katkısı olan tüm katılımcı arkadaşlara çok teşekkür ederim.