Kitap okuma sürecimde, her zaman eleştirel bir bakış açısını koruma eğilimindeyim. J. Payot'nun bu eserini okurken de tüm düşüncelerine katılmadığımı belirtmek isterim. Kitabın ilk bölümlerinde, insanın iradesini kontrol etmesinin önemi, bu kontrolün başarılara nasıl kapı aralayabileceği ve irademizi zayıflatan unsurların detaylı bir şekilde açıklanması hususlarına katıldığımı söylemeliyim. Özellikle, bu konuların yeterince anlaşılamamış olduğuna dair bir farkındalık yaratması açısından değerli bir eser olduğunu düşünüyorum.
Ancak kitabın ilerleyen sayfalarında, özellikle son bölümlerinde, yazarın Fransız milliyetçiliğinin etkisinde kaldığını ve 1914 savaşının yıkıcı etkilerinin, Alman karşıtlığına dayalı bir perspektifle yazıya yansıdığını gözlemledim. Bu durum, yazarın teorilerinin tarafsızlığını zedelerken, bilimsel objektiflikten uzaklaşmasına da yol açmaktadır. Ayrıca, bir noktada yazarın kendi düşünceleriyle çeliştiğini ve sıkça eleştirdiği konularda kendisinin de eksik kaldığını görmek mümkündür. Bu durum, yazarın psikoloji, sosyoloji, eğitim ve felsefe alanlarındaki eksik yönlerini açıkça ortaya koymaktadır.
Kitabın sonlarına doğru, yazarın tekrara düşmesi ve eleştiriye kapalı, Alman karşıtlığı üzerine kurulu düşünce sisteminin beni sıkmaya başladığını itiraf etmeliyim. Tüm bunlara rağmen, eser eleştirel bir gözle incelendiğinde önemli dersler çıkartılabilecek nitelikte. Keyifli okumalar dilerim..
Kitap okumak da bir tüketim faaliyetidir. Hem de oldukça zararlı bir tüketim faaliyetidir. Tabi her şey zıddıyla bilinir icabıyla oldukça da yararlı bir tüketim faaliyeti de denilebilir. Ama biz yararlarından zaten popüler olduğu için bahsetmek yerine zararlarından bahsedelim ki oldukça az olan bu bahis zenginleşsin hem de herkes kolayca kanıp gitmesin.
Kitaplarla iştigal etmek oldukça tembel bir aksiyon almayı icab ettirdiği için zararları vücuda oldukça fazladır. Göz ve beyin yorgunluğu, obezlik, böbrek taşı ve havasızlık vb. etkilerden çokça söz etmek mümkün ama bizler gibi beşerler için bu tehlikeler bir gözümüz olan dünyamızı mahveder ama iki gözümüzün tek aklımızın odağı dünya-ahiret anlayışımızı oldukça çok etkiler. Bu da fikirsel anlamda kitapların zararına değinmemize gerektiriyor.
Bunlar başlıca;
*Doğru kaynak seçimi yapamama.
*Kaynak seçimi yapıldıktan sonra verimli okuma düzeni yapamama.
*Yaptıktan sonrada kalıcı bilginin oluşması açısından gerekli tedbirleri alamama.
*Kendimizi tanımadan kaynaklar seçme.
*Bilgiyi işlemede ticari çıkarlara ve reklamlara aldanma.
*Bilgiyi kabul etmede objektiflikten uzak duygusal seçimlere takılma.
*Bilgi ve kaynak tedarikinin yapılmasından sonra da yapılacak okumalara kendimizi yöneterek yapamamak.
En son saydığımız faktörün en başında dikkat ve odaklanma problemi geliyor ki hakiki dikkatini vermeyen birinin hakikate yanaşması söz konusu bile olamıyor.
Dikkat çeldiricilere cevap vermeden yaptığımız okumalardan zevk almayı en büyük ödül görerek, herhangi bir ücret ve menfaat beklemeden nefsen bilgiçlik hülyalarında gezinmeden okumalıyız.
Bu arada, yazarın müslüman olsa daha etkili insan mekanizmasına ve daha uygun tespitler ekleyeceğini düşünüyorum. Yine de verdiği tavsiyelerin tutarlılığına bakıldığında dikkat, hafıza
Merhaba arkadaşlar...
Jules Payot'un İrade Terbiyesi eserinin 2. Serisindeyiz. Açıkçası bu 2.seri olarak yazıya dökülmüş olabilir ama sevgili Payot bu kitabı yazma aşamasındayken isminin İrade Terbiyesi olacağını düşünmeden yazmış olabileceğini düşündüm. Zira 2. Serisinde sık sık şu sözcüklere baş vurduğuna şahitlik edeceksiniz; "İrade Terbiyesi adlı kitabımda..." yahut "İradesi Terbiyesi eserimi yazma aşamasındayken..." tarzı cümlelerin oluşu bu kitabın 1.nin devamı olmadığını düşündürüp benzer yazılar içerdiği kanaatine vardım.
1.kitabı okuyup bitirdikten sonra adama, adam akıllı hak veriyor ve dünyanın düzeni için oturup düşünüyorsunuz ama 2. Kitabı için aynı şeyi söyleyemem. 1.nin devamı olduğunu belirttim evet ama bahsi edilen konular tekrarlanıp sıkar vaziyette olduğu için 1.kitaptan aldığınız lezzeti 2.den almamanızı normal karşılarım. Zira bende biraz böyle olmuştu.
Bütün olarak konular hakikaten güzel ve düşündürücü. Yine çalışma ve irade gücünden dem vuruyor. Yalnızca tek eksik yönü buna 1.kitapta da değinmiş olması. Lakin 1.yi okumadan 2. Kitabı okumanızı tavsiye etmiyorum. 2'de birtakım hatırlatmalar bulunduğu için kopukluk yaşamamanız adına öncelikle 1.kitabı okumanızı tavsiye ediyor ve sevgi ile iyi okumalar diliyorum....
O kadar çok paylaşacak cümle var ki kitapta birini seçsem diğerine yazık oluyor sanki...anlam veremediğim bir huzur veriyor kitap sanırım bu kitap beni ikna ediyor...bir insan olduğumu bana ikna ediyor. İrade... insanı insan yapan irade değil midir dostlar ? örnekle bir katil olmakla olmamak ardındaki çizgi iradeden geçmiyor mu bu kitap işte bundan bahsediyor kafamdaki bir sürü sorunun (kendim tarafındaysa açığa vurulmamış olan soruların) cevabını veriyor...
Durup insanı düşündürecek nice cümleler barındıran bir eser. Açıkçası hemen okunup bitirilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Daha sakin bir kafayla ve üzerinde daha çok durularak okunması ve her genç yaştaki insanın bu eserden faydalanması gerektiğini düşünüyorum.
"Zaman onu el üstünde tutup saygı gösterenleri cömertçe ödüllendirir ama zaferin hemen geleceğini de sanmayın. Kendinizi siperlerde vatanı korumaya adamış sayısız askerin yerine koyun."
Jules Payotİrade Eğitimi - II
kitabı çok değerli buldum, aynen birinci kitap gibi bir baba bir abi tavsiyeleri üzerine kitap. keşke tüm lise ve üniversiteli arkadaşlar bu kitapdan faydalana bilsin
irade terbiyesi' ni okuduktan sonra bu kitabi da okumam gerektiğini düşündüm ve iyi ki okumuşum. Birinci kitapta eksik kaldığını düşündüğüm ya da biraz daha ayrıntılı yer verilseydi dediğim konular bu kitapta karşıma çıktı. Herkesin kendine has bir kapasitesi bir çalışma ya da okuma düzeni vardır elbette ama ufak tefek değişikler ummadığımız etkiler meydana getirebilir. Yaş olarak erken dönemlerde okunması gerekiyor diye söyleniyor evet doğru olabilir ama ben her yaşın kendinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum.
Felsefe konulu ancak öğrencilerin ya da gençlerin eğitimine yönelik yazılmış bir kitap. Kitap, genç neslin iyi, güzel yetiştirilmesi adına güzel bir eser diyebilirim. Beynin, zihnin geliştirilmesi için güzel tavsiyeler var. Hafızanın geliştirilmesi başlıkları dikkate değer. Kitabın sonlarına doğru gençlere yapılan tavsiyeler de gençlerimizin okuması gerekenler arasında. Ayrıca kitap okuma konusunda ilginç tespitlerde bulunuyor kitabın yazarı. En güzel tespitler zaten alıntılarda mevcut. Bu tarz konularda (eğitim, zihin, hafıza,irade ...) merakı olanlar için okuyabilirler.
Yazar bu kitaptan önce yazdığı İrade Terbiyesi isimli kitabında bizlere irade terbiyesinin ne olduğunu bunun için mücadele etmemiz gereken 2 temel unsur olan tembellik ve nefse düşkünlüğü anlattı ve bendeniz de dâhil olmak üzere okurlara hayatlarını yeniden düzene koymalarının gerekliliğini ispatladı. Peki, bu düzeni nasıl sağlayacağız ve devam ettireceğiz. İşte yazar, bu kitapta istikrarlı bir çalışma hayatının nasıl olması gerektiğini iki kitap olarak ele alıp biz okurların istifadesine sunmuştur.
Çalışmanın Cazibesi ve Yöntemleri başlığı altında; Çalışma aşkını ve nasıl çalışılması gerektiğini anlatıp, aralarında yazarların, siyasilerin, sanatçıların, filozofların da bulunduğu bir çok şahsiyetin çalışma şekillerini aktarmıştır.
Çalışma Yönteminin Psikolojik Temeller başlığı altında ise; Dikkat, Hafıza, Okuyarak Öğrenme ve alanlarına göre (matematik, tarih, tıp, hukuk, felsefe, ticaret ve ekonomi, idari işler) çalışma yöntemlerini aktarmıştır.
Sözün özü; İlk kitap gözlerimizi açıp iradenin önemini, neden ve nasıl terbiye etmemiz gerektiğini, iradeli olmayı bize aktardı. Bu kitap ise iradenin önemini anladıysanız haydi şimdi neyi nasıl yapacağınızı, doğru bir şekilde çalışmayı öğrenme zamanı diyerek bizleri istikrarlı bir çalışma hayatına davet ediyor. Zaman her anının kıymetini bilmemiz gereken ve geri telafisi mümkün olmayan bu dünya ya bahşedilmiş en büyük nimetlerden biri, daha nereye kadar bu nimeti heba edeceğiz. Vesselam…
Yazıldığı dönemi aşan ve bugüne hitap eden kıymetli bir "kişisel gelişim" kitabı. Çalışma aşkı, gerçek zeka,çalışma yöntemleri, dikkat, hafıza gibi konularda bir muhabbet ortamı kurmuş yazar. İrade Terbiyesi'nin ilk kitabından daha çok sevdim. Orda bu çağa ve gençliğe hitap etmeyen çeldiricilerden bolca bahsediyordu ve haliyle daha sıkıcı olmuştu okuması ama bu öyle değil. Günün gençlerine, iradelerini kontrol altına almak isteyenlere çok şey söylüyor. YKS adayı öğrencilerime de önerdim, okurken alıştıkları kitaplardan biraz farklı olduğu için zorlanmış olabilirler fakat faydalanacakları kesin.
Ayrıca kitabın kapağındaki "Beklenmedik sorunlarla dolu bir hayatı ancak zayıflar seçer." cümlesi gayreti vurgularsa katılır, kaderi reddederse katılmayız haliyle. Tavsiyedir.
Payot 1859 yılında Chamonix'te doğdu. Eğitim ve akademik kariyeri hakkında çok az şey biliniyor; bununla birlikte bazı kaynaklar onu, örgün eğitimde lider bir figür olarak ortaya koymaktadır. 1907'de Aix-en-Provence'daki Aix-Marseille Üniversitesi'nde rektörlüğe atandı. Payot 1939'da öldü.
En ünlü kitapları arasında 1909'da yayınlanmış olan ve sonradan birçok dile çevrilen Éducation de la volonté (İrade Terbiyesi) vardır.