Ben hep, dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur, Butimar gibi olan insan daha iyi insandır diye düşünürdüm. Butimar, deniz kıyısına çöker, kanatlarını açar, oturur tek başına. Ama ben hiç de böyle yapamam şimdi,
Böyle durumlarda herkes, güçlü bir alışkanlığa, bir tutkuya sığınır: Ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taşı yontar, acısını dindirmek için her biri, en kuvvetli iç güdüsünden medet umar ve gerçek sanatçı, kendi bağrından şaheserler yaratır.
Yazar Eric Emmanuel Schmitt benim için Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu kitabında bize efsaneleştirerek sunduğu ,Çin ülkesinin üzücü atmosferini anlattığında, hayata ve insanların yaşadığı baskılara karşı duruşuyla kalbime kazınmıştı. Orada bir annenin evladına karşı duyduğu bağlılığı efsaneleştirmişti.
Bu kitapta on yaşında minik bir çocuğun, ailesinden destek beklerken, anne ve babasından görmediği değeri, yazdığı mektuplarla, tanrıya yakarışını anlatıyor. Kitapta bir iyilik meleği olan Rose anne sayesinde acılarını daha kabul edilebilir ölçüde yaşıyor. Einstein, Çifte Kavruk, Mavi Peggy gibi arkadaşları var sanki onlarla doğal bir hayat konumundaymış gibi ,hayatın tadını çıkarıyor.
Kitaptaki en sevdiğim alıntı"Hayat bir hediye değil emanettir Ödünç verilmiştir. Herkes onu hak etmeye layık olmaya çalısır"Oscar da bunu bilerek hayatını daha iyi yaşamaya çalıştı.
Doktoruyla ailesi arasında geçen konuşmayı duyduğu kızgınlığı başka bir tarafa yönlendirip, Rose annesinden aldığı destekle kalan hayatına tutunuyor. Bu kısa kitap sizi iliklerinize kadar etkileyebilir. Çünkü bir anda Oscar'ın arkadaşı olup, onu sarmalamak istiyorsunuz. Kitap kısa yazılsa bile, verdiği mesaj yüreğimize dokunuyor. Yüreğine sağlık Eric Emmanuel Schmitt her kitabında etki günlerce sürüyor.Farkli bir yolculuk için şiddetle tavsiye ederim.
Belki de bize verilen hediyenin farkında değiliz. Bı kitap bize bu sorgulamayı yaşatacaktır.