1000Kitap Logosu
Küçük İskender
Küçük İskender
Küçük İskender

Küçük İskender

Yazar
Tasarımcı
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
1.956 Kişi
6,9bin
Okunma
1.353
Beğeni
44,8bin
Gösterim
Tam adı
Derman İskender Över
Unvan
Türk Şair, Eleştirmen
Doğum
İstanbul, Türkiye, 28 Mayıs 1964
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 3 Temmuz 2019
Yaşamı
Asıl adı Derman İskender Över. Grafik sanatçısı Derman Över’in oğludur. Kabataş Erkek Lisesi'nden mezundur. Beş yıl İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, ardından da üç yıl İÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde devam ettiği yüksek öğrenimini tamamlamadı. Tezgâhtarlık, düzeltmenlik, sokaklarda kartpostal satıcılığı, seslendirme, televizyon için skeç ve senaryo yazarlığı, fotoroman oyunculuğu, reklam ajansında kostümcülük, mizah dergilerinde köşe yazarlığı, resepsiyon memurluğu, barmenlik, meyhane işletmeciliği, erotik dergilerde köşe yazarlığı, televizyonda şiir programları, barlarda sanat söyleşileri, radyolarda programcılık, şarkı sözü yazarlığı gibi çok çeşitli işler yaptı. İlk şiiri Milliyet Sanat’ta İskender Över imzasıyla yayımlandı. Şiir ve yazıları, 1986’dan itibaren Adam Sanat, Gösteri, Şiir Atı Öküz, Deli, Sombahar gibi dergilerde yer aldı ve 'Marjinal şair' olarak tanınmaya başladı. 1980’lerde yazılan şiirin içinde ayrıksı kişiliğiyle paralel bir şiir koydu ortaya. Erotik şiirleriyle tanındı. Başta, sözcük oyunlarından şiirini arındırarak sözcüklerin arka planını ön plana çıkaran bir tutum sergiledi. Olduğu gibi görünmekten yana olduğunu vurgulayarak “naif yani çocuk diliyle pat diye söylemekten” yana şiirler yazdı. Şiiri, çizgisini, modern çağa yönelttiği eleştirilerle, uyumsuzluğu ve aykırılığı ile belirledi. Bütün yazı ve şiirlerinde yerleşik ahlâksal değerleri sorguladı. Kimi Avrupa ülkelerinde çıkan antolojilerde şiirleri basıldı. Kanada'da yayımlanan Descant adlı edebiyat dergisinin Türkiye özel sayısında, ABD'de ise Murat Nemet Nejat'ın 'eda' kavramında yoğunlaştığı Türk şairlerinden çeviri antolojisinde kendine yer buldu. 2000 yılında İtalya'da düzenlenen Avrupalı Genç Şairler Yarışması'nda (La Giovane Poesia D'europa Nel 1999) ilk ona girdi ve bu şairlerle birlikte kitaplaştırıldı. Yine aynı yıl Orhon Murat Arıburnu Ödülleri'nde Bir Çift Siyah Deri Eldiven adlı şiir kitabıyla birincilik alarak ödüllendirildi. 2001 yılında Almanya'da, 2002'de de Hollanda'nın çeşitli şehirlerindeki etkinliklerde konuşmacı olarak ve şiir performanslarıyla yeraldı. 2003 yılında Berlin'de düzenlenen İlk Türkiyeli Eşcinseller Kongresi'nde bu konudaki dekleresini okudu. 2004'te Newyork'ta ve Kuzey Carolania'da üniversitelerde konuşma yaptı ve tek kişilik okuma gecelerine konuk oldu. Bir dönem seslendirme, senaristlik, radyo programcılığı, şiir matineleri de yapan Küçük İskender, içlerinde Ağır Roman ve O Şimdi Asker'in de bulunduğu beş filmde de oyuncu olarak rol alan sanatçı, kanser tedavisi gördüğü hastanede 3 Temmuz 2019'da 55 yaşında hayatını kaybetmiştir. ESERLERİ: Şiir: Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (1988), Erotika (1991), Yirmi5 April (1994), Periler Ölürken Özür Diler (1994), Güzel Annemin Hayal Gücü (1996), Suzidilâra (1996), Ciddiye Alındığım Kara Parçaları (1997), Papağana Silah Çekme (1998), Gözyaşlarım Nal Sesleri (1999), Cehenneme Gitme Yöntemleri (1999), Bahname (2000), İpucu Bırakma Sanatı (2000), Bir Çift Siyah Deri Eldiven (2001), Klarnet (2001), Çürük Et Deposu (2001), Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm (2002), Siyah Beyaz Denizatları (Toplu Şiirleri 1, 2003), Insectiside (2003), Bir Daha Bana Benzeme Angel! (2004), Dicle ile Fırat (2004), Çok Ayıp Bir Şey Mutluluk (seçme şiirler, 2004), İskender’i Ben Öldürmedim (2005), Karanlıkta Herkes Biraz Zencidir (2006). Deneme: 666 (1994), Şiirli Değnek (1995), Pop H’art (1997), Eski Kral Deposu (2002), Made in Hell (2001), Eflatun Sufleler (2002), Rimbaud’ya Akıl Notları (2004), Ortadoğa Hapishanesi (seçme yazılar, 2004), Burç Hikâyeleri (2005). Hikâye: Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri (1992), İkizler Burcu Hikâyeleri (1993), Belden Aşağı Aşk Hikâyeleri (1996), The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi (1996), Alp Ağrısı (2000), Balık Burcu Hikâyeleri (2000). Günce: Cangüncem 1984-1993 (1996). Roman: Flu’es (1998), Zatülcenp (2000). Derleme: Aşk Şiirleri Kolonisi (2003).
133 syf.
Edebiyat Eserine Felsefi Bir İnceleme Mi?
Aslında öyle bir eğitim, kültür ve toplumsal düzen içerisinde sıkı bir şekilde eğitiliyoruz ki, yazarları, şairleri, tarihe mal olmuş liderleri sanki hiç sevişmiyorlarmış sanıyoruz. Sanıyoruz ki tüm yazarlar, filozoflar insan haklarına, kadın-erkek eşitliğine saygılı... Oysa tarihte bu haklar, sadece yazarlar ya da filozoflar sayesinde ilerlememiş, onlara rağmen de ilerleyebilmiştir. Tam da bu yüzden herhangi bir yazarı, filozofu bir bütün olarak körü körüne benimsemek yerine; bir eser okuduğumuzda yazarının bu bağlamda kim olduğuna bakmaksızın, onun satırlarında evrensel değerlerle uyumlu ve ilerici olduğunu düşündüğümüz şeyleri kendimize mâl edip içselleştirmeliyiz. Ama aslında hepimiz zaten bunu yapmıyor muyuz? Gerçekten de herkes, kendi dünya görüşü çerçevesinde ilerici sandığı ve herkes için en iyisi olduğunu düşündüğü şeyi kendisine mal ediyor. Ancak yöntem her ne kadar doğru olsa da bence yanıltıcı. Bunu, ortaya çıkan sonuçlardan anlayabiliyoruz. Bazılarımızın görüşleri ve okuduğu eserlerdeki seçiciliği, dünyayı anlamakta ve çağı yakalamakta yetersiz ve gerici kalıyor. Peki ne yapmalıyız? Bir eser okurken ya da bir düşünceyi ele alırken, kendi kişisel dünyamızı da karşımıza almamız gerekir. Çünkü özellikle ilerici olmak söz konusu olduğunda -münferitler hariç- hepimiz en fazla çağdaş olabileceğimiz, yani çağa uygun insanlar olabileceğimiz için ister istemez, ilerinin gerisinde olacağızdır. Bu da münferit olan o bir kaç çağın ötesindeki insan karşısında bizi gerici konuma sokacaktır. Eğer kendi hoşluk duygumuzu, kendi dini, ideolojik aidiyet duygumuzu karşımıza almazsak, kendimizi geliştiremeyeceğimiz ve hepten gerici olacağımız bir konuma geliriz. Bu bağlamda bazen evrensel değerler, adalete ve eşitliğe uygun olan şeyler hoşumuza gitmeyebilir ve hatta çıkarlarımızla uyuşmayıp belli bir zarara bile uğramış hissedebiliriz. Ancak bu durumda evrensel ve insani değerlerin, adaletin, eşitliğin ölçütünün bizim hoşnutluk duygumuz ve pragmatik çıkarlarımız olmadığını kendimize hatırlatmalıyız. Olduğumuzdan daha iyi bir insan olmak ve arkamızda daha iyi bir toplumsal düzen bırakmak istiyorsak, hoşumuza gitmeyen şeylerle de yüzleşmek, hoşumuza gitmeyen kişilik özelliklerine sahip olan insanlarla da iletişime geçip birlikte yaşamak, beğenmediğimiz insanlar tarafından da aslında beğenilmeyebileceğimizi unutmamak zorundayız. İşte bu kitap, bize böyle bir yüzleşme fırsatı verebilir. Çünkü içinde yaşadığımız toplumsal düzende cinsellik bir tabu halini almıştır ve bu kitapta cinsel içerikli satırlar vardır. Bu bağlamda ben, daha edebi açıklamalar yapmak yerine, özellikle de kitabı okuyanlar için bir kaç soru soracağım sadece... Argo, küfür kıyamet satırlara epey rastlanan bu eserin, ahlakçılığın tavan yaptığı bir dönemde bir isyan çığlığı olduğu söylenemez mi? Belki, "herkes sevişiyor ama sokak ortasında değil!" diyenlerin, kitabı ve küfürlü satırları gizli gizli okuyup utancından kimseye söyleyemeyeceği, paylaşılan alıntıları bile beğenmekten kaçınacağı ama tam da bu sayede yazarın cesaretinin gözler önüne serildiği bir eserdir bu? Belki de kendi doğrusunu başkasına zorla dayatmak demek olan faşizmin baş düşmanı olan ancak kendi adaletini de sokak infazlarıyla gerçekleştiren eski "devrimcilerin" ya da sözde anti-faşistlerin muhafazakarlaştığı bir dönemde, devrimcilerin evrimleşmesine örnek ve öncülük ediliyordur bu eserle? Bu tarz kitapları okurken unutmayın ki, eğer çekiniyorsak, içinde yaşadığımız ve bize böylesi öğretildiği içindir. Eğer Avrupa'da doğup büyüseydik, bu satırlar o kadar da yüzümüzü kızartmayacaktı. Ama bize öğretilenler o kadar doğruysa neden daha adil bir toplum değiliz? Neden kendisiyle yaşanabilir insanlar değiliz? Aynı gök, aynı yer hatta daha iyilerine sahibiz; tek farkımız insanımız; bizi biz yapan da Avrupa'yı bu kadar ulaşılmaz yapan da... Özellikle de haksızlıkların, eşitsizliklerin baş gösterdiği toplumlarda geçerli olmak üzere, Hegel'in sözü gayet geçerlidir; "Genelin görüşünden bağımsız olmak, hayatta ve bilimde büyük ve akılcı işler başarmanın ilk resmi koşuludur." O halde bize dayatılanları bir kenara bırakıp kendimizle yüzleşerek, kendi ahlaki ölçütlerimizi kendimiz belirleyelim. Bu eseri okuyacaksak bu bilinçle okuyalım..: Utanmadan, sıkılmadan, çekinmeden okuyup paylaşalım. Bunlar bizi ahlaksız, terbiyesiz yapmaz. Ancak bize böyle diyenlerin ahlakçı, ahlaksız ve terbiyesiz olduğunu göstererek insanları tanımamıza yardımcı olur. Büyük ve akılcı işler başarabilmeniz umuduyla..: Keyifli Okumalar...
Ali
8.3/10
· 146 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
32
Aslı
Waliz Bir'i inceledi.
152 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bilen bilir, şu uygulamada küçük İskender’in benim için önemini dile getirmediğim zamanlar sınırlıdır… Kendisi hayatımda beni en çok etkileyen, mutlu eden ve yalnızlıkla kalabalıklık arasında ruhumu gezdiren tek şairdir. Onun kaleminden çıkan her dizeler, kaleme aldığı her yazı beni okurken çok farklı ama bir o kadar umut verici duygulara sürüklüyor. Waliz Bir, İskender’ciğimin tuttuğu günlüklerden oluşuyor. Ülke gündeminde olan o iç karartıcı ve kahredici olayların bir şairin ruhuna olan etkisini görüyoruz aslında. Kitapta ve genel olarak İskender’in kitaplarında beni en çok etkileyen şey onun aşkları olacaktır şüphesiz. Onun aşık olduğu adamları, onun ağzından dinlemek çoğu aşk romanından daha çok tesir ediyor üzerimde. Kim bilir belki de içten içe aşık olduğum adamın aşık olduğu adamları okumaktan büyük bir keyif alıyorumdur :) Ama bence onun o aşkını anlatışına hayranlık duyuyorum ben asıl; “ Yüzüne bakmaya kıyamadığım bir delikanlıya düşkündüm. Aşk değil — bir bağlılık. O ise terslerdi beni hep. Yeşil gözlerinin sakladığı şey nefret mi, anlamaya çalışmak mı, kızdırmak mı-anlaşılmazdı.” İşte ben bu dizelere hayranım sanırım. Onun bu aşka aşık oluşuna… Bu kitapta da çokça çıkacaktır karşınıza. Umarım herkes bu kitabı okur da benimle aynı duyguları yaşar…
Waliz Bir
8.4/10
· 128 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
42
Bahar Aydın
İt Cazı'ı inceledi.
282 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Küçük İskender'in okuduğum en sevdiğim eseri oldu. Tarzı undergrand zaten... Bu tarz kitapları sevenler için harika bir kitap. Yeraltı edebiyatı denilince akla gelen ilk isim olarak muhteşem eserini herkese tavsiye ederim.
İt Cazı
8.0/10
· 206 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
15