Bir palto bir adamın hayatını ne kadar değiştirebilir ki?
Kahramanımız Akaki Akakiyeviç görevli bir memurken ev ve iş yeri arasında mekik dokuyan, yılda dört yüz rublelik geliri olan, huzurlu bir hayata sahip olan sıradan bir insan. Bundan sonra hayatına giren kitabın da adının verildiği Palto tüm bu yaşantısını değiştiriyor.
Akaki, iş yerinde onursal danışman olarak görevini ifa ettiği sıralarda göstermiş olduğu titizlik ve sıkı çalışmadan dolayı kendisine memuriyet dairesinde başka bir teklif verilmesi üzerine teklifi kabul etmiş ancak yeni işinde çalıştığı sıralarda daha ilk günden yaşadığı iş yoğunluğu sebebi dolayısıyla eski işine dönmek için adeta yalvarırcasına istemlerde bulunmuştur.
Fiziki durumu ile dikkat çekmeyen Akaki, giyim ve kuşamıyla yamalı bir palto ile silik bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazar’ın bu duruma değinirken Rusya’nın soğuk kış şartlarında yaptığı betimlemeler bize hava sıcaklığının ne kadar düşük olduğunu hissettirmektedir.
Bir iş çıkısı evine gelen Akakiç, sırtından çıkarttığı yamalı paltosuna baktığı esnada ne kadar eski ve yırtılmış vaziyette olduğunu fark eder. Yama yapması için onu terziye götürür ve yama yapmasını ister. Terzi ona cevaben yeni bir palto almasını ya da yaptırmasını teklif eder. Maddi açılardan yeni bir paltoyu hayal bile edemeyen Akakiç’in başka çaresi kalmayınca yılsonunda aldığı çifte ikramiye ile yeni bir palto yaptırır. Artık onu sıcak tutan yeni bir paltoya sahiptir.
Değerli okuyucu, devamında bir paltonun bir insan hayatına nasıl tesir ettiğini okumayı sizlerin sayfaları çevirmesine bıraktım. Kitabı bitirdiğiniz de "nasıl ya böyle basit son olmamalı" dediğinizde yazar anlatmaya kaldığı yerden devam etmektedir.
Keyifli okumalar dilerim…
İnsan belli bir yere kadar alaylara ve acınmalara katlanabilir. Fakat onur kırıcı, küçük düşürücü ve insana bu hayattaki varlığını sorgulatacak hal ve hareketler ne yazık ki dayanılmaz oluyor.
Aslında yanlış olan, yanlış olduğunu da bildiğimiz fakat ego ve tatmin seviyemizi hep yükseklerde tutmak için yaptığımız hareketleri düzeltmek veya törpülemek için pişmanlık denizine mi düşmemiz gerek?
Akakiyeviç, Petersburg soğuğundan ateşler içinde kalmadı. Parçalanan ruhu, hisleri, umudu, neşesi, onuru içini yakıp yıktı geçti..
Bu dünyadan bir Akakiyeviç geçti..bu kitap olmasaydı varlığından asla haberdar olamayacağımız kadar değersiz bir adamdı..çevremizde kaç Akakiyeviç, kaç mühim adam var kim bilir?
Bu kitabı elime aldığımda Rusya'nın dondurucu soğuğuna, dar sokaklar, taş kaldırımlar arasına bıraktı beni Gogol.
Bir palto altı üstü ne olabilir sorusunun cevabıydı bu kitap. Parasızlığı, paranın kıymetini o kadar güzel anlatmış ki soluksuz okunabiliyor.
Dolabımızda duran belki sayısız paltodan utanabiliriz bu kitap sonunda...
“Hepimiz Gogol’ün paltosundan çıktık.” cümlesini bu kitapla çok daha iyi anlamlandıracaksınız. 19. yy’da sıradan insanların acılarını, yaşadıkları ekonomik ve toplumsal zorlukları, bürokrasinin sıradan insanlar üzerinde nasıl bir baskı unsuru olduğunu basit bir öyküyle ne kadar gözler önüne serebilirsiniz? Cevabı için paltoyu giymeniz gerekiyor. Bir solukta okuyabileceğiz çıplak bir gerçeklik öyküsü.
İnsan yokluk içinde yaşarken hayalini kurduğu ve gerçekten ihtiyacı olan bir eşyaya ya da kıyafete kavuştuğunda ne hissedeceğini düşününce , işte bu kitabı anlamak o açıdan mümkün oluyor.
“Palto “insanoğlunun ulaşıpta bir ömür mutlu olacağına inandığı şeyi kaybettiği anda ki umutsuzluğunun adı.
Gogol kendi toplumunu eleştirirken aynı zamanda da insan nefsinin ve egosunun tahlilini sunmuş bize.
Severek okunacak kısacık bir öykü uzun bir roman ...
Akaki akakiyeviçin hüzün dolu fantastik öyküsü. Farkında mısınız bilmem ama hergün o kadar çok akaki’yi incitiyoruz ki? Bir gün bir köprüde bizim PALTOmuza sarılmamaları içten bile değil!o zaman kadehimi akaki akakiyeviç için kaldırıyorum.
Spoiler içerir.
Daha önce Gogol’la tanışmadığıma çok pişman oldum.
Yaptığı iş dışında hiçbir şeyle uğraşmayan, kendi halinde takılan Akakiy Akakiyeviç’in hayatını anlatıyor bu güzel eser.
Bir “palto” yüzünden hayatının nasıl değiştiğini (sadece değişmekle kalmıyor) okuyoruz. Paltonun başına gelenlerden sonra bekçinin yardımcı olmak yerine Akakiyeviç’e “bu saatte sokakta ne işin var, nereden geliyorsun?” Demesi günümüzde yaşanan olaylara ve olaylara verilen tepkilere çok benziyor. Yine mağduru suçlama durumu görüyoruz. Kitap genel olarak çok güzeldi. Gogol’dan okuduğum ilk kitaptı ve kesinlikle son olmayacak.
Nikolay Vasilyeviç Gogol , orta halli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçtiğinden eserlerine yansımıştır. Toplum içindeki " ezik " , " ezilmiş " , " yaşayan hayalet " karakterleri eserinde görüyoruz. Bu durumu aslında o dönem Rusya için kabul etmek diğer toplumdaki " ezilmiş " ruhlara saygısızlık olduğunu düşünüyorum.
.
Gogol , palto eserinde Akakiy Akakiyeviç isimli sıradan bir memurun hayatını ele alır. Bir palto insanın yüreğine nasıl yara olur. Dertlenir , dertlendirilir. Ve zaten hayatında silik bir karakter olan Akakiyeviç , hayali bir varlığa dönüşür. Bu dönüşüm onu yeniden var oluşa sürükler ...
.
Bozuk düzenin, doğru insanı ;
Akakiy Akakiyeviç...
İncelemeye başlamadan önce belirtmek isterim ki Rus edebiyatına hayranım. Bana göre Rus edebiyatı, tabiri caizse şampiyonlar ligi gibi bir kadroya sahip. Şiire, tiyatroya bir şey diyemem ama edebiyatta üst düzey bir kimlikleri var. Çok güçlü kalemleri var ve o kalemlerden biri de Nikolay Gogol .
2021 yılının Kasım ayının soğuk bir cumartesi gecesinde döküyorum bu yazıyı buraya. Bu soğukluk hem fiziki olarak vardı hem de düşüncesel anlamda vardı. Kitap incelemesinde soğukluğa neden bu kadar yer verdiki bu adam, diyişinizi duyar gibiyim. Cevap vereyim, bu kitabı okurken biraz daha üşüdüm ve bitirdiğimde üşümem daha da arttı. Çünkü bu öyküde geçen Akakiy Akakiyeviç'in kendisi oldum kitap boyunca.
Zaman ne kadar geçerse geçsin cehalet asla bitmez. Şuan günümüzde bile teknolojinin çığır açmasına rağmen halen doğmalarla çıngar çıkartmaya çalışanlar mevcut. Kimler derseniz? Kimler yokki. Din tüccarı, ahlak şövalyesicisi, yalancısı...kısaca toplum yapısını bozan ve toplum yapısına aykırı olan hepsi. Baş kahraman Akakiyeviç erkek olmasına rağmen gece yarısı sokakta saldırıya uğruyor ve görevli polis memurunun sorduğu soru şu “ O saatte ne işi var dışarıda?” Evet memur bey burda üzerinde durulması gerekilen bu zaten dimi? Bunu birde kadınların yaşadığını düşünün ve günümüzde bile bunları bahane olarak öne sürenler var.
Buradan sonrası spoiler kırıntılarını fazlasıyla artırır ona göre incelemeyi okumaya devam edin lütfen.
Baş kahramanımız Akakiyeviç, sıradan bir devlet memur olarak görevini yerine getirirken ekonomik anlamda geçimsizlik yaşar. Bir dairede sürekli yazıları temize geçirir ve işini dürüstçe yapmaya çalışır. Soğuklar yaklaşınca paltosunu terziye götürürür fakat ne yazıkki paltonun tamir edilmesi neredeyse
“Hepimiz Gogol’un ‘Palto’sundan çıktık diyerek anılacak bir Rus edebiyatı meydana getiren bu yazarın, yaşamın bayağılıklarının usta ressamı olarak anılması boşa değildir sanırım.
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları