Sözcükler

8,0/10  (26 Oy) · 
80 okunma  · 
22 beğeni  · 
1.351 gösterim
... Yazar, "Sözcükler" adını verdiği özyaşamöyküsünü 1953 yılında yazmaya başladı, 1954 yılında büyük bir bölümünü bitirmişti. 1964 yılında "Sözcükler"i yeniden, bu kez daha yumuşatılmış, ayrıntılara daha çok önem veren bir üslupla yeniden kaleme aldı. Yazarın amacı, geçmişi yeniden canlandırmak değil, ona anlam kazandırmaktır. Gereksiz ayrıntılardan kaçınır, Marksçı düşünceden, belirli ölçüde de ruh çözümlemesinden yararlanarak bize, öznelliğin ağır bastığı çocukluk çağında, kendini nasıl edebiyata verdiğini, edebiyatta mutlağı bulduğunu anlatır. Kendi örneğini bize, bir kuşağın ve bir toplumsal sınıfın örneği olarak sunar.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2013
  • Sayfa Sayısı:
    188
  • ISBN:
    9789755103198
  • Orijinal Adı:
    Les Mots
  • Çeviri:
    Selahattin Hilav
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zafer KORKMAZ 
 21 May 2016 · Kitabı okudu · 21 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bana göre yazın türleri arasında en zor olanlarından ve hatta en zor olanı otobiyografidir.Çünkü;Otobiyografide yazar kendini şeffaf bir şekilde ve objektif olma zorunluluğuyla anlatmaya çalışır.Eminim bir çok kişi bunu yapamaz.Net olarak söylemeliyim ki ben yapamam.Bırakın yazmayı ,kişinin kendini sözlü olarak anlatabilmesi bile ne zor bir uğraştır...Haksız mıyım?
Otobiyografi yazarken, muğlak anılara yer vermek,doğruluğu kesin olmayan bilgileri aktarmak yazıyı çok güçsüzleştirir.Zira aktarılmaya çalışılan olay örgüleri ,evrensel olarak kabul edilmiş tekniklerle dizilmeli ve beraberinde düşünsel bir planla bir araya getirilmelidir ki anlaşılabilsin ve edebi bir hüviyet kazansın.
Sözcükler’de Jean-Poul Sartre tamda yukarıda bahsettiğim Edebiyat çevreleri tarafından kabul gören tekniklere dayanarak kitabı kaleme almış.Kişinin cüretkar olabilmesi ne büyük bir meziyet.Başkasına karşı bu meziyeti göstermek zor bir iş.Kişinin kendisine cüretkar bir tavırla yaklaşması nedir sizce?Bence imkansız.Sartre imkansızı başarabilmiş mi tartışılr...Şahsi fikrim bu kitapta imkansıza yakın bir anlatım var.
Kitap iki bölümden oluşuyor.Okumak ve Yazmak.İlk bölüm; Sartre’nin babasının ölümü sonrasında annesi ile büyükbabasının evine yerleşmesi ile başlar.Büyükbabasının kütüphanesinde dönemin en ünlü edebiyatçıları Mallarme,Corneille,Baudelaire,Flaubert,Maupassant,Geothe,Merimee, Chateaubriand ve daha bir çok yazarla tanışma imkanını bulur. Kitaplarla sırf farklı görünebilmek,sevilebilmek,ailesi ve çevresindeki insanlar nezdinde statü elde edebilmek için kurduğu zaruri dostluğu anlatır.Okuduğu yazarları “küçük arkadaşlarım”diye tanımlıyor,büyük babasının kütüphanesini de “tapınağım”diye..Aslında 7-8 yaşlarında o kitapları okumaz...(-muş gibi yapar)Bu onun için bir oyundur adeta.Bu oyunu anlatırken kendiyle yüzleşmesi ve içsel ironisi çok etkileyicidir. Zaten kitabın en önemli bölümleri de bu anlatımdaki çözümleme paragrafları.Hani demiştim ya anlatım imkansız bir noktada.İşte bu paragraflardaki tahlilller kesinlikle imkansız...Örneğin ;Çok sevilen,el üstünde bir çocuk olmasına karşın bir bölümde yazar kendisini şöyle anlatıyor;”Bir köpeğim ben.Esniyorum.Gözümden yaşlar akıyor,hissediyorum aktıklarını.” Yine “Bir sineğim,bir camdan yukarı tırmanıyor ve aşağıya yuvarlanıyorum” diye anlatıyor.Kendisine kurulan sahte dünyadaki sahte kişiliğiyle yüzleşmesi kayda değer.Bir de şu cümleye bakın;”Titrek dakikalar yere düşüyor,yutuyor beni ve can çekişmeleri sona ermiyor,durgun ve kokuşmuşlar,ama hala canlılar;süpürürsünüz onları,daha taze ama aynı ölçüde beyhude olan başkaları gelip onların yerini alır;bu iğrenmelere mutluluk denir;annem,benim küçük çocukların en mutlusu olduğumu söyler hep.”
İkinci bölümde ise Annesi ve büyükannesi ile farklı bir kente gidiyorlar.Büyükbabası ile mektuplaşmaya başlıyor Sartre.Bu mektuplaşmalar zamanla karşılıklı şiirsel göndermelere dönüyor.Aslında Sartre’nin ilk yazma deneyimi şiir ile başlıyor.Kısa süre içinde şiirden nesire geçiş yapıyor.İlk denemesi de daha önce yayınlanmış bir öykünün üzerinde yaptığı değişikliklerle ('Bir Kelebek İçin' ismiyle) kaleme aldığı çalıntı yazı oluyor.
Yazım çalışmaları sıklaşınca büyükbabası yazarların meteliksiz insanlar olduğu düşüncesiyle Sartre’nin yazmasına pek sıcak bakmaz.Bu da onda büyük yıkımlara ve ciddi iç hesaplaşmalara neden olur.Çevresindeki herkesi ve büyük bir hayranlık duyduğu büyükbabasını sorgulamaya başlar.Ve yazmayı neredeyse bırakır ancak içsel olarak bu isteğini günden güne besler...Bir süre sonra yeniden yazmaya koyulur.10 yaşından sonra daha etkili okumalar yapar.Bu dönemde yaşamak ve ölüm üzerine yaptığı tahlilller onun varoluşçu düşüncesinin ilk tohumlarını yeşertir.Hayatının neredeyse bütününü teşkil eder okumak ve yazmak...
Özetle ;Sartre Sözcükler’de tapınağım dediği büyükbabasının kütüphanesinin iç dünyasına etkileri,okul yaşantısı,din olgusuyla yüzleşmesi ,sinema ve müzikle tanışması ve tüm bunların hayal dünyasındaki etkilerini 50 yıl geriye dönerek, oldukça detaylı olarak ve psikolojik çözümlemelerle ustaca anlatmış.Ne de iyi yapmış.Gerçekten zor olanı kolaya çevirmiş.Edebi yönü üzerinde uzun uzun konuşmaya değer.Kullandığı dilin,günlük iletişim dilinden çok uzak.estetik kaygıların gözetildiği, damıtılmış bir yapıda olduğunu söyleyebiliriz... Sartre’yi ilk defa okuyan biri olarak biraz ağır geldiğini ifade etmeliyim..Keyif kaçıran türden mi diye sorarsanız,kesinlikle değil.Bu nedenle biraz ağır ilerleyebildim.Kitabında atıfta bulunduğu birçok kitap ve yazar hakkında araştırmalar yapma imkanı buldum.Bu da Sartre’yi tanımamın yanında diğer bir kazancım oldu diyebilirim.Okumak ve yazmak üzerine merak duyan herkesin okumasını tavsiye ederim.

Ayşe 
 14 Haz 04:16 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Hemingway’e atfedilen bir cümle  okumuştum: “İyi bir yazar olabilmek için mutsuz bir çocukluk geçirmiş olmak gerekir.” Dünya tarihi Hemingway’i doğrulayan örneklerle dolu. Sartre "Sözcükler" adlı yapıtında çocukluk dönemini ağırlıklı olarak anlattığı bir özyaşam öyküsü sunuyor bizlere. Burada şu soruyu sormak yerinde olur: “Varoluşçuluk felsefesine yaptığı önemli katkılarla, bu felsefeyi  edebiyata uyarlamasıyla ve bizzat yaşamıyla felsefesine sahip çıkan bu aykırı adam, mutsuz bir çocuk muydu?” "Sözcükler" tam da bu soruya  cevap niteliğinde bir eser. Çok küçük yaşta babasını kaybeden; anne, büyükbaba ve büyükanne üçgeninde, ama daha çok otoriter bir figür olan büyükbaba yönetiminde geçirilen bir çocukluk Sartre’ın çocukluğu. Peki mutlu mu? Huzursuz bir ruh Sartre, daha çocukluktan itibaren kitaplara ve yazmaya tutulmuş, hayatı boyunca bu tutkunun peşinden koşmuş, aykırı bir adam. "Sözcükler, varoluşçuluğun 'insanın kendi kendisini yeniden kurması' temeline dayanan görüşünü her cümle ile teyit ediyor adeta. Çocuk Sartre, okuma ve yazma konusunda dinmek bilmeyen bir susuzluğa sahip. Yazmayı bir hobi olarak gören ve torununu yazar olmaktan kurtarmak için her türlü çareye başvuran bir büyükbaba figürü, Sartre’da yazarlığı bir tutkuya dönüştürüyor. Zayıf ve çelimsiz yapısı ile her daim annesinin şefkatine maruz kalan, anneyle dost bir çocuk Sartre. Sıra dışı bir adamın sıra dışı özyaşam öyküsü "Sözcükler".Kitap her cümlesiyle sizi ters köşe yapıyor. Her cümlesiyle iğneliyor, dikkatinizi bambaşka bir yöne çekiyor. Sartre’a ve onun felsefesine bir adım daha yaklaşmak için okunması gereken bir yapıt. 176 sayfadan oluşan kitap, ince gibi görünse de yoğunluğu ile dikkatli bir okuma gerektiriyor. Kitabı okurken her cümlenin altını çizme ihtiyacı hissediyorsunuz ve bol bol alıntı yapma arzusu duyuyorsunuz.  Kanaatimce, Jean Paul Sartre külliyat olarak birkaç defa okunmadıkça tam olarak keşfedilemez. "Sözcükler" tıpkı  yakın zamanda okuduğum “Varoluşçuluk” kitabına yazdığım incelememde belirttiğim gibi Sartre’ı biraz daha yakından tanımak için iyi bir adım, ama asla yeterli değil.  Ama eğer Sartre okumaya başlayacaksanız başlangıç için en iyi Sartre kitaplarından biri. Herkese iyi okumalar!

esraaltunerrr 
30 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok yoruldum okurken, varlık ve hiçlik bile bu kadar yorulmadım ben. Türkçeye çevirisinde mi sıkıntı, yoksa okuyucuyu yormak mı istemiş muamma :) Hemen bitse de kafam, ruhum rahatlasa dediğim bir kitap.

Tüm samimiyetiyle kendi hayatını anlattığı, çirkinliğini bile içtenlikle kabul ettiği kitap. Annesinden, dedesinden bahsettiği çocukluk günleri etkileyici.

Kitaptan 61 Alıntı

Ayşe 
12 Haz 04:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Zevkten ölmek!
"Onları (kitapları) açtığım zaman her şeyi unutuyordum: okumak mıydı bu? Hayır, zevkten ölmekti."

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 49)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 49)
Ayşe 
 13 Haz 03:45 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Yazmakla var olmak
"Yazı ile doğdum ben. Yazıdan önce, yalnız bir ayna oyunu vardı ortada; daha ilk romanımla birlikte, aynalı saraya bir çocuğun girdiğini anladım. Yazmakla var oluyor, büyüklerin elinden kurtuluyordum; ama yalnızca yazmak için yaşıyordum ve 'ben' dediğim zaman, 'yazan ben'i kastediyordum."

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 103)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 103)
Ayşe 
13 Haz 03:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Bir edebiyatçı kafası var onda. (...) Ya kafasına kalemiyle yaşamayı koyarsa?"

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 104)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 104)
esraaltunerrr 
30 Eki 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ben hiç toprağı kazmadım. Kuş yuvası aramadım, ot toplamadım, kuşlara taş atmadım. Ama kitaplar benim kuşlarım ve yuvalarım, evcil hayvanlarım, ahırım ve tarlam oldu. Kitaplık, aynada yansıyan bir dünyaydı; dünyanın sonsuz büyüklüğü, değişikliği, önceden bilinmezliği vardı onda.
......

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 31)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 31)

"Evrene kitaplarda rastladım ben; özümlenmiş, sınıflandırılmış, etiketlenmiş ve düşünülmüş bir evrendi bu, ama yine de korkunçtu ve ben, kitabi deneyimlerimin karmakarışıklığını, gerçek olayların rastlantısal akışından ayırt edemedim."

Sözcükler, Jean-Paul SartreSözcükler, Jean-Paul Sartre
Ayşe 
13 Haz 03:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Seven ne yapmaz:)
"O da beni sever; müzik öyle diyor. Ve belki ben de onu severim: âşık ve ağır kanlı bir yürek yerleşir içime. İnsan sevince ne yapar?Elinden tutup bir çayırlıkta gezdiririm onu."

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 86)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 86)
Ayşe 
13 Haz 02:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bir yalnız insan!
"Karanlıkta yaşlanıyor, anasız babasız, yersiz yurtsuz, hemen hemen adsız bir yalnız insan olup çıkıyordum."

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 78)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 78)
Ayşe 
12 Haz 04:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Teklifsizlik:)
"Bugün bile bu küçük kusur var bende: teklifsizlik. Kolej arkadaşı gibi davranıyorum bu ünlü ölülere; Baudelaire üzerine, Flaubert üzerine teklifsizce söz ediyorum ve bundan dolayı beni ayıpladıkları zaman içimden hep: 'Karışmayın bizim işimize. Sizin dâhileriniz benim malım oldu, elimde tuttum onları, tamamen saygısızca, tutkuyla sevdim. Şimdi onlarla konuşurken eldiven mi takacağım?' demek geliyor."

Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 45)Sözcükler, Jean-Paul Sartre (Sayfa 45)
Filinta 
02 Haz 19:11 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnanç
"Derin bile olsa, inanç hiçbir zaman tam değildir. Hiç durmadan onu desteklemek ya da, hiç değilse, yıkılmasına engel olmak gereklidir."

Sözcükler, Jean-Paul SartreSözcükler, Jean-Paul Sartre