John Perkins

John Perkins

Yazar
8.2/10
401 Kişi
·
974
Okunma
·
55
Beğeni
·
3.763
Gösterim
Adı:
John Perkins
Unvan:
Amerikalı Yazar, Aktivist, Ekonomist
Doğum:
Hanover , New Hampshire , Amerika Birleşik Devletleri, 28 Ocak 1945
John Perkins 2004 yılında basıldığında hemen en çok satanlar listelerine giren ve 25 hafta 1 numarada kalan "Ekonomik Tetikçinin İtirafları" kitabının yazarı. 1971 ve 1981 arasında stratejik planlama ve danışmanlık firması Chas T. Main'de baş ekonomist, bölgesel planlama ve ekonomi yöneticiliği görevlerinde çalıştı. Ancak kendi deyimiyle asıl işi ekonomik tetikçilikti. Bu görevi sırasında çok uluslu şirketler ve ABD istihbaratı için çalıştığını, üçüncü dünya ülkeleri lider ve bürokratlarna şantajda bulunduğunu itiraf etti. 1981'den sonra kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşunda çalışan Perkins, "itiraflarını" yayınlamaya 11 Eylül 2001'den sonra karar verdi. Perkins bugün ana akım medya tarafından eleştirilse de özellikle internet gazetesi The Hufftington Post'ta yeşil ekonomi ve alternatif enerji üzerindeki yazılarıyla bu alanda önemli bir isim olarak dikkat çekiyor.
Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havaalanları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbirşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; "Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..." Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir."
Örneğin, nüfusun çoğunluğu borç altında ezilirken bir kamu hizmetleri şirketi sahibi (yani tek bir kişi) bile çıkar sağlasa GSMH ( Gayri Safi Milli Hasıla) artışı gerçekleşebilir. Zenginler daha zenginleşirken, fakirler daha fakirleşir. Ama nihayetinde, istatistiki açıdan bakıldığında bu bir ekonomik ilerlemedir.
İnsanlar açken, siz arabalarınızın benzini için üzülüyorsunuz. Bebekler susuzluktan ölürken, siz son modeller için moda dergilerini karıştırıyorsunuz.
Kişiler açgözlülüklerinden ötürü ödüllendirildikçe, açgözlülük baştan çıkarıcı bir hal alır.
"Düşünebiliyor musunuz?" diye sordu Torrijos . "Kendi babanızı deviren bir darbenin parçası olmak ne demektir?"
ABD’de tek bir masum kişi var mı? Her ne kadar en büyük kazancı ekonomik piramidin tepesindekiler elde ediyor olsa da, milyonlarcamızın geçimi - doğrudan veya dolaylı olarak - az gelişmiş ülkelerin sömürülmesine bağlı.
Kişiler açgözlülüklerinden ötürü ödüllendirildikçe, aç gözlülük baştan çıkarıcı bir hal alır.
320 syf.
·Beğendi·10/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım insanlar vardır...Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Nörüyonuz KİKİRİKLER ? Ammman iyi olun .. Hele şu işe gidenleeeer !!! =)) Siz çalışın BEN YATARIM!!! Anlayacağınız üzere ben evdeyim .. "İŞİM" gücüm YOK!! Sağa sola salça olmaktansa oturam bu kitabı kritikliyem dedim .. Arkadaşım bu kitabı kesinlikle oku .. Orda bir kez anlaşalım .. Ben siyasetten anlamam , yok efenim tarih bilmem falan deme .. Birincisi, bu kitap son derece yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış , ikincisi tüm bu anlatılanlar bir gezi ya da hatırat kıvamında aktarılmış .. Sizi boğan grafikler ve sayısal değerler yok .. Olaya "FRANSIZ" büyükelçiliğinden katılacaklar için de gerekli temelleri işbu inceleme ile ben atıcam ..(bkz : yauw Tuco ne mübarek bir zatsın sen!) Kitaba konu olan coğrafya ve halkların bir kısmını sizlere tanıtıp , "KESTANE GÜRGEN PALAMUT - ALTI YAPRAK ÜSTÜ BULUT - GEL SEN TUCO'YLA DERDİ UNUT - "İŞSİZLİK" NE GÜZEL diyip güle oynaya incelemeyi bitireceğiz .. Damalı bayrak havada .. Git , çayın ,çorban neyin varsa kap gel .. Füt füt füt diyerekten ,bade süzerekten , biramı hüpleterekten ve tuzlu fıstık kemirerekten olaya başlayayım ben de .. Saat 11 ! Şaşırmayınız !! Erken kalkan yol alır .. 18 yaş altı kesim.. Aman alkol almayın .. Alkol alırsanız kul hakkı yer , yoldan çıkmış canavarlara dönersiniz .. Uyarmadı demeyin !! =))

Sevgili canikolar , biliyorsunuz ki Osmanlı parçalandığında , ortadoğudaki toprakları , sınırları CETVEL ile çizilip pekçok tarihçinin de dile getirdiği üzere, adeta "yoldan geçen" arap şeyhlerine tanzim edildi..O dönemlerde, yani 1930 larda Suudların kıçını silecek taşı yoktu .. Kuveyt 'i yüzyıllardır yöneten El Sabah ailesinin, dedelerinin kardeşini 10 (yazıyla on!) osmanlı altını karşılığında öldürdüğü falan söylenir durur..Gün geldi hesap döndü , işbu Kuveyt şimdi Amerika' nın en büyük yabancı yatırımcılarından biri oldu ..Bu kısmı cebine at ilerde lazım olacak .. Devam edelim ..O zamanlar , ortadoğudaki şeyhlikten ,monarşi ve krallığa henüz geçmiş bu sonradan görme görgüsüzlerin gelmiş geçmiş en büyük düşmanı, zannettiğiniz üzere Amerika değil , BAAS hareketi idi .. '45'ten sonra ,peşpeşe girdikleri dünya savaşlarının ardından, Kibariye'nin annesi moduna girmiş İngiltere ve Fransa ,bu iki büyük güç , parkinsondan yakınarak ligi , ABD ve SSCB' ne (Rusya işte Rusya !) bıraktılar .. BAAS , araplar için yeniden doğuş demekti .. Tek bir çatı altında , tek bir devlet altında birlik olma fikriydi ..Özgürlükçüydüler .. Kalkınmacıydılar.. Laiklikten yanaydılar ve şimdilerde radikal islam olarak adlandırılan olgunun da "tam" karşısındaydılar..Mottoları özgürlük ,birlik , sosyalizm idi .. Suud kralı Faysal , sonrasında "yalelli" Fahd , BAAS 'tan kıl kaptı kelimenin tam anlamıyla .. Çünkü 1950 'li yıllarda bu monarşik düzene , gücün tek elde toplandığı bu dikta rejimine, halkın zenginliğini sömüren bu azgın bedevilere dur diyecek tek bir kesim vardı : BAAS! Bir tarafta para , diğer yanda sosyalist birlik heyecanı.. Bir yanda TÜM amerika kıtasının sahip olduğu cip sayısından fazlasını şimdilerde bir sülalenin garajına toplayanlar , çölde ferrari parçalayanlar , diğer yanda ekmek arası çöl kumuyla yoğrulmuş humusa talim eden zümre ..

Arap dünyasının BÜYÜK abisi Mısır' a uzanalım az da .. BAAS'ın gelmiş geçmiş en büyük lideri Cemal Abdulnasır , 1952'de Kral Faruk' u yukarda saydığım sebeplerden ötürü tahtından darbe ile indirdi .. İlk işi Süveyş'ten kan emici asalak ingiliz ve fransızı kovmak oldu..Daha sonra "millileştirme" politikalarına el attı.. Biz biliyoruz ki bugüne değin petrol ve yeraltı kaynaklarını millileştiren her kim olursa olsun ya asıldı , ya da yok edildi tıpkı İran'ın efsanevi başbakanı Musaddık gibi.. Nasır'ın da suyu ısınıyordu.. Üzeri çizilmişti ..Yaptığı bu affedilmez hareket ile bölgeye yeni yeni yerleşen Amerika'yı çok tedirgin etmişti .. Sosyalist ve eşitlikçi politikalar, ABD ile oksimoron bir birliktelik ortaya çıkarıyordu..Yalnız gelmiş gecmiş en azılı sömürgecilerden , yani ingilizlerden çok ders çıkarmış Amerika "böl ve yönet" kartını henüz oynamamıştı.. İşte o yıllarda , Nasır çok büyük bir hata yaparak islami hareketin önde gelmiş isimlerinden Seyyid Kutup'u astı.. Böylece Abd' nin isteyipte bulamadığı kozu eline vermiş ,Mısır'ı da ikiye bölmüş oldu : Reformist BAAS taraftarları ve İslamist kesim.. Pek tabiidir ki ABD , Nasır'a karşı islam geleneğinden gelenleri destekledi.. (Emperyalizmin maşaları o gün bugündür hiç değişmedi.)Bu kesimi de at cebine!! 48 ' de kurdurdukları ve ortadoğuya soktukları truva atı İsrail'i de sonradan cepheye sürüp '67'de Suriye - Mısır ve Ürdün'e saldırttı.. İsrail, hem Golan tepelerini ele geçirdi , hem de Nasır' ın bölgedeki karizmasını ve otoritesini kırdı .. Nasır İsrail ile masaya oturmak zorunda kalmıştı ki, bu arapların ASLA affedebileceği bir durum değildi .. Resmen ,alenen ve ilk kez bir arap ülkesi İsrail'i tanımış oluyordu çünkü böylelikle..

Gelelim Irak ve İran'a .. Tıpkı Nasır gibi Abdulkerim Kasım da 17 temmuz 1967 'de 2. Faysal'ı devirip Irak'ta cumhuriyeti kurdu..Sonrasında içinde yeraldığı devrimi baltalıyacak olan ve o zamanlarda başkan yardımcısı olarak görev yapan "Saddam" ile beraber.. Bu kısmı da at cebine sevgili monçiçi !! ABD onu çooooook önceden araştırmış ve keşfetmişti çünkü.. O dönemlerde Irak'taki BAAS rejimi kelimenin tam anlamıyla inanılmaz reformlara imza attı .. Dünyanın hiçbir yerinde bir devrim bunca hızlı ve aksaklık olmaksızın başarıya ulaşmamıştır..Neydi bu yapılanlar ? İşçi emeklilik yasası çıkarıldı, PETROL MİLLİLEŞTİRİLDİ, onlarca üniversite kuruldu, kadınlara askerlik yolu açıldı, halk okulları ve halk ordusu kuruldu, okuma yazma seferberliği başlatıldı , bu seferberlik merkezlerinin sayısı 255 'ten 26.790 'a çıkarıldı..Kadın hakları , tarım , sulama , kimya , makine ve endüstri .. Aklınıza gelip gelebilecek tüm alanlarda topyekün bir kalkınma hareketi başlatıldı.. Bu kısım çok çok önemli : ÜLKEDEKİ TÜM IRK VE MEZHEPLER , TÜM SİYASİ HAREKETLERE PARLEMENTODA TEMSİL HAKKI VE ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLDİ .. Ve BAAS ,tüm emperyalist petrol şirketleri ile çok şiddetli bir savaşa girdi..

İran' da skor, erken davranıp hatalarından ders alan ABD leyhine yazıldı ve şapkadan Humeyni çıktı .. İran acemdi , şii idi .. Tüm arap ülkelerinin onlarla görülecek tarihi bir hesabı vardı .. Zaten öyle de oldu .. Saddam' ın darbesine müteakip Irak -İran savaşı patladı ..Tam 8 yıl savaştılar boş yere!!! Burayı cebine atma ..Koy önüne... Cebindekileri de çıkar ..Nedir bunların ortak noktası ? Hepsi de yozlaşmayı seçmiş , para için halkını satmış zümreler ya da kurumlar .. Karşılarında kim var ? SOSYALİZM.. Siz bugün Trump'la karşılıklı kılıç kalkan oynayan bu araplar hep böyle miydi sanıyorsunuz ?!?

Buraya kadar okuduklarınız olayın makro ölçeği..Bir nevi kendi şahsımca kısa tutmaya calışarak anlattığım ..Mikroya geçtiğimiz an işte bu kitaba ayak basıyoruz .. Yıkılan kentler ve bu kentlerin yeniden inşaası ile bölgede at koşturmaya başlayan az gelişmiş ülke müteahhitliğine soyunan çok uluslu emperyal şirketler, satılan silahlar ,ilaçlar , kazanılan ihaleler.. Altyapı - üstyapı .. Aklınıza gelebilecek her türlü iktisadi çıkarlar .. Kimler vasıtasıyla mı ? Ekonomik tetikçi olarak anılan bu ajanlar yardımıyla .. İşbirlikçileri kim? Az önce bahsettiğim yozlaşmış kurumlar ve devlet erkanı.. Ben size sadece kitap öncesinde oluşan tezi sundum üç aşağı beş yukarı..Okuyacaklarınıza yabancı kalmayasınız diye ..Bu kitap esasen sosyalizme karşı emperyalizmin demin de belirttiğim gibi mikro ölçekteki savaşıdır .. Ülkeleri sömürgeleştirilmiş , tüm hakları ellerinden alınmış , günde 16 17 saat çalıştırılan insanların , toplumların başlarına "GETİRİLENLERDİR" .. İnanılmaz raddede gözü dönmüş , kuduz köpeğe bile rahmet okutacak bir AÇGÖZLÜLÜĞÜN, maskelenerek yozlaşmış yöneticiler yardımıyla ülkelere yapılan ihracıdır.. Doğaları gereği "ihraç etmeden" duramaz bunlar.. Ya özgürlük der , basını susturur , ya düzen der terör pompalar bölgeye ..Oynanan oyun hiiiiç değişmez ! Zira hepimiz biliyoruz ki , TARİH ŞU GÜNE DEK GÖZÜ DOYMUŞ TEK BİR TANE DAHİ KAPİTALİST KAYDETMEMİŞTİR..
320 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Müthiş bir boğaz ağrısını düşünmemenin yolu uğraş bulmaktır. Ben de küçüklüğümden gelme bir başka ilgi alanım olan 'terörizm' üzerine ki kitap tam olarak öyle olmasa da, birçok yerde ayrıntılı açıklaması ile aktaracağım.

Öncelikle kitabın çıkarılmasında zorlu yolu kısaca yazayım. Kitap, bir ET olan ve Irak, Afganistan, Panama, İran ve birçok Afrika ülkesini gezmiş, gerçekleri gözleriyle görmüş, gerçekleri yaşamış kişilerle konuşmuş, diplomat, askeri yetkili gibi kişilerden alınma bilgilerle yazılmıştır. Perkins, kitap içerisinde daha doğrusu sonlara doğru ne denli bir zorluktan geçtiğini ve onlarca yayınevinin bu kitabı basamayacağını bildirmiştir.

Basitleştireyim. Bir film düşünün, Birleşik Devletleri çok feci bir şekilde eleştiriyor, Irak işgali sırasında tecavüzleri... dur dur, o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye'de x hastanesinde 145 18 yaş altı ve yarısı kadar 14 yaş altı çocuğun hamil kalması ile ilgili haberi yapan kişi ne oldu? What? Sanırım biliyorsunuz. Size bir sır vereyim: Bu gibi kitapları, filimleri yani eleştri ve gerçekleri yüzeye çıkarmak istiyorsanız, arkanızın çok feci sağlam olması gerekir. 5-6 yıl önce yani, 14 yaşlarındayken yeni dünya düzeni ile ilgili 11 saatlik bir belgesel izlemiştim. Bu belgeseli tekrar ve tekrar izledim. Belgeseli hazırlayan iki yönetmen defalarca tehdit edilmiş, ailesi ve akrabalarına türlü şeyler yollanmış, belgeselleri parça halinde kaldırılmıştı. Türkiye gibi ülkelerden yayımlayıp birleştiriyorlardı.

Yeni Dünya Düzeni...

Bu gibi konularda yazmaktan çekinirim, açıkçası korkarım. Size kitaptan geçmediği halde birkaç şey önerebilirim. Belki de geçtiği halde...

Kitapta CIA'nin onlarca ki Türkiye'de dahil, darbelerini, ekonomik savaşlarını, Irak işgalini, Afganistan Taliban'ını, Usama Binladin'i, açlıktan ölenleri... bla bla.

Şunu unutmayın: 'Birleşik devletler, küçük İsrail'dir.'

John F. Kennedy'nin 'Yahudi Lobisine' gönderme yaptıktan sonra suikast sonucu öldürülmesi. (Orijinali kaldırılmış, idare edin)
https://www.youtube.com/watch?v=9Zr3TmfHZF0

Yaklaşık 645 Birleşik Devletler askerini öldüren Irak direnişinin en büyük öncülerinden Juba lakaplı keskin nişancı.
https://www.youtube.com/watch?v=RTM1qEmi1rg

Devrik lider Saddam Hüseyin'in psikopat ve zürriyetsiz oğlu olan Uday Saddam Hüseyin ile ilgili... bir söylemini vereyim, ''Kızları Tanrı'dan daha çok seviyorum.''
https://www.youtube.com/watch?v=zQxDU0aLhpU

Yeni Dünya Düzeni ile ilgili Banu Avar'ın belgesellerini öneririm.
https://www.youtube.com/...oNmqtrj1OHfanXEORme-

11 Eylül ile ilgili de Rockefeller ailesinin binanın sahibi olduğunu, daha sonra el değiştirdiği bildirmiştir. Günümüzde hangi aptal ki buna Birleşik Devletler vatandaşlarını da ekleyebilirsiniz. Hiçbir insan iki kulelerin gerçekten intihar uçakları tarafından yerle bir edildiğine inanmaz. Aklınızla alay edilmesine izin vermeyin!

11 Eylül ile ilgili de Zeitgeist belgesellerini öneririm. Yorgunum, atamam şimdi. Rahatlıkla bulabilirsiniz. :)

Sıradaki hedef İran.

Ortadoğu da, Irak, Suriye, Lübnan, Yemen gibi birçok ülkenin işgali on yıllar önceden bir harita üzerinden yapılmıştı. Bu ülkelerden sonra açık hedef İran olacatı. Çünkü İran, İsrail'i tehdit eden ve Amerika'ya karşı gelen tek 'İslam Cumhuriyeti'dir. (Şah sonrası) CIA'nin eli ile başa gelen ve ilişkilerin müthiş düzenlendiği İran... her neyse. :) Belgeseli izleyin.
https://www.youtube.com/watch?v=Y1SRxk2eU4g

Osama Binladin eski bir CIA destekçisiydi. Babası Suudi bir milyarder olan Osama, bir din alimi olmak üzereydi. Afganistan- Sovyetler Birliği savaşında öncülük etmek için Afgan mücahitlerinin başına gelmiş ve oradan bir süre sonra Pakistan'a geçmiştir. El-kaide'nin kurucu lideridir, Taliban ile çok yakın ilişkileri vardı.

Gizli ve hemen sonra kendi sitelerinden kaldırılmış bir bilgi.
11 Eylül sonrası bir ses kaydı yayımlamıştı ve kesin bir dille saldırının El-kaide ile bir bağlantısı olmadığını, bunu şiddetle kınadığını söylemişti. Peki sonra? Kaldırıldı.

Taliban ile ilgili;
https://www.youtube.com/watch?v=5OI8Y0jjM0k

Neyse, toparlamak gerekirse, kitapta ET(Ekonomik Tetikçi)'nin oluşumu ve gelişimini açıklıyor. Onlarca ülkede yaptıkları, gözlemledikleri, duydukları ve tartışkları birçok bilgi.

Benden bir bilgi. 11 Eylül sonrası Pusht, açıklamaları hiç dinlemeden önce Afganistan'a girdi. yaklaşık 250 bin insan öldürüldü. Hemen sonra 'kitle imha' silahları bahanesiyle Bağdat bombalandı. Ne zaman oldu biliyor musunuz? Kadir gecesi. Pusht,' Bugünün olmasını özellikle seçtik.'

5 yaşındaydım, ama dün gibi hatırlıyorum. Bağdat'ın bombalanması, Irak işgalinin başlangıcı...
https://www.youtube.com/watch?v=hCRcydUm2Qs

Ne diyordum, ha. Daha sonra yani 2002 Afganistan işgalinden sonra Irak'a girildi. Başlarda demokrasi naraları atan halk, ebesinin şeyini sornadan görecekti. Bir istatistik vereyim. Yaklaşık yarım milyon insan öldü, yüz binlerce genç kız, çocuk, kadın, adam, bulabildikleri herkese, gözünü kestirdikleri herkese tecavüz ettiler. Canları sıkıldığında veya birlikten biri vurulduğunda camilere ateş açar, sokakta arabadan rastgele arabalara ateş açarlardı.

Gazeteci ve sivillere ateş açan Amerikan askerleri ve diyalogları
https://www.youtube.com/watch?v=5rXPrfnU3G0

https://www.youtube.com/...fnWY8UQfykA(Türkçe Altyazılı)

Gecenin bir yarısı evinizi basarlardı, annenizi, kardeşlerinizi, babanızı dışarı çıkarırlardı. Annenizi ve kardeşinizi içeri alır hunharca tecavüz edip babanıza ve size dinlettirirlerdi. Amaç, elinizden bir şey gelmediğini görüp böbürlenmekti. Bu olayların yani eziyetlerin tamamı neredeyse 'sunni' mezhebine mensup insanlara yapıldı. Çünkü Saddam zulmünden dolayı acı çeken şiiler, işgal sonrası kız alıp verdiği, yüzlerce yıl yaşadığı bu topraklarda Amerikan askerlerinin iğrençliklerine alkış tutup yeltendi. Irak'ta mezhep savaşının tanımı budur.

Meşhur Abu Gharip hapishanesinden (+18)
https://www.youtube.com/watch?v=fRZEvNnyqlA

Irak, Afganistan gibi yerlerde yakaldıkları üst düzey yetkilileri konuşturmak için Guatemala'ya getirirlerdi. İşkencelerini yazmayayım şimdi, mideniz kaldırmaz.

Son olarak, affınıza sığınarak bir söz bırakmak istiyorum. Tanrı'nın Psikopat Çocukları kitabından bir alıntı.

''Amerika Birleşik Devletlerin ordusu, tecavüzcü koğuşlarında bile rastlayamacağınız kadar çok o.rospu çocuğu sübyancılarla doludur.''

Keyifli okumalar.
320 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Şiddetli bir tavsiye üzerine aldığım ve 'nasıl okuyacağım ben bunu şimdi ' diye kara kara düşündüğüm kitap..Çünkü ne finansal durumlardan anlarım ne de ekonomiden..Sıkılırım ,bunalırım sanmıştım...Önyargımı öylesine yıktı ki..Dünya üzerinde nefes alan her canlıya dokunuyor..Ve bence dini,dili,ırkı,ülkesi,kıtası farketmeksizin her insanın okuması gerek..Yüzyıllarca süre gelen bir oyunun en iyi oyuncularından birinin dilinden kaleme alınmış..Hepsi yaşanmış..Hepsi gerçek..Bu itiraf bir uyanışın habercisi oldu benim için..İsterimki uyanışta olan herkes uyansın...iNCELEMENİN ÖZÜ : MUTLAKA OKUYUN OKUYUN OKUYUN...
391 syf.
·9/10
İnsanların nasıl enayi yerine konulduğunun, hiçbirşey yapmadan koltuk kabartarak batı hayranlığı taşıyan zihniyetlerin okumaları gereken kitap ... Tabi bu sadece bilinen yüzü , ya bilinmeyenler ...
320 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Küresel güçlerin neler yapabileceğini az-çok bilen arkadaşlar için bu kitap başucu niteliğinde. Şahsen benim bildiğim fakat adını koyamadığım bir çok detay çözüme kavuştu. Asıl problemin ne olduğu, Ekonomik tetikçi olarak neler yaptığı bir bir kitabın adı üstünde itiraf etmiş. Böyle bir şeyin yayınlanması bile 'şirketokrasi' ve küresel imparatorluk için kabul edilemeyecek derece de büyük bir olay iken paranoyak tarafım yine de kapalı kalmış bir çok konunun üstünü örtüp sadece görmemiz gerekenleri gösterdiğini, bakış açımızı bu yönde geliştirip algı oluşturmaya ittiğini düşünmeden edemiyor.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Madem küresel imparatorluk her yere sızabiliyor, o halde her seçimde kim bizim topraklarımızı ve zenginliklerimizi küresel imparatorluğa daha iyi peşkeş çeker diye seçmeye gidiyoruz demektir. O halde seçebileceğimiz insanlar ya bu sistemin gönüllü olarak birer parçaları olmuşlar, ya da bir şekilde bu sisteme dahil edilmişlerdir. O zaman cumhuriyet tüm dünya ülkelerine zarar veren bir rejimdir. Çünkü küresel imparatorluk kimin parti başkanı olacağına dahi müdahale ediyor olabilir.Bununla birlikte tek adamla yönetim de bir çözüm olamayabilir, çünkü bu sefer de küresel imparatorluğun çakalları devreye girer, uçak kazaları, darbeler zehirlemelerle tek adamı bertaraf ederler. O zaman ideal yönetim şekli ne olmalıdır ki küresel imparatorluğa dur denilebilsin ? Asıl cevaplanması gereken soru işte budur.
320 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Silahsız savaş nasıl olur diye merak ediyorsanız işte size silahsız savaşı anlatabilecek bir baş ucu kitabı.

Küreselleşmeyle birlikte emperyalizmin ve kapitilizmin kendini şirketizmin eline nasıl bıraktığını bu kitabı okuyunca anlayacaksınız.

Bu kitabı okuduğunuzda dünyayı siyasi ve ekonomik olarak kimler yönetiyor göreceksiniz.

Kitabı okumanız için ekonomist olmanıza gerek yok... Meraklı olsanız yeterli.
408 syf.
·1 günde·Puan vermedi
John Perkins tarafından kaleme alınan bu kitap yazarın 2004 yılında çıkarmaya başladığı kitap silsilesinin son halkasını teşkil etmekte..
Aslına bakarsanız konu hemen öncesinde okumuş olduğum Mete Gündoğan’ın Narkoz isimli kitabı ile aynı fakat orada olayı anlatan olayı dışarıdan gözlemleyen ve çıkarımlarda bulunan biri, burada ise olayı anlatan direkt faillerden olayı icra edenlerden biri yani yazarın kendi tabiri ile bir ekonomik tetikçi..
Ekonomik tetikçi nedir diye bir soru gelecek muhtemelen şimdi akıllara.. Ekonomik tetikçiler dünya üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir.. Dünya Bankası, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı ve diğer yabancı yardım kuruluşlarından büyük şirketlerin (Exxon, Walmart, General Motors, Monsanto...) kasalarına ve gezegenimizin tabii kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin(Rothschildler, Rockefellerlar...) ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında ise sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyunlar imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen günümüzde globalleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır..
Kitapta kurulan bu çarkın nasıl döndürüldüğü ülkelerin üzerine nasıl kabus gibi çöküldüğü anlatılmakta..
Bence yine okunmaya değer vizyon sağlayacak bir kitap.. Okuyunuz efendim..
320 syf.
·5 günde·7/10
Ekonomi, ekonomi yoluyla sömürü, petrol, darbeler, rüşvet, onurlu insanlar, onursuz insanlar, Amerika ve onun zeki hamlelerle örülmüş oyunları...

Aydınlatıcı, şaşırtıcı ve aslında çoğu biraz düşünmeyle bile akıl yürütülebilir olgular olmasına rağmen yine de ilgi çekici bir kitap olmuş. Bazı gerçekler yüzünüze tokat gibi çarparken bazıları da oldukça üzücü. Hatta kitap baştan sona fazla pesimist bir portre çiziyor ve bu portre yıllar geçtikçe daha da kararıyor, izlenimi uyandırıyor.

Uzun yıllardır; Dünya’nın neredeyse tamamının Amerika tarafından istediği gibi yönetildiği ve yönlendirildiği, kitapta gözünüze çarpan ve başından sonuna aklınızda kalan tek olgu olacak. Çünkü adamlar yönetme ve yönlendirme işini gayet iyi biliyor ve bunu uygulamış/uygulamaya devam ediyor. Ekonomik tetikçilerin görevi de bu yönetim ve yönlendirme işlerini devlet adına; çoğu petrol zengini ülkeyi, Amerika’ya borçlandırarak doğal bir boyunduruk altına sokmak. Eğer ikna olmazlarsa; ya darbeyle indiriliyor ya da suikaste kurban gidiyorlar. Ve yerine yancı liderler konmasıyla Amerika, istediğini biraz gecikmeli olsa da yapmaya devam ediyor.

Kitap başlarda çok şey vaat ederken, düşündüğüm şey şu oldu: Amerika, böylesine kirli çamaşırlarının (suikastlerin, darbelerin, milyonlarca dolarlık şirket prensiplerinin vs.) ortaya dökülmesine nasıl müsaade etti? Yoksa bu kitap da; yönlendirme ve güç gösterisinin farklı bir boyutu olabilir mi? Çünkü sonlara doğru bu işten deliler gibi para kazanıp, yaptığı şeyin doğru olduğuna asla inanmadığını defalarca dile getirip yine de aynı döngünün içinde devinip duran yazarımızın; içsel paradokslarında kaybolmak biraz sıkıcıydı. Hatta sıkıcıdan öte samimiyetsizdi. Ve son sayfalara geldiğinizde; “Bu düzeni bozmak için neler yapabilirsiniz?” tadında cümlelerle karşılaşmak da hayli komikti. Fakat birçok şeyi öğrenebileceğiniz, siyasetin kirli yüzlerinden birine yakından tanıklık edebileceğiniz ve yakın tarihle yüzleşeceğiniz bir kitap olduğunu da söylemem gerek. Mümkünse okuyun.
320 syf.
·24 günde·7/10
Uzun zamandır okuma listemde olan kitabı nihayet bitirdim. Kitabı bölüm hocamın şiddetli tavsiyeleri üzerine almak zorunda kaldım. Bölüm öğrencisi olarak mutlaka kütüphanemizde yer alması gerekiyormuş.
Bu kitabın ibret almamız ve içinde bulunduğumuz durumu değiştirip yeniden yaratmamız için kaleme alındığını düşünüyorum. Özellikle kitabın son sayfalarında verdiği öneriler bunu kanıtlar nitelikte. "Ancak bu kitap bir reçete değildir. Sadece bir itiraftır, o kadar."
Küresel güçlerin neler yapabileceği ile ilgili biraz bilgisi olan kişiler için kitap baya bilgilendirici durumda. Silahsız, üniformasız bir savaş nasıl olur diye merak ediyorsanız cevap kitabın içinde ama ben size kısa yanıt vereyim; Ekonomik Tetikçiler ile mümkün. Ekonomik tetikçiler dünya üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandırarak bu savaşı başlatıyorlar.Bu ekonomik tetikçiler tabiki Amerikanın çalışanları ve yaptıkları hamlelerle ülkeleri Amerika'ya muhtaç ediyorlar.
Bir diğer taraftan da petrolün ülkeler için ne kadar önem sarf ettiğini bunun için neler yapılabileceği ve petrolün ekonomi üzerindeki etkilerini ve insanların özellikle büyük devletlerin kendi çıkarları için hangi yollara başvurduklarını ele alınmış.
Açık konuşmak gerekirse kitap çok sürükleyici değildi ancak gelişmekte olan tüm halkların okuması gereken bir kitap. Yazar ne kadar vicdan rahatlatmaya çalışsa da ana akış anlaşılır bir biçimde.
Kitap hakkında belirteceklerim ve düşüncelerim bu şekilde bir sonraki kitap yorumunda görüşmemiz dileğiyle sevgiler...

Yazarın biyografisi

Adı:
John Perkins
Unvan:
Amerikalı Yazar, Aktivist, Ekonomist
Doğum:
Hanover , New Hampshire , Amerika Birleşik Devletleri, 28 Ocak 1945
John Perkins 2004 yılında basıldığında hemen en çok satanlar listelerine giren ve 25 hafta 1 numarada kalan "Ekonomik Tetikçinin İtirafları" kitabının yazarı. 1971 ve 1981 arasında stratejik planlama ve danışmanlık firması Chas T. Main'de baş ekonomist, bölgesel planlama ve ekonomi yöneticiliği görevlerinde çalıştı. Ancak kendi deyimiyle asıl işi ekonomik tetikçilikti. Bu görevi sırasında çok uluslu şirketler ve ABD istihbaratı için çalıştığını, üçüncü dünya ülkeleri lider ve bürokratlarna şantajda bulunduğunu itiraf etti. 1981'den sonra kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşunda çalışan Perkins, "itiraflarını" yayınlamaya 11 Eylül 2001'den sonra karar verdi. Perkins bugün ana akım medya tarafından eleştirilse de özellikle internet gazetesi The Hufftington Post'ta yeşil ekonomi ve alternatif enerji üzerindeki yazılarıyla bu alanda önemli bir isim olarak dikkat çekiyor.

Yazar istatistikleri

  • 55 okur beğendi.
  • 974 okur okudu.
  • 50 okur okuyor.
  • 1.035 okur okuyacak.
  • 27 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları