Adı:
Duvar
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
218
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735745
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Mur
Çeviri:
Eray Canberk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
Varoluşçuluk'un babası sayılan Jean-Paul Sartre (1905-1980) Aydınlanma Çağından bu yana çağının tanığı ve bilinci (vicdanı) olabilmiş, edebiyata, felsefeye ve politikaya ilişkin görüşleriyle çağını etkilemiş, tartışmalara yol açmış ender bir yazar. Duvar'da yazarın beş öyküsü yer alıyor. Kitaba adını veren Duvar adlı öyküde, Frankocular tarafından ölüme mahkum edilen bir cumhuriyetçinin direncini yitirip bir arkadaşını ele verişi; Oda'da kocasının deliliğini paylaşmaya çalışan Eve'in çabaları, çağcıl Erostrates'te kalabalığın üzerine ateş ettikten sonra teslim olan Paul Hilbert'in gerçeküstücü eylemi; Gizlilik'te iktidarsız kocasını daha erkeksi biri için terk eden `soğuk' bir kadının öyküsü ele alınıyor. Son öykü Bir Yöneticinin Çocukluğu'nda ise bir sanayi yöneticisi olmaya hazırlanan Lucien'in cinsel gelişimine koşut olarak düşünsel bunalımları işleniyor. Bunalımlar çağı olmak özelliğini sürdüren yirminci yüzyılı ve onun insanını tanımak için Duvar vazgeçilmez bir kitap.
218 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Farklı tür hikayeler... Aynı tür anlamlar...

Jean Paul Sartre'nin bu eseri beş altı tane farklı öyküden meydana gelen bir eser.

Sartre, "Duvar" eserinde vermek istediği temel mesaj aslında ilk öyküden itibaren kendisini ele veriyor.

Yazar, genel olarak iç dünyasında yaşadığı şeylerin toplum içindeki yansımasını kaleme almış.

Yani, kitabın adındaki "Duvar" sözcüğü aslında bizim kendimizle ve dış dünya ile aramızdaki duvardan başka bir şey değil.

İş aslında edebiyattan işte birey ve toplum ilişkisine dönüşmüş, ayriyeten de psikolojik açıdan da bu iki kavram aradaki ilişki yansıtılmak istenmiş.

Okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum ve içtenlikle tavsiye ederim.
Sartre dünyasına bir de burdan bakın derim.

Keyifli okumalar dilerim...
221 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir gece yarısı soğuk bir yerde tutulurken kapı açılıyor ve birisi size söyle söylüyor: "Ölüme mahkûm edildiniz. Yarın sabah kurşuna dizileceksiniz."
Ne hissederdiniz, söyler misiniz?

4 ay önce Dostoyevski'nin Budala kitabını okumuştum. Kitabın bir kısmında karakterlerden birisi çoğu insan için bazen sıradan gibi gözükebilecek bir soru sordu. "6 ay sonra öleceğini bilsen geriye kalan ömründe ne yapardın?"
4 ay geçti dostlar, 4 ay...
4 aydır her gece bunu düşündüm. "Ömer sen ne yapardın?" O çok sevdiğin kitapların arasına mı gömülürdün. Her bir sayfayı daha hızlı çevirmeye mi çalışırdın ölümden kaçarcasına?
Her bir sayfada ölüme mi yaklaştığını hissederdin yoksa?
Ne yapardın Ömer, ne!

Ailenle mi geçirirdin geriye kalan vaktini? Hep beraber saatlerce sohbet mi ederdiniz yahut film mi izlerdiniz?
Ya da tek başına bir kenara geçip bütün sanat filmlerini mi izlemeye çalışırdın?
Veyahut dünyayı mı gezmeye çalışırdın?
Vakitsiz ayrılıkların, söylenememiş son sözlerin, boğazda düğümlenen "seni seviyorum." ların peşinden mi koşardın?
Ölecek olsan, ne yapardın Ömer?

4 aydır kendime gelemiyordum. Bu öyle bir soruydu ki beni içten içe kemiriyordu. Bu öyle bir soruydu ki sanki hayatımda en önemli olan şeyi belirliyordu.
Ama aslında belirlemiyordu da. Ortada kalakalmıştım.
Sonra, ansızın Sartre çıktı karşıma. Okudum okudum okudum.
Belki de tesadüf ya hani, geriye kalan 2 aylık ömrümde cevabı onda buldum. Ne yapacağımı, ne yapmam gerektiğini Duvar'da buldum.

Beni aylarca yatağa gömen, kaybolmama neden olan, düşünceler denizinde boğulup gitmeme neden olan o lanet Dostoyevski'den beni Sartre kurtardı.
Sartre!

Anlamsızlık, anlamsızlık ve yine anlamsızlık.
Yarın sabah kurşuna dizilecek olan Pablo Ibbieta'nın 12 saatlik tüyler ürpertici hikayesi.
Anlamsızlık, anlamsızlık ve yine anlamsızlık.
Camus'nün bir otomobilin içinde ölü bedeninin sergilenirken ceketinin cebinden çıkan tren bileti gibi "absurde".

Saçma, saçma, saçma!

Her bir sayfasında titrediğim, ölümü ve hayatı hissettiğim,
Camus'nün ölümüyle, saçmasıyla karşılaştığım,
Anlamsızlık, anlamsızlık ve yine anlamsızlık olan,
Hayat,
Varoluş,
ve "... derin ve donuk, bitmez tükenmez sözcükler."

Sartre'ı size anlatamam. Duvar'ı da...
Kitabı okurken nasıl parçalandığımı da anlatamam.
Benden bunları beklemeyin. Size ne tür bir etki bırakacağını da bilemem.

Bildiğim tek bir şey varsa o da bu kitabın cevap olduğudur.

Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim.
143 syf.
·3 günde·7/10
'' Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. '' Mustafa Kemal ATATÜRK

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 'ün gençlere armağan ettiği bu güzel bayram sabahından herkese selamlar ..

Baharın gelişiyle en karamsar düşünceler bile yerini yeni umutlara, hayallere, geleceğin belirsiz gizemlerine bıraktı. Ancak gelin görün ki okuduğum kitapların havasına bürünmek gibi bir huyum var. Şu sıralar okuduğum felsefik romanlardan mı bilemiyorum varlığın derinliklerinde kaybolup duruyorum.
Bir kitap daha bitti ve ben hiç bir yere varamayan soyutluklar içinde neden sorularıyla baş başayım. Sartre 'nin '' Bulantı'' romanında da böyle bir varoluşculuk felsefesinin labirentlerinde gezinmiş en son kaderin dogmatik sınırlarında kendimi bulmuştum.
Sartre, bir yaratıcıya yönlendirmediği varlık özünü kendinde varlık, kendisi için varlık ve başkası için varlık olarak sınıflandırmış. Sonrası derseniz inanın okudum, okudum ve dedim ki inanış (bir yaratıcının varlığını kabul etmek) düşünce sınırlarımı daralttığı için bir kabullenişe varamıyorum. Çünkü varoluşculuk her inananda farklı karşılıklar bulan bir felsefedir.

''Bilinçli bir varlık olan insan 'ne değilse odur, ne ise o değildir. ' diyen Sartre insanın önceden tasarlanan bir şey olmadığını ve insanın var olduğunun bilincinde olarak diğer bilinç dışı var olanlardan ayrıldığını ifade eder.

Sartre 'ye göre ''tüm insanlar birbirinin aynıdır; bir kahraman ya da bir alçak olmak tamamıyla onların elindedir; insan önceden tanımlanmamıştır; ne bir kahraman olarak doğar, ne de bir alçak '' tır. Katılıyor muyum? Her yönüyle olmasa da evet insanlar sadece ikiye ayrılır iyi ya da kötü. Başlangıçta her insan tertemiz bir sayfa gibidir. Ama sonrası seçimler derseniz inanç işin içine giriyor ki; bana göre her şey elimizde değil. Ancak en kötü durumda bile iyi kalmak takdir edilecek en güzel seçimdir, diyerek romana geçiyorum.

Duvar, Jean Paul Satre 'ın yazdığı beş ayrı hikayeden oluşur ve her biri ana fikrinde varoluş felsefesini irdeler. Duvar, Oda, Herosratos, Özel Yaşam ve Bir Yöneticinin Çocukluğu hikaye başlıklarından oluşan eser toplumda kenara itilmiş, kendi hallerinde tiplerin varoluş mücadelelerini ele alır.

Bana göre; Sartre romanda yer alan hikayelerinde kahramanların karakter tahlillerini ve onların içinde bulundukları durumlarda yaptıkları seçimleri; var olma, fark edilme, tanımlanma dürtülerine dayandırır. Her insan için böyle değil midir? Toplumda kabul görmek, varlığını hissettirmek her insanın içine konmuş bir dürtüdür. Hayatta seçimlerimizin oluşturduğu yolda yürürken acaba şöyle yapsaydım değişir miydi, farklı olur muydu? çoğu zaman kendimize sorduğumuz bir soru olmamış mıdır?
Bir yerde okuduğum bilgiye göre evren sonsuz olasılıkta hayal ettiğimiz yaşamların yaşandığı gezegenlerden oluşurmuş.

Adını bilmediğim bir gezegende ressam olan varlığımın olduğunu hayal ederek yazımı sonlandırıyorum:)

Felsefe seven, varlığın özünü, varoluşu, var olma sancılarını merak eden okuyuculara keyifli okumalar...
218 syf.
·37 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sartre'ın dört farklı hikayeden oluşan kitabı. Benim ilk okuduğum kitabı Bulantı idi, ama bu kitabı ilk okunması gereken kitabı diye düşünüyorum. Yazarın ne tarz yazdığını, üslubunu anlayabileceğiniz gerçekten farklı hikayeler barındırdan bir kitap. İlk hikayenin ismi Duvar, aynı zamanda benim de en çok beğendiğim ve absürdlüğünü uzun süre kafamdan atamadığım bir hikaye. Her bir hikayede rastlantısal nedenlerle yaşıyor oluşumuz, varoluşumuz, kim olduğumuz farklı perspektiflerle sorgulanmış. Kitapta geçen her soruyu kendinize sorduğunuzda ve yanıtlarınızdan korktuğunuzda, Sartre'ı okumanın neden zor olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Herkesin kendine sorması gereken soruları barındıran ve içselleştirmesi gereken bu kitabı kendinize yabancılaşmadan - duvar örmeden okumanız dileğiyle...
218 syf.
·8 günde·7/10
Kitabın Duvar ve Herostratus hikayelerini çok beğendim. Gerçi tüm hikayeler çarpıcı bir şekilde yansıtılmış. Ama özellikle Bir Yöneticinin Çocukluğu öyküsü Jean Paul Sartre denince ilk akla gelen varoluşçuluk felsefesini çok fazla yansıttığını düşünüyorum. Bir çocuğun sil baştan kendini önce yok sayarak başlaması ve var olmaya evrilmesi çok güzel işlenmiş. Ayrıca bu öykü de fark ettirmeden ince ince eleştirilerini yapmış. Okuyanlar dikkatli okursa eleştiri yaparken eleştiriyi kimlere ve neye yaptığını anlayacağını düşünüyorum.
218 syf.
·Beğendi·10/10
İçinde birbirinden kıymetli 5 öykünün bulunduğu hüzünlü bir derleme. Sartre kitabında ve içindeki öykülerde insanların doğduklarında eşit olduğunu ama kahraman veya birer sefil olmanın kendi ellerinde olduğunu vurguluyor. Sartre okumaya bu kitaptan başlanabilir.
218 syf.
·10/10
varoluşçuluğun yapı taşlarından duvar çok sürükleyici ve keyifli olduğu kadar düşünmeye de iten bir kitaptı
kısa kısa öyküler ve yeri geldiğinde sonunu kendi düşlediğiniz yerlerin olması akıcılık unsurunu desteklerken kitabın edebi dili ağır değil ve tutarlıydı
favori hikayelerim duvar ve herostratos gerçekten çok etkileyicilerdi
221 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Bulantı'dan sonra ikinci Sartre kitabım. Kitabımızın içinde beş farklı öykü yer alıyor. Kitaba ismini veren "Duvar" adlı öyküyle başlayıp, "Oda," "Herostratus," "Özel Yaşam" ile devam edip, "Bir Yöneticinin Çocukluğu" ile son buluyor.

"Duvar" adlı öyküde, idama mahkum edilen kişinin, ölümü bekleyişini konu ediyor. Ölüm ile yaşam arasındaki bir duvar karşısında bireyin, yaşama ve ölüme dair sorgulamalarını barındırıyor.

"Oda" adlı öyküde, diğer insanlar tarafından akıl sağlığı yerinde olmayan olarak görülen bireyin ve onun karısının yaşadıklarını konu ediniyor.

"Herostratus" adlı öyküde, herkesi şaşırtmak ve tanınmak için katil olmak arzusuyla yanıp tutuşan bir birey ve eylemleri karşımıza dikiliyor. Ayrıca öyküye adını veren Herostratus, tanınmış olmak için Artemis Tapınağı'nı yakan bir anarşist imiş vakti zamanında, bunu da öğrenmiş oluyoruz.

"Özel Yaşam" adlı öyküde, daha çok bir karı-kocanın özel hayatına tanık oluyoruz. Sartre bu öyküde, bir penis üzerinden 'varoluşun eylemsizliği'ni gözler önüne sererek, düşüncesine ne kadar hakim olduğunu açığa çıkarıyor.

"Bir Yöneticinin Çocukluğu" adlı son öyküde ise, varoluşçuluğu açıkça hissettiğimiz bir olay örgüsü gözümüze çarpıyor. Sartre'ı tam manasıyla yansıtan bir öykü olduğunu düşünüyorum.

Kitaptaki Duvar ve Herostratus adlı öyküleri, daha çok beğendiğimi söyleyerek incelememi noktalıyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
218 syf.
·Beğendi·8/10
Jean Paul Sartre

Orjinal adı "Le Mur" olan bize "Duvar" adıyla kazandırılan öykü kitabı. Duvar, oda, herostratos, ozel yasam, bir yoneticinin çocukluğu öykülerinden oluşur. Benim en beğendiğim hikayeleri "Duvar" ve "Herostratos" oldu.

Kitap aslında insanın benimsediği tüm ideolojilerinden ölümle yüz yüze gelindiğinde nasıl vazgeçebileceğini anlatmaktadır.İçinizde sıkıntı, merak ve diğer rahatsızlık veren tüm duyguları yaşatmasıyla birlikte bir çırpıda okudum kitabı.
Diğer kitapları ise kitaplığımda ya da okuma listemde.

Tavsiye ederim. Zaten kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını da listenize ekleyeceksiniz :D

İyi okumalar dilerim..
218 syf.
·15 günde·7/10
Sartre kitaplarında biraz yanlızlık duygumun ağır bastığı bir ruh haline bürünüyorum. Zaman zaman anlamadığım cümleler oluyor; fakat bu cümleler o kadar akıcı ki anlamamış olmam bana fayda sağlıyor okumaya devam ediyorum sıkılganlık hissetmiyorum. Sanırım esas başarı bu. Sartre de bir de Hasan Ali Toptaş kitaplarında alıyorum bu duyguyu okuduğunu anlamamak ama anlamamak duygusunun içinde kaybolmak ve daha çok okumak.
218 syf.
·Puan vermedi
Jean - Paul Sartre - Duvar... Can Yayınlarından çıkıyor. Yıllar evvel okuduğum bir kitaptı. Sartre yıllar içinde tekrar tekrar okuma isteği uyandırıyor bende. Bu isteğe karşı koyamadım, "Duvar"ı bir kez daha rafından indirdim. O, hiç hükmündeki varlığınız egodan şişmiş şişmiş patlayamamışsa, kararsızsanız yada kararlarınızı çok önemsiyorsanız, kronik mutsuz veya devasa beklentiler içindeyseniz, içinizde sizi boğan bir kaçıp gitme her şeyi geride bırakma isteği varsa hoşgeldiniz "varoluşun" saçmalığına diye bir girizgah çekeyim. Tabii Sartre'daki küçük adam/kadının, varoluşun beyhudeliğini fark edişi kaderci bir sürüklenmeye, dünyadan el etek çekmeye götürmüyor. Bilakis insanı bir an evvel eyleme davet eden bir yanı var. Bu kitaba adını veren öykü olan "Duvar"da üç adam, falanjistler tarafından (ispnyol faşistleri) jet bir yargılama ile ölüme mahkum ediliyor. İdam saatini beklerken, öykünün merkezindeki karakter kendi bedenini ikinci bir gözle izliyor. O kadar yabancı ki... Ölümün karşısında altına kaçıran, salya sümük ağlayan, af dileyen, onurlu durmayla bir süre sonra yok olacağını bilmenin acısı arasında, yüreği iki taşın arasındaki buğday tanesi gibi ezilen o insanı müthiş anlatıyor. "Bir Yöneticinin Çoçukluğu" isimli öyküdeki tolumsal cinsiyete ve toplumsal cinsiyetin dayattığı rollerin cinsel eğimlerdeki rolünü de çok başarılı bir şekilde anlatmış Sartre. Diğer öykülerde öfke, şiddet ve seks ve dayatılan seks, aşk temalarını işlemiş Sartre. Velhasıl yine harika bir Sartre kitabı. #sartre #jeanpaulsartre #duvar #öykü #dünyaedebiyatı #bookstagram #book #kitap #kitaplık #iyikitap #varoluşçuluk #neokusam #zorbasahaf
"Sırtım olmasın isterdim; ben onları görmediğim zaman insanların bana bir şeyler yapmalarından hoşlanmıyorum."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Duvar
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
218
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735745
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Mur
Çeviri:
Eray Canberk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
Varoluşçuluk'un babası sayılan Jean-Paul Sartre (1905-1980) Aydınlanma Çağından bu yana çağının tanığı ve bilinci (vicdanı) olabilmiş, edebiyata, felsefeye ve politikaya ilişkin görüşleriyle çağını etkilemiş, tartışmalara yol açmış ender bir yazar. Duvar'da yazarın beş öyküsü yer alıyor. Kitaba adını veren Duvar adlı öyküde, Frankocular tarafından ölüme mahkum edilen bir cumhuriyetçinin direncini yitirip bir arkadaşını ele verişi; Oda'da kocasının deliliğini paylaşmaya çalışan Eve'in çabaları, çağcıl Erostrates'te kalabalığın üzerine ateş ettikten sonra teslim olan Paul Hilbert'in gerçeküstücü eylemi; Gizlilik'te iktidarsız kocasını daha erkeksi biri için terk eden `soğuk' bir kadının öyküsü ele alınıyor. Son öykü Bir Yöneticinin Çocukluğu'nda ise bir sanayi yöneticisi olmaya hazırlanan Lucien'in cinsel gelişimine koşut olarak düşünsel bunalımları işleniyor. Bunalımlar çağı olmak özelliğini sürdüren yirminci yüzyılı ve onun insanını tanımak için Duvar vazgeçilmez bir kitap.

Kitabı okuyanlar 1.325 okur

  • gyurul
  • ess
  • Tuğçe Kozan
  • Nur mercan
  • Yunus Ali
  • Deniz
  • Mustafa uçar
  • fslyn
  • Furkan Arat
  • Dlrch

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%1.2
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%42.4
35-44 Yaş
%16.9
45-54 Yaş
%9.3
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.3
Erkek
%54.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (92)
9
%19.8 (73)
8
%20.1 (74)
7
%15.5 (57)
6
%4.9 (18)
5
%1.9 (7)
4
%1.4 (5)
3
%0.5 (2)
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları