8,8/10  (224 Oy) · 
520 okunma  · 
186 beğeni  · 
2.677 gösterim
Toplumsal hayatın kıyısında yer alan "silik" bir karakterin, Akakiy Akakiyeviç adlı sıradan bir "devlet memuru"nun trajikomik hikâyesi anlatılıyor Gogol'ün Palto'sunda. Trajik olanla komik olanın ustaca bir araya getirildiği bu hikâye, gerek Rus edebiyatını gerekse dünya edebiyatını yarattığı karakter itibariyle derinden etkilemiştir. Modern hayatın bürokratik mekanizmaları içine çekilmiş, para sıkıntısı çeken, işini kaybetmekten ürken, çevresindeki insanlar tarafından sürekli aşağılanan, ezilip hor görülen bir memurdur Akakiyeviç. Kendini gerçekleştirdiği tek eylemse, "şevkle" yaptığı işidir: 

Bu işte, yani mektupları temize çekme işinde sadece kendine ait, değişik, hoş bir dünya bulurdu. İşini yaparken duyduğu mutluluk yüzünden okunurdu; bazı harfler gözdesiydi ve sıra bu harfleri yazmaya geldiğinde kendinden geçer, gözlerini kırpıştırır, gülümser ve sanki dudaklarıyla kalemine yardım ederdi. Yüzüne bakınca kaleminin ucundan hangi harfin dökülmekte olduğu kolayca anlaşılırdı.

Kara kışın soğuğundan korunmak için bir paltoya ihtiyaç duyan Akakiyeviç'in, bu paltoyu güç bela edinmesiyle birlikte bütün hayatı altüst olur, komik olan yerini trajik olana bırakır… 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9786053140283
  • Orijinal Adı:
    Şinel
  • Çeviri:
    Aslı Takanay
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Anıl 
 29 Oca 12:27 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Kitabı elime alıyor ve Palto’dan ne çıkacak düşüncesi ile başlıyorum okumaya. Karşılaştığım hikâye kahramanının sıradanlığı, hiç beklemediğim bir şekilde beni öykünün içine çekiyor. Kitap, güçlü ve bi o kadarda edebi bir anlatıma sahip. Ana karakterin ve karakterlerin ruh halleri, düşünceleri ve hissiyatları zihnimin ekranında çok net bir vaziyette vuku buluyor hal böyleyken kahramanımız Akakiy, o kadar sıradan bir karakter ki gerçekliğinden ve gerçekten yaşamış bir adam olduğundan şüphe bile etmiyorum. Devlet dairesinde dokuzuncu dereceden memur olarak çalışan kahramanımızın tek yaptığı (ama yaptığı işin en iyisi olarak) verilen evrakları her gün başka bir iş yapmaksızın kopyalamak, temize çekmek. Yoksa tek yapabildiği mi demeliydim? Öyle ki üst amirinin, bir üst makam ve farklı bir görev vermesiyle bu görevi yapamadığı için huzuru kaçan ve makamı reddeden sıradan bir karakterden bahsediyorum!

En nihayetinde palto ile karşılaşıyorum; yırtık pırtık, muhtelif yerlerinde yamaların ve yıllardır kullanılmış olması nedeniyle yakasının yok denecek kadar kaybolduğu bir palto. Huzur kaçıran bir palto; sahibinin, makamların ve okuyucunun. İşte bu noktada huzurumuzun kaçmasına neden olan yazarın hiciv sanatına tanıklık ediyorum. Üslubun yalın gerçekçiliğinin yanında eseri, benim nezdimde önemli kılan en önemli özelliği ise yazarın alaycı ve eleştirel bir dil kullanmasıdır. Tüm bunların dışında yazar tarafından aydınlatılan bir diğer bölümü; insanların içindeki kötü yanın vurgulanması ve insanı insan yapan değerlerinden, özelliklerinden uzaklaşmaları oluşturuyor. Bu uzaklaşma insanların olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmesiyle meydana geldiğini düşünüyorum. Bu durumu, Antagonist yani Karşıt Kişi’nin farkında olamamaktan ileri geldiğini kitaptan bir örnekle açıklamak isterim: Devlet dairesinde ki bir memurun Akakiy’i alaya alıp aşağılaması durumunu, bir başka gün bir üst amirin aynı muameleyi memura göstermesiyle, memurun amirine karşı söylenmesi veya küfretmesi olayında aslında o amir, Antagonist oluyor. Bir başka deyişle memur, Akakiy’i alaya alıp hor görürken aslında kendini alaya alıp hor gördüğü gerçeğinin farkında olamamasıdır. Bir değer ifadeyle durumu empati yoksunluğu şeklinde de özetleyebiliriz. Gogol bu yoksunluğu acıma duygusu ile resmeder. (Acıma duygusuna Dostoyevki’nin eserlerinde de sık sık rastlarız. (Ne de olsa Palto’dan çıkan en büyük olgudur Dostoyevski.)) Hal böyleyken Akakiy’in “bırakın beni neden bana bu kadar eziyet ediyorsunuz “şeklindeki acı haykırışları dairede henüz olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmemiş bir memuru derinden etkilemesi ve bu davranışlarına son vermesiyle insanlığın acımasız yanı bir kez daha resmedilmiş olur. Bu memurun acıma duygusu en çarpıcı haliyle şu satırlarla karşımıza çıkıyor. “Hayatı boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe derinden sarsıldı.”

Yazımın başında hep kitabın gerçekliğinden dem vurdum. Ne var ki hikâye ayaklarını, bu gerçeklik üzerine kursa da hikâyenin sonu ironik bir şekilde fantastik bir öğe ile son bulur. Tabi ki bu fantastik öğenin kullanılmasında da Gogol’un usta zekasının bir oyunu yatmaktadır. Yani şu durumda çözümü olmayan bir vaziyetin ya da sorunun fantastik bir sona dayandırılması karamsarlığı, adaletsizliği ve güvensizliği yansıtmak içindir.

Kitabın sonunda hak veriyorum Dostoyevski'ye, Hepimiz o paltodan çıktık!

Gizem 
15 Nis 01:38 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." Sözüyle başlayan bir serüven oldu Gogol benim için. Tabiri caizse gerçekten " Yaşamın bayağılıklarının usta bir ressamı"
Palto da bu yaşamın bayağılıklarının trajik olan yanlarını ele almış.

Akakiy Akakiyeviç, hor görülen, kişiliği ayaklar altına alınan silik bir karakter.
-Kürk Mantolu Madonna'nın Raif Bey'i ile benzer özellikleri var.-
Yaşamın içinden, insanın düşüncelerinin arasına sızıyor Gogol'un yazdıkları. Ciddi anlamda edebiyatta çığır açıcı...

Yüksek kısıma hitap eden edebiyattan, halk arasına kayan bir yazın tarzı öncüsü.
Silik, bastırılmış, susturulmuş karakterlerin, yüksek mevkii ve dominant insanların altında kalması. Bütün bunlara ithaf edilen güzel bir eser.

İnce bir kitap olmasına rağmen bilgi ağırlığı mevcut.

"Yüzeysel okuyucu bu hikâyede, maskaranın tekiyle ağır şekilde dalga geçildiğini düşünecektir; ağırbaşlı okuyucularsa, Gogol'un esas niyetinin Rus bürokrasisinin dehşet vericiliğini ifşa etmek olduğuna kesin gözüyle bakacaklardır."
"İlerici Rus eleştirmenleri bu karakterde mazlumların imgesini algıladılar ve hikayenin tümünü bir toplumsal protesto olarak değerlendirdiler. Ama hikâyede bundan çok fazlası vardır." -kitaptan alıntı-
Giriş bölümlerinde bu cümlelerin verilmesi, okumaya başlayacak olan kişinin ne ile karşılaşacağının habercisi gibi. Bu şekilde bir ön bölüm yazılmasını çok sevdim. Tabi, asıl hikayeye geçmek için de sabırsızlandım...

Gogol insanı biyerden alıp başka yere savuran​ bir yazardır. Yapılan yakıştırmaları​n hakkını veren bir "lafazan." Rastgele başlayan bir cümleyi, hiç beklemeyeceğimiz şekilde noktalayabilir.

"Palto'nun çok farklı iki edebi ekolün birlikte ama bambaşka nedenlerle önemsediği bir kitap olduğuna dikkat çekmek gerekir. Gogol'un bugün öykü türünün en önemli öncü yazarlarından sayılmasının nedeni de budur. Öykünün ilerde çok farklı biçim ve üsluplarla yazılacağının, büyük bir çeşitlilik göstereceğinin bir habercisi gibidir."

Kitabın son satırlarına yaklaşırken içimi bir bir hüzün kapladı.

Obuklov Köprüsü'nde Akakiy'in arkasından​ bakakaldım...

Sizin de Akakiy Akakiyeviç ile tanışmışlığınız yoksa, onunla bir tanışın derim.

Sergen Özen 
 30 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Hırsların, korkuların ve kendinden yüksek mevkideki insanlar karşısında içine düşülen bocalamalar, kendilerini önemsizleştirerek direnmelerini ve sosyal yaşamın "bayağı"lığının büyük eleştirisidir Palto. Akakiy Akakiyeviç, başlarından geçenlerle ve iç dünyasında neler olup bittiğiyle ilgilenmeyen, insanlara karşı mesafeli yaklaşan, ev ile iş arası yaşamını geçiren sıradan memurlardan biridir. Güç delisi Rus toplumunda özümsenmeyen, ilgi çekmeyen, iç dünyasına kapanık bir karakterdir Aynı zamanda. Sınıf ayrımında ve toplumsal rejimde trajik olanı göstermiştir Gogol. Ve bu eseri Edebiyatta insancıl ve gerçekçi bir hikâyenin başlangıcı olarak kabul görmüş; Ardından Rus edebiyatında ve farklı coğrafyalardan öykücüler için örnek teşkil etmiştir.
Kısaca özetleyecek olursak, Gogol, Akakiyeviç üzerinde mazlumların imgesini algılamak, "Büyük İnsan"ı ve Toplumsal hiyerarşi'yi eleştirmek istemiştir. Nabokov ve Belinski'nin kitap üzerindeki olumlu-olumsuz eleştirileri de okunmaya değer, hatta bu bölümleri okuduğunuz zaman kitabı daha iyi kavradığınızı anlayacaksınız.

Rıfat ÇELEBİ 
24 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İşinden başka sosyal hayatı olmayan yoksul, bakımsız ve asosyal bir adam... Petersburg'un ayazında ısıtmayan paltomsu bir elbise...Kabuğundan birazcık uzaklaşmasıyla soyulan Akakiyeviç'in hak arama mücadelesi ve karşılaştığı soğuk muamele... Trajik bir ölüm...
Gogol, emri altındakilere üstten bakmayı disiplin addeden mühim (!) adamların cakasını bir paltoyla söndürüyor.Bu hikayesinde insanların sorunlarına çözüm bulmaktansa onları oyalayan bürokrasiyi, otoritesi adına özünden uzaklaşan makam sahibi mühim (!) adamları, hiyerarşiyi ve ast-üst ilişkilerini eleştiriyor. Alaycı,iğneleyici ve samimi bir dille makamların ve paltoların adeta rahatını kaçırıyor. Petersburg ayarında soğuk, bir palto ayarında sıcak, hem yandıran hem donduran bir hikaye... Gogol bu dünyada yaşadığı bile hiç bilinmeyecek  birinin hak savunuculuğunu üstleniyor ve gerçek bir hikayenin fantastik sonuyla pişmanlık ve empati duygularını tavan yaptırıyor. Akakiyeviç bu "ye kürküm ye" dünyasına bir palto, Gogol da büyük bir ders bırakıyor.
-"Bu ne cüret! Siz neyi okuduğunuzu biliyor musunuz? Elinizde tuttuğunuz kitabın farkında mısınız?"
-Evet, bu kitap içinden Dostoyevskiler çıkabilecek derinlikte bir kitap...
İyi okumalar...

Eugene de Rastignac 
 13 Mar 20:38 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dünya Edebiyatında bu kadar az sayıda eser verip bu kadar çok ünlü olan başka bir yazar yoktur desek şaşırtıcı olmaz. Evet Gogol'dan bahsediyorum, Rus Edebiyatından söz ederken artık bir motto haline gelen "hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" lafının münessibi, Puşkin, Dostoyevski, Çehov, Tolstoy, Zoşçenko (içlerinden en az tanınanı ama en az onlar kadar başarılı) gibi büyük yazarlarla beraber anılan büyük Slav yazar.

Slav diyorum çünkü Gogol sanılanın aksine Rus değil Ukrayna doğumludur ama eserlerini Rus dilinde yazdığı için Rus Edebiyatçısı sayılır. Yüzyılın bu ünlü edebiyatçısının çocukluğu, Rus köylerinde bir gelenek olan, köylülerin birbirine anlattığı cin, peri ve şeytan masalları dinlemekle geçti. Bu tarz korku öykülerin kaynağı genellikle çevresi mezarlıklarla çevrili, ışığın olmadığı, gölgelerin birbirinin içine kaynaştığı, küçük kulübelerden, ıssız ve tekinsiz yerlerden oluşan köylerdir. Şehirde ışığın, büyük yerleşimlerin olduğu ve ıssızlığın bulunmadığı yerlerde korku öyküsü pek olmaz.

Gogol'un anlattığına göre çocukluğundan dinlediği korku hikayeleri onun hayal gücünü besleyerek, edebiyatını geliştirmede büyük bir rol oynayacaktır.

Gogol'da Dostoyevski gibi koyu bir Slav milliyetçisi (bkz: Taras Bulba) ve inançlı Ortodoks bir dindardır. Onu dünya edebiyatının baş köşesine yerleştiren şey ise küçük insanların, küçük dünyalarını anlatmasıdır. Aslında Rus Edebiyatı'nın evrenselliği, büyüklüğü ve gücü de buradan gelir. Dostoyevski'nin ve Gogol'un kahramanları büyük idealler, ülküler peşinde koşan kahramanlar değil tersine küçük hedefleri olan, iç dünyası zengin, gerçekçi karakterlerdir.

Bir öykü karakterinin dünyasını ne kadar çok küçültürseniz gerçekçiliği o kadar çok yakalar, kahramana psikolojik derinlik katar ve yaşayan karakterler yaratırsınız. Diğer türlü karakteriniz bir fikire, anlayışa göre belirlenmiş tepkiler veren, derinliksiz figürlere ve tiplere dönüşür (bkz: Recep İvedik, Sihirbaz dışındaki Cem Yılmaz filmlerindeki tipler)

Gogol'un paltosu anlattıklarıma en iyi örneklerden birisidir. Öykü hayattaki biricik amacı, kendini güçlü, güvende hissettirecek bir palto satın almak olan 7. derece bir memurun öyküsüdür. Öykünün kahramanı Akakiy Akakiyeviç bin bir zorlukla satın aldığı paltosu çalınınca, ne yapacağını bilemez bir halde bir siyasetçiden yardım ister. Siyasetçiden yediği azar Akakiyeviç'in dünyasını başına yıkacak, ölüme kadar olan giden süreci başlatacaktır.

Akakiy Akakiyeviç'in ölümünden bir süre sonra, kasabada , Akakiyeviç'in hayaletinin dolaştığı ve geceleri insanların paltolarını çaldığına dair söylentiler dolaşmaya başlayacaktır. Söylentiler ve Akakiy Akakiyeviç huzursuzluğu, siyasetçinin paltosunun çalınmasıyla birlikte bitecek ve Akakiyeviç büyük bir huzura kavuşacaktır.

"Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık" sözünü duyduğumdan beri daha da meraklanmıştım bu kitap için ve şimdiye dek geciktirdiğim için çok pişmanım.
Sözün kime olduğu birebir bilinmese de Dostoyevski ve Gorki'nin üzerinde tahminler yoğunlaşmakla birlikte tüm Rus yazarların bu fikre katıldığı belirtilmiştir.

Gogol, insan onurunun, gururunun, kişinin kendisine duyduğu saygının, özgüvenin yerle bir edilmesini o kadar güzel anlatmış ki...
Empatiden yoksun insanların, belli bir hayat felsefesi olmadan, "diğerleri" diye adlandırdıkları insanlarla dalga geçmekten başka bir şey bilmedikleri bir dünya.
Kimisi paragöz, kimisi yalaka, kimisi karısının sözünden korkan alkolik. En önemli ortak özellikleri ise bencillik, çünkü parasızlık, işlerinden olma korkusu bu insanlara her şeyi yaptırır hale gelmiş.
Akakiy Akakiyeviç ne kadar da sakin, sessiz, saygılı, içine kapanık, kendini işine gücüne adayan - işi; mektupları temize çekmek ve gerçekten işini çok severek yapıyor, tam anlamıyla bir adayış- bir karakter. Kıt kanaat geçindiği hayatında bir gün onarılmayacak kadar eskiyen paltosunun yerini güç bela biriktiriği para ile diktirdiği yeni palto alır ve işte hayatının yönünü değiştiren bu palto bakın nelere neden olacak.

İyi okumalar dilerim.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kaybedilen sadece bir palto muydu ? Alay edilen, hor görülen Akaki Akakiyeviç miydi ? Nikolay Vasilyeviç Gogol kısacık kitabında öylesine muhteşem dile getirmiş ki ! Çarlık Rusya' sında yaşanan bu em pati yoksunluğu ve sosyal sınıf baskısı günümüzde de farklı bir şekilde hala fazlası ile yaşanmakta ne yazık ki. Mutlaka okunası bir kitap...

Damla Sarıhan 
 04 Nis 01:30 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Küçük adam"ın çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlik ve acılar bu kısa öykünün başkahramanı Akakiy Akakiyeviç'in hayatı üzerinden yalın bir gerçekçilikle anlatılıyor. Böylesi bir anlatım, her ne kadar dönemin Çarlık Rusya'sında büyük tepki alsa ve Gogol, Rus insanını aşağılamakla suçlansada, Rus edebiyatında büyük bir çığır açıyor. Bu tüm dünya edebiyatı için yeni bir kapı ve yeni bir boyuttur. Dostoyevski “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” derken işte bu öncülüğe dikkat çekmektedir.

Mazlum İlhan 
 28 Nis 18:00 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Söz konusu böyle büyük eserler olduğunda bunların yorumlanması da çok çeşitli olabilmektedir. Herkes kendinden bir şey bulabiliyor ve yorumlayabiliyor. Okuduğum yorumlarda ana düşünceler hep; üsttekilerin alttakilere zulmü, sıradan insanların çektiği sıkıntılar, bürokrasinin işleyişindeki aksaklıklar ve benzerleri oldu. Şüphesiz kitabı okuyan-okuyacak herkes bu düşünceler etrafında birleşebilecektir.

-İçerik hakkında bilgi içerir-

Öykünün konusuna değinmek gerekirse, sıradan bir memur olan Akakiy Akakiyeviç evrak kopyalama işini son derece severek, büyük zevk alarak yapıyor, bu işten de ne zengin olabilecek kadar çok ne de açlıktan ölebilecek kadar az bir maaş kazanıyor. Kıt kanaat geçinen böyle bir insanın hayatında beklenmedik bir anda büyük ve zorunlu bir harcama yapılması gerektiğinde düzeninin hatta psikolojisinin ne kadar değişebileceğini bir düşünün. Memurumuzun eskiyen, neredeyse parçalanacak kadar kumaşı incelmiş paltosunun da artık yenisiyle değişmesi gereken zaman gelip çatmıştır ve yeni bir palto alabilecek kadar parası da yoktur.

Çok sade olan hayatını daha da sadeleştirmeye, bu ugurda türlü fedakarlıklar yaparak gerekli olan bu parayı toplamaya başlar. Artık bütün yaşam amacı yeni bir palto alabilmek olur neredeyse. Çok büyük fedakarlıklar göstererek satın aldığı bu paltosu, bir gece evine dönerken karşısına çıkan haydutlar tarafından zorla ve darp edilerek elinden alınır. Bu olayın şokuyla sudan çıkmış balığa dönen Akakiy Akakiyeviç soluğu polis merkezinde alır, derdini anlatır ama polis memuru baştan savma cevaplarla onu gönderir. Polis yoluyla paltosuna kavusamayacağını anlayan kahramanımız "önemli kişi"ye yönlendirilir iş arkadaşlarları tarafından. Yine çeşitli uğraşlar verip son bir umutla "önemli kişi" ile buluşacağı yere gelmiş ve beklemektedir. Aslında "önemli kişi" ile dilekçe yazmadan ve diğer teferruatları halletmeden birebir böyle görüşmeye çalışmak "racon"a ters bir durumdur. Önemli kişi, önemsiz işlerini bitirdikten ve onu odasına kabul eder ama karşısındakini ezmeye, onun ezikliğini görmekten zevk almaya meraklı biri olduğu için son derece sert ve onur kırıcı davranır ona. Buradan da umduğunu bulamayan Akakiy Akakiyeviç yaşadığı hüzünle birkaç gün içinde ölümcül hastalığa yakalanır ve ruhunu teslim eder çok geçmeden. Usta yazar bu noktadan sonra ölen kahramanımızı bir ruh/hayalet olarak tekrar canlandırarak okuyucuyu şaşırtıp hikayeye fantastik bir boyut katar. Akakiy Akakiyeviç artık hayalet olup kendi şehrinde önüne gelen her paltolu insanın paltosunu gasp eder. Olup bitenler şehirde yankılanmaya başlar, ortalık bu haberlerle çalkalanır. En sonunda "önemli kişi"nin karşısına da çıkıp onun da paltosunu alır ve bir süre sonra kayıplara karışır, ondan haber alınmaz.

Bir görüşe göre Gogol bu hikayenin ana düşüncesini bir toplantıda anlatılan bir olaydan esinlenerek oluşturmuştur. Hikayeye göre ava çok meraklı ve zavallı bir memur, türlü çaba ve fedakarlıklarla yüksek bir fiyata bir av tüfeği satın alır. Ava çıkarken nasıl olduğunu anlamadan tüfeği dereye düşer ve bu yüzden hastalanıp yataklara düşer. Arkadaşları ancak ona yeni bir tüfek aldıktan sonra iyileşebilmiştir.

Hikayenin konusuna dair anlattıklarım, yazarın "yazdıklarıdır", peki ya gerçekten anlatmak istedikleri? Şüphesiz sadece "yazılmış" olanlara bile bakılarak ilgili dönemin ne kadar eleştirel bir dille ele alındığı, çıkarılması gereken ne çok dersin var olduğu görülecektir. Hikayeyi bu açıdan ele almak bile onun bir baş yapıt olduğunu söylemeye yeterdir sanırım.

İnsankitap yayınlarından okuduğum kitaba Anthony Hippisley'in "yazarın anlatmak istedikleri"ne dair yorumu son söz olarak eklenmişti kitaba ve bu benim için çok büyük bir sürpriz oldu. Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." sözünü duyduktan sonra kitaba dair ilgim ve merakım çok artmıştı. Var olan yorumlar beni açıkçası tahmin etmedi, yani bana lazım olan tüm bu görüşlerin, "görünen"e dair yapılan yorumların dışında bir durum gerekiyordu ki ben de vay be, hikaye gerçekten de Dostoyevski'nin dediği kadar varmış diyebileyim. İşte kitaba eklenen son söz bu anlamda bana ilaç gibi geldi. Hepsini bulup yorum kısmına kopyalamak isterdim, biraz uzun çünkü ama yine de genel olarak değinip bütün sürprizlerini kaçırtmayacak şekilde aktarayım size.

A. Hippisley'e göre palto hikayenin gerçek mayasını, ruhani bir kriz oluşturuyor ve yazar İncil ve Ortodoks ayinlerinden aşina olduğu kıyafet sembolojisini kullanmaktadır.
Görünenin aksine hikayedeki çoğu durum sadece birer semboldür. Eski paltodan kurtulup yeni palto giymek, manevi arınmayı temsil eder. "İncil günahkar insanın durumunu, 'bütün doğru işlerimiz kirli paçavra gibi' (Yeşaya 64:6) diyerek kirli ya da eski püskü kıyafetle; bu insanın yenilenmeye olan ihtiyacını ve kıyafetini değiştirmesi gerektiğini de 'Rab bana kurtuluş giysisini giydirdi, beni doğruluk kaftanıyla örttü. (Yeşaya 61:10) sözleriyle anlatmaya çalışır.

Kullanılan sembollere başka bir örnek vermek gerekirse Akakiy Akakiyeviç eskimiş paltosuna yama yapmak için "Petroviç" adında bir terziye gidiyor. Hippisley'e göre Petroviç, ilk papa olan Aziz Peter'in isminden türetilmiştir. Petroviç'in eskimiş palto ile ilgili hükmü: "Yama yapacak malzemem var Ama mesele yama değil ki!.. Mesele, bunun artık yamayı tutmayacak olmasında! Kumaş haddinden fazla çürümüş. İğneyle dikersin, fakat parça parça olur." Bu cevap Hz. İsa'nın günahkar kişinin durumunu Tanrı'ya kıyasla anlattığı meseleye birebir benzer: "Hiç kimse eski giysiyi yeni kumaş parçasıyla yamamaz. Yoksa yeni yama çeker, eski giysiden kopar, yırtık daha beter olur." (Mark 2:21)

Neredeyse hikayenin başından sonuna kadar olan bunlara benzer sembollerin hepsini A.Hippisley açıklıyor yorumunda. Her birini okuyunca edebiyatın ne kadar büyük ve güzel sürprizlerle dolu olduğunu bir kez daha hatırlamış oldum. Yine de A. Hippisley'in getirmiş olduğu bu yorum yazarın "söylemek istedikleri"ni ne derecede karşılıyordur acaba? Daha iyisi çıkana kadar, benim açımdan en açıklayıcı ve tatmin edici olanı bu olacak.

A. Hippisley'in bu bakış açısıyla eseri tekrar okuyacağım mutlaka. Okumak isteyenlere A. Hippisley'in uzun yorumunun hepsini okuyabilme fırsatı vereceğinden insan kitap yayınlarından okumalarını özellikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.

Bekir İstanbul 
04 Şub 19:18 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Sitede çok başarılı incelemeler yapılmış ve bu sefer benimde pek yazasım yok. Kısaca böyle basit bir konuyu yazarın böyle okunası yazması en büyük başarısı. Neden mi 8 puan. Bilmem, belki başarı ve beğeni farklı şeylerdir... Bana göre kitabın en önemli noktası ise küçük hedeflerin bile insanları ne kadar olumlu değiştirdiğini göstermesi ve bu olumlu değişimlerin tıpkı hayatta olduğu gibi bazen hüsranla bitmesi...

Kitaptan 43 Alıntı

Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı,mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 23 - Ayrıntı Yayınları)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 23 - Ayrıntı Yayınları)

Ne de olsa insan ruhunun derinliklerine gizlice süzülüp, neler düşündüğünü öğrenmek olası değil.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 51 - Ayrıntı Yayınevi)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 51 - Ayrıntı Yayınevi)
Ekrem Özkara 
15 May 15:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir rus için,birbirinden hoş düşüncelerin herhangi bir çaba sarf etmeden; insana,arkalarından koşma zahmeti vermeden, kendiliğinden zihnine bir üşüşmesinden daha iyi bir şey yoktur.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)
Ahmet Samsa 
24 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...insanlar Akakiy'i her zaman aynı noktada, aynı tavırla, aynı unvan altında, aynı işi yaparken gördüler, öyle ki sonunda, onun dünyaya aynen bu şekilde, kelleşen alnı ve resmi üniformasıyla geldiğine inanır oldular.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 12 - Kolektif Kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 12 - Kolektif Kitap)
haribu 
03 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Böyle durumlarda genç adam yüzünü ellerine gömer, insan kalbinde ne az insancıllık olduğunu, eğitimli, herkesin iyi ve yüce saydığı insanlarda bile ne çok kabalık ve acımasızlık bulunduğunu düşünürdü.

Palto, Nikolay Vasilyeviç GogolPalto, Nikolay Vasilyeviç Gogol
Beytullah Ömer DUMLU 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Mühim adamın tam olarak ne işle meşgul olduğu, bugüne kadar hala netlik kazanmayan bir konudur.

Palto, Nikolay Vasilyeviç GogolPalto, Nikolay Vasilyeviç Gogol
Ekrem Özkara 
15 May 15:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Kutsal Rusyamız taklitçilik hastalığına bu derece kapılmış durumda;herkes amirlerine özeniyor,herkes birbirine amirlik taslıyor."

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)
Onur Özkan 
31 Mar 12:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” Dostoyevski
“Önüne ne pahasına olursa olsun ulaşacağı bir hedef koyan insanlar
gibi kendini şimdiden daha hayat dolu hissediyor, karakteri güçleniyordu.
Yürüyüşünde ve hareketlerinde kararsız ve ikircikli ne varsa gitmiş,
gözlerinde yeni bir ateş parlamaya başlamıştı.
Hatta en cüretkar hayallerinde bazen paltosuna
sansar kürkü bir yaka diktirmeyi bile kurar olmuştu.”

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Kolektif Kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Kolektif Kitap)
Beytullah Ömer DUMLU 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Odasına da, eşyalarına da mühür vurulmadı, çünkü ne bir mirasçısı vardı ne de geriye miras diye adlandırılabilecek birşey bırakmıştı.

Palto, Nikolay Vasilyeviç GogolPalto, Nikolay Vasilyeviç Gogol
Ekrem Özkara 
15 May 15:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Gözü doymak bilmez Alman milleti,iki kuruş daha kazanmak için,icat etti şu çorap denilen şeyi..."

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)
5 /