Geri Bildirim
Adı:
Ecce Homo
Alt başlık:
Kişi Nasıl Kendisi Olur
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
120
ISBN:
9789944887335
Kitabın türü:
Çeviri:
Can Alkor
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche, profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Ecce Homo 1888 yılında yazdığı otobiyografik nitelikli bir eserdir. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Wagner Olayı,

Dionysos Dithyrambosları, Putların Batışı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.
Okuduğum en iyi otobiyografi kitaplardan bir tanesi...

Almanlar ve Hıristiyanlık hakkında acımasız eleştiriler ile dolu olan bu kitapta kendi düşüncelerini hiç çekinmeden kaleme almış. Bu eserden önce yazdığı kitaplarının nasıl oluştuğunu nelerden etkilendiğini eklemeyi de unutmamış...

İnsan; ruh dünyasında bir şeyi kabul etmiyorsa ister doğru olsun ister yanlış eğer sessiz kalıyorsa bunun insanlık adına suç olduğunu savunuyor. Eserlerini yazdığı dönemin kendi dönemi olmadığını, o dönemde ki felsefecileri, müzik ve din adamlarını eleştirirken kendi kitaplarının ölümünden sonra doğacaklarına inanıyor. O gün onu anlamayanları ve eleştirenleri merak etmemesinin hoş görülmesini istiyor...

Nietzsche, bu eserinin 1886 yılının bilimine, sanatına ve siyasetine bir eleştiri kitabı olduğunu ve tüm Avrupa'nın özellikle Almanların bir çoğunun ayak takımı olduğundan bahsederken Fransız kültürünün tüm Avrupayı kuşatması gönülden arzuladığını da eklemeyi unutmuyor...

Birey olarak ise insanın önce kendi içinde ki Tanrı'yı keşfetmesini ve bu keşiften sonra başka Tanrı'ya ihtiyaç duymayacağını dile getiriyor...

Felsefe kitapları ile aram çok iyi olmasa da, Nietzsche'nin anlatımını seviyorum. Bu eserde ise kendine hayranlığı inanılmaz derecede yüksek olmasına rağmen okurken rahatsız olmuyorsunuz...
Eğer tez konusu olarak Nietzsche 'yi araştırmanız gerekiyor yahut çok seviyorsanız bu kitabı okuyun derim. Onun dışında kitabı okunabilir bulmuyorum.
Kitabın başında kendinden bahsediyor. Sevdiği müzikten esinlendiği yazara, sevdiği şehirden dostlarına...
Geri kalan kısımda ise kitaplarının yazılırken hangi aşamalardan geçtiği, içeriği vs. bir çeşit otoinceleme .
Sanatsal açıdan bir şey göremediğimi söylesem, sanırım Nietzsche hayatta olsa kahrından ölürdü. Çünkü onun egosu bunu kaldıramazdı.
Okumayın...

Benzer kitaplar

her cümlesi kitaplara bedel olan insan. '' ne mutlu uykusu gelenlere çünkü onlar hemen uyuyacaklar.'' cümlesi günlerce kafa kurcalamıştır vakti zamanında.
Nietzsche okuduktan sonra, bir süre "Az önce ne okudum acaba ben?" düşüncesiyle dalıyorum. Sonra tekrar okumam gerektiği sonucuna varıyorum, arkadaşlar, açıkça söyleyeyim, çünkü anlamıyorum. Kendisi de söylemiş kitaplarının zor anlaşıldığını, yani yalnız değilmişim ama düşüncelerini hazmetmem, kendimi onun yerine koymam,anlamaya çalışmam çok uzun sürüyor, hatta bazen hiç sonuç vermiyor. Sadece zayıf ihtimaller kurabiliyorum kafamda, bu ihtimallerle de kesin bir sonuca varabilmem mümkün olmuyor ve bu durum ciddi anlamda çok üzüyor beni. Var mıdır şunu şunu yap, çok daha iyi anlarsın diyen?

Okuduğum birkaç filozofun kitabında hiç böyle bir sorunla karşılaşmamıştım ama Nietzsche gerçekten çok çok farklı. Mesela ben kendisini Ateist zannediyordum, ta ki kitapta, bu kitapta hem de, "Tanrı yardımcım olsun! Amin." ifadesine rastlayana kadar. Bunu da araştırdım, çok farklı bir inanç sistemi olduğunu öğrendim. Oysaki hep ileri temsilcilerinden biri olarak gösterilir kendisi Ateizm'in. Ayrıca "Tanrı öldü." cümlesi de çok yanlış anlaşılmış. Ne çok ön yargıya maruz kalmış. Keşke anlasam da çözebilsem. Her ne kadar kafam çok karışsa da peşini bırakmayı pek düşünmüyorum. Çünkü bir sürü soru işareti oluşturdu bu bende ve rahat bırakmıyor.

Alışılmışın dışında ve zor olmasına rağmen, kitabı okumak yerine kendisiyle savaşmanıza, elinizin altında mutlaka farklı başka bir kaynak bulunması gerekliliğine ve verdiği yorgunluğa rağmen oldukça zevk aldığım bir kitaptı ve dediğim gibi belki de en önemlisi, merak ettirmesiydi. Yeni fikirlere ilgi duyuyorsanız tam size göre diyebilirim.

Hepinize iyi okumalar...
İlk bitirebildiğim Nietzsche eseridir bu. Latince'nin kalitesini, her sayfada yeni kelimler öğrenme güzelliği sunar size. Araştırmaya sevk eder delice. Kısadır ama özdür. Hayatındaki çoğu şeyi ele alır yazar. "Neden Böyle Bilgeyim?”, “Neden Böyle Akıllıyım?”, “Neden Böyle İyi Kitaplar Yazıyorum?”, “Neden Bir Yazgıyım Ben?” şeklinde bölümlere sahip olan kitap narsisizm dolu gibi görünse de içinde Nietzsche'nin üstinsan için biçtiği kaftanı betimler. Almanları ve çevresinde hayatına etkisi olan insanları sivri bir dille eleştirmiş Tanrısızlıktan dem vururken yazgıyı benimsediğini anlatmıştır bu kitapta.

"Bir insanın büyüklüğünü belli eden bence Amor Fati' dir; İnsanın hiçbir şeyi gelecekte, geçmişte, ta benliğine dek başka türlü istememesidir. zorunluluğa yalnızca katlanmak, hele onu gizlemek yetmez. Her türlü ülkücülük zorunluluğa karşı bir aldatmacadır, iş onu sevmekte… “

Demiştir. Amor Fati. Yani kaderini sevmek beni çok düşündürtmüş ve hayat mottosu yapacak kadar üzerimde bir süre etkisini sürdürmüştü.

Kısaca Nietzsche'nin en son yazdığı ve bitiremeden öldüğü bu kitabı kanımca okunacak eseridir. Sonrasında kalemin sivriliğine göre notunuzu verip sevip sevememenize göre diğer eserlerini de okuyabilirsiniz.
"İnsan kendisi olabilmesi için, kendinin ne olduğuna dair en dolaylı da olsa bir fikre sahip olması gerekir." Friedrich Nietzsche

Geleneksel otobiyografiye benzemekle birlikte çok ilgi çekici, güzel ve aşırı derecede hiciv içerir.

Nietzsche'nin kendi büyüklüğüne olan inancı, insanlığın diğerleriden farklı olarak durumunu anlamış olmasından kaynaklanıyor. Temel amacı "insanlığı" düzeltmek.
Varoluş nihilizmin niteliklerinin örnekleri, Almanlar, hristiyanlar ve idealistlere olan eleştirisi ve fikirleri, daha önce yazdiğı eserlere yorumlar ve dahası. Nietzsche'nin felsefesini seviyorum; dili kolay ve anlaşılır geliyor bana.

Not: Ecco Homo ( Latince : "İşte (bakın) İnsan") dövülmüş, bağlanmış ve dikenlerle taçlandırılmış İsa'yı öfkeli ve nefretli kalabalığa sunan Pontius Pilatus tarafından İsa'yı kastederek söylenmiş vurgulu cümle.
Okuduğum en iyi otobiyografik eserlerden biri...İç çatışmalarıma iyi geldi...modern dünyada korktugumuz ve kactigimiz ne varsa onun esaretinde yaşıyoruz...Delirmemiz dileğiyle....
Nietzsche bu kitabında o zamana kadar yazdığı tüm kitaplar hakkında bilgiler veriyor. Bunun yanında oldukça olgun cümleler de mevcut. Hani alayım da şöyle bir göz gezdireyim denecek bir kitap değil. Normalde günde 100-150 sayfa kitap okurum ama bu kitabı bitirmem 3 gün sürdü. Değdi mi derseniz kesinlikle değdi. Okuyun derim
Niçe'nin otobiyografisi denebilecek bir metin, kendisini biraz daha tanıyabilmek anlamında benim için faydalı bir okuma oldu.

Kitaptaki fikirlerden benimsediklerim oldu. Bunlardan en önemlisi, okumaya bir yerden sonra dur deme düşüncesi. İlk başta kulağa aykırı geliyor ama biraz irdeleyince burada bir öz olabilir. Şöyle ki, yazar okumayı başkalarının fikirlerini takip etmek olarak alıyor ve anladığım kadarıyla (benim kelimelerimle) şunu diyor: "Sonuçta esas olan kendi fikirlerinizle ortaya çıkmaktır, bunu başarabilmek için okumaya bir yerde sınırı çekmeniz ve 'bundan sonra kendi fikirlerimle savaşacağım' diyebilmeniz lazım gelir".

E mantıklı. Bu aynı zamanda benim okuma anlayışımla da paralel. Yani ilgilendiğin konuda yazın dünyasını tara, alacağını al, konuyu kapat (en azından kapatmaya çalış), (varsa) yeni konuya geç. Evet, bu kitabın benim bu düşüncemin somutlaşmasına katkısı oldu diyebilirim.
Öncelikle şunu belirteyim ki, Nietzsche'nin diğer eserlerini okumayan kişilerin bu kitabı okumasına gerek yok, Nietzsche'yi okuyanlar için ise bu kitabı okumak neredeyse elzem.

Nietzsche, bu kitabı aklını kaybetmeden birkaç hafta önce tamamlamış. Kitabın çoğu yerinde Almanlar'a olan nefreti, Wagner'le ilişkisi, sağlık sorunları gibi konulardan bahsediyor... Konudan konuya atlarken, üslubuna alışık olan okuyucuyu çeken de tabii ki olağanüstü dili ve dehşet verici edebi üstünlüğü oluyor.

Kitapta, okuyucunun kendine dair birşey bulması zor ama Nietzsche'yi daha yakından tanımak için kaçırılmayacak bir fırsat...
''Yaşamımda
Hiçte az olmayan
Karmaşalar yaratan
''İyi niyetten''
Yakınmalıyım asıl.''
Öğünler arası bir şeyler yenmemeli.
Kahve içilmemeli, kasvet verir.

Çay yalnızca sabahları yarar, az ama koyu olmalı.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 38 - İlya Yayınevi 10.Baskı
İnsanın kendisi olabilmesi için, kendinin ne olduğuna dair en dolaylı da olsa bir fikre sahip olması gerekir.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 46 - Tutku Yayınları
Kimilerine göre yalnızlık hasta kişinin kaçışıdır,
Kimilerine göre ise hasta insanlardan kaçış..
Hayatımın hiçbir anında benim tavırlarımda ne kibir ne de heyecan verici bir taraf vardır. Tavırlarda etkili görünmek büyüklük değildir; böylesi tavırlara ihtiyaç duyan kimse sahtekardır...Göz alıcı herkesten uzak durun!
Friedrich Nietzsche
Sayfa 49 - Tutku Yayınları
"Mükemmel okurun karakterini resmetmeye çalıştığımda her zaman cesaret ve merak canavarı bir imaj imgeliyorum."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ecce Homo
Alt başlık:
Kişi Nasıl Kendisi Olur
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
120
ISBN:
9789944887335
Kitabın türü:
Çeviri:
Can Alkor
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche, profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Ecce Homo 1888 yılında yazdığı otobiyografik nitelikli bir eserdir. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Wagner Olayı,

Dionysos Dithyrambosları, Putların Batışı, Antichrist, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 433 okur

  • Ebru KOÇ
  • Nedim Karakuş
  • Meho Sultan
  • Murat kahraman
  • Akın Yiğit Bitlisli
  • Atakan Gazioğlu
  • Erken Boş Alan Garson
  • TC Neslişah Özbay
  • Tolga karacaoğlu
  • Orfeas

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%2.1
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%35.1
35-44 Yaş
%22.7
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.4
Erkek
%57.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.5 (28)
9
%17.7 (23)
8
%21.5 (28)
7
%19.2 (25)
6
%10 (13)
5
%6.9 (9)
4
%2.3 (3)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları