Küçük Prens

9,0/10  (4.751 Oy) · 
14.421 okunma  · 
5.931 beğeni  · 
47.021 gösterim
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789750724435
  • Orijinal Adı:
    Le Petit Prince
  • Çeviri:
    Cemal Süreya, Tomris Uyar
  • Yayınevi:
    Can Çocuk Yayınları
  • Kitabın Türü:
McCreâdy 
24 Ağu 14:55 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Geçmişimi kendimden anımsarken Gökyüzünün parlayayan yıldızlarının cıcırtısıyla karışık, titrek ve buğulu bakışlarımın nacizane hüznünü dile getirebilirmiyim bilmiyorum ama, hislerimin yine beynime pusu kururcasına kendine esir almasıyla, kalabalık ağaç yaparakları arasında sıyrılan sokak lambasının parlayan ihtişamlı ışığıyla beraber yıpranmış parke taşlarına dalarken gözlerim; Zamansız yılların Her ne kadar ulaşılmaz olsa da, en azından tadı tuzu kıvamında olan bir tutam hayallerimiz vardı. Şimdi ise her şey ulaşılır hale gelmesine rağmen anlamını yitirmesiyle beraber ne tadı kaldı nede tuzu...
Bence İnsan öylesine, boş yaşamamalı bu dünya da...hoşgörü ve Anlayış her insan için önemli bir meziyet olmalı...Yaşama, yaşama hakkına, kararlara, kendinden olmayan insanlara, kendisi gibi düşünmeyenlere, farklı inançlara hoşgörüyle bakmak bence en güzel ve en mütevazi anlayıştır. Saatler bile gücü yetebildiğince yarışırken zamanla, vakti geldiğinde durur ama kavramını asla kabullenemediğim zaman hiç durmuyor ne zık. Nedense Aynalar da avutmaksızın hiç yalan söylemiyor. Görmek istediğimizden ziyade gördüğümüzü tüm çıplaklığıyla yansıtmaktan başka...
Dönüp geriye baktığımızda, ne çok şeyin değiştiğini görebiliyoruz. Çocukluğumuzu, oynadığımız oyunları, o günlere ait heyecanlarımızı, kimi sevdiklerimizi, belki anne ve babalarımızı geride bıraktık. Hüzünle, bazen üzülerek gözlerimiz dolu dolu geçmişteki yaşadıklarımızı hatırlıyoruz. Büyük bir özlemle, geçmişi hatırlarken, bugünle aradaki korkunç farkı da görebiliyoruz. Geçmişteki resimlere baktığımızda sadece fiziksel yapımızın değil,
çevremizin de inanılmaz değiştiğini görebiliyoruz. Geçmişte toprak sahalarda top oynardık, bu gün halı sahalarda oynamaktayız, geçmişte tebeşirli kara tahtalarda eğitim görürdük, bu gün elektronik tahtaları kullanıyoruz ve benzeri binlerce şeyin değiştiğini görmekteyiz. Ama geçmişi hep aramaktayız. Belki daha iyi olanaklarımız olmadı ama şimdi ise geçmişteki sıcaklığı ve insanlar arasındaki samimiyeti maalesef bulamıyoruz. Bence İleriye doğru gittikçe bireycileşme ve tekleşme gelişti. Anımsarım ki, İnsanlar arası ilişkilerde maddiyat ön plana çıktı ve buda ilişkileri ve o büyük dostlukları malesef soğutmaya yetti. Önemli olan geçmişi unutmadan geleceğimizi daha doğru temeller üzerine oturtmaktır. Bence Bu en temel insani görevimizdir.
Kendim ile hislerimin arasına bir tel örgü çekerek; Bu duygu yüklü kitabı herkeze tavsiye ederim Saygılarımla...

Oğuz Aktürk 
 12 Nis 19:14 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Küçüklerin büyük dünyası, büyüklerin küçük dünyası. Aslında küçük ve büyük gibi sıfatlar kullanınca bile bir sayı kısıtlaması içine girmek durumunda kalıyoruz. Bu kitabı kendi hayatıma göre küçük hissettiğim bir zamanımda okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Kitapta küçüklerin hayal dünyasının genişliğiyle büyüklerin akıllarının salt sayısal ve statik çalışmasının savaşı var. İçinde büyüklere dair öyle güzel göndermeler ve sosyolojik eleştiriler var ki, bunların içinde büyüklerin, insanları giyim tarzlarına göre yargılamalarından her konuda olan kısıtlayıcılıklarına, her konuya dar açıdan bakıp monoton bir şekilde hayatı ele almalarına kadar bir çok eleştiri mevcut.

Aslında yaşımız ne kadar artıyorsa bize gülen yıldızları da o kadar az hatırlıyoruz, dünyevi sorunlarımızı daha da büyütüyoruz, salt sayısal akıla daha da çok yaklaşıyoruz. Ne kadar bazı şeylerde sayıca artıyorsak, ruhumuz o kadar küçülüyor. Bu dünyada gözümüzün alabildiğine ne kadar gitmeyi düşünüyorsak büyükler bizim gözümüzde o kadar büyük olmaya çabalıyor. Çünkü onların kararlarını büyütüyoruz. Onları ne kadar büyütürsek hayal gücümüzden harcıyoruz. Neyse ki, Küçük Prens'in dediği gibi bu yaşımda yüz bin liralık bir ev gördüm deyip "Aman ne güzel ev!" demiyorum büyükler gibi. Ben de pencerelerindeki saksıları, içinde yaşayacağı insanları ve psikolojileri, çatısındaki kumruları düşünerek o evleri tasarlayıp güzelliği bu değerleriyle düşünmeye çalışıyorum çünkü.

Sayılar üzerinden işleyen dünyamızda o kadar fazla ve o kadar gereksiz şeylerle uğraşıyoruz ki, en değerli olan şeyleri unutuyoruz bazen. Küçük Prens'in anlatmış olduğu her gezegene her gün uğruyoruz. Aynı gün içerisinde krallaşmaya çalışan insanı dinliyoruz, kendini beğenmişin biriyle konuşuyoruz ve o bizi hayranı sanıyor, alkolik ve bağımlı insanlarla konuşuyoruz, işinden ve sayılardan başka bir görmeyen insanlarla konuşuyoruz, bakış açısını geniş tutamayan, düşünemeyen ve sorgulamayan insanlarla konuşuyoruz. Fakat üzerinde yaşadığımız gezegen öyle bir gezegen ki, kendilerinin büyük yer kapladığını sanan insanlarla dolup taşan bir gezegen. Sayılara bayılanlar ve her gününü düşünmek uğruna değil de sayılara, işine ayıranlarla dolu. Bu dünya Küçük Prens'in de dediği gibi o kadar kuru, o kadar sivri, o kadar sert ve acımasız ki evrendeki küçüklüğüne rağmen kendisini en büyük gezegenmişçesine tanıtıyor! Ama bilmiyor ki o noktanın noktasının noktası bile değil. Hal böyle olunca, içinde yaşayan insanların büyüklenmeleri bile ne kadar önemsizmiş dedirtiyor insana.

Ben de bir gün Küçük Prens'in tanımlamasıyla büyük olacağım. Hatta büyük olduğumda da bu kitabı zevkle okuyacağım ve kendimin ne kadar monoton olduğunu göreceğim. Ama artık bir yıldızın bile yaratılışının muazzam bir olay olduğunu biliyorsam, bütün yıldızların da böyle olduğunu bilerek bakacağım yıldızlara. Aslında önemli olan gözümüzle baktığımız şeylere bir de yüreğimizle bakabilmeyi öğrenmek. Mantığımızla algıladığımız şeylere duygumuzu katabilmeyi başarmak. Aşçıysak yemeğimize sevgi katabilmek, ressamsak resmimize renk katabilmek... Unutmayalım ki, bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren. Onun için umudunu kaybetme, hala bir yerlerde çölde açan bir çiçeğimiz olabilir. Zira, köklerimizin olmadığı bu dünyada çölde bile açabilen bir çiçeğin olduğunu düşünürsek hiçbir şey imkansız değil.

Ayçagül Akar 
08 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Biz büyükler dünyayı o kadar yaşanmaz hale getiriyor, hayatımızı o kadar zorlaştırıyor ve anlamsızlaştırıyoruz ki. Keşke içimizdeki çocuğa erişip tekrar onun gözüyle bakabilsek etrafımıza. “Küçük Prens” 6 yaşındaki bir çocuğun saf, irdeleyici, ısrarcı, ön yargısız, merhametli dünyasına açılan bir pencere; farklı yaşlarda okuyup farklı anlamlar çıkarabileceğiniz felsefi bir kitap.

Kitabı 6 yaşındaki kızıma okuyarak aslında dolaylı olarak okumuş oldum. Okurken beraber internetten beobab ağacını araştırdık, dünya haritasını inceledik, bir sürü kavram hakkında sohbet ettik, kitabın resimlerini yorumladık… Bizim için güzel ve kaliteli bir paylaşım oldu.

Kitapla ilgili birkaç enterasan bilgiyi de sunmak istedim:
• Dünyada, kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilmiş ve en çok satılan kitaplardandır.
• Her yıl yaklaşık iki milyon satmakta ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmaktadır. Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiştir.
• Kitaptaki tüm çizimler yazara ait suluboya çizimlerdir.
• Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyordu.
• Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor. Ayrıca, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. Müze ve köy turistlerin uğrak noktalarından. 2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı verildi.

Bekir İstanbul 
08 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

"Günaydın" dedi Küçük Prens. "Günaydın" dedi bir krala, bir sarhoşa, bir palyaçoya, bir bilgine... "Günaydın" dedi bir yılana, bir tilkiye, bir çiçeğe...

"Günaydın" demeli insanlara, bitkilere, canlılara... Tanımaya çalışmalı canlı cansız tüm varlığı. Sadece sayılarla görmemeli Dünyayı. Renkleriyle, duygularıyla tanımaya çalışmalı, sorgulamalı, ısrarla sorgulamalı insan, öğrenmek için, anlamak için... İşte böyle yapıyordu Küçük Prens ve daha fazlasını. Bu küçük kitabı, bu derin kitabı, bu tatlı kitabı, bu yoğun kitabı tüm küçükler, tüm büyükler okumalı.

Enfâl 
10 Tem 16:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Küçük Prens'in en sevdiğim özelliği durmadan sorular sorması ve cevabını almadan da rahatlamamasıydı. Öğrenmenin sonu olmadığını göz önüne alırsak, soru sormak, meraklı olmak çok güzel ve gerekli bir özellik bence.

Sonra Küçük Prens'le çiçeği arasındaki ilişkiyi çok sevimli buldum ben. Özellikle dünyadayken onu düşünmesi filan çok hoştu, yüreğimi de burkmadı değil. Umarım Prens çiçeğine kavuşmuştur.

Neden Küçük Prens'in gittiği gezegenlerde sadece bir kişi vardı hiç düşündünüz mü?

Bence bunun aracı oradaki insanların yalnızlıklarına, içe dönüklüklerine vurgu yapmaktı. Yaptıkları şeylerin yararsızlığını öne çıkarmak için başvurulan bir yöntemdi bence. Böylece yalnızlığın zıtlığı, dostluğun da önemi vurgulanmış ki bunu hikayenin çoğu yerinde anlamak mümkün.

Bir de şu Küçük Prens'in yaşadığı gezegeni bulan Türk gök bilimci meselesi. Orada bahsedilen Türk lidere daha sonra değineceğim ama kitabı okumuş olanlar için bunun hakkında ne düşündüğümü söyleyeyim istedim.

O kısımdaki diktatör olayı göz ardı edildiğinde, şunu fark ediyorsunuz ki yazar aslında orada başka bir şey belirtmek istiyor. İnsanların ya da Avrupalıların mı demeliyim bilmiyorum ama ne kadar şekilci olduklarını ima ediyor.

Adam yeni bir gezegen bulmuş, fes takıyor diye önemsenmiyor. Burada ciddi bir dar görüşlülük olduğunu düşünüyorum. 

Elif Kimya Salt 
 27 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

``Hoşça git,``dedi tilki.``Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. '' Küçük prens unutmamak için tekrarladı. " Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Bu paragrafı okuduktan sonra etkilenmeyip, kitabı okumamakta ısrar ediyorsanız valla kendinize ayıp ediyorsunuz. ;)) Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum ve hayatımın her döneminde sıkılmadan okumaya devam edeceğim. Böyle tatlı, sevimli bir kitap bugünkü ününü sonuna kadar hakkediyor. Hakkında en çok araştırma yaptığım kitap kesinlikle bu. Her yıl yaklaşık 2 milyon satmakta ve bugüne kadar 140 milyonu aşmış. 250 den fazla dile çevrilmiş. Kitap ilk basıldığında yaklaşık 1000 sayfaymış. Kitaptaki bütün çizimler yazarın kendisine ait. Ayrıca kitap uzun süre yasaklı eserler arasında kalmış.

Küçük bir çocuğun gözünden paranın, ünvanın ve mevkinin dünyada değer verdiğimiz her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu masalsı bir dille anlatıyor. Şeker Portakalı' nı okuyan arkadaşlar bu kitabı çok sevecekler. Kesinlikle okuyun.

Küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin yanlışları, hataları anlatılıyor.
Eşsiz bir yapıt çocukları anlamak istiyorsanız okuyun.
İyi okumalar.

Bu eseri beğenerek okuyacağımı biliyordum fakat Küçük Prens'ten tüylerimi ürpertecek kadar etkilenebileceğimi bilmiyordum.
Antoine De Saint-Exupéry'in ıssız bir çölde uykuya dalan Küçük Prens'i kucağına aldığı vakit tıpkı kırılgan bir hazine taşıyormuş gibi hissettiği o duyguyu, eseri başından sonuna kadar okurken hissettim. Aslında, eser benim için son bulmuş değil. Şimdiye dek kapalı duran ve açılması gereken bazı duygu kapılarının aralanmasını sağladı. Ben de tıpkı Küçük Prens'in gezegenleri tek tek dolaştığı gibi, bu aralanan kapılardan içeri girip keşiflerimi yapacağım.

Özlemnd 
28 Ağu 02:59 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Küçük Prens kitabını hep çok merak etmiştim.Merak ettiğim kadar vardı, gerçekten. 6 yaşındayken bu kadar çok şeyleri bilmesi, saflığı, ön yargısız farkı anlam taşıyan okunması gereken bir kitap. Bana bir çok sayfalarda duygu anlamlar yükledi. Küçük Prens'in bitkilere , hayvanlara " Günaydın" demesi onlarla sohbet etmesi, onun bakış açısı hayal dünyasına hayran kaldım. Sizlere tekrar, tekrar tavsiye ediyorum. Tüm yüreğimle Küçük Prens gibi temiz, saf ruhlu olmanız dileğiyle KEYİFLİ OKURLAR DİLİYORUM...

Alihan Erdoğan 
01 Kas 2013 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap gibisini okumadım. Şeker Portakalı ile birlikte en değer verdiğim kitaplar arasında başı çekiyorlar. Lakin ben büyük değilim, bu kitapları "bir, iki..." diye sıralayarak ifade etmeyeceğim.

Şeker Portakalı da "hoşçakal" diye bitiyordu. Hayata dair her şeyin özündeki, gözle bakarak görülmeyen, ancak yürekle baktığında elde edilebilen o güzellik vedaya ve acıya da öyle bütünüyle işlemiş ki... Bu kitap insanlığa verilmiş en büyük armağanlardandır.

Aysel 
 10 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
'İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...'
'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 70)Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 70)
Ferah 
04 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Birden susturdum tüm dünyayı sen konuş diye, nasıl sağırsın kendine"

Küçük Prens, Antoine De Saint-ExupéryKüçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry

"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir."

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 33)Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 33)
Hande Kırkımcı 
05 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

''Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.''

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 50)Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 50)
Oğuz Aktürk 
 12 Nis 18:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Küçük Prens'te referandum virali.
Gökyüzüne bakın ve sorun kendi kendinize: Evet mi, hayır mı?

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 105 - Can Çocuk)Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 105 - Can Çocuk)
Murat Sezgin 
23 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsan çok üzgün olunca günbatımlarından hoşlanır.

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 27)Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 27)
105 /

Kitapla ilgili 13 Haber

BİR DEĞERİN YOKSA HİÇBİR ŞEYİN YOK DEMEKTİR
BİR DEĞERİN YOKSA HİÇBİR ŞEYİN YOK DEMEKTİR Dünyanın En Büyük Küçük Prens Koleksiyoncusu Marc Probst: “Bir değerin yoksa hiçbir şeyin yok demektir.”
Küçük Prens’in hiç yayınlanmamış sayfaları bulundu
Küçük Prens’in hiç yayınlanmamış sayfaları bulundu Saint-Exupéry’nin yeni bulunan taslaklarında Küçük Prens, bulmaca meraklısı bir adam için “G” ile başlayan altı harfli bir kelimeyi arıyor. Kelime meçhul, çünkü gerisi yazılmamış.
Küçük Prens hakkında pek bilinmeyen 10 şey
Küçük Prens hakkında pek bilinmeyen 10 şey Çocukluğunda neredeyse herkes okumuştur Küçük Prens’i. Sadece resimli bir çocuk kitabı mıdır yoksa bir yaşam felsefesinden mi bahseder? Bu tarz kişisel tartışmalara girmiyoruz ancak kitabın meraklıları ve müptelaları için Küçük Prens’e ve yazarı Antoine de Saint-Exupéry’ye ait küçük detayları bir araya getirdik.
Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar
Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar Dünyada bugüne kadar birçok kitap yayımlandı. Bunlardan birçoğu filme uyarlandı, tiyatro oyunu olarak sahnelendi ya da çeşitli ürünlere çevrilerek edebiyatseverlere sunuldu. Bizde en çok tercih edilen 20 kitaptan oluşan bir liste hazırladık…
Le Sourire - Gülümse (Antoine De Saint-Exupery)
Le Sourire - Gülümse (Antoine De Saint-Exupery) Efsanevi hikaye Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint-Exupery, ikinci dünya savaşında Nazilerle savaşırken hayatını kaybetmiş bir savaş pilotuydu. Dünyayı algıladığı eşsiz bakış açısını paylaştığı hikayelerinden biri ; İspanyol iç savaşı sırasında yaşadığı bir anısını anlattığı ‘Le Sourire’ yani ‘Gülümseme’…
Antoine de Saint-Exupéry’den “Kale”
Antoine de Saint-Exupéry’den “Kale” Antoine de Saint-Exupéry’nin “Kale” adlı kitabı, İsmail Yerguz çevirisiyle Zeplin Kitap tarafından yayımlandı.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.
2 /