Akıl Çağı (Özgürlüğün Yolları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
13506
Gösterim
Adı:
Akıl Çağı
Alt başlık:
Özgürlüğün Yolları 1
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
440
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106939
Orijinal adı:
Les chemins de la liberté 1: L'âge de raison
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Akıl Çağı
Uyanış
Akıl Çağı
Akıl Çağı
Uyanış
Akıl Çağı
XX. yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Fransız yazar ve düşünür Jean-Paul Sartre’ın yaşamöyküsü, art arda sıralanmış bir reddedişler bütünü olarak tanımla­nabilir. Sartre Tanrı’yı, kurulu düzenlerin tümünü, bu arada aileyi, klasik anlamıyla edebiyatçıyı, filozofu, eylem adamını, sayısız dostlukları, partileri, kalıplaşmış düşünceleri reddettiği gibi, 1964’te verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nü de reddetmiştir. Sartre’ın edebî yapıtları arasında çok önemli bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı roman dizisi üç kitaptan oluşur. 1945-1949 yılları arasında yayımlanan bu üç romanın ilk ikisi, anlamlı farklılıklarıyla İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı altüst oluşu sergiler. Dizinin ilk kitabı olan ve yazarın 1941’de tamamladığı Akıl Çağı’nda, “1937-1938 yıllarının aldatıcı iyimserliği” içinde hem kendilerini arayan hem de kendilerinden kaçan birkaç kişinin sınırlı ve içedönük hayatı etrafında süregiden anlamlandırma kaygıları dile getirilir.
437 syf.
·4 günde·7/10
Romanın kahramanı Mathiu AKIL ÇAĞI na gelmenin sıkıntılarını, içinde bulunduğu durumun vasıtasıyla yaşar.Özgürlüğü savunurken, hiçbirşeye, hiçkimseye gerçekten bağlanmamayı düşünürken aslında seçimsiz hayatın ne kadar sıradan olduğunun , seçimsizliğin bi tür kaybediş olduğunun farkına varır.Romanda genç öğrencileri onun bu özgürlükçü tutumuna hayranlık beslerken kendinden yaşca büyükler, bu tutumu cezalandırmak isterler.Hatta onun bu sorumluluktan kaçmak için çırpınışından için için zevk alırlar.Mathiu evlilikten ve çocuk sahibi olma sorumluğundan kaçarken , kendi vicdanı ile çatışmaktadır.Aynı şeyi belli bi yaşa gelip evlenmemişseniz gözlemleyebilirsiniz. Etrafınızdakiler hem size gıpta ederler hem de ince ince sıkıştırmaya çalışıp, üzerinizde toplum baskısı oluşturmaya çalışırlar. Bu insanın içsel çatışmasıdır.Seçimlerin getireceği sorumluluktan kaçarken, seçimsizliğin getirdiği hiçliğin derin sancısı..
440 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
J.P.Sartre filozof olarak anlatmak istediği düşüncelerini edebiyatçı kimliği ile romanındaki karakterlerin ruh durumlarını betimleyerek bize sunmuş.
Anahtar kelime "Özgürlük "
Romandaki karakterler sıradan insanlar, günlük yaşamlarını olgusallığa ait olarak yaşamakta, ortak paydaları mutsuzluk. Çünkü koşulların onlara sunduğu hayatı yaşıyorlar .Hayatın olasılıklar yönünde zengin olduğunu farketmek için kendilerini aşmazlar. Güç sarf ederek bilinçlerini geliştirmezler ve yeni bir yaşam kurmak imkânsız gibi yaşarlar. Ama Mathieu ismin de ki karakter düşünce olarak özgür bir yaşayış hedeflediği için şartların onu mahkum ettiği yaşamı reddeder. Aldığı kararın sorumluluğunu yüklenerek acı çeker. Yaşamda ki hamlelerin sorumluluğu insanın kendine ait olduğunu kabul eder.
Eser , yaşam hakkında farklı bakış açısı kazandırıp sorgulamaya yönlendirmektedir.
Satre felsefesini öğrenildikten sonra okunursa, romanın daha zevkle okunacağını düşünüyorum.
472 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
Mathieu nun iç dünyası özgürlüğünden vazgeçemezken bir çok kişiyi kaybetmesini anlatıyor okunmaya değer varoluşçuluğu yansıtan bir kitap fazla uzatmak istemiyorum okumanızı tavsiye edebilirim
437 syf.
matheu delarue'de tam olarak kendi tutumlarımı gördüm diyebilirim. roman bu yönüyle oldukça etkiledi beni. adı her ne kadar akıl çağı olsa da ben aklımdan çok yüreğimle bağlandım romana.

özgürlüğü bir kez tatmış olan insan hayatın kargaşası içinde kendine bazı tercihler yapar ve bir 'şeylere'' sahip olduğunu düşünerek üstünü örter tutsaklığının. çünkü sahibi değil tercihlerinin kölesidir insan. bunu görmek istemez. ve romanımızın baş karakteri mathiu'da tercih yapmamaktan yana bir tutum içine girer. ve genç yetişkin bir dönemde kimi için imrenilerek kıskanılan bir özgürlüğe kimi için de ızdırap verici bir özgürlüğe (dolaylı yoldan kıskanma) sahip olduğu için çekiştirilip duran bir karakterdir. sorun da tam olarak burada başlıyor. insanlar bir tercih yaparak bir şeylere sahip olurken kölesi olduğunu farketmezken, tercihsiz kalan insan ise sahibi olduğu özgürlüğün kölesi haline gelir. ve özgürlüğün kölesi olmak da ilerleyen yıllar da Mathiu için varoluş acıları demekti. ne yapsa acıdan kaçamayacak olan insanoğlu için ister tercih ister tercihsizlik bir kurtuluş değildi. ancak insan başka bir yol bulamıyor, varoluşsal acılarını ya öteler ya da o anda yaşayıp durur. ama o hep vardır. bu yüzden amor fati diye haykırmıştır Nietzsche... insanın büyük çaresizliği ve bu çaresizliğe çözümün zaman ve sonunda ölümün olduğunu hatırlatıyor satır aralarında. böylesine bir acı içinde kıvranan insan için dünya cehennem demekti. kimi öteler, kimi anlamaz, kimi ise kaçamayıp hisseder. insan için ölüm bu yüzden çok ideal olmalıdır ve o an da çok güzel olmalıdır. acının sonudur. cehennemin sona erişi.

kendimi gördüm demişken Mathiu'da, roman devam etse ve ileri ki dönemlerinin de hikayesi işlense ve asla keşke demeyeceği bir hayatı yaşadığını rahatlıkla söyleyebilirim. bazen daha tecrübeli insanlar görüyorum etrafımda ve gençliğe sürekli bir imrenmeleri mevcut. keşke şu yaşta olsaydım acısı çıkıyor ağzından... Mathiu bu noktada çok güzel bir hatırlatma yapıyor;

(..)
'gençlik budala bir şey!' diye düşündü mathieu. dışından bakarsan parlak, içine girdin mi bir halt bulamazsın. genç olduklarının bile farkında değiller.''

içsel çatışmaları bir türlü dinmeyen insanların yaşı ne olursa olsun hep tercihlerinin ve ya tercihsizliklerinin kurbanı olacaklar. bir kişiden bile şaşmadan. halbuki insan görmeliydi bakmak yerine. gençliğe imrenirken bomboşluğa imrendiğini, yaşın geçtiğinden pişman olurken aslında özgürlüğünü eline alamadığını kabullenemediği görmeliydi.

insan, görmedi.
437 syf.
·7 günde·9/10
Sartre, Sartre, Sartre... 10 yıldır elimde olan bir kitaptı Akıl Çağı ve nihayet bu sene, hem de doğum günümün olduğu ay olan nisanda, hem de 34 yaşımda okumaya karar kıldım. Elime aldığımda Mathieu ile tanıştım. 34 yaşında "akıl çağı"na ulaşmış bir felsefeci... Ne çok ortak noktamız varmış meğer, boşuna değilmiş 10 sene boyunca kitabı bekletişim.
Alıntılara doyamadığım, sindire sindire okuduğum, fazlasıyla zevk aldığım bir kitap oldu. Asla pişman etmeyen Sartre artı bir puanı daha hanesine ekledi...
437 syf.
·Beğendi·10/10
Dinlene dinlene, sindire sindire okunması gereken bir kitap. Yazar, '4 günde neler yapılır, neler yok edilir?'i anlatıyor. Kahramanların hepsinin iç sesini de romana katarak çoğulcu konuşmalarla romana daha çok bağlanmamız sağlanmış.
437 syf.
·6 günde·10/10
Sindire sindire okumaya çalışıp, dayanamayıp tükettiğim ilk Jean Paul Sartre romanı.
Romanda birbirinden çok farklı karakterlerin kendi içlerinde verdikleri varoluş mücadelesi anlatılsada; ana karakterimiz felsefe öğretmeni sevgili Mathieu’nun kimseye benzememek, özgürlüğüne dokundurmamak uğruna kimine göre kazanış ama çoğunluğuyla kaybedişlerini anlatıyor.
Yalnızca 4 gün içerisinde geçen olaylar Mathieu’ya 34 yıllık yaşamını hiçbir yere köklenmeden, sabun köpüğü misali yaşadığı yaşamını sorgulatıyor. Mathieu’nun etrafındaki herkes özgürlüğünü bir yerinden tutup çekiştirmekte, koparıp atmaya çalışmaktadır. Abisi Jacques “artık akıl çağına geldin Mathieu” deyip evlenmesi gerektiğini, eski dostu olan Brunet komünist partiye girmesi gerektiğini, bir şeye bağlanmayan özgürlüğün hiçbir işe yaramayacağını söyler. Arkadaşı Daniel onun duruşuna duyduğu nefretle Mathieu’ nun özgürlüğünü kaybetmesi için elinden geleni bu uğurda kişiliğini kaybetse bile yapar.
Mathieu’nun tek isteği ise varlığını yalnızca kendi egemenliği altına almak...
Kitapta bu uğurda karakterin nasıl baştan başa kendi benliği içine battığını, başlarda çırpınsada çırpındıkça daha dibe battığını gözler önüne seriyor Sartre.
Okurken bana hep şu soruyu sordurttu: “ Gerçek özgürlük nedir? Bir şey uğruna mücadele edip bir yere bağlanmak mı, yoksa bağlı olduğun ne varsa kesip atmak mı?”
Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Bu muhteşem kitap için teşekkürler Sartre...
II. Dünya savaşına ramak kala, günün Fransa'sında, bir felsefe öğretmeni etrafında gerçekleşen olaylar... JPS'nin NOBEL'i reddettiği yıllarda ("Camus daha önce aldığı için reddetti" iddiasına hep gümüşümdür) yazdığı bu mükemmel eser, okumayı geciktirdiğim için pişmanlık duyduğum kitaplar listesinde biiirrr numara! Daha önce zaten tiyatro eserleri yazmış olan Sartre, dar alanlarda oldukça iyi diyaloglar çıkarmış bu romanında. Evet filozof. Ta kendisi. Ama bir felsefe okuması olmakla birlikte edebi yönü oldukça lezzetli bir kitap. Arka taraflara itmeyin. Üzülürsünüz.
437 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
Var olmak sıfırı tüketmektir Sartre'ın için. Başka biriyle var olup onu kaybederek yeniden hiçliğe gömülen, özgürlüğünün tutsağı bir ana kahraman etrafında farklı bunalımların var ettiği kahramanlarla dolu bir kitap. Akıl çağıyla başlayan bir son. Sartre'ın felsefesiyle şekillenen bilinç, var oluşun tezahürü ve farklı boyutları ustaca işlenmiş kitapta. İyi okumalar.
437 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı defalarca okudum. Defalarca derken abartmıyorum. Özgürlüğün Yolları serisinin ilk kitabı Akıl Çağı Başkahraman Mathieu'nun birkaç gününü anlatıyor. Kitabı okurken kitabın hikayesinden çok karakterlerin okunması gerekiyor. Karakterlerin her biri kendini var etme yolu arıyor. Ben okurken bütün karakterlerde defalarca kayboldum. Sakin bir zamanda yavaş bir şekilde okumanızı tavsiye ederim.
“Köy köy dolaşan komisyonculara
benzedim son zamanlarda; oradan oraya o kadar gidip geliyorum ki, bazı günler ben bile kendimi bulamıyorum.”
İhtiyarladım. Şurada bir sandalyenin üzerinde gırtlağıma kadar kendi yaşamıma gömülmüş oturuyor ve hiçbir şeye inanmıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Akıl Çağı
Alt başlık:
Özgürlüğün Yolları 1
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
440
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106939
Orijinal adı:
Les chemins de la liberté 1: L'âge de raison
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Akıl Çağı
Uyanış
Akıl Çağı
Akıl Çağı
Uyanış
Akıl Çağı
XX. yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Fransız yazar ve düşünür Jean-Paul Sartre’ın yaşamöyküsü, art arda sıralanmış bir reddedişler bütünü olarak tanımla­nabilir. Sartre Tanrı’yı, kurulu düzenlerin tümünü, bu arada aileyi, klasik anlamıyla edebiyatçıyı, filozofu, eylem adamını, sayısız dostlukları, partileri, kalıplaşmış düşünceleri reddettiği gibi, 1964’te verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nü de reddetmiştir. Sartre’ın edebî yapıtları arasında çok önemli bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı roman dizisi üç kitaptan oluşur. 1945-1949 yılları arasında yayımlanan bu üç romanın ilk ikisi, anlamlı farklılıklarıyla İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı altüst oluşu sergiler. Dizinin ilk kitabı olan ve yazarın 1941’de tamamladığı Akıl Çağı’nda, “1937-1938 yıllarının aldatıcı iyimserliği” içinde hem kendilerini arayan hem de kendilerinden kaçan birkaç kişinin sınırlı ve içedönük hayatı etrafında süregiden anlamlandırma kaygıları dile getirilir.

Kitabı okuyanlar 794 okur

  • Belin Kirov
  • P.D. Hakan
  • Yusuf Yılmaz
  • Çağrı Kınalı
  • Utku Gurtunca
  • Serpil C
  • Ali Fazıl Karasu
  • Aviendha
  • Nagehan Demir
  • Müslüm Güneş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.9
25-34 Yaş
%43.1
35-44 Yaş
%30.2
45-54 Yaş
%9.5
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.1
Erkek
%56.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.9 (80)
9
%24.2 (57)
8
%19.5 (46)
7
%8.9 (21)
6
%3 (7)
5
%0.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları