Nietzsche’nin keskin dilinin tüm gücünü Hristiyanlık ve onun insanlığa dayattığı değerleri üzerine “çekiç” gibi indirdiği kitabı.
Eser, Nietzsche’nin kavradığı ve tanımladığı halleriyle; ahlaki, “humanitas”’çı, soylu ve insanı bengi yaşama evet’leyen tüm değerleri merkeze alarak, bunlara karşıt olan ne varsa tümünün vücud bulmuş hali olarak gördüğü Hrıstiyanlığa ve temsillerine ağır - ve belki de yerli yerinde - eleştirisi üzerine fragmanlarından oluşuyor.
Savını desteklemek pahasına, Grek dönemi, Romalılar ve Doğu mistisizmi içinde kendine yer bulan ve pratik akla yatkınlığı ile, özgür insana daha çok yakıştırdığı öğretileri de kullanan Nietzsche, İsa’nın direnmeyişine, Evangelium’cu havarilerin tinsizliklerine, Paulus’un kurnazlıklarına, Rönesans ile birlikte neredeyse ölmekte olanı Luther’in yeniden diriltmesine ve rahiplerin tüm zamanlardaki kaypaklıklarına kadar kayda geçen ve insanı tahakkümüne alan her şeye karşı, eline geçen hemen her nesneyle ve ısıran bir dille saldırıyor.
Saldırdığı konuların ortak noktası; insanı, insanca olandan, doğaya özdeş ve soylu olan asıl bengi yaşamdan uzaklaştırıyor olmaları. Eser, bu fikrin altını kalın bir çizgiyle çizmek ve ispat etmek üzerine.