Adı:
Küçük Prens
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750724435
Orijinal adı:
Le Petit Prince
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Çocuk Yayınları
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."
112 syf.
·1 günde·10/10
Küçük prens için bir tanımlama yap deseler "asla çocuk kitabı olmayan çocuk kitabı" derim. Tüm dünyada 140milyon satmış bu kitap küçük büyük herkese birşeyler katıyor. Ayrıca orijinalinin yaklaşık bin sayfa olduğunu yazarın ancak bu kadar kisaltabildigini de antiparantez geçelim.

Antoine de Saint-Exupéry'in 1943 yılında çıkardığı kitabında Küçük Prens’in ağzından küçüklerin gözüyle yetişkinlerin yaptığı yanlışlar anlatılır. Orjinal adı Fransızca Le Petit Prince olan Küçük Prens dünyada farklı dillere en çok tercüme edilen üçüncü kitaptır. Fransa’da yirminci yüzyılın en iyi kitabı seçilmiştir.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Küçük Prens kitabını yorumladım :
https://www.youtube.com/watch?v=zvf5z3JOSrQ

Küçüklerin büyük dünyası, büyüklerin küçük dünyası. Aslında küçük ve büyük gibi sıfatlar kullanınca bile bir sayı kısıtlaması içine girmek durumunda kalıyoruz. Bu kitabı kendi hayatıma göre küçük hissettiğim bir zamanımda okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Kitapta küçüklerin hayal dünyasının genişliğiyle büyüklerin akıllarının salt sayısal ve statik çalışmasının savaşı var. İçinde büyüklere dair öyle güzel göndermeler ve sosyolojik eleştiriler var ki, bunların içinde büyüklerin, insanları giyim tarzlarına göre yargılamalarından her konuda olan kısıtlayıcılıklarına, her konuya dar açıdan bakıp monoton bir şekilde hayatı ele almalarına kadar bir çok eleştiri mevcut.

Aslında yaşımız ne kadar artıyorsa bize gülen yıldızları da o kadar az hatırlıyoruz, dünyevi sorunlarımızı daha da büyütüyoruz, salt sayısal akıla daha da çok yaklaşıyoruz. Ne kadar bazı şeylerde sayıca artıyorsak, ruhumuz o kadar küçülüyor. Bu dünyada gözümüzün alabildiğine ne kadar gitmeyi düşünüyorsak büyükler bizim gözümüzde o kadar büyük olmaya çabalıyor. Çünkü onların kararlarını büyütüyoruz. Onları ne kadar büyütürsek hayal gücümüzden harcıyoruz. Neyse ki, Küçük Prens'in dediği gibi bu yaşımda yüz bin liralık bir ev gördüm deyip "Aman ne güzel ev!" demiyorum büyükler gibi. Ben de pencerelerindeki saksıları, içinde yaşayacağı insanları ve psikolojileri, çatısındaki kumruları düşünerek o evleri tasarlayıp güzelliği bu değerleriyle düşünmeye çalışıyorum çünkü.

Sayılar üzerinden işleyen dünyamızda o kadar fazla ve o kadar gereksiz şeylerle uğraşıyoruz ki, en değerli olan şeyleri unutuyoruz bazen. Küçük Prens'in anlatmış olduğu her gezegene her gün uğruyoruz. Aynı gün içerisinde krallaşmaya çalışan insanı dinliyoruz, kendini beğenmişin biriyle konuşuyoruz ve o bizi hayranı sanıyor, alkolik ve bağımlı insanlarla konuşuyoruz, işinden ve sayılardan başka bir görmeyen insanlarla konuşuyoruz, bakış açısını geniş tutamayan, düşünemeyen ve sorgulamayan insanlarla konuşuyoruz. Fakat üzerinde yaşadığımız gezegen öyle bir gezegen ki, kendilerinin büyük yer kapladığını sanan insanlarla dolup taşan bir gezegen. Sayılara bayılanlar ve her gününü düşünmek uğruna değil de sayılara, işine ayıranlarla dolu. Bu dünya Küçük Prens'in de dediği gibi o kadar kuru, o kadar sivri, o kadar sert ve acımasız ki evrendeki küçüklüğüne rağmen kendisini en büyük gezegenmişçesine tanıtıyor! Ama bilmiyor ki o noktanın noktasının noktası bile değil. Hal böyle olunca, içinde yaşayan insanların büyüklenmeleri bile ne kadar önemsizmiş dedirtiyor insana.

Ben de bir gün Küçük Prens'in tanımlamasıyla büyük olacağım. Hatta büyük olduğumda da bu kitabı zevkle okuyacağım ve kendimin ne kadar monoton olduğunu göreceğim. Ama artık bir yıldızın bile yaratılışının muazzam bir olay olduğunu biliyorsam, bütün yıldızların da böyle olduğunu bilerek bakacağım yıldızlara. Aslında önemli olan gözümüzle baktığımız şeylere bir de yüreğimizle bakabilmeyi öğrenmek. Mantığımızla algıladığımız şeylere duygumuzu katabilmeyi başarmak. Aşçıysak yemeğimize sevgi katabilmek, ressamsak resmimize renk katabilmek... Unutmayalım ki, bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren. Onun için umudunu kaybetme, hala bir yerlerde çölde açan bir çiçeğimiz olabilir. Zira, köklerimizin olmadığı bu dünyada çölde bile açabilen bir çiçeğin olduğunu düşünürsek hiçbir şey imkansız değil.
112 syf.
·Beğendi·10/10
Büyükleri hoş görmek lazım... Beni bitiren söz bu oldu. Tabi ki kitap hakkında makale yazılabilir... Ama bu kısma değinmek istedim açıkçası. Zira kitap hakkında harika yorumlar zaten yapılmış.
Büyük olmak küçük olmayı unutturuyor anladığım kadarıyla. Öyle ya...
Bizler küçük bir çocuğun hayal dünyasını anlamayacak kadar büyük olduk. Bütün mesele bu. Gerçekten de küçükken büyüklerin yaptığı birçok şeyi saçma bulurdum. Şimdi onları taklit ediyorum ara ara.
Büyüyorum...
Bütün mesele bu...
Teşekkürler Antoine de Saint- Exupèry...
Beni küçülttüğün için...
112 syf.
·Beğendi·10/10
Biz büyükler dünyayı o kadar yaşanmaz hale getiriyor, hayatımızı o kadar zorlaştırıyor ve anlamsızlaştırıyoruz ki. Keşke içimizdeki çocuğa erişip tekrar onun gözüyle bakabilsek etrafımıza. “Küçük Prens” 6 yaşındaki bir çocuğun saf, irdeleyici, ısrarcı, ön yargısız, merhametli dünyasına açılan bir pencere; farklı yaşlarda okuyup farklı anlamlar çıkarabileceğiniz felsefi bir kitap.

Kitabı 6 yaşındaki kızıma okuyarak aslında dolaylı olarak okumuş oldum. Okurken beraber internetten beobab ağacını araştırdık, dünya haritasını inceledik, bir sürü kavram hakkında sohbet ettik, kitabın resimlerini yorumladık… Bizim için güzel ve kaliteli bir paylaşım oldu.

Kitapla ilgili birkaç enterasan bilgiyi de sunmak istedim:
• Dünyada, kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilmiş ve en çok satılan kitaplardandır.
• Her yıl yaklaşık iki milyon satmakta ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmaktadır. Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiştir.
• Kitaptaki tüm çizimler yazara ait suluboya çizimlerdir.
• Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyordu.
• Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor. Ayrıca, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. Müze ve köy turistlerin uğrak noktalarından. 2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı verildi.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Günaydın" dedi Küçük Prens. "Günaydın" dedi bir krala, bir sarhoşa, bir palyaçoya, bir bilgine... "Günaydın" dedi bir yılana, bir tilkiye, bir çiçeğe...

"Günaydın" demeli insanlara, bitkilere, canlılara... Tanımaya çalışmalı canlı cansız tüm varlığı. Sadece sayılarla görmemeli Dünyayı. Renkleriyle, duygularıyla tanımaya çalışmalı, sorgulamalı, ısrarla sorgulamalı insan, öğrenmek için, anlamak için... İşte böyle yapıyordu Küçük Prens ve daha fazlasını. Bu küçük kitabı, bu derin kitabı, bu tatlı kitabı, bu yoğun kitabı tüm küçükler, tüm büyükler okumalı.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Uykum kaçmıştı ve ufaktan okunacak bir kitap arıyordum.
Yarın başka bir kitaba başlayacağım için en azından bir oturuşta bitsin diye yeni aldığım kitaplarıma bakınıyordum ve birden yıllara dayanan o meşhur Küçük Prens aklıma düştü ve okumaya başladım. Tabii birazda Trt1 de yayımlanan "Tutunamayanlar" dizisindeki Arda Kural'ın Küçük Prensi canlandırması da biraz aklıma düşmesine sebep olmuş olabilir...

Öncelikle bu kitap kesinlikle ve kesinlikle yediden yetmiş yediye okunmalıdır. Bir çocuğunuz var ise ve bu kitabı okumadıysa büyük bir eksiklik sayarım. İnsanın hayata bakışını değiştirecek harika bir baş yapıt. Ayrıca küçük arkadaşlarımıza hediye alırken bu kitabı ilk listenize koyabilirsiniz.

En çok satanlar olması hiç de şaşırtıcı değil. Bu kitap tamamen hakkediyor. Tabii birçok yayınevi bastı bu kitabı. Ancak Tomris uyar çevirisi olması sebebiyle can yayınlarını tercih ediyorum.

"
Hikayenin yazarı bir pilot ve 1935 yılında bir yarış sırasında uçağı sahra çölüne düşüyor. Yani kitabın içinde de geçen hikayeleri hayatındaki olaylardan ilham aldığını da söylemek doğru olur.
Sahra çölüne uçağı düşen bir pilot ile bu dünyaya başka bir gezegenden gelen genç bir prens arasında geçiyor. Gezegen dediğimiz ise kitaptaki adıyla Asteroid-B612.
Kitaba göre bu asteroid 1909 yılında bir Gök Türk bilimci tarafından keşfedilmiştir. Şiirsel bir anlatıma sahip. Küçük prensin bu dünyaya tamamen dışarıdan başka bir gezegenden gelen birisinin çocuksu gözlerle bakışı var.
"

Kitap üzerine söylenecek son lafım, "okuyun okutun!

*Bir de belirtmek istiyorum ki, bu kitabı okumuş olmanız tekrar okumanıza bahane değildir. Her okuyuşun tekrar tekrar o hazzı, güzelliği vereceğini düşünüyorum.

Şimdi Küçük Prensin minnoşluğu üzerimde uyayacağım...
112 syf.
Sanırım ilköğretim çocuklarına tavsiye ediliyor bu kitap, öğretmenleri tarafından. Çocuk kitabı sananlar olabilir bu yüzden. Oysa şu yaşımda (birkaç sene önce okudum ama otuzlar demek oluyor bu) okumama rağmen gönül rahatlığıyla bu kitaba küçük kaldığımı söyleyebilirim.

Yeri gelmişken bir şey daha söyleyeceğim. Zaten çarpık çurpuk olan eğitim sistemimizle ilgili. Bu söyleyeceğim tam olarak benim değil aslında. Ben de bunu büyük hocalardan duymuştum. Şöyle ki:

Gelişmeye çalışan ülkeler eğitim yatırımını alt düzeye yapmalıdır. İlerlemiş ülkelerin aksine gelişmeye çalışan ülkelerin lisans ve üstüne yaptığı yatırım kesinlikle bekleneni vermeyecektir. Şekil A: Türkiye. Bakınız bu ülkenin %33'ü lisans mezunu. Gelişmiş ülkelerden bile fazla:) Oysa kaliteyi görüyorsunuz. Halbuki ilköğretime aynı ilgiyi gösterseniz her şey farklı olacak.

Ayrıca şunu da ekleyeyim. Hemen hemen hepimiz ilköğretim görüyoruz. Bu sayede toplumun %100'üne yakın bir taban eğitim alınmış olacaktır. Siz yukarıdakilerle uğraşmaya devam ettiğiniz sürece aslında asıl eğitilmesi gerekenler neredeyse hiçbir şey almadan ortalıkta dolaşan kalabalığı oluşturuyor. Trafikte, sokakta, markette ya da her an ülkenin bir yerinde karşılaştığınız insanlar bu, en alt düzey eğitimi bile doğru almadıkları için: bu haldeyiz.

Okumaya niyetli olan zaten okuyacaktır (lisans ve üstünü kastediyorum). Asıl derdimiz okumaya niyeti olmayanları niyetlendirmek. Başka bir deyişle daha onlar küçükken en azından asgari bir eğitim potansiyelini onlara sunmak, kabul ettirmek ve içlerine sindirmek.

Bir de şunu unutmayalım. Kimin işine geliyor bu ülkede eğitimin düzgün olmaması? Kesinlikle siyasetçilerin. Çünkü eğitim arttıkça kişi anlamaya, sorgulamaya, daha iyisini istemeye, sürüden ayrılmaya ve birey olmaya çalışacaktır. Soruyorum size. Cahil kalabalığın oyu mu daha ucuzdur yoksa eğitimiyle çok daha ilerlemiş insanların oyu mu?

Eğitimde kalite olmasın, ilk, orta, yüksek, her düzeyde diplomalı insanlar olsun. Ama eğitim kaliteli olmasın. İnsanların diplomaları olsun fakat cahil olsunlar. Bunu kim ister? Kolay oylara talip olanlardan başka!!!

Kısaca; eğitimimizi arttırmamızı sağlayacak olanlar (siyasiler) asıl cahil kalmamızı isteyenler olabilir gibi görünüyor. Zira koyun her zaman, çobandan daha kolay itaat edecektir.

Son olarak, bu kitabın ilköğretim öğrencilerine okutulmaya çalışılmasını yukarıdaki görüşlerime paralel olarak çok doğru buluyorum.
112 syf.
``Hoşça git,``dedi tilki.``Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. '' Küçük prens unutmamak için tekrarladı. " Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Bu paragrafı okuduktan sonra etkilenmeyip, kitabı okumamakta ısrar ediyorsanız valla kendinize ayıp ediyorsunuz. ;)) Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum ve hayatımın her döneminde sıkılmadan okumaya devam edeceğim. Böyle tatlı, sevimli bir kitap bugünkü ününü sonuna kadar hakkediyor. Hakkında en çok araştırma yaptığım kitap kesinlikle bu. Her yıl yaklaşık 2 milyon satmakta ve bugüne kadar 140 milyonu aşmış. 250 den fazla dile çevrilmiş. Kitap ilk basıldığında yaklaşık 1000 sayfaymış. Kitaptaki bütün çizimler yazarın kendisine ait. Ayrıca kitap uzun süre yasaklı eserler arasında kalmış.

Küçük bir çocuğun gözünden paranın, ünvanın ve mevkinin dünyada değer verdiğimiz her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu masalsı bir dille anlatıyor. Şeker Portakalı' nı okuyan arkadaşlar bu kitabı çok sevecekler. Kesinlikle okuyun.
112 syf.
·Beğendi·9/10
Yaş farketmeksizin herkesin okuması gereken bir kitap. Mutlaka düstur edinecek şeyler bulacaksınız. Kitap her paragrafında o kadar derin anlamlar taşıyor ki insan kendini durup bir dakika o paragrafın üstünde düşünmekten alıkoyamıyor. Üzerine uzunca düşündüğüm bir paragraf da şöyle idi; “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de insanların arkadaşları yok artık. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” sevgi, değer ve her şeyi bütünüyle anlatan bir kitap. Okuyun. Okutun
"Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
'İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...'
'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."
''Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Prens
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750724435
Orijinal adı:
Le Petit Prince
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Çocuk Yayınları
"Hoşça git," dedi tilki. "Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez." Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Kitabı okuyanlar 95.288 okur

  • Canan çakir
  • Serhat atsak
  • Sibel
  • Banu Yüce
  • Özge Ceren Öktem
  • Ayşe DAYAN
  • Beyza Taşkıran
  • Nurşen Barut
  • Merve kavuk
  • tomris kedisi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%22.8
14-17 Yaş
%28.8
18-24 Yaş
%14.4
25-34 Yaş
%13.3
35-44 Yaş
%10.6
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.1
Erkek
%23.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.2 (9.700)
9
%14.9 (3.679)
8
%9.8 (2.421)
7
%4.5 (1.107)
6
%1.7 (431)
5
%1.2 (301)
4
%0.5 (119)
3
%0.3 (62)
2
%0.2 (50)
1
%0.2 (58)

Kitabın sıralamaları