Gülseren Devrim

Gülseren Devrim

Çevirmen
8.7/10
276 Kişi
·
1.020
Okunma
·
1
Beğeni
·
93
Gösterim
Adı:
Gülseren Devrim
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1928
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 2008
İstanbul’da doğdu. İstanbul Kız Lisesi’ni, ardından İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1960’lı yıllardan başlayarak pek çok çeviri yaptı. Jean-Paul Sartre’in Özgürlük Yolları üçlemesi, Jean Cormier’nin Che Guevera biyografisi, Mihail Şolohov’un Vatan İçin Dövüştüler, Aleksandr Soljenitsin’in Matriona’nın Evi, Nathalie Sarraute’un Çocukluk, Emmanuel Berl’in Atilla’dan Timur’a Avrupa ve Asya, Gao Xingjian’ın Ruh Dağı ve Yalnız Bir Adamın Kitabı başlıklı kitapları başta olmak üzere birçok önemli yapıtı dilimize kazandırdı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
270 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Şolohova karşı cephe..
.. olsa olsa Remargue'dir. .
#SPOİLER
1941/1942 ikinci dünya savaşı ..
Volga kıyısında Don nehrine Almanlar ilerliyor hedef STALINGRAD! !
38.Rus taburu geri çekilmek zorunda ..
Zorunda olmak fiilinden o kadar rahatsızlar ki sürekli komutanlarına gidip "ben geri çeklimem"!! konuşmaları yapıyorlar ama durum vahim yeniden toparlanarak takviye alarak başka bir cepheye gitmeleri gerektiğini algılama zorluğu çekiyorlar ..kala kala 27 kişi olduklarının farkına varamıyorlar..
Hikayenin özü bu fakat anlatım :)
Işte o dünyanın en samimi ifadelerini içeriyor ..
Çok gülen biri gibi gözüksemde edebi güldürmek çok zordur beni ..ya çok zeki olacak ya çok içten bir saflığı barındıracak benden geçmek için ..
Solohov ikisini de yapabiliyor
Asker sohbetlerini Remargue den bir tık daha safdille yansıtıyor bize inanılmaz samimi ve inanılmaz kelimelerle
Ilk sohbetlerde karşıma çıkan Anastasia Filipovna üzerinden bir roman yazsa seve seve okurum "bakır tavalı" romanlar kraliçesi :) civcivli mektuplar yazarı :) "minicigim " :)
Savaşın acı şarabını bize gülümseyerek sunan bir yazar Şolohov ..
Kahramanlarını birebir tanışmışız gibi cigerimize yakın koyar ..
Lopakin ,Nikola.. ismini zor telaffuz ettiğim Zvighintsev birden evin içinde dolaşmaya başlamış gibi hissedersiniz :)) iki tavuk haşlasam da şu adamların bir karnını doyursam gibi düşünceler peydahlanır beyninizde :))
Onların üzerine junker 87 den bombalar yağarken __hey gidi maskaralar sözleri sizi gülümseten bir sahneye dönüşür ama merak edersiniz "var mı postu deldiren!!!!" :))
Siperlerinin uzerinden panzerler gecerken
Lopakin tankı vurdu !!! Diye sevinirsiniz :)
Sacha !! Savaşta mısın yoksa tiyatroda mı? Neden ateş etmedin pis herif :) diye söylenirsin ...

Yüzme bilmeden dereden geçer ,yüzbaşının cenazesini iki bombardıman arasında düzenler çaktırmadan göz yaşını silersin ..
"Gözyaşına bulanmış hüzünlü bir gülümseyiş yayıldı dudaklarına. .
.. ayrılık anındaki bir kadının gülümseyiş gibi bir şey di bu ...
Bu kelimeler Solohovun nasıl bir kaleme sahip olduğunu anlatır size ..
Ha bir de " geçmişi kınalılar" gibi gün yüzü görmemiş kelimeleri vardır :))

O kitaplarında savaş ve doğayı bir araya getirir her zaman mutlaka tarlalar ,çiçekler kuşlardan bahseder savaşın doğaya bitmek bilmez ve ödenemez borcu olduğunu hatırlatır okuyucuya ..
Yanmış bir tarladan ölmüş bir insan kadar vefa ile söz eder ..ölen askeri yüzündeki çiçek yaprakları ile taçlandırır ..ölüme güzellik katar doğa belkide bir nebze ..

Solohov kelimeleriyle
__ daha ne olsun be!! Ölüsü kandilli! !! bir savaş romanı : )))
Sıcacık samimi içten duygusal ama bir o kadar neşeli satırlar okumak isterseniz :)
Vatan için dövüştüler ..buyurun okuyun :)
Benden tam tavsiyelidir ..
Bünyeye iyi gelir hele ki sahte dünyada gerçek bir hikaye okumak istiyorsanız

Dip not ..
"Doğuya doğru çekilirken gözümüz daima batıdaydı ..Şimdi de bakmaya devam edeceğiz oraya ..
Son Alman neferi tekmelerimizle topraklarımızdan defolup gidinceye kadar çarpışacağız !!!
Hurraaaa !!!!!!
209 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Üç hikayeden oluşan kitapta Soljenitsin, hikayelerinin sonunda ' devam edebilir- imajı vererek tamamlamış. Şimdi üç hikayeyi biraz inceleyelim.

1-) MATRİONA ' NIN EVİ
Hikaye, İgnatiç adında bir matematik öğretmeninin " özlendiğim, beklendiğim hiçbir köşe yoktu beni cezbeden" diyerek Rusya' nın kalbinde bir yere gömülmek ve kalabalıklardan uzak bir yer bulup orada yaşamak için yola düştüğü ve
- Afedersiniz tren yolundan uzak bir yerlerde bir matematik öğretmenine ihtiyacınız var mı? Diyerek Matriona' nın evinde kiracı olarak yaşamasıyla başlar.
Matriona dünya üzerindeki en iyi niyetli insanlardan biridir. Kimi zaman kendi yaşamından bile feragat edebilir, herhangi birinin mutluluğu için...
Bu hikâyenin en unutulmaz yanı benim için 44-45 inci sayfalarıdır. Kötü niyetli insanların gözyaşlarına yüklenilen manalar üzücü bir olayın trajıkomik yanlarını ortaya çıkarıyor. Üç hikâyenin içinde en beğendiğim hikâyeydi kesinlikle.

2-) KREÇEKOVA' DAKİ YABANCI

Bir tren istasyonunda görevli rütbesi Teğmen olan Zotov'un ve tren garına dolayısıyla şehre nerden geldiği bilinmeyen gizemli bir yabancının gelişiyle yaşanan olayların hikayesi. Yabancı bir tiyatro oyuncusu ve bilinen bir adam ve gönüllü askerî gòrevinde esir olmaktan son anda kurtulmuştur. Teğmen Zotov ilk başta bu adama hayranlığını gizleyemese bile adamın ajan olabilme ihtimali kafasını kurcalar ve ona Stalingrad ' ı sorar, cevap alamaz. Aktör Stalingrad ı bilmemektedir. yabancı eski ismiyle -Çaritsin Müdafaası- olarak bilse de iş işten geçmiş ve merhametli, iyi yürekli Zotov yabancı hakkında kararını vermiştir. Etkileyici ve devamını düşündüren bir hikayedir.

3-) BİR AMAÇ UĞRUNDA

Bir grup emektar öğretmenin ve 900 e yakın öğrencinin oluşturduğu bir teknik kolej in hikayesi...
Toplum için öğretmenlerin ne demek olduğuna ve öğretmenlerin toplum ile olan uğraşında kendilerinden nasıl feragat ettiklerine, bu esnada öğrencilerin de kendi okulları için nasıl emek harcadıklarına ustalıkla değinir.
İnsanların azmederek neler başarabileceği ve öğretmenlerimizin dünyanın neresinde olursa olsun, toplumun temel yapıtaşı olduğu bilincinde olmak gerekir.
Öğretmen arkadaşlarımızın özellikle üzerinde durabileceği ve irdeleyebileceği güzel bir hikaye.

KITAP GENELİNDE.
Çeviride kaynaklanan birkaç hata dışında oldukça güzel bir kitaptı. Soljenitsin' ın dildeki ustalığını anlatmaya gerek yok görüyorsunuz, göreceksiniz okuyunca.:) Uzun ve anlamlı cümlelerini oldukça beğendim.
Yeni yılda hedeflerimden biri SOLJENİTSİN dir. Okumak ve anlamak dileğiyle...
390 syf.
·68 günde·8/10
Phatmos (Maşe, Mos, Mose, Musa) bilinen en yaygın tespit, Mısır Firavunu I. Seti kâhinlerden haber alır ve bir İbrani bebeğin dünyaya gelişini haber eder. Seti ise o vakitte doğan bütün çocukların öldürülmesini emreder, Musa bir şekilde doğar ve Nil Nehri’ne bırakılır. Bir Mısır prensesi onu sudan çıkarır ve bakımını üstlenir. - Hele ki bir Kral’ın bütün İbrani çocukları katlettiği zaman bir prensesin İbrani bir çocuğu muhafaza etmesi - Bu okuduklarınız bir hayal ürünüdür, dediğimde bir bilirkişi hemen karşıma Kasas Suresi 7. Ayetini çıkaracaktır. Lakin bunları ben demem kitap arkasındaki kaynakçada arkeologlar ve tarih bilimciler der.

Hz. Musa’nın ne doğumu ne de nereden geldiği bilinmemektedir. Her şey bir imadan ibarettir. Hatta bazı arkeologlar ve tarih bilimciler Hz. Musa’nın “Mitoloji” kahramanı olduğunu dahi savunurlar. Biz ise Hz. Musa’yı Kasas Suresi’nden tanırız. Kuran’da geçen 9 mucizesi Tevrat’ta 10 tane olarak yer edinir. “Kuran’da geçenleri ‘siz’ elbet bilirsiniz.” Ben size Tevrat’ta geçenleri sıralayayım; Asa mucizesi, Kan mucizesi, Kurbağa mucizesi, Sivrisinek mucizesi, At sinekleri mucizesi, Hayvanların telefi mucizesi, Çıbanlar mucizesi, Dolu mucizesi, Çekirge mucizesi, Karanlık mucizesi ve İlk doğanların ölümü mucizesidir. Okuduğumuz kitapta bunlara da az olsa yer verilmiştir.

“Bir gün Musa büyüdü, kendi insanlarını aradı ve onları en ağır işlerde çalışırken buldu.”

Hz. Musa’nın hayatının kurgulanıp roman halini almasıdır, “Musa, Mısır Prensi.” Yazarın bir dünya araştırma sonunda kaleme aldığı kitap arkasında yazdıklarını desteklemek isteyen kaynakçayla bitiyor. Tur Dağı’ndaki (Sina, Horeb) yanan çalılıklara da değinen kitap, yazarın güzel betimlemeleriyle güzel bir anı-roman olarak sürekliliğini devam ettiriyor. İki cilt olduğundan kitap “Çıkış” başlamadan sona eriyor.

Sözün özü; farklı bir bakış ile biraz anı, biraz tarih, biraz roman tadında bir kitap, okunulası ve tavsiye edilesi.
Sevgi ile kalın.
374 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10
Bilinmeyen insanı korkutur ve dahası merakını uyandırır. Ancak korku sevgiyle taçlandırılmadıktan sonra tam bir iman teşkil etmez. Korkmak kadar sevmekte gerekmektedir. Her dönemin peygamberi kendi dönemine ait sanatların en iyi erbaplarından olması pek şaşılası bir durum değildir. Hz. Musa’ya verilen sihir, Hz. İsa’ya verilen tıp ilmi ve Hz. Muhammed’e verilen şiir üstü bir yazım dili… Bunlar peygamberleri diğerlerinden ayıran en güzide lütuflardandı ve halkların zorda olsa iman etmelerini kolaylaştırmak için peygamberler bu Ledün İlmi ile şereflenmişlerdir.

Cehennemin tap tenine – ilk on - baktığımız zaman şüphesiz birinci sırayı Firavun alır. Hatta Kuran-ı Kerim’de kötü adamın tasviridir kendisi. Karşısında ise en hayırlı 5 insandan birisi olan Hz. Musa (Mos). Üstün körü bakıldığında herkesin Hz. Musa hakkında birçok bilgi sahibi olduğunu biliriz. Birisi “Asa” dan bahseder bir diğeri ise Kızıldeniz’i böldüğünü söyler. Bu hadiseler kitapta kısmen de olsa doğrudur. Her şeyden ziyadesi ise Hz. Musa bilge bir peygamberdi. Yani doğayı çok iyi tanıyan, doğa olaylarına hâkim olan, öğretici bir kişiliğe sahipti.

“Tanrı lütfettiklerini sebepsiz geri almaz. Bizi onlardan yoksun bırakan hatalarımızdır.” (Alıntı #47142057 )

Birinci kitabımızda Hz. Musa’nın doğumundan başlamış, Mısır saraylarında yetişmesini konu etmiş, Medyen’e yolculuğuna tanık olmuş ve Apiru yani İsrailoğulları’na önderlik ederek Mısır’dan “Çıkış’ına” şahitlik ediyorken Kızıldeniz Kıyısına vardığımızda kitap sonlandırılmıştı.

Kitap içeriğine dalıp konu özeti çıkarmak istemiyorum. Şunu söylemekte yarar görüyorum ki bu kitap yazılmış diğer Tevrat kitaplarına karşı akademik bir çalışma değeri taşıyabilecek değerdedir. Abartılı ve epik olaylardan kaçınılması ve bunu da kitap sonunda eleştirileriyle anlatması okuruna fayda sağlamaktadır. Tekvin ya da Sayılar kitaplarındaki abartılı rakamlar ve olaylar araştırmacı yazar tarafından incelenmiş, olası durumlarda göz önünde bulundurularak doğruya yakın tahminler ile kurgulanmıştır. Bazı yerlerde Tekvin ya da Sayılar kitabından ayrılıp, kendi kurgusunu kendi yaratmıştır.

“...kötülük olsa olsa uyuklar! Ve uyanmak için vaktin gelmesini bekler.” (Alıntı #47137882 )

Diğer güzel taraflarından bir tanesi ise olayları ve mekânları çok iyi betimlemiş olmasıdır. Kişiyi buradan alıp o devirlere götürerek hayal dünyasında ormanlık bir Arap-Afrika kıtaları hayal ettirmektedir. Hz. Musa’nın karşısına ise II. Ramses’i koymuştur. Ancak bu olasılık pek doğru değildir. Dönemin bilinmezliği ve II. Ramses’in 90 yıl yaşamasını da ele alırsak eğer dönemin karşıtı firavun II. Thutmose gözükmektedir. Bu sadece en yakın olan bir tahmindir, kesinliği ise yoktur. Şu da bir gerçektir ki bu iki firavunda kendi döneminin en güçlü isimlerinden birileriydi. Olası bir savaşta ya da durumda Apirulardan eser kalmazdı.

İlahi bir duygu ile sentezlemek gerekirse; dönemin firavunu en büyük günahı işlemiş ve kendisinin ilah olduğunu söylemiş, bu şekilde hayatını sürdürmüştür. Ancak herkesin bir hesabı var ise yaratıcının da bir hesabı vardır. Kâhinlerin ortalığı ayağı kaldırması ve doğacak erkek çocuğunun Mısır Firavununu yerle yeksan edeceği gerçeği su götürmez bir olaydır. Canı firavun el kadar bebekleri dahi öldürmekten çekinmeyecek kadar gözü dönmüş, ene yani benliliğinden ödün veremeyecek kadar ego sahibiydi. Hesaplar ise her zaman istenilen sonucu vermez. Doğan çocuk suya bırakılır ve Mısır Sarayı dolaylarında bulunulup, dönemin Mısır Kraliçesi tarafından beslenir, eğitilir ve büyütülür. İşte adalet!.. Dünya bir sinek yüzünden ölen nice hükümdarlar gördü.

Akademik çevreler Hz. Musa’yı çoğu kez bir mit olarak kabul etmişlerdir. Bilimsel ya da arkeolojik durumlardan da yararlanarak Kızıldeniz’in bölünmesinin sebeplerini ilk olarak Santorini Adası’nda meydana gelen volkanik Minos Patlaması sebebiyle denizdeki dalgalanmaların sebep olduğu söylenmektedir. Bunun dışında ise azımsanmayacak başka bir çevre ise Büyük Siyah’ın (Yukarı Mısır’da Kızıldeniz’in bir bölümü) hemen yanında bulunan sığ olan Sazlıklar Denizi’nden geçirildiğidir. Arkeolojik bulgular ise bu ikinci durumu doğrular niteliktedir. Geçiş bittikten sonra ise dalga boyları yükselmiş karşıya geçmeye çalışan Mısır askerlerinin bir kısmını boğmuştur. Hatta karşı kıyıya geçmeyi başaran Mısır askerleri Hz. Musa tarafından önceleri köle olarak alınmış daha sonrası ise kadim dostu Hz. Yuşa –Kendisi Hz. Musa’nın komutanı ve ölümünden sonra İsrailoğulları’nın lideridir – tarafından asker olarak birliklerine katmıştır.

“Gençlik güzeldi. Yetişkini böylesine çirkin yapan şey kötü düşüncelerdi, kinler, alçaklıklar, yalanlar, pis kıskançlıklar, kendini evrenin merkezi sanan insanın kibirli bencilliği, tembelliğin mutlu edilgenliği, yürek yoksulluğu, ölümün unutuluşu ve daha da kötüsü, ölüm korkusu.” (Alıntı #47022800 )

Kuran-ı Kerim’de geçen Çıkış ise Yunus Surelerinde karşımıza çıkmaktadır. Kızıldeniz açıldığında geçiş tamamlanmış, firavun ve askerleri geçerken ise deniz kapanmıştır. Firavun secde etmiş ve Müslümanlığı kabul edilmemiştir. O dönemde Müslüman kelimesi teslim olmak manasındadır. Bedeni ise herkese ibret olması için bozulmadan gün yüzüne çıkacağı belirtilmiştir.

Böyle bir cesedin varlığı henüz bilinmemektedir. Eğer ki böyle bir durum olacaksa bu Kuran-ı Kerim mucizelerinden birisi olarak adlandırılabilir. Ayrıca MS 600’lerde geleceğe yönelik müze, sergileme ya da arkeoloji gibi bilimlerin ayetlerde geçmesi ise gelecek hakkında az da olsa bilgi vermektedir.

Kitap içerisine konu edilen peygamberin yazar tarafından sevildiği çok ortadadır. Ancak yazarın ilahiyatçıları sevmediği ise gözden kaçmıyor. Çok güzel kişilik analizleri ve çözümlemelerde bulunmuş ve Hz. Musa’yı okuruna okuru tanımasa bile sevdirme misyonunu üstlenmiş gibidir. İsrailoğulları’nın açlığını, başıbozukluğunu ve peygamberlerine neler çektirdikleri ise es geçilmemiş. Günümüzde de zulmün mimarı olmaya devam etmektedirler.

Kitabım Doğan Kitapçılık A.Ş. Yayınları’ndan, Fransızcadan çevirisini üstlenen kişi Gülseren Devrim. Başlangıçta harika bir dönem haritası bulunmaktadır. Kısa bir önsöz niteliğinde yazı ile “Çıkış” kaldığı yerden devam etmektedir. 3 ana bölüm ve bu bölümleri oluşturan 40 üzerinde küçük bölümler bulunmaktadır. Kitabın son 61 sayfasını ise “kaynakça ve eleştiri notları” almaktadır.

“İnsanoğlunun belleği çöldeki kum gibidir. Tanrı'nın lütfunu ve cömertliğini emer, sonra zamanın rüzgarıyla kurutur ve unutur.” (Alıntı #47096099 )

Sözün özü; benim için iyi bir okuma ve güzel bir anı romandı. Severek, merak ederek güzel bir başlangıçla başlayıp iyi bir şekilde sonlandırdım. Meraklısına kesinlikle tavsiye edilesi ve okunulasıdır.

Sevgi ile kalın.

Kitap içerisinde en çok hoşuma giden bir konuşma… Hz. Musa ile eşi Tsippora…
“-Gel sevgili kandilim, diyordu Mos, gülümseyerek.
-Ateşin yanında küçük bir kandil nedir ki? diyordu Tsippora gülerek. Ben sana yetmedim, koca bir halkı kucakladın!”
232 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Mihail Şolohov'un Durgun Don,Don Kıyısında,Uyandırılmış Topraklar ve Nobel ödülü de almış Don Hikayeleri kitaplarından sonra okuduğum,beşinci ve bu saydıklarım arasında en az bilindiğini tahmin ettiğim romanı.
Özellikle Şolohov'dan Ve Durgun Akardı Don gibi ünü dünyaya yayılmış bir romanı okuduktan sonra,Vatan İçin Dövüştüler romanı biraz yavan,tatsız kalıyor diyebilirim.
Kitabımızın konusunu ise,Alman işgali altındaki Sovyetler'de, savaşın henüz Nazilerden yana iyi gittiği bir dönemde,işgalci Nazi kuvvetleri karşısında dövüşe dövüşe Rusya içlerine doğru çekilen bir Sovyet alayı mensubu üç askerin Nikola'nın, Lopakin'in ve Zivyaginçev'in mücadelesi oluşturuyor. Savaş durumunun getirdiği yokluk,savaşın kendisinin Sovyetlerin aleyhine bir durumda oluşunun umutsuzluğu,Nazilerin Berlin'e kadar kovalanacağı günün gelmesi umudu, askerlerin yıllardır cephede geçen hayatlarının yol açtığı ev özlemi...
Özetle,Şolohov'un bulabildiğim tüm kitaplarını okumak istediğimden benim için bir zaman kaybı değildi ama çok bol zamanınız yoksa kitap okumak için ve Şolohov'dan birşeyler okumak istiyorsanız bu kitap yerine incelemenin başında da yazdığım yazarın diğer kitaplarını tercih etmenizi öneririm.
437 syf.
·4 günde·7/10
Romanın kahramanı Mathiu AKIL ÇAĞI na gelmenin sıkıntılarını, içinde bulunduğu durumun vasıtasıyla yaşar.Özgürlüğü savunurken, hiçbirşeye, hiçkimseye gerçekten bağlanmamayı düşünürken aslında seçimsiz hayatın ne kadar sıradan olduğunun , seçimsizliğin bi tür kaybediş olduğunun farkına varır.Romanda genç öğrencileri onun bu özgürlükçü tutumuna hayranlık beslerken kendinden yaşca büyükler, bu tutumu cezalandırmak isterler.Hatta onun bu sorumluluktan kaçmak için çırpınışından için için zevk alırlar.Mathiu evlilikten ve çocuk sahibi olma sorumluğundan kaçarken , kendi vicdanı ile çatışmaktadır.Aynı şeyi belli bi yaşa gelip evlenmemişseniz gözlemleyebilirsiniz. Etrafınızdakiler hem size gıpta ederler hem de ince ince sıkıştırmaya çalışıp, üzerinizde toplum baskısı oluşturmaya çalışırlar. Bu insanın içsel çatışmasıdır.Seçimlerin getireceği sorumluluktan kaçarken, seçimsizliğin getirdiği hiçliğin derin sancısı..
472 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
Mathieu nun iç dünyası özgürlüğünden vazgeçemezken bir çok kişiyi kaybetmesini anlatıyor okunmaya değer varoluşçuluğu yansıtan bir kitap fazla uzatmak istemiyorum okumanızı tavsiye edebilirim
Akıl Çağı, Özgürlük Yolları üçlemesinin ilk kitabı. Jean Paul Sartre'nin bu romanı kendisi gibi 1905 doğumlu ve felsefe öğretmeni olan Matheu adlı bir adamın, özgür olmak adına yaptiklarini, kendisiyle mücadelesini ve bu uğurda neleri kaybettiğini anlatiyor. Sartre bu romanda, kendi değer yargilariyla, prensipleriyle, erdemleriyle, doğruları ve yanlışları ile 35 sene boyunca kendisiyle yaşamış olan, harekete geçmemekte direnen, kendi özgürlük anlayışınca hareket eden ve bağ kurmaktan uzak duran, varlığını kendi egemenliği altına almaya çalışan kontrolcü bir adamın, gırtlağına kadar kendi yaşantisina gömülüşünü ve asla dışına çıkamayışının çaresizliğini ilmek ilmek işlemiş.

Birtakım politik olayları da görüyoruz kitapta. 1940 yani 2.Dünya Savaşının olduğu bir yılda, hiçbir kişiyle, görüşle, durumla bağlantı kurmayan özgür adamımız Mathieu'nün görüş benimsememesi ve dostlarıyla birlikte siyasi olaylara katılmaması onlardan kopmasına sebep oluyor. Matheu'nun arkadaşı, savas ortasında, her şey yıkılırken, herkes kaçarken, yapacak bir şey kalmadığında bile, aydin insanlarin sakince, inanmak ve benimsemek icin haklarının olduğunu düşünmelerine katlanamiyor ve eleştiriyor.


Her bir karakterin vermis olduğu varoluş mücadelesi ayri ayri incelenmeli. Ruhsal değişimleri, bireyin iç dünyasındaki gizli düşünceleri -ozellikle bastırılmis yoğun nefreti- Matheu'nun kimseye benzememek için verdiği uğraşların onu nasil herkese dönüştürdüğüne, kendi kendinin nedeni olmak ve özgürlük uğruna yaptığı seçimlerin onu sonsuz bir özgürlüğe mahkum edişine tanıklık edeceğimiz harika bir başyapıt.
437 syf.
·Beğendi·10/10
Dinlene dinlene, sindire sindire okunması gereken bir kitap. Yazar, '4 günde neler yapılır, neler yok edilir?'i anlatıyor. Kahramanların hepsinin iç sesini de romana katarak çoğulcu konuşmalarla romana daha çok bağlanmamız sağlanmış.
II. Dünya savaşına ramak kala, günün Fransa'sında, bir felsefe öğretmeni etrafında gerçekleşen olaylar... JPS'nin NOBEL'i reddettiği yıllarda ("Camus daha önce aldığı için reddetti" iddiasına hep gümüşümdür) yazdığı bu mükemmel eser, okumayı geciktirdiğim için pişmanlık duyduğum kitaplar listesinde biiirrr numara! Daha önce zaten tiyatro eserleri yazmış olan Sartre, dar alanlarda oldukça iyi diyaloglar çıkarmış bu romanında. Evet filozof. Ta kendisi. Ama bir felsefe okuması olmakla birlikte edebi yönü oldukça lezzetli bir kitap. Arka taraflara itmeyin. Üzülürsünüz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülseren Devrim
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1928
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 2008
İstanbul’da doğdu. İstanbul Kız Lisesi’ni, ardından İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1960’lı yıllardan başlayarak pek çok çeviri yaptı. Jean-Paul Sartre’in Özgürlük Yolları üçlemesi, Jean Cormier’nin Che Guevera biyografisi, Mihail Şolohov’un Vatan İçin Dövüştüler, Aleksandr Soljenitsin’in Matriona’nın Evi, Nathalie Sarraute’un Çocukluk, Emmanuel Berl’in Atilla’dan Timur’a Avrupa ve Asya, Gao Xingjian’ın Ruh Dağı ve Yalnız Bir Adamın Kitabı başlıklı kitapları başta olmak üzere birçok önemli yapıtı dilimize kazandırdı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1.020 okur okudu.
  • 38 okur okuyor.
  • 1.491 okur okuyacak.
  • 28 okur yarım bıraktı.