Sartre'ın Duvar kitabı; Duvar, Oda, Herostratus, Özel Yaşam ve Bir Yöneticinin Çocukluğu olmak üzere 5 hikayeden oluşmaktadır. Bu hikayelerin her biri farklı bir sorgulama içermektedir.
Örneğin Duvar hikayesinde idama mahkum edilmiş üç arkadaş ve bunlara bakması için getirilmiş bir doktor vardır. Öleceği anı bilen ve dört duvar arasında kısılı kalmış insanların düşünceleri ve davranışları kesinlikle okunmaya değer.
^"Evet," dedim, "olan, ufaklığa oldu."
Bunu adil olmak için söylüyordum, ama ufaklığı sevmiyordum.
^Ben onun buraya niçin geldiğini biliyordum. Ne düşündüğümüz onu ilgilendirmiyordu. Bizim bedenlerimize bakmaya gelmişti, diriyken can çekişen bedenlerimizi seyretmeye gelmişti.
^Kendini düşünmekten alıkoymak için konuştuğu kesindi.
^Her şeyi ciddiye alıyordum; sanki ölümsüzmüşüm gibi.
^Seninle benim aramda bir duvar var. Seni görüyorum, seninle konuşuyorum, ama sen öte yandasın.
İkinci hikayede aşık olmakla esirlik altına girmek arasında bir sorgulamaya tutar bizi Sartre.
Üçüncü hikaye tamamen farklıdır. Bambaşka düşüncelere sahip bu adamın düşünceleri bizim ufkumuzu ve düşünce sınırlarımızı oldukça zorlayacaktır:
"İnsanlara yukarıdan bakmak gerek. Işığı söndürüp pencereye geçiyordum. Yukarıdan birisinin onları gözleyeceğini akıllarına bile getirmiyorlardı. Önden görünüşlerine dikkat ederler, bazı da arkadan görünüşlerine, ama bütün gösterileri bir yetmişlik seyirciler için hesaplanmıştır. Zaten kim kalkar da bir melon şapkanın altıncı kattan görünüşünü düşünür? Omuzlarını ve kafalarını canlı renkler, göz alıcı kumaşlarla savunmayı bir yana koyarlar. İnsanoğlunun bu büyük düşmanıyla savaşmayı bilmezler: kuşbakışı görünüşle. Eğiliyordum ve gülmeye başlıyordum. O kadar gurur duydukları eşsiz, benzersiz şu "ayakta olma durumu" neredeydi şimdi? Kaldırıma