8,8/10  (310 Oy) · 
743 okunma  · 
261 beğeni  · 
3.124 gösterim
Toplumsal hayatın kıyısında yer alan "silik" bir karakterin, Akakiy Akakiyeviç adlı sıradan bir "devlet memuru"nun trajikomik hikâyesi anlatılıyor Gogol'ün Palto'sunda. Trajik olanla komik olanın ustaca bir araya getirildiği bu hikâye, gerek Rus edebiyatını gerekse dünya edebiyatını yarattığı karakter itibariyle derinden etkilemiştir. Modern hayatın bürokratik mekanizmaları içine çekilmiş, para sıkıntısı çeken, işini kaybetmekten ürken, çevresindeki insanlar tarafından sürekli aşağılanan, ezilip hor görülen bir memurdur Akakiyeviç. Kendini gerçekleştirdiği tek eylemse, "şevkle" yaptığı işidir: 

Bu işte, yani mektupları temize çekme işinde sadece kendine ait, değişik, hoş bir dünya bulurdu. İşini yaparken duyduğu mutluluk yüzünden okunurdu; bazı harfler gözdesiydi ve sıra bu harfleri yazmaya geldiğinde kendinden geçer, gözlerini kırpıştırır, gülümser ve sanki dudaklarıyla kalemine yardım ederdi. Yüzüne bakınca kaleminin ucundan hangi harfin dökülmekte olduğu kolayca anlaşılırdı.

Kara kışın soğuğundan korunmak için bir paltoya ihtiyaç duyan Akakiyeviç'in, bu paltoyu güç bela edinmesiyle birlikte bütün hayatı altüst olur, komik olan yerini trajik olana bırakır… 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9786053140283
  • Orijinal Adı:
    Şinel
  • Çeviri:
    Aslı Takanay
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Jay 
 29 Oca 12:27 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Kitabı elime alıyor ve Palto’dan ne çıkacak düşüncesi ile başlıyorum okumaya. Karşılaştığım hikâye kahramanının sıradanlığı, hiç beklemediğim bir şekilde beni öykünün içine çekiyor. Kitap, güçlü ve bi o kadarda edebi bir anlatıma sahip. Ana karakterin ve karakterlerin ruh halleri, düşünceleri ve hissiyatları zihnimin ekranında çok net bir vaziyette vuku buluyor hal böyleyken kahramanımız Akakiy, o kadar sıradan bir karakter ki gerçekliğinden ve gerçekten yaşamış bir adam olduğundan şüphe bile etmiyorum. Devlet dairesinde dokuzuncu dereceden memur olarak çalışan kahramanımızın tek yaptığı (ama yaptığı işin en iyisi olarak) verilen evrakları her gün başka bir iş yapmaksızın kopyalamak, temize çekmek. Yoksa tek yapabildiği mi demeliydim? Öyle ki üst amirinin, bir üst makam ve farklı bir görev vermesiyle bu görevi yapamadığı için huzuru kaçan ve makamı reddeden sıradan bir karakterden bahsediyorum!

En nihayetinde palto ile karşılaşıyorum; yırtık pırtık, muhtelif yerlerinde yamaların ve yıllardır kullanılmış olması nedeniyle yakasının yok denecek kadar kaybolduğu bir palto. Huzur kaçıran bir palto; sahibinin, makamların ve okuyucunun. İşte bu noktada huzurumuzun kaçmasına neden olan yazarın hiciv sanatına tanıklık ediyorum. Üslubun yalın gerçekçiliğinin yanında eseri, benim nezdimde önemli kılan en önemli özelliği ise yazarın alaycı ve eleştirel bir dil kullanmasıdır. Tüm bunların dışında yazar tarafından aydınlatılan bir diğer bölümü; insanların içindeki kötü yanın vurgulanması ve insanı insan yapan değerlerinden, özelliklerinden uzaklaşmaları oluşturuyor. Bu uzaklaşma insanların olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmesiyle meydana geldiğini düşünüyorum. Bu durumu, Antagonist yani Karşıt Kişi’nin farkında olamamaktan ileri geldiğini kitaptan bir örnekle açıklamak isterim: Devlet dairesinde ki bir memurun Akakiy’i alaya alıp aşağılaması durumunu, bir başka gün bir üst amirin aynı muameleyi memura göstermesiyle, memurun amirine karşı söylenmesi veya küfretmesi olayında aslında o amir, Antagonist oluyor. Bir başka deyişle memur, Akakiy’i alaya alıp hor görürken aslında kendini alaya alıp hor gördüğü gerçeğinin farkında olamamasıdır. Bir değer ifadeyle durumu empati yoksunluğu şeklinde de özetleyebiliriz. Gogol bu yoksunluğu acıma duygusu ile resmeder. (Acıma duygusuna Dostoyevki’nin eserlerinde de sık sık rastlarız. (Ne de olsa Palto’dan çıkan en büyük olgudur Dostoyevski.)) Hal böyleyken Akakiy’in “bırakın beni neden bana bu kadar eziyet ediyorsunuz “şeklindeki acı haykırışları dairede henüz olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmemiş bir memuru derinden etkilemesi ve bu davranışlarına son vermesiyle insanlığın acımasız yanı bir kez daha resmedilmiş olur. Bu memurun acıma duygusu en çarpıcı haliyle şu satırlarla karşımıza çıkıyor. “Hayatı boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe derinden sarsıldı.”

Yazımın başında hep kitabın gerçekliğinden dem vurdum. Ne var ki hikâye ayaklarını, bu gerçeklik üzerine kursa da hikâyenin sonu ironik bir şekilde fantastik bir öğe ile son bulur. Tabi ki bu fantastik öğenin kullanılmasında da Gogol’un usta zekasının bir oyunu yatmaktadır. Yani şu durumda çözümü olmayan bir vaziyetin ya da sorunun fantastik bir sona dayandırılması karamsarlığı, adaletsizliği ve güvensizliği yansıtmak içindir.

Kitabın sonunda hak veriyorum Dostoyevski'ye, Hepimiz o paltodan çıktık!

Gizem 
15 Nis 01:38 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." Sözüyle başlayan bir serüven oldu Gogol benim için. Tabiri caizse gerçekten " Yaşamın bayağılıklarının usta bir ressamı"
Palto da bu yaşamın bayağılıklarının trajik olan yanlarını ele almış.

Akakiy Akakiyeviç, hor görülen, kişiliği ayaklar altına alınan silik bir karakter.
-Kürk Mantolu Madonna'nın Raif Bey'i ile benzer özellikleri var.-
Yaşamın içinden, insanın düşüncelerinin arasına sızıyor Gogol'un yazdıkları. Ciddi anlamda edebiyatta çığır açıcı...

Yüksek kısıma hitap eden edebiyattan, halk arasına kayan bir yazın tarzı öncüsü.
Silik, bastırılmış, susturulmuş karakterlerin, yüksek mevkii ve dominant insanların altında kalması. Bütün bunlara ithaf edilen güzel bir eser.

İnce bir kitap olmasına rağmen bilgi ağırlığı mevcut.

"Yüzeysel okuyucu bu hikâyede, maskaranın tekiyle ağır şekilde dalga geçildiğini düşünecektir; ağırbaşlı okuyucularsa, Gogol'un esas niyetinin Rus bürokrasisinin dehşet vericiliğini ifşa etmek olduğuna kesin gözüyle bakacaklardır."
"İlerici Rus eleştirmenleri bu karakterde mazlumların imgesini algıladılar ve hikayenin tümünü bir toplumsal protesto olarak değerlendirdiler. Ama hikâyede bundan çok fazlası vardır." -kitaptan alıntı-
Giriş bölümlerinde bu cümlelerin verilmesi, okumaya başlayacak olan kişinin ne ile karşılaşacağının habercisi gibi. Bu şekilde bir ön bölüm yazılmasını çok sevdim. Tabi, asıl hikayeye geçmek için de sabırsızlandım...

Gogol insanı biyerden alıp başka yere savuran​ bir yazardır. Yapılan yakıştırmaları​n hakkını veren bir "lafazan." Rastgele başlayan bir cümleyi, hiç beklemeyeceğimiz şekilde noktalayabilir.

"Palto'nun çok farklı iki edebi ekolün birlikte ama bambaşka nedenlerle önemsediği bir kitap olduğuna dikkat çekmek gerekir. Gogol'un bugün öykü türünün en önemli öncü yazarlarından sayılmasının nedeni de budur. Öykünün ilerde çok farklı biçim ve üsluplarla yazılacağının, büyük bir çeşitlilik göstereceğinin bir habercisi gibidir."

Kitabın son satırlarına yaklaşırken içimi bir bir hüzün kapladı.

Obuklov Köprüsü'nde Akakiy'in arkasından​ bakakaldım...

Sizin de Akakiy Akakiyeviç ile tanışmışlığınız yoksa, onunla bir tanışın derim.

Sergen Özen 
 30 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Hırsların, korkuların ve kendinden yüksek mevkideki insanlar karşısında içine düşülen bocalamalar, kendilerini önemsizleştirerek direnmelerini ve sosyal yaşamın "bayağı"lığının büyük eleştirisidir Palto. Akakiy Akakiyeviç, başlarından geçenlerle ve iç dünyasında neler olup bittiğiyle ilgilenmeyen, insanlara karşı mesafeli yaklaşan, ev ile iş arası yaşamını geçiren sıradan memurlardan biridir. Güç delisi Rus toplumunda özümsenmeyen, ilgi çekmeyen, iç dünyasına kapanık bir karakterdir Aynı zamanda. Sınıf ayrımında ve toplumsal rejimde trajik olanı göstermiştir Gogol. Ve bu eseri Edebiyatta insancıl ve gerçekçi bir hikâyenin başlangıcı olarak kabul görmüş; Ardından Rus edebiyatında ve farklı coğrafyalardan öykücüler için örnek teşkil etmiştir.
Kısaca özetleyecek olursak, Gogol, Akakiyeviç üzerinde mazlumların imgesini algılamak, "Büyük İnsan"ı ve Toplumsal hiyerarşi'yi eleştirmek istemiştir. Nabokov ve Belinski'nin kitap üzerindeki olumlu-olumsuz eleştirileri de okunmaya değer, hatta bu bölümleri okuduğunuz zaman kitabı daha iyi kavradığınızı anlayacaksınız.

nishtiman 
 25 May 02:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dostoyevski 'nin Rus Edebiyatını kastederek " Hepimiz Gogol 'un Palto 'sundan çıktık. " demesi bu kitap için az bile söylenmiş. Yaşadığımız dünyanın bütün gerçekliğini 50 sayfada özetleyen bir insanlık tarihi özeti adeta.

Kitap hakkında birçok şey yazılmış ama benim en dikkatimi çeken yer; basit bir paltonun yokluğu yüzünden ölen yoksul memur Akakiy 'in, hayaletinin geri dönüp mühim adamın! yakasına yapıştığı sahneydi. Öyle ki bu mühim adamın yüzü korkusundan kireç gibi olur ve sıcak evine zar zor yetişir. Paltosunun her zaman haşerat olarak gördüğü yoksul bir memurun, hem de hayaleti tarafından gasp edildiğinden kimselere bahsedemez.

Mühim adamlar size de tanıdık geliyor öyle değil mi?

Eminim tanıdık gelecektir. Çünkü bu yönleriyle Ruslar bize çok benzeyen bir millet. Mesela bizim dilimizde başka dillerde pek rastlanmayan bir tanım vardır; '' Devlet Büyüğü! '' Halka hizmet için seçilmiş olanlara, ta en başından tam bir teslimiyetle '' BÜYÜKLÜK '' veririz. İçinden çıktığı toplumun başını, canı sıkıldığında tepki alma korkusu hatta en küçük bir vicdan azabı dahi duymadan rahatça ezebilsin diye verilmiş bir büyüklük... Devlete kutsiyet atfederiz. Kendilerini devlet sanan, gittiği zaman ardından devletin yıkılacağını dillendiren hastalıklı ruhlar bu kutsiyetle her yaptığını mübah gösterebilsin diye verdiğimiz bir kutsiyet ve büyüklük...

Mühim adamlar devletin gücünü kendi çıkarları için kullanan adamlardır. Askerdir, doktordur, hakimdir, savcıdır, tapu memurudur, kaymakamdır, validir, belediye başkanıdır, vekildir, hatta başbakan veya cumhurbaşkanıdır. Mühim adam oluşları karakterlerinden, emeklerinden, halka hizmetlerinden değil; makamdan, mevkiden, devletten gelmektedir. Yani yine onları mühim yapan, boyunduruk altına aldıkları halktır aslında.

Kim bu halk peki? Aslında masasındaki bilgisayarda oyun oynayıp, kendisine çok meşgulmüş süsü veren memuru, hastahanede saatlerce acılar içinde bekleyen Hasan amcadır halk. Mühim bir adam! olan patronun ihmalleri yüzünden çöken ve 300 arkadaşının canını kaybettiği madenden, yaralı halde kurtulan ve belki sedye kirlenir korkusuyla '' çizmelerimi çıkarayım mı? '' diyen madenci Murat Yalçın 'dır halk. Yıllarca devleti için çalışıp, emekliliğinde rahat etme hayallerini sırf emeklilik maaşı yetmediği için bir kenara atan ve bulduğu basit işlerde çalışan emekli Mehmet öğretmendir halk. Gözünden sakındığı evladını, devletin bütün imkanlarına rağmen bir türlü bitiremediği ve kime hizmet ettiği belli olmayan teröre kurban veren Ayşe teyzedir halk. Ezcümle; halk benim, halk sensin, halk biziz!

Peki onların aşağı olarak gördüğü halk bunları yaparken, '' Mühim adam '' ne yapar? Kimdir? Nasıl görür kendini?

Mühim adamlar en başta dokunulmazlardır. Eleştirilemezler. Yargılanamazlar. Hele bir eleştirmeye kalkışın, bakın neler geliyor başınıza. Söyledikleri hep doğru; yapıp ettikleri de hep yerindedir. Hiç yanılmazlar. Her şeyi onlar bilir. Tabi ki onlar bilecek! Aptal, değersiz, hedefsiz, gayesiz bir yığın olan halk mı bilecekti neyin nasıl yapılacağını... Onlar bilmeyecek de siz mi bileceksiniz?

Mühim adamların da kendi aralarında, üstünlük dereceleri vardır. En üstün olan, kendisini devletin sahibi olarak görür. Onun için Devlet; üzerinde her türlü hakkının ve hakimiyet hakkının olduğu, isterse satabileceği, isterse yakabileceği, isterse iradesine ipotek koyabileceği tapulu malıdır. Her dediği doğrudur, her işlediği sevaptır, o dediyse bir bildiği vardır elbet. Her suçu işleme imtiyazı vardır. İşlediği suçlar sorgulanmasın ister. Vatandaşının evini de yıkar yakar, işkence de yapar, ortadan kaybeder, hatta isterse canını bile alabilir ... O soruşturulamaz, yargılanamaz. Hukukun üstünlüğü, onun üstünlüğü yanında hiç kalır. O hukuka bağlı kalmayacak, hukuk ona bağımlı olacaktır. Mühür ondadır, dolayısıyla Süleyman da odur. Kısaca O ne derse hukuk da odur!

Her gelene biçtiğimiz mühim adamlık rolü, başlarda öyle olmasa bile eninde sonunda ona ''büyüklük'' bahşeden zehirli devlet gücünün sarhoşluğu ile onu mutlak bir yozlaşmaya mahkum edecek

Mühim ve değerli arasındaki farkı anlamadığımız müddetçe de, değişen tek şey sefalet içinde akan yıllarımız olacak sadece. Hükümetler, Başbakanlar hatta çağlar değişse bile halk olan bizler zihniyetimizi değiştirmediğimiz sürece değişen sadece o mühim adamların isimleri olacak. İhmaller yüzünden madende ölen, asker ocağından tabutla dönen, ay sonunu çalışmaktan iki büklüm olduğu halde bir türlü getiremeyen hep biz olacağız.



Yine de unutmamak lazımdır ki, dünyanın her yerindeki Kalinin köprülerinde Paltosuzlar dolaşır.

Paltosuz bırakanlar gün gelir paltolarından olur.!

Rıfat ÇELEBİ 
24 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İşinden başka sosyal hayatı olmayan yoksul, bakımsız ve asosyal bir adam... Petersburg'un ayazında ısıtmayan paltomsu bir elbise...Kabuğundan birazcık uzaklaşmasıyla soyulan Akakiyeviç'in hak arama mücadelesi ve karşılaştığı soğuk muamele... Trajik bir ölüm...
Gogol, emri altındakilere üstten bakmayı disiplin addeden mühim (!) adamların cakasını bir paltoyla söndürüyor.Bu hikayesinde insanların sorunlarına çözüm bulmaktansa onları oyalayan bürokrasiyi, otoritesi adına özünden uzaklaşan makam sahibi mühim (!) adamları, hiyerarşiyi ve ast-üst ilişkilerini eleştiriyor. Alaycı,iğneleyici ve samimi bir dille makamların ve paltoların adeta rahatını kaçırıyor. Petersburg ayarında soğuk, bir palto ayarında sıcak, hem yandıran hem donduran bir hikaye... Gogol bu dünyada yaşadığı bile hiç bilinmeyecek  birinin hak savunuculuğunu üstleniyor ve gerçek bir hikayenin fantastik sonuyla pişmanlık ve empati duygularını tavan yaptırıyor. Akakiyeviç bu "ye kürküm ye" dünyasına bir palto, Gogol da büyük bir ders bırakıyor.
-"Bu ne cüret! Siz neyi okuduğunuzu biliyor musunuz? Elinizde tuttuğunuz kitabın farkında mısınız?"
-Evet, bu kitap içinden Dostoyevskiler çıkabilecek derinlikte bir kitap...
İyi okumalar...

onur karşı 
14 Haz 11:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hepimiz gogol’un paltosundan çıktık o kadar büyülü ve bir o kadar gizemli cümlenin dostoyevski’ye ait olduğu rivayet edilse de tam olarak bir bilgi yok ekşiye daldım bu sözün peşinden gidip satırlar dolusu yazılar görsem de ‘gogolun paltosundan çıktık’ lafını kavramak için Gogol’un palto’sunu alıp okumam gerektiğini düşündüm. Bir cümlenin peşinden gidip okumaya karar verdim. İdefix tasarımı değiştirse de onlardan almaktan vazgeçmedim :) her neyse kitap geldi ayrıntı yayınevinin basımıydı incecik bir kitaptı. ama anlattıkları yoğun ki üzerine yazılıp çizilmiş. Kitabı elime aldım zaten 90 küsür bir şeydi ilk sayfalarını karıştırdım çevirmen sağolsun o da aynı soruya parmak basmış yahu kardeşim ne demek bu gogolun paltosundan çıkmak lafı

Palto kitabının ön sözünde Behçet çelik bu konuya değiniyor bu sözü kimi gorki’ye kimi dostoyevski’ye kimileri ise bambaşka kişilere ait olduğunu söylüyor. Bu sözdeki hepimiz kastı elbette rus edebiyatı olduğu aşikar. Rus edebiyatının yapıtaşı olarak görülmesi rus edebiyatı için bir milat sayılan eser olması belki de paltodan çıkmaya sebeptir.

Palto’da hikayesi anlatılan başkahramanımız akakiy akikayevic’in hikayesi rus edebiyatının hatta dünya edebiyatının o dönemlerde çok da üzerinde durmadığı başlarından geçenlerle ya da iç dünyasında nelerin olduğu bittiğiyle ilgilenmediği sıradan memurun hikayesidir. Bu aslında bana kürk mantoluyu hatırlatmadı değil Sabahattin ali de tıpkı Gogol gibi kahramanını sıradan,halk tarafından saygınlığı olmayan, iç dünyasında olanların dahi kimsenin ilgisini çekmeyeceği birini seçmişti. Farklı hayatlar olsa da ikisinin yolu da aynıdır.
Ezilmiş aşağılanmış kişiliği ayaklar altına alınan bir insanda, insanın doğasının canlı sindirilmemiş arzularını ihtiyaçlarını belirliyor. Ruhun derinlerinden baskılara gizli kalmış protestosunu çekip çıkarıyor. Ve sonunda bizim değerlendirmelerimize vicdanımıza duygularımıza sunuyor.

Eugene de Rastignac 
 13 Mar 20:38 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dünya Edebiyatında bu kadar az sayıda eser verip bu kadar çok ünlü olan başka bir yazar yoktur desek şaşırtıcı olmaz. Evet Gogol'dan bahsediyorum, Rus Edebiyatından söz ederken artık bir motto haline gelen "hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" lafının münessibi, Puşkin, Dostoyevski, Çehov, Tolstoy, Zoşçenko (içlerinden en az tanınanı ama en az onlar kadar başarılı) gibi büyük yazarlarla beraber anılan büyük Slav yazar.

Slav diyorum çünkü Gogol sanılanın aksine Rus değil Ukrayna doğumludur ama eserlerini Rus dilinde yazdığı için Rus Edebiyatçısı sayılır. Yüzyılın bu ünlü edebiyatçısının çocukluğu, Rus köylerinde bir gelenek olan, köylülerin birbirine anlattığı cin, peri ve şeytan masalları dinlemekle geçti. Bu tarz korku öykülerin kaynağı genellikle çevresi mezarlıklarla çevrili, ışığın olmadığı, gölgelerin birbirinin içine kaynaştığı, küçük kulübelerden, ıssız ve tekinsiz yerlerden oluşan köylerdir. Şehirde ışığın, büyük yerleşimlerin olduğu ve ıssızlığın bulunmadığı yerlerde korku öyküsü pek olmaz.

Gogol'un anlattığına göre çocukluğundan dinlediği korku hikayeleri onun hayal gücünü besleyerek, edebiyatını geliştirmede büyük bir rol oynayacaktır.

Gogol'da Dostoyevski gibi koyu bir Slav milliyetçisi (bkz: Taras Bulba) ve inançlı Ortodoks bir dindardır. Onu dünya edebiyatının baş köşesine yerleştiren şey ise küçük insanların, küçük dünyalarını anlatmasıdır. Aslında Rus Edebiyatı'nın evrenselliği, büyüklüğü ve gücü de buradan gelir. Dostoyevski'nin ve Gogol'un kahramanları büyük idealler, ülküler peşinde koşan kahramanlar değil tersine küçük hedefleri olan, iç dünyası zengin, gerçekçi karakterlerdir.

Bir öykü karakterinin dünyasını ne kadar çok küçültürseniz gerçekçiliği o kadar çok yakalar, kahramana psikolojik derinlik katar ve yaşayan karakterler yaratırsınız. Diğer türlü karakteriniz bir fikire, anlayışa göre belirlenmiş tepkiler veren, derinliksiz figürlere ve tiplere dönüşür (bkz: Recep İvedik, Sihirbaz dışındaki Cem Yılmaz filmlerindeki tipler)

Gogol'un paltosu anlattıklarıma en iyi örneklerden birisidir. Öykü hayattaki biricik amacı, kendini güçlü, güvende hissettirecek bir palto satın almak olan 7. derece bir memurun öyküsüdür. Öykünün kahramanı Akakiy Akakiyeviç bin bir zorlukla satın aldığı paltosu çalınınca, ne yapacağını bilemez bir halde bir siyasetçiden yardım ister. Siyasetçiden yediği azar Akakiyeviç'in dünyasını başına yıkacak, ölüme kadar olan giden süreci başlatacaktır.

Akakiy Akakiyeviç'in ölümünden bir süre sonra, kasabada , Akakiyeviç'in hayaletinin dolaştığı ve geceleri insanların paltolarını çaldığına dair söylentiler dolaşmaya başlayacaktır. Söylentiler ve Akakiy Akakiyeviç huzursuzluğu, siyasetçinin paltosunun çalınmasıyla birlikte bitecek ve Akakiyeviç büyük bir huzura kavuşacaktır.

"Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık" sözünü duyduğumdan beri daha da meraklanmıştım bu kitap için ve şimdiye dek geciktirdiğim için çok pişmanım.
Sözün kime olduğu birebir bilinmese de Dostoyevski ve Gorki'nin üzerinde tahminler yoğunlaşmakla birlikte tüm Rus yazarların bu fikre katıldığı belirtilmiştir.

Gogol, insan onurunun, gururunun, kişinin kendisine duyduğu saygının, özgüvenin yerle bir edilmesini o kadar güzel anlatmış ki...
Empatiden yoksun insanların, belli bir hayat felsefesi olmadan, "diğerleri" diye adlandırdıkları insanlarla dalga geçmekten başka bir şey bilmedikleri bir dünya.
Kimisi paragöz, kimisi yalaka, kimisi karısının sözünden korkan alkolik. En önemli ortak özellikleri ise bencillik, çünkü parasızlık, işlerinden olma korkusu bu insanlara her şeyi yaptırır hale gelmiş.
Akakiy Akakiyeviç ne kadar da sakin, sessiz, saygılı, içine kapanık, kendini işine gücüne adayan - işi; mektupları temize çekmek ve gerçekten işini çok severek yapıyor, tam anlamıyla bir adayış- bir karakter. Kıt kanaat geçindiği hayatında bir gün onarılmayacak kadar eskiyen paltosunun yerini güç bela biriktiriği para ile diktirdiği yeni palto alır ve işte hayatının yönünü değiştiren bu palto bakın nelere neden olacak.

İyi okumalar dilerim.

damla sarıhan 
 04 Nis 01:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Küçük adam"ın çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlik ve acılar bu kısa öykünün başkahramanı Akakiy Akakiyeviç'in hayatı üzerinden yalın bir gerçekçilikle anlatılıyor. Böylesi bir anlatım, her ne kadar dönemin Çarlık Rusya'sında büyük tepki alsa ve Gogol, Rus insanını aşağılamakla suçlansada, Rus edebiyatında büyük bir çığır açıyor. Bu tüm dünya edebiyatı için yeni bir kapı ve yeni bir boyuttur. Dostoyevski “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” derken işte bu öncülüğe dikkat çekmektedir.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kaybedilen sadece bir palto muydu ? Alay edilen, hor görülen Akaki Akakiyeviç miydi ? Nikolay Vasilyeviç Gogol kısacık kitabında öylesine muhteşem dile getirmiş ki ! Çarlık Rusya' sında yaşanan bu em pati yoksunluğu ve sosyal sınıf baskısı günümüzde de farklı bir şekilde hala fazlası ile yaşanmakta ne yazık ki. Mutlaka okunası bir kitap...

Kitaptan 59 Alıntı

Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı,mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 23 - Ayrıntı Yayınları)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 23 - Ayrıntı Yayınları)

Ne de olsa insan ruhunun derinliklerine gizlice süzülüp, neler düşündüğünü öğrenmek olası değil.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 51 - Ayrıntı Yayınevi)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 51 - Ayrıntı Yayınevi)

Yeni Palto
Attığı her adımda omuzlarında yeni paltosunun olduğunu düşünüyor, içi içine sığmıyordu. Hatta yüreğinde dalga dalga kabaran mutluluk sayesinde birkaç kez gülümsedi bile yürürken.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 18 - Bordo-Siyah)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 18 - Bordo-Siyah)
mukavvadan adam 
13 Ağu 22:12 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Möhüm adam nasıl olunur? Kimdir¿
Şunu da belirtelim, kendileri yalnızca kısa bir süre önce mühim adam olmuştu ve daha önceleri mühim bir adam değildi. Aslında kendisinden daha “mühim” olan diğer adamlarla karşılaştırılınca, bu adamın konumu hâlâ, pek de “mühim” olarak değerlendirilemezdi. Gelgelelim, bu gibi “aslında mühim olmayan adamların” çevresinde, onların mühim adam olarak görülmesini sağlayan insanlar da her daim var olmuştur.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Ayrıntı ebup)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Ayrıntı ebup)

Nasıl davranması gerektiğini, ellerini, kollarını, bacaklarını nereye koyacağını, bedenini nasıl kullanacağını hiç bilmiyordu; sonunda kâğıt oynayanların yanına ilişiverdi.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 22 - Bordo-Siyah)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 22 - Bordo-Siyah)
Ekrem Özkara 
15 May 15:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir rus için,birbirinden hoş düşüncelerin herhangi bir çaba sarf etmeden; insana,arkalarından koşma zahmeti vermeden, kendiliğinden zihnine bir üşüşmesinden daha iyi bir şey yoktur.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (E-kitap)

Tabut Önemli Tâbi
Kendisini muayene etmek için gelen doktor, Akakiy Akakiyeviç’in nabzına baktıktan sonra, derdine derman olacağından filan değil de, sırf hastası tıbbi yardımın nimetlerinden mahrum kalmasın diye ona lapa salık verdi ve yalnızca iki günlük ömrü kaldığını söyledi. Sonra, ev sahibesine dönerek, “Siz de anacığım, vakit kaybetmeden bir çam tabut siparişi vermelisiniz, zira meşe tabut onun gibi birine pahalı gelecektir,” dedi.

Palto, Nikolay Vasilyeviç GogolPalto, Nikolay Vasilyeviç Gogol
Ahmet Samsa 
24 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...insanlar Akakiy'i her zaman aynı noktada, aynı tavırla, aynı unvan altında, aynı işi yaparken gördüler, öyle ki sonunda, onun dünyaya aynen bu şekilde, kelleşen alnı ve resmi üniformasıyla geldiğine inanır oldular.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 12 - Kolektif Kitap)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 12 - Kolektif Kitap)
haribu 
03 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Böyle durumlarda genç adam yüzünü ellerine gömer, insan kalbinde ne az insancıllık olduğunu, eğitimli, herkesin iyi ve yüce saydığı insanlarda bile ne çok kabalık ve acımasızlık bulunduğunu düşünürdü.

Palto, Nikolay Vasilyeviç GogolPalto, Nikolay Vasilyeviç Gogol
Beytullah Ömer DUMLU 
 20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Mühim adamın tam olarak ne işle meşgul olduğu, bugüne kadar hala netlik kazanmayan bir konudur.

Palto, Nikolay Vasilyeviç GogolPalto, Nikolay Vasilyeviç Gogol