Merhaba arkadaşlar...
Jules Payot'un İrade Terbiyesi eserinin 2. Serisindeyiz. Açıkçası bu 2.seri olarak yazıya dökülmüş olabilir ama sevgili Payot bu kitabı yazma aşamasındayken isminin İrade Terbiyesi olacağını düşünmeden yazmış olabileceğini düşündüm. Zira 2. Serisinde sık sık şu sözcüklere baş vurduğuna şahitlik edeceksiniz; "İrade Terbiyesi adlı kitabımda..." yahut "İradesi Terbiyesi eserimi yazma aşamasındayken..." tarzı cümlelerin oluşu bu kitabın 1.nin devamı olmadığını düşündürüp benzer yazılar içerdiği kanaatine vardım.
1.kitabı okuyup bitirdikten sonra adama, adam akıllı hak veriyor ve dünyanın düzeni için oturup düşünüyorsunuz ama 2. Kitabı için aynı şeyi söyleyemem. 1.nin devamı olduğunu belirttim evet ama bahsi edilen konular tekrarlanıp sıkar vaziyette olduğu için 1.kitaptan aldığınız lezzeti 2.den almamanızı normal karşılarım. Zira bende biraz böyle olmuştu.
Bütün olarak konular hakikaten güzel ve düşündürücü. Yine çalışma ve irade gücünden dem vuruyor. Yalnızca tek eksik yönü buna 1.kitapta da değinmiş olması. Lakin 1.yi okumadan 2. Kitabı okumanızı tavsiye etmiyorum. 2'de birtakım hatırlatmalar bulunduğu için kopukluk yaşamamanız adına öncelikle 1.kitabı okumanızı tavsiye ediyor ve sevgi ile iyi okumalar diliyorum....
O kadar çok paylaşacak cümle var ki kitapta birini seçsem diğerine yazık oluyor sanki...anlam veremediğim bir huzur veriyor kitap sanırım bu kitap beni ikna ediyor...bir insan olduğumu bana ikna ediyor. İrade... insanı insan yapan irade değil midir dostlar ? örnekle bir katil olmakla olmamak ardındaki çizgi iradeden geçmiyor mu bu kitap işte bundan bahsediyor kafamdaki bir sürü sorunun (kendim tarafındaysa açığa vurulmamış olan soruların) cevabını veriyor...
kitabı çok değerli buldum, aynen birinci kitap gibi bir baba bir abi tavsiyeleri üzerine kitap. keşke tüm lise ve üniversiteli arkadaşlar bu kitapdan faydalana bilsin
irade terbiyesi' ni okuduktan sonra bu kitabi da okumam gerektiğini düşündüm ve iyi ki okumuşum. Birinci kitapta eksik kaldığını düşündüğüm ya da biraz daha ayrıntılı yer verilseydi dediğim konular bu kitapta karşıma çıktı. Herkesin kendine has bir kapasitesi bir çalışma ya da okuma düzeni vardır elbette ama ufak tefek değişikler ummadığımız etkiler meydana getirebilir. Yaş olarak erken dönemlerde okunması gerekiyor diye söyleniyor evet doğru olabilir ama ben her yaşın kendinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum.
Felsefe konulu ancak öğrencilerin ya da gençlerin eğitimine yönelik yazılmış bir kitap. Kitap, genç neslin iyi, güzel yetiştirilmesi adına güzel bir eser diyebilirim. Beynin, zihnin geliştirilmesi için güzel tavsiyeler var. Hafızanın geliştirilmesi başlıkları dikkate değer. Kitabın sonlarına doğru gençlere yapılan tavsiyeler de gençlerimizin okuması gerekenler arasında. Ayrıca kitap okuma konusunda ilginç tespitlerde bulunuyor kitabın yazarı. En güzel tespitler zaten alıntılarda mevcut. Bu tarz konularda (eğitim, zihin, hafıza,irade ...) merakı olanlar için okuyabilirler.
Yazar bu kitaptan önce yazdığı İrade Terbiyesi isimli kitabında bizlere irade terbiyesinin ne olduğunu bunun için mücadele etmemiz gereken 2 temel unsur olan tembellik ve nefse düşkünlüğü anlattı ve bendeniz de dâhil olmak üzere okurlara hayatlarını yeniden düzene koymalarının gerekliliğini ispatladı. Peki, bu düzeni nasıl sağlayacağız ve devam ettireceğiz. İşte yazar, bu kitapta istikrarlı bir çalışma hayatının nasıl olması gerektiğini iki kitap olarak ele alıp biz okurların istifadesine sunmuştur.
Çalışmanın Cazibesi ve Yöntemleri başlığı altında; Çalışma aşkını ve nasıl çalışılması gerektiğini anlatıp, aralarında yazarların, siyasilerin, sanatçıların, filozofların da bulunduğu bir çok şahsiyetin çalışma şekillerini aktarmıştır.
Çalışma Yönteminin Psikolojik Temeller başlığı altında ise; Dikkat, Hafıza, Okuyarak Öğrenme ve alanlarına göre (matematik, tarih, tıp, hukuk, felsefe, ticaret ve ekonomi, idari işler) çalışma yöntemlerini aktarmıştır.
Sözün özü; İlk kitap gözlerimizi açıp iradenin önemini, neden ve nasıl terbiye etmemiz gerektiğini, iradeli olmayı bize aktardı. Bu kitap ise iradenin önemini anladıysanız haydi şimdi neyi nasıl yapacağınızı, doğru bir şekilde çalışmayı öğrenme zamanı diyerek bizleri istikrarlı bir çalışma hayatına davet ediyor. Zaman her anının kıymetini bilmemiz gereken ve geri telafisi mümkün olmayan bu dünya ya bahşedilmiş en büyük nimetlerden biri, daha nereye kadar bu nimeti heba edeceğiz. Vesselam…
Yazıldığı dönemi aşan ve bugüne hitap eden kıymetli bir "kişisel gelişim" kitabı. Çalışma aşkı, gerçek zeka,çalışma yöntemleri, dikkat, hafıza gibi konularda bir muhabbet ortamı kurmuş yazar. İrade Terbiyesi'nin ilk kitabından daha çok sevdim. Orda bu çağa ve gençliğe hitap etmeyen çeldiricilerden bolca bahsediyordu ve haliyle daha sıkıcı olmuştu okuması ama bu öyle değil. Günün gençlerine, iradelerini kontrol altına almak isteyenlere çok şey söylüyor. YKS adayı öğrencilerime de önerdim, okurken alıştıkları kitaplardan biraz farklı olduğu için zorlanmış olabilirler fakat faydalanacakları kesin.
Ayrıca kitabın kapağındaki "Beklenmedik sorunlarla dolu bir hayatı ancak zayıflar seçer." cümlesi gayreti vurgularsa katılır, kaderi reddederse katılmayız haliyle. Tavsiyedir.
Önceden İrade Terbiyesi kitabını okuyup birçok önerilerinden istifade etmiştim. Bir sahafa gittiğimde bu kitabın ikinci ve üçüncüsü de olduğunu öğrendim. O zaman bu kitabı almasam da daha sonra merakımı gidermek için gidip aldım ve okudum.
Kitabın içeriğine baktığımızda; İlk bölümlerde özellikle çalışmanın önemi, dünyaya adını yazdırmış büyük insanların çalışma süre ve şekilleri üzerinde duruyor. Eğitim sistemine ve üniversitelere dair de haklı eleştiriler sunuyor. Özellikle 'aylaklık' konusu üzerinde durarak nasıl aylaklıktan kurtulacağımız konusunda önerilerde bulunuyor.
Kitabın ikinci bölümünde hükümetlere, eğitim politikalarına ve özellikle demagoglara dair eleştiriler var.
Üçüncü bölümde, Nasıl çalışmalı? sorusuna dair cevaplar arıyor. Özellikle zaman yönetimi ve enerjinin doğru kullanılması konusunda öneriler veriliyor.
Dördüncü bölümde ise Jules Verne, Emile Zola gibi entelektüellerin çalışma sistemlerini anlatıyor. Kitap bu bölümden sonra İkinci kitap adıyla başka bir bölüme geçiyor. Burada dikkat, hafıza ve okuma üzerine öneriler var. Bu bölümlerde dikkatimi çeken nokta yazarın genel anlamda Hızlı Okuma'ya ve fazla okumaya karşı olmasıydı. İnsanın yavaş yavaş okumasını, notlar almasını ve bunlar üzerinde düşünmesini istiyordu. Hızlı okumayı gözleri yoran ve dikkati dağıtan bir aktivite olarak görüyordu. Hızlı okuma adına eğitim almış bir insan olarak hızlı okumanın dikkat dağıttığına ve anlaşılma oranını düşürdüğüne dair görüşlerine katılmadığımı belirtmek isterim. Okuduğum kitaplar ve edindiğim bilgiler hızlı okumanın tersine konsantrasyonu arttırdığını ve dikkat süresini uzattığını gösteriyordu. Gözlerin yorulması konusunda haklı olsa da hızlı okuma eğitimlerinde ilk önce yapılan göz kaslarını geliştirmeye çalışmak ve göz hareketleri yapmaktır. Bunun haricinde
Jules Payotun 2 ci cilt kitabında çok severek okumaya başladım. 1 de ki, gibi bu da, beni etkiledi. Bazı zamanlar, anlar oldu ki, aklımda yalnız kitapdan alıntılar dolaştı. İrade eğitimi için oldukca başarılı olmuş bence. Her genç okumalı
"Gençlere arzu ettiğimiz ülkeyi yeniden inşa etme sorumluluğunu yüklüyoruz. Bunu yaparken işlerinde daha mutlu olabilirler ve işlerini daha kolay ve daha tatminkar bulabilirler; önemli olan enerjiyi ziyan etmelerini önlemek ve onlara zihinsel çıraklık konusunda rehberlik etmektir. Bizler azami çabayla çok küçük sonuçlar elde ettik, belki bu kitap sayesinde onlar küçük bir çabayla azami sonuçlar elde edebilir."
Rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kitapta serinin ilk kitabından daha fazla verim aldım. Çalışmaya, öğrenmeye, yaşamaya dair okuduğum diğer kitaplara nazaran çok çarpıcı gerçekliklere ve tavsiyelere sahip bir kitap. Günlük hayatta duyduğumuz "çok okuyun, çok çalışın, kitaplara gömülün, saatlerce odaklanmak zorundasınız" tavsiyelerinden beri bir içeriğe sahip. Çalışma yöntemlerimi, planlarımı, düşüncelerimi değiştiren hayatın akışı içinde ağırlık vermemiz gereken aktiviteleri öğreten ve daha okurken bir defa okumamın yetmeyeceğini anladığım bir eser. En azından her ayın başında altını çizdiğim yerlere tekrar dönüp bakmamın bana kaliteli zaman geçirmeyi hatırlatacağı kanaatindeyim.
Kitabın içinden kitabın kendisiyle bağdaştırdığım güzel bir alıntı:
"Sayısız kitap içinde sadece şaheserleri oku ve onları yeniden ve yeniden oku."
Payot 1859 yılında Chamonix'te doğdu. Eğitim ve akademik kariyeri hakkında çok az şey biliniyor; bununla birlikte bazı kaynaklar onu, örgün eğitimde lider bir figür olarak ortaya koymaktadır. 1907'de Aix-en-Provence'daki Aix-Marseille Üniversitesi'nde rektörlüğe atandı. Payot 1939'da öldü.
En ünlü kitapları arasında 1909'da yayınlanmış olan ve sonradan birçok dile çevrilen Éducation de la volonté (İrade Terbiyesi) vardır.