Derya Öztürk

Derya Öztürk

DerleyenÇevirmenEditör
8.0/10
7,2bin Kişi
·
35,6bin
Okunma
·
16
Beğeni
·
3.278
Gösterim
Adı:
Derya Öztürk
Unvan:
Çevirmen
Sana mucizelerden bahsettim, Esther! Çoğu kimse onların yalnızca fi tarihine ait olduğunu söyler, ama ben onların bugün de yaşadığını, sadece daha sessizce yaşandığını ve bir tek onları bekleyenlerin ruhunda ortaya çıktığını hisseder ve söylerim.’
“ sevginin bağışlama ya da affetmeyle ilgisi olmadığını, bunun sadece sevgi, sevgi, sevgi olduğunu öğrenemedin mi? “
“ bütün gece bir odada kalmış sigara dumanı gibi, bütün gün ağzı açık kalmış şampanya gibi,
çok fazla söylenmiş bir şarkı gibi...”
“...aşk muhteşem bir şey. Zümrütlerden, mücevherlerden daha değerli ve bulunmaz, ne inciler ne de altınlar satın alabilir onu...”
Derya Öztürk
Sayfa 8 - Maviçatı yayınları
“Fizik bilimde ne kadar değerli olsa da nedenlerin sonuçlarıyla kıyaslanması değersiz ve güvenilmez olarak bir kenara atılıyor.”
Derya Öztürk
Sayfa 28 - Maviçatı yayınları
72 syf.
·10/10 puan·Ne Okusam'dan
"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık. Palto'yu okuyunca Dostoyevski'nin bunu niçin söylediğini çok iyi anladım. Zaten kısa bir öykü olduğu için içeriğine değinmek istemiyorum ama bu Gogol'dan bahsetmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.
Palto'nun baş kahramanı akaki akakiyeviç'te bir zamanlar Gogol'un da olduğu gibi bir memurdur. Bürokrasi ve memuriyetin içinde bulunan Gogol burada gözlemlediği sistemi Palto'da eleştirdiğiniz görebiliyoruz.
Gogol hayatı boyunca distimi yani kronik depresyonla mücadele etmiştir. Hatta ölümü de bu distimiyle alakalıdır. Palto'yu okuyunca aklıma ilk gelen Gogol kendi ölümünü neredeyse tahmin etmiş olabilir mi sorusu geldi.
"Aslında benim gibi basit bir okurun bu öyküyü incelemesini şu an bir saygısızlık olarak görmeye başladığım için incelemeyi bırakıyor ve okumanızı tavsiye ediyorum." demiştim. Şimdi bu söylemimi değiştiriyorum. Çünkü basit bir okur değilim. Bunu söylerken asıl kastettiğim yazar olmanın çok zor ve zahmetli bir iş olmasıydı. Özellikle Gogol gibi hayran olduğum bir yazara olumsuz bir eleştiri yapmanın bana göre olmadığıydı. Gerçi olumsuz eleştiri alacak bir yazar olduğunu düşünmesem de bazen zevkler tartışılabiliyor. Kendi adıma Gogol'a saygı duyuyorum ve olumsuz eleştirilerimin onun yazı hayatını değiştirmeyeceğini biliyorum.
Son olarak Gogol'u Okuyunuz ve Okutunuz..
96 syf.
·3 günde·10/10 puan
Kitabı elime alıyor ve Palto’dan ne çıkacak düşüncesi ile başlıyorum okumaya.

Karşılaştığım hikâye kahramanının sıradanlığı, hiç beklemediğim bir şekilde beni öykünün içine çekiyor. Kitap, güçlü ve bi o kadarda edebi bir anlatıma sahip. Ana karakterin ve karakterlerin ruh halleri, düşünceleri ve hissiyatları zihnimin ekranında çok net bir vaziyette vuku buluyor hal böyleyken kahramanımız Akakiy, o kadar sıradan bir karakter ki gerçekliğinden ve gerçekten yaşamış bir adam olduğundan şüphe bile etmiyorum. Devlet dairesinde dokuzuncu dereceden memur olarak çalışan kahramanımızın tek yaptığı (ama yaptığı işin en iyisi olarak) verilen evrakları her gün başka bir iş yapmaksızın kopyalamak, temize çekmek. Yoksa tek yapabildiği mi demeliydim? Öyle ki üst amirinin, bir üst makam ve farklı bir görev vermesiyle bu görevi yapamadığı için huzuru kaçan ve makamı reddeden sıradan bir karakterden bahsediyorum!

En nihayetinde palto ile karşılaşıyorum; yırtık pırtık, muhtelif yerlerinde yamaların ve yıllardır kullanılmış olması nedeniyle yakasının yok denecek kadar kaybolduğu bir palto. Huzur kaçıran bir palto; sahibinin, makamların ve okuyucunun. İşte bu noktada huzurumuzun kaçmasına neden olan yazarın hiciv sanatına tanıklık ediyorum. Üslubun yalın gerçekçiliğinin yanında eseri, benim nezdimde önemli kılan en önemli özelliği ise yazarın alaycı ve eleştirel bir dil kullanmasıdır. Tüm bunların dışında yazar tarafından aydınlatılan bir diğer bölümü; insanların içindeki kötü yanın vurgulanması ve insanı insan yapan değerlerinden, özelliklerinden uzaklaşmaları oluşturuyor. Bu uzaklaşma insanların olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmesiyle meydana geldiğini düşünüyorum. Bu durumu, Antagonist yani Karşıt Kişi’nin farkında olamamaktan ileri geldiğini kitaptan bir örnekle açıklamak isterim: Devlet dairesinde ki bir memurun Akakiy’i alaya alıp aşağılaması durumunu, bir başka gün bir üst amirin aynı muameleyi memura göstermesiyle, memurun amirine karşı söylenmesi veya küfretmesi olayında aslında o amir, Antagonist oluyor. Bir başka deyişle memur, Akakiy’i alaya alıp hor görürken aslında kendini alaya alıp hor gördüğü gerçeğinin farkında olamamasıdır. Bir değer ifadeyle durumu empati yoksunluğu şeklinde de özetleyebiliriz. Gogol bu yoksunluğu acıma duygusu ile resmeder. (Acıma duygusuna Dostoyevki’nin eserlerinde de sık sık rastlarız. (Ne de olsa Palto’dan çıkan en büyük olgudur Dostoyevski.)) Hal böyleyken Akakiy’in “bırakın beni neden bana bu kadar eziyet ediyorsunuz “şeklindeki acı haykırışları dairede henüz olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmemiş bir memuru derinden etkilemesi ve bu davranışlarına son vermesiyle insanlığın acımasız yanı bir kez daha resmedilmiş olur. Bu memurun acıma duygusu en çarpıcı haliyle şu satırlarla karşımıza çıkıyor. “Hayatı boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe derinden sarsıldı.”

Yazımın başında hep kitabın gerçekliğinden dem vurdum. Ne var ki hikâye ayaklarını, bu gerçeklik üzerine kursa da hikâyenin sonu ironik bir şekilde fantastik bir öğe ile son bulur. Tabi ki bu fantastik öğenin kullanılmasında da Gogol’un usta zekasının bir oyunu yatmaktadır. Yani şu durumda çözümü olmayan bir vaziyetin ya da sorunun fantastik bir sona dayandırılması karamsarlığı, adaletsizliği ve güvensizliği yansıtmak içindir.
56 syf.
·3 günde·10/10 puan
NOT : Kitap kurtları için yazılmış bir eserdir. :)

Stefan Zweig... 2021 yılına O'nun kitapları ile başladığım için çok memnunum. Çok etkilendiğim ve beğendiğim bir kitap olması sebebiyle sizlere de tavsiye etmek için incelememi yazmaya başlıyorum.


Kısa bir kitap olarak görünebilir ancak duygu yönünden çok yoğun bir eserdi. '' Kaçak '' hikayesinin nasıl bu kadar hızlı bittiğini anlayamadan birden üzüntü kaplayacaktır içinizi...

Gelelim '' Sahaf Mendel '' kısmına... Birçok okurumuzun mest olacağı harika bir karakter. Dünyası yalnızca kitaplar. Ve sürekli okuyor kendi masasında. İnsanlar sürekli olarak bu karakterimizden bilgiler almaya geliyor. Her şey o kadar güzeldi ki. Sonra sebebi neydi ki Zweig? diyebilirsiniz. Derinden bir hüzne yolculuğunuz başlıyor... Kitapta savaşın insan psikolojisi üzerine de mesajları oldukça fazla. Akıcı ve yalın bir anlatım , mükemmel kurgu, şahane eser. Eee daha ne diyeyim keyifli okumalar 1k :)
106 syf.
·3 günde·10/10 puan
Bize ‘Ölmek mi kolay, beklemek mi? ya da ‘Ölmeye hazırlıklı mıyız?’ sorularını sorduran kitaba kalbimde oda kurdum, çatı katında ve yeri hiç değişmeyecek.

Okuduğum her kitaptaki kahramanla empati kurma hastalığım bu kitapta hiç içime yaramadı. Önsöz’den başlayarak yaklaşık 30.sayfada başladı kalp atışlarımın yan odadan duyulması :))

Günümüz ‘tecavüz suçlarına idam cezası gelsin’ fikrini savunan ben, mahkumun işlediği suçu, cezasını çekmesi gerektiği, fiilinin ne olduğu ya da yanlışlığını düşünmeden, başından son ana kadar duygusal parçalanmaları benliğimde hissettiğim bir okuma oldu.
İdam cezasından çok bu durumu merasim haline getiren kesimi, günümüz insanına benzetmemek aptallık olur.
Nerde acı çeken, derdini anlatamayan bir insan görseler ellerinden hiç bırakamadıkları telefonlara saldırıp kendilerine gıpta etmelerini istedikleri takipçileriyle paylaşır ve bundan haz alan kesim vardır ya, aha işte tam da bunu kastediyor Hugo.
26 yaşında bu kitabı yazarken böyle dâhi insan sarraflığı,yüzyıllar sonra bile insanın değişemeyeceğini benzersiz örneklerle insana düşündürmesinin başarısına şapka çıkarmamak mümkün değil.

Gerçekten tüm cezalar kalkmalı mı, tüm suçlular rehabilitasyonla iyileşebilir mi?
Bu soru için henüz kafamda net bir cevap oluşmasa da, kitabın ben de bıraktığı tat hep farklı kalacak.
Ama umarım belirtilmeyen suç cana ya da ırza geçme değildir.
O zaman idam cezasına olumlu baktığımı söylemeden edemeyeceğim.

Saat 4, kalem kağıt sustu, giyotin konuştu ve Halk coştu, merasim bitti...
128 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitap 4 Mayıs 1771 ile 21 Aralık 1772 yılları arasında Genç Werther ile arkadaşı Wilhelm arasında geçen mektuplaşmalardan oluşuyor.Werther, Wilhelm'e yönelttiği sorularla aynı zamanda okuru düşünmeye,sorgulamaya sevkediyor.Keder ve mutsuzluğun ruhuna kök saldığı genç ve yetenekli bir ressam olan Werther doğaya yönelme kararı alarak bir taşra kasabasına taşınır.Kasabada evlenmek üzere olan Charlotte'a ilk gördüğü andan itibaren tutkuyla bağlanır ancak toplum gelenekleri buna müsade etmez.Werther sevdiği kadından ne kadar uzak durmaya çalışsa da hiçbir şey ona olan aşkını unutturamaz. Izdırap dolu geceler geçiren Werther için artık tek kurtuluş yolu vardır.
72 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir küçük adam hikayesi Palto...
Küçük insanların küçük hikayesi...

Olay Rusya'da geçiyor.Başkahramanımız babasıyla aynı adı taşıyan Akakiy Akakiyeviç.Bir apartmanda tek başına yaşıyor.Bir devlet dairesinde 9. dereceden bir memur.Mesleğine tutkuyla bağlı.Yaptığı iş ise kendisine verilen evrakları temize geçirmek.

Akakiy dürüst.Kendisine daha basit ikinci bir iş verildiğinde, bu işi yapmakta zorlandığını, yapamayacağını söyleyebilecek kadar dürüst.Ama zaten küçük insanların hırsı olmaz, gösterişi de olmaz, saf katıksızdır küçük insan, tek derdi kendi kendine yetebilmektir...

Peki neden yaşıyor ki bu küçük insan, hayatta değer verdiği nesi var, niçin yaşıyor, niçin nefes alıyor...?
Dediğim gibi sadece işini yapmak istiyor Akakiy.İnsanlar onunla uğraşmasın istiyor, kendi haline bırakılmak istiyor, insanları dış görünüşleriyle yargılamıyor.Ama arkadaşları onu rahat bırakmıyor, sıkıcı buluyor kah onunla dalga geçip kalemini ittirerek işini yapmasına engel oluyor kah yamalı eskimiş paltosuna gülüyor...
Peki o ne yapıyor tüm bunlara karşılık....Sadece tek bir cümle...tek bir cümleyle yetiniyor:

"Beni rahat bırakın, niçin bana böyle eziyet ediyorsunuz...?!

Ama büyük insanlar onu anlamıyor.Çünkü hırs gözlerini bürümüş, kötülük yüreklerine işlemiş, çünkü büyük insanların kalpleri onu anlayamayacak kadar küçük...

Akakiy kışın geldiğini kollarının ve sırtının üşüdüğünü fark ettiğinde anlayacak kadar ilgisiz.Kendisine birikmiş parasıyla yeni bir palto alıyor.Ve paltosu onun her şeyi oluyor.Çünkü tüm parasını paltoya harcıyor.Ona özenle itinayla bakıyor.Arkadaşları ise paltosunu görünce üstüne üşüşüyor.Büyük insanlar, birden küçülüyor...
Sonra hiç beklenmedik bir şey oluyor çalınıyor palto.Akakiy için evlat acısına eşdeğer bir acı oluyor bu.Bir sürü yere başvuruyor gezmedik yer bırakmıyor.En sonunda bir yetkiliye yollanıyor. By önemli şahıs.Akakiy durumu anlatıyor ona paltosunun bulunmasını istiyor.Gözlerindeki çaresizliği görmesini istiyor...Ama önemli şahıs ona bağrıyor otoritesi gereği ve onu azarlıyor hiç kimsenin azarlamadığı kadar.Kendinden geçiyor Akakiy bayılıyor.Hummalı bir ateş geçiriyor.Ve çok geçmeden de öleceğini öğreniyor. Sonra ölüyor.Evet bu kadar basit bir şekilde.Çünkü küçük insan o... tek başına, parası yok, kendini pohpohlamıyor, kimseye kötü davranmıyor, çünkü o küçük...hayatı küçük... ama yüreği sığmıyor büyük insanların hayatına...

Ölüyor...

Ama bu kadar çabuk kurtulamıyorlar ondan.Yerine hortlak bir Akakiy çıkıyor.Diyorlar ki kış gecelerinde bir hayalet insanların paltosunu onlardan çekip alıyor.Ve bu hayalet Akakiy' den başkası değil.Tez zamanda her yere dağılıyor bu haber.Hayalet Akakiy' den herkes korkar oluyor.Ve en sonunda önemli şahsı yakalıyor Akakiy ve ne gariptir ki onun paltosunu aldıktan sonra ortalıktan kayboluyor.

Çünkü önemli şahsın paltosu ona tam geliyor...
Böylelikle hayaleti de yok oluyor Akakiy' in....

Gayet güzel, kısa ve etkileyici bir kitap.Herkesin kendine göre yeniden anlamlandırabileceği birçok bakış açısı barındırıyor.Ben severek ve zevk alarak okudum.Bu kadar uzun olduğu için affınıza sığınıyorum.Özürlerimi sunuyorum.:)Herkesin okuması ve bu güzel kitapta kendinden birşeyler bulabilmesi dileğimle...
Şimdiden herkese iyi okumalar.:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Derya Öztürk
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 35,6bin okur okudu.
  • 403 okur okuyor.
  • 9,8bin okur okuyacak.
  • 145 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları