“Tortulaşma da bir sözcükten başka bir şey değildir, biliyorum, belki de biz yalnızca özlem duyduğumuz şeylerden söz ediyoruzdur,anlamadığımız şeylerden. Tanrı da bir tortulaşmadır! O, gerçek yaşamın bir tortusudur, ya da en azından bazen bana öyle geliyor.Söz de bir tortulaşma mıdır?”
“Olmuş olmak önemlidir, evet, sonunda ortaya çıkan yalnızca bir suç da olabilir,
bu çok acıdır, yani hayatınızın yalnızca bir suç eyleminin içinde,örneğin bir cinayette tortulaşması; böyle şeyler oluyor, üstelik tepemizde leş kargalarının dolaşmasına bile gerek yok, haklısınız Avukat Bey, bütün bu söylediklerim dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkıyor.”
"…her şey hayat sözcüğünden ne anladığımıza bağlı! Gerçek bir hayat, sararmış bir albümde değil de yaşayan bir şeyde biriken bir hayattır, Tanrı bilir ya, mutlaka çok önemli, tarihe mal olmuş, unutulmaz olmak zorunda değildir…
gerçek bir hayat, çok sıradan bir annenin ya da büyük bir düşünürün, hayatı dünya tarihinde yer alan bir önderin hayatı olabilir, ama bunun olması gerekmez diyorum ben, önemli olan bizim önemli insanlar olmamız değil. Bir hayatın gerçek bir hayat olmasının neye bağlı olduğunu
söylemek çok zordur. Ben buna gerçeklik diyorum, ama bunun anlamı ne?”