Derya Hekim

Derya Hekim
@ddh25
6 Aralık 1991
18 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
kısa bir mektup
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
Groger Samsa'ya mektup Sayın Gregor Samsa, Yaşadıklarınız oldukça ilginç. Dönüşümünüzün bir böcek olması ise ne yazık ki tiksindiriciydi. Merak ediyorum çok mu sıkıldınız yaşadığınız hayattan? Kendinize çıkış yolları bulamadınız mı? Dönüşüm için çok fazla düşünmek gerekiyor herhalde? Fazla düşünen dertli insanlar daha kısa süre de yaşlanır, çökerler ve yaşam süreleri kısalır. Bu alışageldiğimiz bir durumdur. Fakat hayatın zorlukları ya da sorunlar karşısında dönüşümü sizde gördüm. Dönüşüm ile ailenizi yeniden keşfetmiş oldunuz. Onları daha iyi tanımış oldunuz. Ne hissettiniz? Kız kardeşinizin çabaları karşısında yeniden dönüşüm hissi uyandı mı içinizde? Bir de babanızın sizden gizli para biriktirdiğini öğrendiğinizde kızmadınız mı? Hiç bir duygu sizi yeniden dönüşüme döndürmeye neden yetmedi? Yorgunluğunuzu ve bıkkınlığınızı anlayabiliyorum. Neler hissettiğinizi ise tam olarak anlayamam. İnsan olarak hayata bir iz bırakmış olamasanız da dönüşümünüz ile uzun süre akıllarda kalacağı benziyorsunuz. Ruhunuz insan bedeninde iken sıkışmıştı fakat görünümünüz böcek olduğunda kendinizi de keşfetme fırsatınız oldu. Belki de ruhunuz böcek bedeninizde daha özgürdü. Bu kadar merakın sebebi her olay karşısında fadekarane ailenizin geleceği hakkında endişelenmenizden doğuyor. Bir kaç sayfa da sizin hislerinizi duyabilseydim belki sizi daha yakından tanıyabilirdim. Gerçekte Gregor Samsa kimdir? Neleri sever, neler yapmak isterdi. En sonunda kendini bulmuş olmaktan Mutlu muydu? Bu kadar merak içinde bırakmış olsanızda sizi tanıdığıma memnun oldum. Dönüşüm ruhumuz da olduğunda sorunlar sadece bizi ilgilendiriyor. Fakat bedenimiz de olunca dış dünyada bununla ilgilenmek zorunda kalıyor. Bir noktada varlığınızı kabul ettirdiğiniz için iyi hissediyor olmalısınız. Dönüşümün karşısında
Düşünce
DönüşümFranz Kafka · Mariana Yayınları · 2016267,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
spoi içerir Vebalı İnsan Korkunç olan insan mı hastalık mı? Ya da hasta olmaktan korkup hastalıklı düşünceleriyle boğulmuş insan mı? Ya da duygularını tanımlayamamış kişi mi? İnsanı çıkmaz sokaklara sokan hissiyatlar mı? İnsan hiç hissetmeden yaşasaydı nasıl olurdu? Mesela korkuyu bilmeseydi, acıyı tanımlamasaydı, sevmek nedir hiç tanışmamış olsaydı, şefkatle hiç yolu kesişmemiş olsaydı yine de her dönem hortlayacak veba illetine tutulur muydu? Veba bu sadece bedende yaralar doğurmaz, ateşler içinde kıvrandırıp sayıklamalar arasında hülyalara daldıran mikroptan ibaret değil ki. Her dönemde başka türlü doğdu. Her veba yavaş yavaş işler kentlere. Kiminde farelerle başladı can almaya. Kemirgen sokak aralarında hatta daha kirli kanalizasyonlarda beslenerek yayıldı. Kısa sürede kentin sakinlerinin iğretisi ile tepkiler doğdu. Nerden nasıl geldiği bilinmeyen vebaya karşı alınacak önlemlerin de adı yoktu ilk zamanlar. Ama nasıl can aldığı öğrenildiğinde sevdiklerine son kez dokunamamanın acısını yaşatmıştı. Toprak acıyı hafifletir derler. Ölen kişinin ardından yakınları toprağına dokunarak konuşurlar. Toprağın insan enerjisine olumlu yönde etki ettiği aşikar. Ölümü de kabullenir kılması bir gün son durağın kendisi olduğunu hissettirmesinden geliyordur belki. Fakat veba da ölülerine başlarda uzaktan veda etme şansı verilmişti. Daha sonraları da artık bu mümkün olmadı. Cansız bedenine dahi vedayı çok gören bir illet insanları delirme eşiğine taşımıştı. ‘’Tamam! Hepimiz delireceğiz orası kesin’’ derken haklıydı Cottard. Fakat değişmez bir gerçek vardı her acıyı unuturdu insan. Hatırlamak için yavaşlar unutmak için hızlanır ifadeleriyle bütün süreç özetlenir gibiydi. Anne çocuğundan doğan boşluğu hiçbir şeyle dolduramayacağından o anda hep takılı kalacaktı. Anne zamanın
İnsan
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
!spoi içerir Küçük İnsanlar İnsan ne karmaşık bir varlık. Yaratılışı ile başlı başına muhteşem bir eser iken duyguların çeşitliliği, yaşam biçimlerinin farklılığı, kabullenişi ile bu muhteşem eser bir bilmeceye dönüşüyor. Her şey değişir zamanla. Koca dağlar bile zaman kıskacında küçük tepeciklere dönüşebiliyor. İnsan ise zamanla değil her yaşadığı, duyduğu, gördüğü şey ile değişiyor. Yaşı büyüdükçe etrafını anlamlandırması değişiyor. Her çocuk aynı masumiyet üzerine dünyaya geliyor fakat içine doğdu aileye ve topluma göre yeni anlayış kazanıyor. Temel de insan hep aynı iken onu değiştiren, karmaşıklaştıran içine doğduğu aile ve toplum oluyor. Toplumlarda zamanla değişiyor. Yeniden yapılanıyor ama insan çok tartaklanmış oluyor. Rus Edebiyatı’nın nadide eseri olan Gogol’un Paltosu küçük insanı öne çıkarıyor. Aslında tartaklanan, bir toplumdaki zor olan neyse ona mahkum edilmiş insanı işliyor. Kralların, zengin ve önemli sayılan kişilerin hayatlarının konu edinmesinin dışında birini seçmek aslında bir risk oluşturuyor. Sıradan birinin yaşantısı çok dikkat çekmez. Macerası yoktur. Akakiy Akakiyeviç’i kim neden merak etsin. Bu açıdan bakıldığında yazarın çok yetenekli olması gerektiği düşüncesi uyanıyor. Öte yandan şöyle bir soru doğdu ‘’Madem çok yetenekli neden sıradan bir insan hakkında yazdı?’’ Akakiy Akakiyeviç’in hayatını okumayı bitirince aldığım cevap şu oldu. Önemli olduğunu düşündüğümüz kişileri biz doğuruyoruz. Makamına, parasına, şanı ve şöhretine göre biz küçük insanlar büyütüyoruz. Aslında Akakiy Akakiyeviç’i küçükleştiren ve mühim beyleri büyüten karmaşık olanı daha fazla karmaşıklaştırmayı seven korkakların oluşturduğu yığınlar yapıyor. Akakiy Akakiyeviç’in hayatı oldukça sade. Kendi halinde yaşayan biri. Günlük rutinin dışına çıkmayan,
İnsan
PaltoNikolay Gogol · Ayrıntı Yayınları · 201546,2bin okunma
Şeker Portakalı
Puan vermedi·183 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
(spoi içerir) Şeker Portakalı Bir çocuk için anne hayat demektir. Anne karnında başlar hayatı. Fakat doğduktan sonra çocuğa nefes veren baba olur. Çocuk bilemez nasıl hayat bulduğunu fakat nasıl nefes alacağını bilir. Küçük yaşta sevecenliği ile sevgiye ihtiyacı olduğunu anlatır çevresindeki büyüklere. Şeker portakalının kahramanı da sevgiye susamış Zeze, sadece 5 yaşında bir çocuk. Gloria ablasının sevgisi ile büyümüş. Annesi çalışkan ama evden uzak Zeze’yi dövmek istediğinde yavaş vurması çocuk aklında annesinin şefkatini anlamasını sağlamış. Baba ise işsiz ve bunalımlar yaşayan Zeze’yi öldüresiye dövecek kadar acımasız biri. Hayatında derin izler bırakan ve unutmayacağı arkadaşı Manuel Valadares (Portekizli). Ailesinin gözünde yaramaz bir çocuk olan Zeze kendini kabul ettirme çabasında ilk başlarda. Ailesinin gözünde nerede olduğunu anlaya çalışıyor. Yaşıtlarına göre erken olgunlaşmıştı ailesinin maddi sıkıntılarını anlayabiliyordu. Kendini ispatlama gayretinde olması zeki olmasının avantajı ile büyük yaramazlıklar doğuruyordu. Ama Zeze bir çocuktu ve sevgi görmediği kişiyi kalbinde minik minik öldürerek intikamını alacak kadar zekiydi. Ama evde kendisi hakkında konuşulmasını istediği için yaramazlığı seçiyordu. Yetenekli olması ve fikirlerinin çekici olması, okumayı küçük yaşta öğrenmesi öğretmeni Cecilia Paim dikkatini çekmişti. Zeze’yi tanımamızı sağlayan en çarpıcı kısımlarından biri derin ve büyük bir acıyla tanıştığı sahne olmalı. Derin bir acının insanı nasıl olgunlaştırdığının açık resmiydi Zeze. En iyi arkadaşını artık görememenin verdiği endişe Zeze’yi hasta etti. Zeze sevdiği kişiyi kaybetmenin yanında kendisini mutlu edecek sevgiyi kaybetmenin derin acısını yaşıyordu minik yüreğinde. Ve bu sırrını kimseyle paylaşmadığı için acısı onu
İnsan
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,1bin okunma
Gurbet Hikayeleri
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
Hikâyeler ve Roman Üzerine Bu kadar hikâyeden sonra nasıl bir yorum getireceğimi uzun süre düşündüm. Ve sordum ‘’Ben neyi özledim?’’ Cevap beni çocukluğuma götürdü. Aslında her hikâyen biraz bahsetmeyi düşünürken çocukluk anılarım başka cümleler yazdırdı. Günlerdir yazma işini bitirememenin verdiği yorgunluğa yenik düşerek düşüncelerimin akışıyla yol almaya karar verdim. Nebil Bey’e benzer bir hal oldu. Özlem duyduğum şeyleri yeniden zihnimde yaşadım. Onun Nihan’ı beklemesi gibi ulaşmanın imkânsız olduğu çocukluğumu bekledim. Çocukluk ne kadar kıymetliymiş. Yaş rakamlarla büyürken zihin anılara dönmek istiyor. Bir sığınak görevi görüyor sanki anılar. Gurbet hikâyelerindeki özlemi anlamak için gurbette olmak hatta öyle sürgün olmak lazımmış. Bu kitabı ilk okuduğumda lisedeydim. O zamanlar bu özlemi anlayamıyordum. Bugünlerde yeniden okuyunca gördüm ki gurbet zor değil, çok zormuş. Eskici hikâyesini okurken Hasan’da buldum kendimi. Hasan’la arkadaş oldum. Onunla ağladım. Gurbetin en zehirli hali kimsesizlikmiş. Yalnız başına kalmakmış. Bunu yaşayarak tecrübe ettim. Gitmek isteyip gidememek, bulunduğu yerin yabancısı oluşunu iliklerine kadar hissetmek ne kadar derin acılara yol açıyormuş meğer. Böyle olunca geceleri uyumadan önce annemin dua okutturduğu anlara sığınmak istediğimi fark ettim. Mütemadiyen her gece dua ettiğimizden en canlı hatıram sanırım. Uyumak için hazırlık yaparken babamın Anadolu destanlarını anlatmasını çok severdik. Akıl yürütürdük dinlediklerimizin üzerine. Kötüleri cezalandırırdık. Kendimizce masumlarım hesabını sorardık. Destan bittiğinde uyumadan önce dualar okurduk. Birçok sureyi böyle ezber etmiştik. Şimdi bu hatıraya çok uzağım. Sadece büyüdüğüm için değil gurbeti de tattığım için. İnsanın çocukluğuna dair her ne hatırası varsa
Düşünce
Gurbet Hikayeleri - Yeraltında Dünya VarRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 20191,998 okunma
Reklam