Ecce Homo (Kişi Nasıl Olduğu Kimse Olur)

·
Okunma
·
Beğeni
·
38,2bin
Gösterim
Adı:
Ecce Homo
Alt başlık:
Kişi Nasıl Olduğu Kimse Olur
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052950746
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ecce Homo – Wie Man Wird, Was Man Ist
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi.


1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche, profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.





(Tanıtım Bülteninden)
120 syf.
·10/10 puan
Merhabalar psikolojik tarzda en iyi kitaplar kaleme almış olan Friedrich Nietzche’sin İnsan Nasıl Kendisi Olur ? (Ecce Homo)kitabı gerçekten Böyle Buyurdu Zerdüşt kadar kaliteli ve okunması gereken bir eser.Kitapta içerik olarak ; neden bu kadar bilgeyim ve neden bu kadar egoistim gibi bölümlerden bir araya gelmektedir.Bu kitabında da sorgulayan ve düşündüren yazılara yer verilmiştir.Kitap otobiyografik özellikle de taşımaktadır.Kitabı okuduktan sonra yazarın kendini nasıl geliştirdiğini,nasıl bir değişimden geçtiğini,kendine göre neyin iyi neyin kötü olduğunu kaleme alınmıştır.Kitapta tek beğendiğim özelliği yayıneviydi çünkü kitapta yazım ve noktalama yanlışlıklarıyla doluydu.Kitaptan beğendiğim alıntılar;
“Beni öldürmeyen acı güçlendirir.”
“Sessizlik bir başkaldırıdır.”
''Yaşamımda hiçte az olmayan karmaşalar yaratan
''İyi niyetten'' yakınmalıyım asıl.''
“İnsanın kendisi olabilmesi için, kendinin ne olduğuna dair en dolaylı da olsa bir fikre sahip olması gerekir.”
Keyifli Okumalar Dilerim
159 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Felsefe insanlarının arasında otobiyografik bir kitaba sahip olan tek filozoftur.
Nietzsche fiziksel hastalığının yanı sıra ruhsal hastalığının pik yaptığı dönemden bir hafta önce bitirip yayımladığı kitabıdır. Kitapta rahatsızlığının her evresinden ayrı ayrı söz etmiştir.

Hristiyan karşıtı olan Nietzsche;onların hazırcı olduklarını, bulundukları ortamın kültürünü bozduklarını ve kültürsüz varlıklar olduğunu öne sürmektedir.
Ona göre Almanlar hiçbir şey bilmiyor fakat Herşeyi biliyorlar. Çünkü çalıyorlar.

Onun felsefesinde hiç olmak her şey olmaktır. Mutlu olabilmek için tüm ideallerinden vazgeçmen gerekiyor. İdeallerini olan insanlar alçaltı insanlardır. Sürekli bir beklenti içinde olan, kendi çıkarımarını yapmak yerine, bilinen doğrular doğrultusunda bir yaşam sürmeye çalışırlar ve Nietzsche bu kavramdan uzakta kalarak kendini soyutlayıp üstinsan olma yolunda ilerleyerek gerçek mutluluğu aramıştır. Ve bununla da gurur duymuştur.

Nietzsche 'nin egosunda kendinizi bulabilirsiniz aslında, olmak istediğiniz, asıl varoluşa doğru iter sizi.
Neden böyle bilgeyim
Neden böyle akıllıyım
Neden böyle iyi kitaplar yazıyorum, başlıklarının adı altında ona ve egosuna şahitlik edebilirsiniz :))

Nietzsche' nin yanlış anlaşılma sorunu ve bu dünyaya çok erken geldiğini düşünmesi onun üstinsan olarak kendini belirtmesi ;bütün ideallerinden arınmış, hayattaki beklentisi tamamen kendi ürettikleriyle alakalı olan, şaşalı yaşamdan sıyrılıp, güzel bir yemek, kaliteli müzik dinlemek ve güzel bir uyku uyumaktan geçiyor olmasıdır.

Kitabın bir diğer özel yanı ise yazmış olduğu eserlerinin mini bir ön tanıtımı gibi aktarması, neden yazıldıklarını belirtmesidir.

Dinsel güçlerden uzak büyütülmüş insanlardan daha büyük olduğunu düşünüyor Nietzsche, yani din insanları ona göre çok bir şey ifade etmiyor. "Kişi nasıl kendisi olur" sorusunun cevabını da ;"Teslim olmama insanı kendisi yapar. "Tanrısal bir varlığa değilde kendin olma yetisine sahip olduktan sonra üstinsan olabilirsiniz demek istemiştir.

" Her insan öldükten sonra doğar." Burada yaşadığı hastalıktan sonra yazdığı kitapların bir metafor cümlesidir. O kadar şiddetli yaşar ki rahatsızlığını, eserleri onun bambaşka bir düşünme ve yazıya dökme yetisine sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Kendini yaşadığı ikili ilişkilerden sonra trajik bir filozof olarak belirtmiştir. Ona göre ;iyimser ve pozitif ancak arık olan yani üst seviye olan insanlar trajik duyguları olurlar, onlar, yükseltilerdir. Çünkü bu insanlar hiçten olmalıdırlar. Hiç olan Her şey olandır.

İnsanca olan ;ideallerdir. İnsanların yani alçaltıların ulaşmaya çalıştığı ideallerdir. Tanrısal ve tinsel olan her şeyi görmezden geldiğini ancak mantıklı olan bir tek cümle kuranların dost olduğunu ve sonunda dostu Wagner'in bir inançlı olmasıyla da aralarına mesafe koyduğu anlaşılıyor.
Ona göre onun en büyük görevi tanrıları ve basmakalıp kuralları sorgulatmaktır.

NİETZSCHE `yi anlamak istiyorsananız, önyargılarınızdan sıyrılıp kendi değerlerinizi kendinize saklayıp ona hak vermeniz gerekir. Bu kitabı yazmasının ana temeli ise ileride onun adına ahmaklıklar yapılmamasıdır.
"İstemem ermiş olmak soytarı olayım daha iyi."

Okur kalın.
120 syf.
·1 günde·8/10 puan
Yükselişi ve çöküşü kimse benden daha iyi sezemez. Bu konuda mükemmel bir hocayımdır; ikisini de bilirim, çünkü ben her ikisiyim!

Friedrich Wilhelm Nietzsche bu kitabıyla beni dumur etti diyebilirim. Daha ilk sayfalarından itibaren ensesinden sertçe tutulup çekilmiş gibi hissettim resmen. Yazarla yeni tanıştım. Adını, eserlerini, görüşlerin biliyorum ama hiçbir kitabına göz atmamıştım. Bu eserini okuduktan sonra hemen diğerlerini temin etmek için harekete geçtim.

Hayır, yazdıklarına katılmayabilirsiniz belki ama etkilenmemeniz elde değil!
''Bakış açılarını değiştirmek artık kontrolünün altında, buna kabiliyetim var: İşte bu yüzden, "değerlerin yeniden değerlendirilmesi"ni ancak ben yapabilirim.'' alıntısında bahsettiği özgüvene, bunu uygulamayı bırakın, söyleyecek cesarete hangi birimiz sahibiz? Bu gün insanlarımızın en büyük sorunlarından birisi özgüven eksikliği ya da fazla pohpohlanmış olan içi boş balonlar. İki türlü de sonuç fıs. Ama bu abimiz sözünün arkasında durmuş ve adımını büyük atarak hedefini de her zaman yükseltmiş. Şu an bile herkesin dilinde olan bir filozof halini almıştır. Neredeyse her sayfasında Almanları yermiş, bir laf kondurmuş. Resmen çamurun içine(kibarca söylüyorum) sokup çıkarmamış yazar. Kendisinin de Alman olması dışında bunda garipsenecek bir şey yok herhalde :)

Hayatında hiçbir şeyin tesadüfi olmadığı ve her yere tırnaklarıyla kazıyarak, en başta kendi gücünün sınırsızlığıyla övünerek gelmiş. Neden kendini sınırlasın ki? Karşınızdaki sizden ne kadar güçlü, ne kadar bilgili? Onu alt etmemeniz için tek engel kendinizsiniz. Yazar her bölümde buna değinerek kendi gelişim sürecini anlatmış bize. En etkilendiği yazarlardan şairlere, müzisyenlere hatta yediğimiz yemeğin, otururken ne yaptığına, neler düşündüğüne varıncaya kadar en ince ayrıntısıyla.

Nietzsche'nin en sevdiğim özelliklerinden birisi kendine olan özgüveni değil karşısındakine olan saygısı oldu. Her ne olursa olsun karşısındaki insanın ne kadar değerli olduğunun farkında. O kişiye hiçbir şekilde saygısız bir hareket yapmaz, karşısındaki onu kırsa bile barışmak için ilk adımı atacak kişi yine kendisi olur izlenimi verdi kitabında. En hayta öğrencilerin bile kendi dersinde aktif olduğu ve son derece başarılı olmak için uğraştıkları da yazdıkları arasında. İnsanlığının yanında hocalığı da kaliteliymiş anlaşılan.

Ve en etkileyici yerlerden birini paylaşıyorum:
Benim savaşma şeklim dört önerme içerir.
Birincisi, yalnızca galip şeylere saldırırım; bazen onlar galip gelene kadar beklerim.
İkincisi, savaşımda yalnızsam, bir müttefikim yoksa saldırırım. Yalnızca kendimi tehlikeye atarım.
Üçüncüsü, asla insanlara saldırmam. İnsanı sadece usulca ilerleyen, anlaşılması neredeyse imkansız sıkıntısını görünür kılmak için bir büyüteç gibi kullanırım.
Dördüncüsü, bütün kişisel farklılıkları dışarıda tutulmuş, geçmişinde kötü bir deneyimi olmayan şeylere saldırırım. Tam tersine, benim için saldırmak iyi niyetin, bazense minnetin bir kanıtıdır. Bir şeye/kişiye ismimi bağlayarak onu şereflendirmiş olurum.

İşte saldıracağı kişiye bile böyle onurlu yaklaşan Alman Ateist bir Filozof.
Keşke içimizde düşmanımıza dahi birazcık böyle düşünerek yaklaşabileceğimiz kadar şeref olsa..
120 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kendini bilme kendin olma adı altında Nietzsche tarafından yazılmış, dosta düşmana özellikle de düşmana kendini anlattığı yoğun felsefe içeren aynı zamanda 15-17. yy da hristiyanlık sanatına egemen olan temaya verilen isimdir. "İşte O adam" anlamına gelen, yahudilerce çarmıha gerilmesi istenilen acılar içinde kıvranan Hz. İsa' nın kafasına dikenli taç takılarak mor kaftanla götürülüşü sırasında İsanın içler acısı durumuna acıyan Kudüsün Romalı valisi Pontuslu Pilatenin sözleri. İşkence edilmiş perişan halde acı çeken bir o kadar da suçsuz olan İsa"yı kızgın halka göstererek "daha ne istiyorsunuz, adam parça parça durumda, işte adamın hali ortada" anlamına gelen latince Ecce Homo olarak adlandırılan, 1888 yılında yazılmaya başlanmış 12 yılda tamamlanmış eseridir. Ecce Homo aslında yazarın kaleme aldığı eserlerini kısaca aktardığı bir çeşit biyografi-özet kitabıdır. Hatta Ecce Nietzsche şeklinde imzalanmıştır.

Yazarın son eseri olan ve bütün eserlerinden parçaları aktardığı bu kitapta, "insan nasıl kendisi olur" sorusuna cevaplar arıyor. Almanları, hıristiyanlığı ve iyi insanın nasıl olması gerektiğini ironilerin hakimiyetinde anlatır ki; ‘’bağışlaya bağışlaya öldü bağışlamanın mutluluğu, kendi bolluğundan yoruldu erdemim!’’ der. Kitap yazarın iç içe geçen metaforlar ve karşıt görüşler sunarak kendini yalnızlaştırdığı, kendisi hakkındaki karşıt ve yanlış düşünceleri tatlı tatlı eleştirdiği bir belgeseldir aynı zamanda.

-alıntı-

"burada artık kişi nasıl kendisi olur sorusuna asıl yanıtı vermeden geçemem. kendini saklama ve bencillik sanatının başyapıtına değiniyorum böylelikle... varsayalım ki ödev, ödevin amacı, yazgısı ortalamanın hayli üzerindedir; bu durumda kendini de ödeviyle aynı zamanda fark etmek en büyüğü olur tehlikelerin. kişinin kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir. bu açıdan bakınca, yaşamdaki yanlış adımların, ara sıra sapılan yan yolların, yanlış yolların, gecikmelerin, "alçak gönüllülük"lerin asıl ödevden uzak başka ödevlere verilen emeğin, hepsinin de kendilerine göre bir anlamları, değerleri vardır. bunlarda büyük bir akıllılık, belki de en üstün akıllılık kendini gösterebilir: yok olmaya götüren bir yoldur burada nosce te ipsum (kendini tanı); oysa kendini unutmak, yanlış anlamak, küçültmek, daraltmak, orta değerde yapmak sağduyunun ta kendisidir..."
120 syf.
Nietzsche tüm eserleri ve onları yazış sebepleri ve eser içeriklerini kısa kısa eser başlıkları altında özetlemiş Yalom'un bir psikiyatristin anıları kitabını anımsattı.
Nietzsche okumak isteyip de nereden başlaması gerektiğine bir türlü karar veremeyen arkadaşlar için güzel bir başlangıç kılavuzu sayılar. 10/8
128 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Nietzshce bu eserde kendi fikir ve düşüncelerini yansıtmış. İnsanların akıl kıskacında kurtulup kendi üzerinde düşünmeyi sağlamış. Bir nebzede kendi otobiyografisi. Ona göre bütün varlığın temelinde güçlü bir idare yatmaktadır.
Eser kendini bilme, kendin olma vs.. sorgulayıcı, düşündürücü eser olmuş.
120 syf.
·3 günde·Beğendi
"Ecce Homo" "İşte İnsan"
Pontius Pilatus, bu deyimi, H.z.İsa çarmıha gerilmeden önce eziyet edilmiş hâldeyken, öfkeli kalabalığa tanıtmak için kullanmıştır.
Nietzsche bu başlık altında eserlerini nasıl meydana getirdiğini yorumluyor.
Yorumlarken kendi kendini övüyor ama bu bana hiç itici gelmedi. Çünkü övgüyü hak eden bir çok düşünceye sahip. Bu düşünceler zamana meydan okuyor ve hâlen tartışılmaktadır. Kariyerine, Yunan ve Roma metin eleştirmeni olarak başlamış. Yazıları temel alınarak, hiçbir koşul aranmadan Klasik Filolog Kürsüsüne en genç profesör ünvanıyla atanmış. Üniversiteden ayrıldıktan sonra felsefeyle uğraşmaya başlamış. Eserlerini çok kısa zamanda ortaya çıkarmış.
Böyle Söyledi Zerdüşt 18 ayda
İnsanca pek insanca, bir yıldan az bir sürede, Tan Kızıllığı bir ayda ortaya çıkmış.
Hayatı boyunca hep gerçeği aramış, bunu ararken tüm tabuları yıkmış. Hıristiyanlığı, ülkücü düşünceleri tenkit etmiş, ahlâk anlayışındaki kavramları yeniden değerlendirdiği için ülkesinde lanetlenmiş.
Antik Yunan ve Fransız kültürünü temel alan düşüncelerinden dolayı Wagner'e karşı Dionysos ve Apollon'un müziğe aktarılmasını savunur. Fakat Wagner'in ülkücü düşüncelerini, müziğe aktarması büyük dostluğu bozar.
Bazı düşüncelerine katılmasamda onunla ilgili her okuduğum kitap ona olan hayranlığımı büyütüyor. Her seferinde daha farklı düşüncesini keşfediyorum.
Nietzsche okumaya bu kitaptan başlanırsa onun eserlerini anlamak daha kolay olur, onun nasıl biri olduğunu kendinden öğreniyorsunuz.
İyi okumalar dilerim.
120 syf.
·2 günde
Ben böyle bir öz güven patlaması görmedim... Allah herkese Nietzsche’nin öz güveninden versin gerisi hallolur.. :) kitabı okurken; bazen
eleştirdim, bazen gülümseyerek okudum.. Nietzsche’nin söylemlerine her zaman saygı duymuşumdur. Ama, canım Nietzsche insanları fazla hor görmüyor musun sanki? İyileri bile eleştiriyorsun... Vardır bir bildiğin diyerek, kitaptan bir alıntı bırakıyorum en mütevazisinden:
- İlk önce ben keşfettim hakikati, yalanın yalan olduğunu ilk önce duyumsayarak - kokusunu alarak... Burun deliklerimdedir benim deham... Hiç karşı çıkılamadığı kadar karşı çıkıyorum ve buna rağmen tam karşıtıyım hayır diyen bir tinin. Neşeli bir elçiyim ben eşi benzeri görülmemiş; şimdiye kadar akılların ermediği yükseklikteki görevler biliyorum; ancak benden sonra yeniden umutlar var. Tüm bunlara rağmen zorunlu olarak felaket insanıyım da ben. Çünkü hakikat bin yılların yalanıyla savaşa girdi-


Farklı bir bakış açısı görmek için okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar..
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Okuduğum en iyi otobiyografi kitaplardan bir tanesi...

Almanlar ve Hıristiyanlık hakkında acımasız eleştiriler ile dolu olan bu kitapta kendi düşüncelerini hiç çekinmeden kaleme almış. Bu eserden önce yazdığı kitaplarının nasıl oluştuğunu nelerden etkilendiğini eklemeyi de unutmamış...

İnsan; ruh dünyasında bir şeyi kabul etmiyorsa ister doğru olsun ister yanlış eğer sessiz kalıyorsa bunun insanlık adına suç olduğunu savunuyor. Eserlerini yazdığı dönemin kendi dönemi olmadığını, o dönemde ki felsefecileri, müzik ve din adamlarını eleştirirken kendi kitaplarının ölümünden sonra doğacaklarına inanıyor. O gün onu anlamayanları ve eleştirenleri merak etmemesinin hoş görülmesini istiyor...

Nietzsche, bu eserinin 1886 yılının bilimine, sanatına ve siyasetine bir eleştiri kitabı olduğunu ve tüm Avrupa'nın özellikle Almanların bir çoğunun ayak takımı olduğundan bahsederken Fransız kültürünün tüm Avrupayı kuşatması gönülden arzuladığını da eklemeyi unutmuyor...

Birey olarak ise insanın önce kendi içinde ki Tanrı'yı keşfetmesini ve bu keşiften sonra başka Tanrı'ya ihtiyaç duymayacağını dile getiriyor...

Felsefe kitapları ile aram çok iyi olmasa da, Nietzsche'nin anlatımını seviyorum. Bu eserde ise kendine hayranlığı inanılmaz derecede yüksek olmasına rağmen okurken rahatsız olmuyorsunuz...
136 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bir gün, değerli bir dostumla ders çıkışı sohbet ettik. Genel olarak kitap ve yazarlardan bahsettik . Yazarlar hakkında düşünce ve görüşlerimizi birbirimize açıklarken değerli dostumun fanatik bir Frıedrıch Nıetzche hayranı olduğunu fark ettim. Hemen şu soruyu yöneltim: Dostum açıkçası Nıetzche’nin hakkında tatmin edecek bir fikrim yok. Onu ve eserlerini tanımak isterim. Hangi eserinden başlamam lazım ? Sorusuna karşılık verdiği cevap beni bu kitaba yönlendirdi. Evet dostum Nıetzche’yi tanımanın en iyi yolu onun otobiyografik bir eserini okumak/araştırmak olduğunu ve Ecco Homo (Kişi Nasıl Kendisi Olur) eserini tavsiye etti.

Kişi Nasıl Kendisi Olur eseriyle karşımıza çıkan sıra dışı bir yazar olan Nietzche ‘nin bu eseri otobiyografik tarzda yazmış. Kendisi hakkında açıklamalar da bulunarak, eserlerini nasıl yazdığını onları yazarken nelerden etkilendiğini gerek etkilendiği kişilerden olsun gerekse çevre evet özelikle de çevre, uyku ve beslenme yazar için vazgeçilmez etkenler.

Kitabı açtığımızda yazarın kitabı bölümler halinde yazdığını görüyoruz.
Peki nedir bu bölümler ?
• Neden Böyle Bilgeyim
• Neden Böyle Akıllıyım
• Neden Böyle İyi Kitaplar Yazıyorum
• Tragedyanın Doğuşu
• Zamansız Yazılar
• İnsanca, Pek İnsanca
• Tan Kızıllığı
• Neşeli Bilim
• Böyle Buyurdu Zertüşt
• İyi ve Kötünün Ötesinde
• Ahlakın Soy Kütüğü
• Putların Alacakaranlığı
• Wagner Olayı
• Neden Bir Yazgıyım

Bölümlere baktığımız da eserlerinin isimleri geçmekte. Zaten otobiyografik roman, yazar kitaplarını nasıl yazdığını, nelerden etkilendiğini örnekler ve açıklamalar şeklinde yazmaktan başka ne yapabilirdi ki ?
Kitaplarda araştırmayı seviyorsanız dili ağır bir kitap, dolayısıyla yanınıza küçük bir not defteri ve kalemi almayı da ihmal etmeyin.

Yazarın en sevdiğim yönü sorgulamak. Nietzsche de iyi bir sorgulayıcı olduğundan bazı noktalarda bana katkısı oldu. Özelikle de kalıplaşmış saçma tabuları sorgulayıp yıkması.



Tekrar kitap içeriğine dönersek
Sert ve acımasızca kullandığı kalemiyle insanlığı ve insanlığa ait çoğu duyguyu/ bilgiyi/davranışı eleştirir bir tarzla yaklaşıp, bazı anlarda kendisine hakim olamayıp bu saydığım eylemleri ve bilgiyi yerden yere vuruyor.
Doğrusu şu ki Nietzche ama manevi ama değerli ama insanlar için kutsal sayılan ne varsa, her şeye saldırmaktan ve onları acımazsızca eleştirmekten geri durmuyor.
. Yazarın Almanları pek sevmediğini, hatta sert oklarla hedefe koyup, eleştirmekte.
Hristiyanlara gelince Yazar’ın onlara karşı olan nefreti fazlasıyla hissediyorsunuz. Açıkçası sadece Hristiyanlara karşı değil tüm ‘inancı’ olan herkese.

Kendi fikirlerimi katarsam Nietzche bu kadar sert davranması, inanan kitleye bu denli nefret ve kinle eleştiriyor olması sağlıklı ve etik değil. Normal bir durummuş izlenimi yaratmasını da doğru bulmuyorum.

Evet sevmediğiniz, kabul etmediğiniz konuları/olayları/eylemleri eleştirebilirsiniz.
Bu konuda dikkat edeceğiniz birkaç nokta olmalı. Misal bu eleştirim karşımdaki şahsın onurunu, duygusunu ve insanlığını kıracak mı ?
Benim için tamamen normal görüp, sert eleştiriyle hedef noktasına alırken, bu bazı toplumların kırılma noktası olan, kutsal saydıkları değerleri ve onları kıracak mı ?

Başka bir eleştirim de şu :
Yazar neden bu kadar bencil, hep ben diyerek en iyiyi benim, onları en iyi ben bilir ben tanırım ve hiç şüphesiz ki yine ben bozguna uğratırım demesi normal mı ?
Ayrıca Arthur Schopenhauer'ın eserlerinden fazlasıyla etkilenip, kitabın 56’ncı sayfasında ''Benim kitaplarımdan daha gururlusu ve aynı zamanda incesi kesinlikle yazılmamıştır.'' demesi normal mı ?

Kitabın 138’inci sayfasında ‘‘Dindarlarla temesa geçtikten sonra ellerimi yıkamayı gerekli görürüm’’ demesi normal bir davranış biçimi mi ?


Kim bilir belki de onu üne kavuşturan, sert ve acımasız eleştiri oklarıydı.
İncelemenin sonuna gelirken şu sözlerime yer vermek istiyorum ;
Evet, yazarı merak ediyorsanız alıp okumalısınız, kesinlikle okunulması lazım.

Filologun kitaplarını okumaya devam edecek miyim sorusuna cevabım :
Evet zamanım ve durumum müsait olduğu kadar alıp okuyacağım. Özelikle de Zerdüşt eserini çünkü yazar bu eserine oldukça yer vererek şu notu da yazmayı ihmal etmemiş:
Herkes ve hiç kimse için bir kitap.

Keyifli kitap okumalar,

Sevgiyle…
120 syf.
·6 günde·6/10 puan
Kitaba başlamadan Ecco Home ne diye araştırdım. İŞTE İNSAN anlamına geliyormuş. İsa çarmıha gerilmeden önce Pilatus tarafından söylenmiş.
Kitap otobiyografik bir yapıt. Nietzsche bu kitapta kendini anlatırken şu ana kadar erdemli insan olarak kabul edilen karakter özelliklerinin tam tersine sahip olduğunu ve erdemli insan olarak kabul edilen bu özelliklere tamamen karşı olduğundan bahsetmiş.
Dil açısından bana bir tık ağır geldi. Özellikle benim gibi Nietzsche'den okuduğunuz ilk kitapsa biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü yazarın hem son kitabı olması ve bu kitabında önceki eserlerinden bahsetmesi hemde kullandığı bazı kelimelerin eski mitoloji cağından olması nedeniyle biraz ağır.
Bu kitabı okuduktan sonra Nietzsche'nin diğer kitaplarını da merak etmedim değil.
Farklı bakış acılarından okumak her zaman iyidir.
Herkese iyi okurlar...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ecce Homo
Alt başlık:
Kişi Nasıl Olduğu Kimse Olur
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052950746
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ecce Homo – Wie Man Wird, Was Man Ist
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi’nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi.


1869’da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche, profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner’e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.





(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4.141 okur

  • Hece güngörmüş
  • Cemal Bozan
  • Merve
  • Lúthien
  • Yasemin Oğuz
  • Doğa Orhan
  • Ali Can Özmerdivenli
  • Oğuzhan Henden
  • Dilara
  • Can Harmanbaşı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları