«15. ve 16. yüzyılları kapsayan Rönesans, adını antikçağlarda yazılan metinlerin çevrilmesi ve yeniden düzenlenmesinden alır ancak bu dönemin önemi sadece Yunan ve Roma metinleri ile antikçağ bilgilerinin yeniden keşfedilmesinden gelmez. Bu yönü de önemlidir ancak tek sebep bu değildir. Ciddi bilimsel, teknik ve politik çalkantıların yaşandığı bir dönemdir. Ufuk genişlemiş, olağanüstü çeşitlenmiştir. Tüm sınırlar genişlemiştir.»
«Kendimizi olduğumuz gibi sevmeliyiz. Zayıflığımızdan şikâyet edip durumumuza üzülmemeliyiz. Üzüntü daima zararlıdır ve hep deliliktir. Doğru; cahiliz, kırılganız ve zayıfız; kuşkusuz ölüme yazgılıyız, bu kaçınılmaz bir gerçek ancak aynı zamanda sadece yaşıyoruz, dünyaya hayran oluyoruz, varoluşun tadını çıkarıyoruz, düşüncelerimizin kayıp gidişini ve değişen duygularımızı suyun akışı ve bulutların geçişi gibi izliyoruz. İşte, yaşamak dediğimiz şey kendimizi tanrı ya da kurban olarak görmeden, hoplaya zıplaya günden güne, saatten saate farklı var olmaktır. Sadece insan olmak, insan olmaktan mutluluk duymak ve böyle kalmaya çabalamak.»
«Ne yanılgı ama! Bu tuzağa ilk düşen, yaşamak için bir öğretiye sahip olmamız gerektiğini ilk düşünen sen değilsin. Bunlar yanlış! Yaşamın kullanım kılavuzuna ihtiyacı yok. Tek başına çalışmak için gerekli her şeye sahip. Kendine nasıl nefes alıp vereceğini, sindireceğini ya da uyuyacağını sormuyorsun. Kendiliğinden nefes alıyor, sindirim yapıyor, uyuyorsun. Yaşam kendi kendine devam ediyor. Bu harekete eşlik etmen, bundan sevinç duyman yeterli. Çünkü kim olduğumuz hakkında üzülmek için hiçbir sebep yok. Hastalıklarımız arasında en vahşisi varlığımızı aşağı görmektir.»
«Kesin ya da sağlam temellere dayanan bir şeyler bilemeyeceksek "Nasıl yaşanır?" sorusuna verilecek yanıt yoktur. Neden bunu değil de şunu tercih etmeliyiz? Neden kötüyü değil de iyiyi seçmeliyiz? Ya da haksızlık yerine adaleti? İhanet yerine dostluğu? Sömürü yerine yardımlaşmayı? Bilgi olmaksızın pusulasız kalırız.»