Kendine Ait Bir Oda

8,2/10  (206 Oy) · 
617 okunma  · 
193 beğeni  · 
4.379 gösterim
Yazarın yaratma sürecinin öyküsü…
Kadının sadece edebiyatta değil, hayatta da yok sayıldığı dönemlerden geçti insanlık. Eğitim, kültür, iş, kazanç, hatta yaşam hakları elinden alınan kadınlar, erkek egemen bu dünyada bazen durumu kabullenerek, bazen canları pahasına mücadele ederek, bazen de erkek rollerine bürünerek yaşadılar. Erkek egemen toplum, kadının gücünden habersiz, üretkenliğinden kaygılı, yaratıcılığından kuşkuluydu. Virginia Woolf, feminist düşüncenin başucu kitaplarından olan Kendine Ait Bir Oda'da işte bu düşünce yapısını ele alıyor. Kadınlar, yaratıcı ürünler ortaya koyamaz mı, yoksa tek sorun bunun için kendilerine fırsat verilmemesi midir? Shakespeare'in yazar bir kız kardeşi olsaydı neler yaşardı? Kadının yaratıcı yazın üretmesi için neye ihtiyacı vardır? Maddi güç? Yaratıcı zeka? Fikir özgürlüğü? Kendine ait bir oda?
(Tanıtım Bülteninden)
 
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2014
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789751416216
  • Orijinal Adı:
    A Room Of One's Own
  • Çeviri:
    Handan Saraç
  • Yayınevi:
    Remzi Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Hesna S. 
20 Tem 12:48 · Kitabı okudu · 2 günde

Kendime ait bir odam var benim.
Dört duvarı kalbimle, beynimle, ruhumla ve hayallerimle çevrili....
Canımın canı gelse, giremez o odaya.
Bilirim ki; bir gün tamamen yalnız kalsam, çevremde selam verecek kimse kalmasa yine de yaşama gücümden bir şey kaybetmem.
Bilirim ki, kendime ait bir odam var benim.
Kendimi bildiğim, kendi kendime yetebildiğim...
Ne zaman kafam bozulsa, ne zaman hayat üstüme doğru gelse kaçar giderim. Geri çevirmez. İnsanlar gibi bir şey de beklemez. Her fırtınada, her alaborada sığınabileceğim köhne bir liman gibi... Bakımsız ve yıkık...Her duvarı farklı darbeler aldığı halde, huzur dolu ve sıcacık...

Herkesin içinde yarattığı odadadır mutluluk. Ruha, huzurunu bahşeden dinginlikte... Peki böyle bir odadan mı bahsetmiştir Virginia? Bir bakıma öyle. Zaten dört tarafı somut duvarlarla çevrili bir odaya sahip olsak bile, içinde yaşadığımız toplum zaman ve fırsat tanıyacak mı o odaya girmeye? Hele ki kadınlara... Daha çocuk yaşta kadın olmaya zorlanan, ev işleriyle beli bükülen, nasıl olsa evden çıkacak gözüyle bakıldığı için okumalarına izin verilmeyen, önce hocaya sonra kocaya mantığıyla münasip bir kısmetle hem hayatlarının hem de yaratıcılıklarının sınırlarına son verilen o çocuk kadınlara ne yardım edebilir?

Kadın annedir, kadın sevgilidir. Erkeğin de başarılarında payı olan bir destektir. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünebilirken, duygusal yoğunluğunu en dipte yaşayabilirken neden yaratamaz bir kadın? Neden yazamaz? Neden bir Shakespeare çıkmadı kadınlardan? Virginia Woolf kendi deneyimlerini de katarak çok güzel analiz etmiştir bu konuyu. Özellikle Shakespeare'in bir kızkardeşi olsaydı varsayımıyla bizi düşündürürken, sonrasında anlattığı Shakespeare'in gerçek kızkardeşinin hikayesiyle de son noktayı koymuştur.

Toplumun kadına biçtiği sorumluluklar, ekonomik bağımlılık hatta kutsal sayılan annelik bile ondaki cevherin ortaya çıkmasını engellemiştir. Yüzyıllardır bazı şeyler şekil değiştirse de aynı yönde ilerlemeye devam etmiştir. Virginia'ya göre; kadın ekonomik olarak güçlenmeli, kendisine ait bir oda ve yaşam kurmalıdır. İçlerindeki gücü ancak bu şekilde ortaya koyabileceklerdir. Peki buna rağmen istisnalar olmamış mıdır, büyük kadın yazarlar çıkmamış mıdır tarihte? Elbette çıkmıştır. Woolf; özellikle İngiliz edebiyatından örnekler sunarak o kadınların da ne zorluklar yaşadıklarından bahsederken, kendilerine ait bir oda olmamalarından kaynaklı romanlarındaki süreklilik hatalarına da değinmiştir.

Her ne kadar feminizmin güçlü savunucularından olduğu söylense de, aslında Virginia Woolf bu kitabında ılımlı bir eşitliğe de yer vermiştir. Kendi yaşadıklarından yola çıkarak bizlere ışık tutmuştur. Zamanında üvey abisinin tacizine uğrayan, bu sebeple eşiyle cinsel değil ama sadece manevi bağ kurabilmiş olan, hayat boyu bu durumun getirdiği ruh bunalımlarıyla savaşan, ona rağmen onlarca kitaba imza atabilmiş , hayattaki en büyük korkusu ölmek değil de artık yazamayacak duruma geldiğini bilmek olan ve eşine tüm minnet duygularını ilettiği bir intihar mektubuyla hayata veda eden bu kadının sesine kulak verin... Vardır bi' bildiği...

Sevilay Küçük 
12 Haz 02:18 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Virginia Woolf hakkında hiçbir şey bilmiyordum.Kitabını bile okumayı düşünmüyordum.Fakat Tumblr'da eşine yazdığı İntihar notunu okuduktan sonra etkilendim.Ve Yazarın hayatını araştırdım.Yazar trajediler ve psikolojik sorunlar yaşamış.O yüzden okumaya karar verdim iyi ki de okumuşum.Virginia Woolf Hem feminist hem de modernist bir yazardır.Konusu itibariyle ”KADINLAR VE EDEBİYAT.”

Erkeklerin kadınlara "Bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz.Madem öyle,neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız? Virginia Woolf bu ezili soruya şöyle yanıt verir"Para kazanın,kendinize ait bir ayrı oda ve boş zaman yaratın.Ve yazın erkekler ne der diye düşünmeden yazın! Bu yazdığım parça kitabın arkasından.O yüzden kitabın adı "Kendinize ait bir oda"kadınların kendilere zaman ayırması gerektiğini ve eğitim konusunda geri kalmaması gerektiğini vurgulamış.Yazar bu konu hakkında araştırmalar yapmış ve diğer yazarların kadınlar hakkındaki görüşlerini yazmış.Ortaokuldayken bilim insanlarını öğreniyorduk,Arkadaşlarımdan biri Neden hocam hep erkek bilim insanı var demişti o da şöyle cevap verdi: Demek ki erkekler kadınlardan daha zeki.Ne kadar yanlış! O zamanlar kadınlar geri plandaydı,Küçük yaşta evlendirip erkeklerin kölesi oluyorlar ve sadece Ev işleri,çoluk çocukla vakitlerini geçiriyorlardı.Kendilerine ayıracak zamanları yoktu.Kitabı okurken Khaled hosseini'nin "Bin Muhteşem Güneş" adlı kitabı aklıma geldi orada da Kadınların erkeklerin kölesi olduklarını ve sadece kocalarına AİT olduklarını tek başına dışarı çıkılmanın yanlış olduğunu ve kadınların çektiği acıları anlatıyordu.Kadın tek başına dışarı çıkmış olsa nasıl döverler,bağırıp çağırırlar fakat kocası sokak ortasında dövse hiçbir seslerini çıkarmazlar işte KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİ.

Yazar Kadınların geri plana atılmasını ve eskiden beri de bunun süregeldiğini,kadınların kendilerine ayıracak eğitim vs. başka alanlarda kendini geliştiremediklerini “Kendilerine ait bir odanın”bulunmamasını vurgulamış.Kitabın okurlarına baktığım zaman %84 oranında kadınlar okumuş.Bence bu kitabı erkekler de okumalı.Herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.Çok akıcı bir dili var.Tavsiye ediyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Nurhan Işkın 
07 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ah kadınlar...Yüzyıllardır baskılanan, hor görülen, evlendiği zaman efendisine ait olan ve asla birey olarak kendi hayatı olmayan kadınlar...

Yüzyıllardır ne resimde, ne şiirde, ne de sanatın her hangi bir kolunda başarı elde edememiş kadınların asıl sorunun ataerkil toplumların baskısı olduğunu ele almış yazar. Bu konuda araştırmalar yapmış ve İngiltere'de kadına atfedilen her ithamı da eklemeyi unutmamış...

Eserde bir kadın ister evli olsun, ister bekar mutlaka bir kazancının olmasını ve kendine ait bir odasının olmasını ki; bu odada kendini anlamasını ve özellikle sanat adına bir şeyler üretmesine vurgu yapılmış...

Kitap sade ve akıcı bir dil ile yazılmış. Aslında 1400'lü yıllardan 1900'lü yıllara ve günümüzde hala dünyada kadına gerçek değerinin verilmediğini ve neredeyse değişen çok az şey olduğunu gözler önüne seren bu kitabı okurken düşünmekten kendinizi alamayacaksınız...

Onur Erol 
 12 Şub 14:51 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu önemli kitap hakkındaki düşüncelerimi mutlaka yazmalıyım dedim. Kalemi kağıdı aldım elime yazmaya başladım.

Kadınların yüzyıllardır hangi zor koşullar ve psikolojilerde yazı yazmaya çalıştıklarını ve kendine ait bir odalarının hiç bir zaman olmaması hakkındaki haklı serzenişlerinden oluşan kitap tek kelimeyle olağanüstüydü. Özellikle Shakespeare'in hangi durumlardan sonra oyun yazmaya başladığını Shakespeare'in içindeki kadını ve kız kardeşinin tek kelime yazamadan ölmesi ve bir otobüs durağındaki mezarlığından bahsetmesi tüyler ürpertici geldi bana. Bu arada bir parantez açarak - Hala Shakespeare kadar beni etkileyen bir yazarın olmadığını belirtmek isterim - Burada Dostoyevski, Tolstoy, Zweig ve Woolf'unda adını anmadan geçemem. Shakespeare'in bayrağını birileri alabilir mi onu söylemekte oldukça zor. Son dönemde okuduğum Gorki'nin Ayaktakımı Arasında oyunu da oldukça iyiydi, ancak bir hamlet hiçbir zaman olamaz görüşündeyim.

Woolf yazmanın önemini - bu roman olmak zorunda değil, felsefe, serüven veya gezi kitabı da olabilir diyor - çünkü romanın bu kitaplardan beslendiğini anlatmaya çalışıyor bize. Altını çizdiğim çok yer oldu. Hepsini alıntı yapamadım. Kitabın gizemi bozulmasın istedim, alın okuyun. Farkına varacaksınız zaten.

Shakespeare'in tragedyalarından bahsederken neden dizeler şeklinde yazıldığını anlatan bölümleri müthişti. Neden düz yazı değilde dize. Çünkü burada yazar veya şair'in şiirsellikten ve şiirden aldığı gücü ön plana çıkardığından bahsediyor. Kitapta çok fazla metafor var ve bunların bazıları dipnot yapılmış bazıları ise sizin hayal gücünüze bırakılmış.

Son olarak yazar, kadınların kendine ait bir odasının olmasıyla olmaması arasındaki farkı bize çok iyi anlatıyor. Jane Austen'ın Gurur ve Önyargısı'nı herkesin oturduğu bir odada zor koşullar altında, tedirginlik içinde yazdığını söylediğinde, inanın anlatmak istediğini o cümlede anlamış oldum. Kadınların yazı yazmaktaki karşılaştıkları zorlukları çok iyi özetleyen yazar'ın devrin erkek şair ve yazarlarından da bolca örnek vermesi kitabı oldukça dramatize etmiş. Kendine Ait Bir Oda mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.

Sevgiler..

Kubra 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Feminizm sadece bir akım ya da sadece erkek düşmanlığı dedikleri bir saçmalık değil bence feminizm bir yaşam biçimidir. Kadının kendisine duyması gereken saygıdır. Sanırım bunun en büyük temsili ve en iyi anlatıcısı da Virginia Woolf'dur. Yazarın bu kitabı herhangi bir kurgu üzerine kurulmadığı için okuyucuya biraz sıkıcı gelebilir fakat altın niteliğinde cümleler barındırıyor. Kadının ezilmişliğini, erkeklere göre ikinci plana atılmasını ve erkeklerin aslında büyümek için kadınların üzerine bastıklarını anlatır. Geçmişten geleceğe süregelen aslında yaşamın her anında var olan ama görmeye çok alıştığımız için bize gayet tabi gelen kadın-erkek ilişkisindeki adaletsizlikleri yüzümüze çarpıyor yazar. Kadınların, ama bence daha çok erkeklerin okuması gereken bir kitap belki o zaman normal zannettikleri şeylerin aslında hiç de normal olmadıklarını görürler. İdol seçtiğim yazardan muhteşem bir kitap, okusanız iyi edersiniz.

Kadınlara, ''Kendine ait bir oda'' diyor Virginia Woolf ama kitabı okuyunca, kendine ait bir yaşam anlamına da geldiğini anlayabiliyorsunuz.

Tarih boyunca sesi duyulmayan, genç yaşlarda evlendirilen, okuma yazma öğrenmelerinden mahrum bırakılan kadınların sesi, ışığı olmuş bir kadın Woolf. Kadınları teşvik edici cümlelerle; yazmayı ne olursa olsun yazmayı, seslerini çıkarmayı(duyurmayı demiyorum bile), cesaretli olmalarını öğütlemiş, gerektiğinde sert eleştirilerini kadınların üzerinden yapmış: ''Genç hanımlar, diyebilirim, ve dikkat edin kapanış konuşması başlıyor, benim nazarımda sizler utanç verecek derecede cahilsiniz. Önemli sayılacak hiçbir keşifte bulunmadınız. Hiçbir imparatorluğu sarsmadınız, ya da bir ordunun başında savaşa gitmediniz. Shakespeare’in oyunlarını siz yazmadınız, bir barbar kavmi asla uygarlıkla tanıştırmadınız. Mazeretiniz ne? Dünyadaki, hepsi de alışverişle, işletmelerle ve sevişmekle meşgul olan siyah, beyaz ve esmer tenli insanlar kaynayan sokakları ve meydanları ve ormanları işaret ederek başka işimiz vardı diyebilirsiniz, içiniz rahat olarak.''

Bunun yanı sıra düşünceleri ve eleştirileri sebebiyle zamanında okkalı bir tokat geçirmiş ataerkil sisteme. Kalemini özgürce konuşturmuş, gücünü hala koruyan sarsıcı cümleler ortaya çıkarmış. Günümüzde bu sistemin artık sürmediğini söyleyemeceğimize göre; ''Kadınlar, bu eseri okuyunuz.'' nasıl derim? Lütfen, kadın erkek demeden okuyunuz.

Kanatsizserce 
 29 Tem 16:05 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Bu kitabı aklına estikçe bir şeyler karalayan, iki yıldır bir hikayenin peşinde yaprak gibi sallanan sonundaysa tıkanıp yazmayı bırakan kişi olarak aldım elime. Belki ufkum açılır dedim. Dedim ama beynim çarşaf gibi açılan bir denize döndü! Virginia Woolf tam bir feminist! Feminist derken;  sevgisilinden ayrıldıktan sonra sağa sola çatmayı kendine adet edinen, acıdan gözü dönen, aslında eşitlik algısını beyninde oluşturmadan millete ahkam kesen o yeni yetme feminist tayfasından bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın; ve umarım o yapay algıyı teninin üzerinde gezinen bir böcek gibi tiksinerek fark eden bir ben değilimdir... Virginia Wollf İsyan ediyor erkeklerin fikir özgürlüklerine. Zaman zaman küfrediyor kadınların zihinlerindeki prangalara. Günümüz Türkiye'sinde kadınların neden yaz(a)madıkları gerçeğine ışık tutuyor. Bahsettiğim ışık bir kandilin geceyi aydınlattığı ölçüde parlak ancak görmesini bilen karanlıkta bile seçer yönünü. Bir kadın âşk romanı neden yazmaz, şiir neden yazmaz hiç düşündünüz mü? Bakın bizim hesap verecek ailemiz var, akrabalarımız, komşularımız, dostlarımız, kimi zaman sevgililerimiz var. "Bu cümle ne anlama geliyor?" diye sorma gafletinde bulunacak insanlarla çevrili her yanımız. Ne bekliyorsunuz kadınlardan? İstediklerini yazmalarını mı? Peki hazır mısınız susmaya, yargılamamaya, onlarla kendi sığ fikirleriniz ve çapınızla eğlenmemeye? Türkiye'de iki seçenek sunuluyor kadınlara; ya yazmayacak, sizinle aynı pencereden bakmayı bilmeyen ve aşkı yalnız cebini doldurmak için kaleme alan ve mürekkebi bitmek üzere olan sözde aşkcıl yazarlardan okuyacaksınız -ki bunu yapacağınıza beyninizi duvardan duvara vurun- ya da kendi aşkınızı kaleme alacaksınız. Kadın aklı tatlı bir meltem gibidir, bakın. Erkeklerin savruk rüzgarlarına, sert poyrazlarına benzemez. Daha yumuşak, daha narindir. Daha nazenindir. Ama bütün bunları aklınızdan geçtiği gibi yazmanız için beş kilo yürek yemeniz gerekiyor söyleyeyim...

Kitap ne anlatıyor, ben senin dediklerinden bir şey anlamadım derseniz, ki demeye hakkınız var laps diye girdim söze afedersiniz, kitap Virginia Woolf'un kadınları yazmaktan alıkoyan sebepleri bulmaya çalışmasını anlatıyor. Ki bir kadın olarak daha güzel yerlere parmak basamazdı... Eğer derseniz ki, ben bir kitap çıkartmak istiyorum, korkularım var, o zaman okuyun derim. Dikkatle okuyun, sessiz bir ortamda çünkü kafanız dağınıksa benim gibi başa sarıp durursunuz paragrafları. Haydin hoşça kalın, iyi okumalar size...

Ezgiperest 
23 May 07:55 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 8/10 puan

İlk çeyreğinde inceleme yazmamak için kendimi zor tuttuğum ve muhtemelen bu durumu yaşatan ilk ve son kitap olması gerçeği.
Öncelikle yazarın feminizmi işleyişinin modern zamana kıyasladığınızda ne kadar üst düzeye taşıdığını görebiliyorsunuz. V.Woolf bu noktada, karşı cinsi direkt olarak suçlamadan bunu başarmış ve bizzat kaynaklardan ilerleyerek tarihin akışında bize aktarmıştır. Süslü elbiseler, belki park gezintileri ve ev gezmelerinde geçmesi gereken kadın hayatları... Kadınlar topluma açık yerlerde bir biblo gibi sadece kendine yakışanı yapmak zorunda.(Düşünmek,kafa yormak yok, hele şiir ve yazı yazmanız üstünüze vazife bile değil.) Makyaj masanızda muhtemelen sadece bir-iki satır yazabilirsiniz değil mi? Şimdi birde kalabalık bir ortamda roman yazdığınızı düşünün. Ve kadın gibi düşünme yeteneğiniz bilenmişken...
V. Woolf sizinle birlikte kitaplığın başına oturuyor hem okuyor hem de anlatmaya başlıyor...
Okuyun ve okutturun...

Meyrem KARADENİZ 
18 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Virginia Wolf, çağdaş klasiklerde yer alan üslubunu ve ele aldığı konuları dikkate alarak okuduğum bir yazar. Özellikle hayatınızda herhangi bir başlangıç ya da atacağınız yeni bir adım için sizi cesaretlendirecek, kendinizi bulma yolunda size ön ayak olacak bir yazar. Hiç bir alanda Kadının geride kalmaması gerektiğinin ve cesaretli olmasının öneminin altını çiziyor Kendine Ait Bir Oda ile. Sadece bayanların değil erkek okuyucuların da yararlanacağı düşünceler var ve kitaplığınızda özel bir yere ait olmayı fazlasıyla hak ediyor. Kitaplarla kalınız...

Mujurey 
16 May 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Okuduğum ilk Virginia Woolf kitabı. Benim için iyi bir başlangıç oldu.
Okuması zor bir kitap itiraf etmeliyim ki. Bu kitap okunmadan önce belirli bir bilgi birikimine sahip olmalı ve gerektiği yerlerde araştırmalar yapılmalı ki, daha iyi kavranabilsin.
Kişisel gelişim kitaplarından haz etmem ama bu kitap benim istediğim türde bir kişisel gelişim kitabıdır. Kitapta en hoşuma giden kısımlar ise Shakespeare analojisi, "Kadınlar ve Kurmaca Yazın" başlığının kurmaca bir yazı adı altında irdelenmesi ve bütün nesnelliğinin yanı sıra söyleşi tadında ilerlemesi. Alıntılar alarak kitap hakkında bir kaç güzel noktaya değinmek istiyorum.

Kitapta sanılanın aksine ayrımcı bir yaklaşım değil, objektif bir yaklaşım vardır:
"Ama heyhat, yapmamaya karar verdiğim bir şeyi yapmıştım; hiç düşünmeden kendi cinsimi övmeye dalmıştım. <<Son derece gelişmiş>> - <<olağanüstü karmaşık>> - bunların övgü sözcükleri olduğu yadsınamaz ve kişinin kendi cinsini övmesi her zaman kuşku uyandırır, çoğunlukla aptalca bir şeydir çünkü; dahası bu durumda kişi söylediklerini nasıl doğrulayabilir? Kişi haritaya bakıp Kristof Kolomb Amerika'yı keşfetti ve bir kadındı diyemez; ya da eline bir elma alıp Newton bir kadındı diyemez; ya da göğe bakıp yukarıda uçaklar gidiyor, uçakları kadınlar yaptı diyemez. Duvarda kadınların boyunu tam olarak ölçecek bir işaret yoktur. İyi bir annenin niteliklerini ya da bir kızkardeşin doğruluğunu ya da bir evdeki kahya kadının becerilerini ölçüye vurabileceği düzgünce santimlere bölünmüş bir mezura yoktur."

Kadının bastırılmışlığının en çok olduğu alanlardaki cümleleri üzerinde düşünülesiydi:
"Çünkü bekaret birtakım toplumlarca bilinmeyen nedenlerden icat edilmiş bir fetiş olabilir."
"O son derece ilginç konu, erkeklerin kadınların eldeğmemişliğine verdikleri değer ve bunun kadınların eğitimi üzerindeki etkisi tartışılmak üzere kendini ortaya koyuyor."

Şöyle güzel satırlar da var kitapta:
"Ve böylece romanlar çokluk panzehir olmak yerine bir uyuşturucu olduklarından ve kızgın bir damgayla dağlayıp harekete geçirmek yerine kişiyi derin uykulara gönderdiklerinden..."

Son olarak, bence kitabın asıl anlatmak istediği ise şu satırlardır:
"Ve amatör bir anlayışla, ruhun, biri eril biri dişil iki gücün içinde bir arada var olacağı bir tasarım çizmeye koyuldum: erkeğin aklında, erkek kadına baskın çıkıyor; kadınınkinde ise kadın erkeğe baskın çıkıyor. Her ikisi bir arada uyum ve tinsel işbirliği içinde yaşarlarsa normal ve rahat bir ruh hali ortaya çıkar. Kişi erkekse, aklının kadın olan bölümü de etken olmalıdır ve bir kadın da aynı ölçüde içindeki erkekle ilişkide bulunmalıdır. Belki de Coleridge üstün bir aklın çifte cinsiyetli olduğunu söylerken bunu kastetmişti. Ancak bu iç içe geçme gerçekleştirilirse akıl tam anlamıyla verimli olabilir ve tüm gücünü kullanabilir. Belki de katışıksız eril olan bir zihin, yine katışıksız dişil olan bir zihin gibi, yaratıcı olamaz."

Her kadının okuması elzem bir kitaptır.

Kitaptan 420 Alıntı

Özgürlük
İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

Kadının varlığına katlanamayan zihniyet; elbette onun yazmasına, okumasına, düşünmesine de karşıdır..

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Deniz 
05 Haz 02:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

'' Eğer göz kamaştırıcı, engelsiz bir zihin varsa, diye düşündüm, yeniden kitap rafına dönerek, o da Shakespeare'in zihnidir. "

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Kubra 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsanın kendinden başka hiç kimse olmasına gerek yoktu.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 20 - Aylak Adam Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 20 - Aylak Adam Yayınları)
Nurhan Işkın 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"En iyi yetiştirilmiş kadınlar zihinleri en uygar olanlardır."

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 78 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 78 - Tutku Yayınları)

….Bedenim,içine hiçbir sesin sızamayacağı mucizevi bi cam dolaptaydı sanki ve gerçeklerle teması kesilmiş zihnim, içinde bulunulan anla hangi düşünce uyumluysa oraya yerleşmekte özgürdü...

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Nurhan Işkın 
06 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Çünkü kadınlar milyonlarca yıl boyunca evlerin içinde oturdu, şimdi ise bu duvarlar onların yaratıcı güçleri tarafından delinmiştir..

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 109 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 109 - Tutku Yayınları)
Nurhan Işkın 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Düşünmemek imkansızdı, ama her ne düşünüyorsam yarıda kesildi.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 13 - Tutku Yayınevi)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 13 - Tutku Yayınevi)
Nurhan Işkın 
06 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir çağ bizimki kadar rahatsız edici bir şekilde cinsiyetin bilincinde olmamıştır; British Museum'daki erkekler tarafından yazılmış sayısız kitap bunun bir kanıtıdır.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 123 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 123 - Tutku Yayınları)
Nisa Nur 
 05 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Dünya erkeğe dediği gibi kadına da istersen yaz, beni hiç ilgilendirmiyor demiyordu. Dünya kaba bir kahkahayla, yazmak mı diyordu. Yazmak senin neyine? "

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 60 - İletişim Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 60 - İletişim Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber

İthaki: “Okurdan özür dileriz”
İthaki: “Okurdan özür dileriz” İthaki Yayınevi'nin Dünya Klasikleri dizisinde yer verilen “farklı” üsluptaki yazar biyografileri sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı. Yayınevi, Radikal Kitap’a yaptığı açıklamayla “maksadını aşan eril dilden” ötürü okurlardan özür diledi.