1000Kitap Logosu
Varoluşçuluk

Varoluşçuluk

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

128 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 3 sa. 38 dk.
Adı
Varoluşçuluk
Orijinal adı
L'Existentialisme est un humanisme
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Say Yayınları · Ocak 2017 (İlk yayınlanma: 1946) · Karton kapak · 9789754680096
Diğer baskılar
Varoluşçuluk
Varoluşçuluk
Varoluşçuluk
Varoluşçuluk
Varoluşçuluk
Varoluşçuluk nedir? Bugüne değin çeşitli yanıtlar verilmiş bir sorudur bu. Sözgelişi, Weil’e göre varoluşçuluk bir bunalım, Mounier’ye göre umutsuzluk, Hamelin’e göre bunaltı, Banfi’ye göre kötümserlik, Wahl’e göre başkaldırış, Marcel’e göre özgürlük, Lukács’a göre idealizm, Benda’ya göre usdışılık, Foulqué’ye göre saçmalık felsefesidir. Bir dönem, slogancı gençliğin peygamberi ve ‘varoluşçu papası’ sayılan J.-P. Sartre’a göreyse, varoluş, insanda, ama yalnız insanda, özden önce gelir. Bu demektir ki insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur. Çünkü o, özünü kendisi yaratır. Nasıl mı? Şöyle: “Dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. Bu belirleme yolu hiç kapanmaz...” Asım Bezirci’nin çevirip yayıma hazırladığı bu eser her kuramda, her inanda farklı karşılıklar bulan bir felsefenin temel metnini (Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır / Sartre) ve bunun yanı sıra Gaéton Picon ve Laffont Bompiani’ nin varoluşçuluğa ilişkin incelemeleriyle P. Naville’in Sartre’la yaptığı konuşmayı içeriyor.
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 51.3
Erkek
% 48.7
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
8.3
10 üzerinden
520 Puan · 91 İnceleme
128 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Bu kitap Sartre'ın 'Varoluşçuluk bir Hümanizmdir'dir başlıklı konferansının yazılı metnidir. İlgili metin. Hristiyan varoluşçuluk ifadesi birbiriyle çelişen iki ifadedir. Filolojik kökeni zaten 'var'ı öncelleyen varoluşçuluk, özle karşılaştırılır. Dolayısıyla önceden ilahi bir varlık ya da varlıklar tarafından özü belirlenmemiş olan insanı ifade eder. Hıristiyan varoluşçuluğun kökeni olarak işaret edilen Kierkegaard, Jaspers, Marcel gibi yazarları bireyciliğin kökleri olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum. Felsefeyi Hegelci soyutlamadan alarak ayakları biraz olsun yere basar hale getirmişlerdir. Hatta Bryan Magee varoluşçuluğun felsefi bir mana ihtiva ettiği alanın ateist varoluşçuluk olduğunu söyler. Husserl'ın ortaya koyduğu fenomenolojik indirgemeciliğin ilk ortaya koyduğu yapı metafiziği sona erdirerek somut yaşama dönmeyi amaçlar. Böylece 600 yıldır tıkanmış olan felsefe açılacaktır. Voltaire, Diderot hatta Kant bile özcü bir felsefe ortaya koyarlar. Varoluşçuluğun bir aydın, filozof, entelektüel kısacacı bireyleşmiş insan felsefesi olduğu açık. Nietzscheci deyişle efendi ahlakına sahip insan felsefesi. İş bu insan kendi edim ve eylemlerini kafasındaki ideal insan tasarımından yola çıkarak ortaya koyar. Dolayısıyla tüm insanlığın sorumluluğunu yüklenir. Dinlediği müzik bile insanlığa yaraşır gördüğü müziktir. Her eylemini bir yasa koyucusu gibi yapmak (zordur kendisinin hem yasa koyucusu hem de yargılayıcısı olmak' der Nietzsche) gerekir.Bireyleşmemiş bir insanınsa eylemlerinde bütün insanlığı düşünmediği açıktır. Bir dindar tüm insanlık için ideal olarak gördüğün için emirlere itaat etmez. Emir-komuta zincirinini bir halkası olmak işine geldiği için itaat eder. Genel olarak çelişkisiz bir biçimde kendini ortaya koymadıkça insan, insanlık için ideal olanı yapamaz. Bu yüzden her insan kendini seçer: Korkak bir insan korkakça düşündüğü ve korkak gibi davrandığı için korkaktır. Korkak olarak varolmamıştır. Ama ikinci aşamaya, kendini seçerken bütün insanlığı seçme aşamasına geçemez.Varoluşçuluk bugün modası geçmiş bir akım gibi gözüksede de Foulqie'nin dediği gibi, bugün her entelektüel az ya da çok varoluşçudur. Bu kitap gerçek bir entelektüelin el kitabı olacak kadar güçlü bir savunmanın metni.
Varoluşçuluk
8.3/10 · 2.290 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
123 syf.
·
Puan vermedi
Merhaba:))
Varoluşçuluk, benim ilk kez felsefe alanın da okuduğum ilk kitap oldu. Kitabın konusu: Sartre'ın varoluşçuluk fikrinin yayılması ve bu yayılırken diğer yazarlar, düşünürlerin ve gazetecilerin düşüncelerini ifade eden bir kitap. Sonrasın da ise Sartre'ın varoluşçuluğu açıklaması bölümü geliyor. Kendi düşüncelerim: Bana kalırsa ilk baştada belirttim gibi okuduğum ilk felsefe kitabımdı siz de ilk kez okuyacaksanız bu kitaptan başlamamanızı tavsiye ederim. Çünkü bu varoluşçuluk felsefesi yanlış ve her bilimsel veriyle çelişkili bir düşüncedir. Kitabın giriş kısmı vardı bu giriş kısmını kesinlikle okumalısınız. Her sayfasında illa uzun süre kafa yormanız gereken bir düşünce çıkıyor belki de bana göre öyledir henüz bunun için yeterli değilimdir. Ama okurken ben keyif aldım zaten hep yanlış şeyler dikkatimi çekmiştir olsun güzeldi tavsiye ederim.
Varoluşçuluk
8.3/10 · 2.290 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
Puan vermedi
Düşünüyorum, öyleyse varım!
Bu kitabı okurken kitabın beni varoluşsal sancılarıma doğru itekleyeceğini düşünmezdim. Lakin öyle oldu. Şimdi şahsıma münhasır söze şöyle başlayayım: Varoluşçuluk nedir? Bu sorunun mutlak bir tanımı olmamakla birlikte kendisi bir ağaç olsaydı en dallı güllü olanından olurdu. Çünkü varoluşçuluğun ne olduğu gibi ne olmadığı, bununla birlikte temelinin neye dayandığı, hangi ideolojileri referans aldığı konusunda fikir ayrılığı yaşayan birçok filozof mevcut. Hal böyle olunca da anlaması ve açıklaması zor bir terim. Yine de şöyle özetleyebilirim; varoluşçuluk iki uç noktada varolmuş bir kavramdır. Bir uçtaki düşünürler, varoluşun temelini dine dayandırırken (bu kişilere dinci yani hristiyan varoluşçular denir: Kierkegaard, Karl Bart, Gabriel Marcel gibi) diğer uçtaki düşünürler varoluşun temeline insanın kendisini koyar (bu kişiler tanrıtanımaz varoluşçulardır: Nietzche, Jean Paul Satre gibi). Bir taraf için etik ve estetik kavramlar dini unsurlar çerçevesinde şekillenmiştir diğer taraf içinse bu kavramları yapan ve yaratan insanın kendisidir. Tanrıtanımaz varoluşçulukta Nietzche’nin Zerdüştçülük kitabında da tasvir ettiği gibi herhangi bir Tanrının olmadığını, varsa bile öldüğünü, kişinin kendi yaşamını ve özünü ancak kendisinin şekillendirebileceğini söyler. Kişinin varolan şeylerden bir yaratıcıyı sorumlu tutmaması sancılı bir süreci doğurur ve bu süreç sonunda üstüninsan olunur, der. Diğer taraftaki düşünürler ise savlarını bir peygamber örneği üzerinden açıklar: Hz. İbrahim. Onun varoluşunu Tanrıya dayandırması, neredeyse kendi oğlunu bile kurban etmesine neden olacaktır ki bu ancak varoluşun tanrıdan geldiği inancının insana yaptırabileceği bir şeydir. İki uçtan toplanılan meyvelerle kendinize ortaya karışık harikulade bir salata çıkarabilirsiniz, benden söylemesi.
Varoluşçuluk
8.3/10 · 2.290 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Elinde piposu olan Sartre ya da sigara içen Camus... Felsefeyle ilgileniyorum diyen depresif insanların uğrak noktası 2 insan. "Varoluş be malbayım. Kimse bizi manlamıyor. Maga bee yalnızız." gibi söylevler içerisinde olan birisiyseniz Varoluş Felsefesini illaki duyarsınız. Camus'nün Yabancı'sı ya da Sartre'ın Bulantı'sı sizi ister istemez içine çeker. Meursault gibi yabancı kaldım dünyaya dersiniz ya da Roquentin gibi nefes almak bile bulanmanıza neden olur, mideniz kalkar. Hatta Dostoyevski'de bile varoluşu bulursunuz. Varoluşçu yazarlar sizin için sizi sizden daha iyi anlatan kitaplar olur. Onlarla yatar, onlarla kalkarsınız. Kendinizi resmen bulmuşsunuzdur. Ama durun. Varoluş bu değil! Gerçek varoluşçuluk bu değil. "Varoluşçuluk 19. yüzyılın sonlarında -daha çok Almanya'da- filizleniyor." Bu felsefenin doğmasında ise en büyük etmen Tanrı'nın ölmesi. Nietzsche sağ olsun :) "18. yüzyılda -filozofların bu dinsizlik çağında- Tanrı kavramı ortadan kalkıyor." Marx'ın yabancılaşma kavramı ve Marx ile de oldukça ilintili olan bu felsefe modern çağın insanının anlam arayışı aslında. Varoluşçuluk nedir? Sorusunun cevabı ise oldukça basit. "Varlık özden önce gelir." Size hiçbir şey ifade etmedi mi? O zaman şöyle açıklayayım: Kurabiye yapmak için herhangi bir kurala uyarak belirli bir şekilde kurabiye mi yaparsınız? Örneğin 7 cm çapında, üzerinde çikolata parçaları olan bir kurabiye mi yapacağım dersiniz yoksa malzemeleri mutfak masasının üzerine dizdikten sonra "Hadi kurabiyem, var ol!" mu dersiniz? Sartre kurabiyenin kendi kendine var olacağını söylemez. Çünkü varoluş insana özgüdür. Kurabiyeyi yapacak olan kişi sizsiniz. Ama sizi yapacak olan herhangi bir zanaatkar yoktur. "Yaratıcı bir Tanrı'yı bile çoğu zaman yüksek bir zanaatçı gibi tasarlarız. Tanrı'yı zanaatçıya benzetiriz." İşte! Varoluş felsefesinin mükemmelliği de buradadır. "İlkin insan vardır; yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır." İnsan kendi kendini inşa eder. Sartre'ın da dediği gibi siz korkak olarak ya da kahraman olarak doğmazsınız. "Korkak ya da kahraman olmak insanın elindedir." Her şey sizin elinizdedir. İşte! İnsanın yapabilme gücü... Tabii, böyle bir felsefe ki her ne kadar da burjuva felsefesi olarak eleştirilse de halkın arasına karışan bir felsefe olan Varoluşçuluk, felsefe olduğu için anlaşılmaz. Sartre da der ki: gelin, toplanalım. Varoluşçuluk neymiş sizlere adım adım anlatacağım. Ve öyle de yapar. Sonuç ise bu kitaptır. Varoluşçuluk nedir? sorusuna verilebilecek en açıklayıcı, anlaşılır ve yetkin cevap bu kitaptadır. Dostoyevski ile başlayan; "Dostoyevski, "Tanrı olmasaydı her şey mubah olurdu!" diye yazmıştı. (İşte bu söz, varoluşçuluğun çıkış noktasıdır.)" mücadelenin, başkaldırının ve iyimserliğin felsefesidir Varoluşçuluk. Varoluş felsefesini anlamak birkaç adımda olur. Öncelikle "Tanrı olmadığı için insan bir başına bırakılmıştır." Bırakılmışlık denilir buna. Dünyaya fırlatılmışızdır ve yapayalnızızdır. Bundan dolayı da Sartre "İnsan özgür olmaya mahkûmdur, zorunludur!" der. Zorunludur, çünkü yaratılmamıştır. Özgürdür. Çünkü dünyaya bir kez geldi mi, bütün yaptıklarından sorumludur. Özgür olan insanın da bunaltısı vardır. Bu özgürlük durumundan, yalnızlıktan ve bırakılmışlıktan dolayı yaptığı her eylemin diğer insanlar için de bir karşılığı olduğunu bildiği anda bunaltı başlar. Bir diğer deyişle "Bırakılmışlık bunaltıyla birlikte yürür." Peki, Bırakılmışlık karşısında ahlak ne olacaktır? Yollandığımız bu dünyada bize neyin "iyi neyin "kötü" olduğunu söyleyecek kim vardır? Laik Ahlak anlayışı herhangi bir Tanrı''nın olmaması durumunda bile ahlak geliştirebileceğimizi savunur. Varoluşçuluk ise buna karşı çıkar. "Bizim adımıza iyiyi düşünecek sonsuz ve yeterli bir bilinç (yani Tanrı) var olmadığından "iyi" diye "önsel" bir şey de var olamaz artık; çünkü iyinin var olduğu ve kişinin dürüst olması, yalan söylememesi gerektiği hiçbir yerde yazılı değildir artık; çünkü biz, ancak insanların var olduğu bir ortamda yaşarız artık." Tanrı yoktur ve Tanrı'nın yokluğunda "iyi" ve "kötü" de yoktur. "Genel bir ahlak yoktur; çünkü size yol gösterecek bir işaret yoktur dünyada." İşte Bırakılmışlık. İnsanın dünyada yalnızlığıdır bu. Sartre ise bu ahlaksızlık durumuna bir cevap aramaz. Kant "Ahlaki gereklilik olarak dinler gereksizdir." der ve dinlerin yerine bir ahlak anlayışı getirir. Sartre ise bunu yapmaz. Bir çeşit Nihilizm merhaba der bize sinsice. İnsanın insanlar içinde kalmasıdır Varoluşçuluk. Kitabımızın amacı ise "... varoluşçuluk sözcüğü öylesine yayıldı, anlamı öylesine genişledi ki artık hiçbir anlamı kalmadı desek yeridir." anlamsızlığı ve anlaşılmazlığı yıkmaktır. Varoluşçuluk şudur diye cevap vermektir. Kıssadan hisse, Varoluş felsefesi ya da kısaca Varoluşçuluk bizlerin anladığından çok ama çok farklıdır. Bu konuya ilgisi olan herkes ise önce bu kitabı okumalıdır. Yanlış anlamalar ve farklılıklar ancak bu kitabı okumakla çözülür. Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim.
Varoluşçuluk
8.3/10 · 2.290 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
Varoluşçuluk
Bu kitapta Sartre, bir yandan varoluşçuluğu başlık başlık anlatırken, bir yandan da varoluşçuluk felsefesine getirilen eleştirileri cevaplıyor. Kitap kolay okunuyor, konular, varoluşçuluğun ana hatları, kısa kısa başlıklar halinde ele alınmış. Sonlara doğru Sartre'ın bir röportajı ve hayatı yer alıyor. Varoluşçuluk için bir başlangıç kitabı olabilir. Beni tatmin etmedi doğrusu. Yine de giriş niteliğinde bilgi sahibi olmak için faydalı olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Varoluşçuluk
8.3/10 · 2.290 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.