Bu güçlü adamın yüreğinin en derinlerine inen yol çok uzun, çok dolambaçlıdır; büyüklüğüyle muazzam, uzaklığıyla ürkütücüdür; eşsiz eseri, sonsuz genişliğine, sonsuz derinliğine nüfuz etmeye çalıştıkça esrarengizleşir. Zira her yanı sırra bulanmıştır. Romandaki kahramanlarının her birinden aşağıya, yeryüzünün şeytani uçurumlarına doğru bir kuyu açar. Dinselliğe doğru her hareketinde, kanatlarıyla Tanrı’nın çehresine kadar dokunur. Ama Dostoyevski tamamlanmamış eserleri dışında, asla açıklamadı niyetini. Kurduğu planları yaratmanın ateşinde yaktı. Ömrü boyunca suskun ve ürkekti, dışa açılmazdı. İnsanlara karşı şiddetle merak duyduğu halde insanlardan kaçar ve hastalık derecesinde içine kapanıktır; aynı anda ateş ve buz, tehlikeli bir yalnızlık tutkunu. Mektupları da sadece imdat çağrılarını, işkence içindeki bedeninin ıstıraplarını yansıtır, şikâyetlerle ve yardım çağrılarıyla dolu olsalar da, hepsinin dudakları sımsıkı kapalıdır. Bu güçlü adamın talep ettiği on ruble için hamisine beş kere seslendiği, acınası bir avuç para uğruna yazılmış bu hırıltılı, ağlamaklı, iniltili mektupları okuyunca insanın kalbi daralır. Mektuplarından kan fışkırır gibi yırtıcı çığlıklar yükselir ama aklı ve inancı, isyanını bastırır. Kader Dostoyevski’nin karısıyla çocuğunu alır elinden, hastalıklar verir… 10 Şubat 1881’ de Dostoyevski hayata gözlerini kapadı. Gözlerini kapadığında 59 yaşındadır Dostoyevski; ama binlerce yılın azabını yaşamıştır… Böyle bir yazarın romanlarından ve hayatından etkilenmemek elde değil…