Radar ekranı yeşil nemli gözlerinde!
Sonbahara takılmış bir ağaç çığlık çığlığa nasıl düşürürse yapraklarını
Bir kelebek nasıl saklar sadece ruhunda meleklerin öldürdüğü bir tırtılı
Öyle bir trajediyle öyle bir dönüşümle kabulleniyorum kendi doğana sırnaşmanı!
Kör noktalar vardır her aşkta
insan doğar ölmez o suçla orada,
o küçük çocukla kalan ağlar hayatın sonsuzluğuna kim tutar ki elini bir daha içini kanatan bir rüya olur bu yara bir masalın sonunda ölüme aşkını anlatan bir kadın olur bu defa hiç konuşmaz bazen gül susar yaprak titrer acıyla düş yanar orada, o güzel uykuda hüzün büyür büyünün sonsuzluğuna...
Ziyaretiniz bizi pek memnun etti, dedi yeryüzü.
hep birlikte kafa attık vadiye inen ince atlara.
ve uzun saçlarımızın yaladığı dolunay süetleriyle gülüp geçtik ölümden, ölülerimizi gömmeden!
Hatırla sevgilim, mutlaka sen de hatırla o kadar çok kovaladık ki hayat içersinde kendi kendimizi, mecali kalmadı hayatların başka hayatları yakalamaya!
‘beni sevmene izin vermeyeceğim’ diye yazmıştın kapımdaki not defterine;
ben de eklemişim altına:
‘aşkı dövmek lazım kalbe terbiyesizlik ettiğinde!..’
Dağlarda bir çin lokantasıydık senle ben müşterisiz mütemadiyen ağlamaklı için için eğlenceli temiz..
çevresinde çizgifilm hayvanlarının oynaştığı bir çin lokantasıydık dağlarda senle ben bir tahta masa iki iskemleyle sınırlıydı ülkemiz mesela