Jules Payot

Jules Payot

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1
5,3bin Kişi
okuyor-dolu
18,9bin
Okunma
v3_begen_dolu
765
Beğeni
goz
20,5bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Fransız Eğitimci, Yazar
Doğum
Chamonix-Mont-Blanc, Fransa, 10 Nisan 1859
Ölüm
Aix-en-Provence, Fransa, 1939
Yaşamı
Payot 1859 yılında Chamonix'te doğdu. Eğitim ve akademik kariyeri hakkında çok az şey biliniyor; bununla birlikte bazı kaynaklar onu, örgün eğitimde lider bir figür olarak ortaya koymaktadır. 1907'de Aix-en-Provence'daki Aix-Marseille Üniversitesi'nde rektörlüğe atandı. Payot 1939'da öldü. En ünlü kitapları arasında 1909'da yayınlanmış olan ve sonradan birçok dile çevrilen Éducation de la volonté (İrade Terbiyesi) vardır.
200 syf.
·
9/10 puan
Es-Selam Dostlar... Cemil Meriç ile Ali Fuat Başgil’in tavsiye yazılarını okumam ile kitaplığıma kazandırdığım disiplinli çalışma,irade eğitimi ve ahlak üzere yazılmış bir eser… Yazarımız Julet Payot karakter eğiminin önemi ile başlıyor ve özellikle vurguluyor sağlam nitelikli bir eğitim ile karakterin değişebileceğini. Sonrasında başarı için en temel unsurun irade eğitimin olduğunu vurguluyor. Acaba bu eğitim nasıl sağlanır ve günümüzde iradeyi engelleyen unsurlar nelerdir? Eğitimci olarak yazarımızın başarısızlığımızın en büyük etkeni iradesizlik ( irade zayıflığı ) sözüne sonuna kadar katılıyorum. Derslere girdiğimiz zaman malumunuz üzere öğrencilerimizin en büyük sıkıntıları çaba göstermekten ve özellikle süreklilik gerektiren gayretten uzak kalmaları, nasıl verimli bir şekilde başarı sağlanır bilmemeleri… Neticesinde ise hasıl olan şu davranışlar şekilleniyor; Hantallık,rehavet,tembellik ve aymazlık. Soruyum niçin çalışmıyorsun; -Hocam canım istemiyor, cevabı en çok rastlanan zaaflık göstergesi diyebilirim. Peki bu süreçte bizler eğitimciler daha doğrusu büyüklerimizin payı ne? Maalesef ve maalesef dün sitede arkadaşlarla da istişaresini yaptık müfredat öğrenciyi gerçekten tanımaya veya değerlerini ortaya çıkarmaya yönelik değil. Sadece bilgiye dayalı bir sistem dahlinde hareket ediyoruz. Bir örnek veriyim; Öğrencim rapor aldı ertesi gün aynı kağıdı verdim ve arkadaşlarından soruları aldığı için 87 aldı. -Dedim ki olmaz bu haksızlık ki Cuma günü idi.Pazartesi gel yeniden farklı sorular ile sınav yapacağım. Dostlar! Sadece soruların yerleri değiştirdim ve aldığı not;57… Anladım ki bir konuyu fikri ne derseniz artık bütüncül olarak düşünmek ve gün yüzüne çıkarabilmektir asl olan. Yoksa lüzumsuz detaylar ile bilgi yığını ancak gerçekleri gizler ve tembellikle bir olup gözümüzü boyar. Yazarımız öncelikle irade eğitimi için 2 temel unsur ile mücadele etmemizi şiddetle tavsiye ediyor; 1-Tembellik 2- Nefse Düşkünlük Biraz daha somutlaştıracak olursak aslında ahlaki çöküntünün yansıması tembelliktir. Öğrencilerimle muhabbetim iyidir. Özellikle sınıf ortamında değil de ev ziyaretleri ve sosyal etkinlikler vasıtasıyla gönüllerini kazanmanın daha kolay olduğunu düşünüyorum. Numaralarını alırım durum paylaşımlarında beğenilesi paylaşımlarına yorum yazarım, doğum günlerinde veya hasta olduklarında özel mesaj atarım. Hatta geçenlerde üniversite ziyareti dönüşü ne istersiniz dediğimde, _Kız öğrenciler özellikle Bowling i merak ettiklerini ve oynamak istediklerini ama ayıp olur mu mantığı ile çekindiklerini ifade ettiler. Aksaray da görev yapıyorum ve malum İç Anadolu tutucu bir yer. Dedim ki; -Gezi sonu hemen ilk işimiz Bowling oynamaya gitmek:))) Her ne kadar Müdür bey gezi biter bitmez gelin dese de o gün okulu ektik ve Bowlingimizi oynadık:)) Peki geriye ne kaldı ,Üniversite gezisinde Profların saatlerce konuşması mı yoksa Bowling mi…:)) Öğrencilerimiz lisede görev yapıyorum ve 8 saat ders görüyorlar. Resmen ızdırap. Sağ olsun öyle bir müfredatımız var ki öğrencilerimiz tüm sözel sayısal ve eşit ağrılığa dair derslerden anlamak zorunda. Peki enerjilerini nasıl harcayacaklar? Beden Eğitimi en elzem ders olması gerekirken hiç seçilmeyen gereksiz bir ders olarak algılanır saygıdeğer! Müdürlerimiz tarafından… Erkek öğrencilerimle özel muhabbetim vardır, etkinlikler sonunda tatlımızı yeriz ve konuşmaya başlarız. Ve derken sonuç nereye varır biliyormusunuz; Cinsellik evet cinsellik… Ve anlıyoruz ki enerjilerini tüketen, şevklerini kıran ,iradelerini zayıflatan ,hayallerini körelten temel sebeplerden biri de Pornografik filmler… Soruyorum kaçınız pembe romantik bir hayat yaşıyorsunuz? Hayat hep bu şekilde mi devam edecek? Cevap……size bırakıyorum. Özellikle 18-20 yaşlarına giren gençlerimize baktığımızda gencin iradesi mart ayı gibi. Asla hava güzel diyemezsiniz, ya da görünüşte güzel ama bir anda esen rüzgarla hava soğuyup buz gibi bir hava ile değişiveriyor:)))) Bu bağlamda öncelikle gençlere F.Gros’un ifadesiyle Yürümenin Felsefesini öğretmeliyiz. Bildiğimiz anlamda bir yürüme değil tabi ki ama enerjilerini sarfetmeleri için bu şekilde de olabilir yeter ki öğretelim… Ve der ki; ‘’ Aklınıza estiği gibi atamazsınız adımlarınızı. Hangi sapaktan döneceğinizi şaşırırsanız bedelini ağır ödemek zorunda kalabilirsiniz.’’ Yazarımız bu eğimin önceliğinin kötü arkadaşlardan gençlerimizi uzak tutarak başlamamız gereğini vurguluyor. Bu tipler, içi boş muhabbetleri ile karşısındakinin karakterini zedeler. Akıl sağlıklarına dahi zarar verir. Burada veliye de çok büyük görev düşüyor. Unutmayalım ki; Öğrenciye ilgisizlik, gelecek kaygısının olmamasına sebep olur ve hayattan kopar. Benliğini dahi yitirebilir. Değerli Dostlar! Yazarımıza göre İrade terbiyesinde en önemli etkenlerden biri de tefekkürdür. Tefekkür derken; Salt anlamda düşünmek değildir. Düşünme ile birlikte nefse hakim olma ve ruhunda yüce duygular, uyandırmak, erdemli kararlar almasının da yolunu açıp bir bal arısı gibi damla damla karakterinin oluşmasına yardımcı olabilmektir. Neticede kendinden emin ,istikameti doğru ,belli olan bireyler yetişmesinde doğru adımlar atmış oluruz. Ayrıca verimli bir tefekkür ;kelimelerle düşünüp düşünce yapısını tahlil etmek ve hakikate ulaşmaktır. Neticede; Kargaşadan uzak durmak, İçimizi dinlemek, Özümüzü bulmak, Faydalı, nitelikli kitaplar okumak, Hangi davranışın nasıl bir tehlike meydana getirebileceğini derinlemesine düşünmek, Tefekküre dayalı en önemli adımlardır diyebiliriz irade eğitimine dair… Hamiş; "Okumayı ve yazmayı öğrenmenin insana ne faydası var ki, düşünmeyi başkalarına bıraktıktan sonra."der Ernst R. Hauschkam Üstün insani ve liderlik niteliklere sahip, bilge, alanında temayüz etmiş kişiler ‘akademia’ dahil eğitimci ve eğitimde yönetici olursa, yaratıcılık ve ruh birlikte dirilir, canlanır. Bir an önce üniversite ve okullara yaratıcı bir ruh getirmek lazımdır. Eğitimde bir çocuk bile ihmal edilemez; aksi durum, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğururve doğurmaktadır. Öğrencinin kalbine ne koyduğumuz akademik başarıdan daha da önemlidir. Ve her öğrencinin bir hikâyesi vardır. Unutmayalım ki çocuklarımız,gençlerimiz, Kalbimizin sevinci, hüznümüzün tesellileridir..."
kamera
İrade Terbiyesi
kamera
Jules Payot
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 18,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
292 syf.
·
8 günde
·
6/10 puan
Herkesin bildiği
kamera
Jules Payot
, Fransız pedagog ve Fransızca öğretmenidir.Rektörlük de yapmıştır. Sosyolog
kamera
Emile Durkheim
e karşı pedogoloji ile alakalı bir öğretmenlik yapabilme şansını kaybetmiştir.
kamera
İrade Terbiyesi
adlı kitabı Vatikan tarafından kara listede yer almıştır.Bu eser, 32 den fazla dile çevrilmiş bir eserdir.O dönem için Vatikan tarafından 13 yasaklı kitaptan biri idi.Nedeni ise, ailelerin bu kitabı okuduktan sonra ayinlere katılmayı reddetmesidir.Neden reddettiklerini kitabı okudum ama anlamadım.Anlayanlar aydınlatırsa sevinirim. İrade Terbiyesi, Éducation de la Volonté adında 1895 yılında Fransızca olarak yazılmış olup, Payot un ilk eseridir.1926 da kitabı ilk olarak ülkemizde İbrahim Ethem çevirmiştir. Kitabın çok fazla çeviri yayını var.Ben Kırmızı Kedi den okudum ve beğendim.Kitap şunu belirtmek gerekir ki çok ağır.Arka arkaya okuyamıyosun.Kafan almıyor yani kısaca.40 50 sayfadan sonra beyin, bugünlük yeter Emre diyor.Bana müsade diyor.Bende peki sana daha fazla zulüm yapmayım, zaten kafaya girmiyorsa boş okumanında anlamı yok diyorum ve kenara çekiliyorum.Ağır bir dili olmasına rağmen kitabın verdiği mesajlar bi o kadar basit ama. Eee peki Payot bizlere neler söylüyor : İnsan kendini geliştirmeli, farkındalık özelliği sürekli açık olmalı,okumalı,çabalamalı,dikkatli olmalı,kendi üzerinde yoğunlaşmalı ve düzenli olmalı der. Kitabın genel anlattıkları peki neler derseniz : İsteksizlik genel bi irade düşmanı der bize Payot.Çaba harcamadan birşeyler elde etmek insanın en büyük isteğidir ama bu imkansızdır der.Eğitim, irade için önemlidir der.Eğitim sistemi genelde tek tip birey yetiştirir ve üniversite çağına gelen birey yalnızlaşır der.Çevre seçimi bu nedenle çok önemlidir der.Boş işlerle uğraşan bir bireyin oluşma nedeni çevredir der.Sabırlı birey irade eğitimi konusunda 1-0 önde başlar der.Burada bize nefis kavramından da bahseder.İş hayatında da nefis, sabır çerçevesindeki bireyler başarılı olur ve iş hayatından zevk alır der bize Payot.Erken yat, erken kalk der.Temel olma der.Bir işi fazla bekletmek, hızlı adım atmamak irade eksikliğidir.Bu nedenle sıcağı sıcağına işinizi yapın der.Bu konuya özellikle çok katılıyorum.Örneğin, namaz kılanlar daha iyi anlayacaktır bu dedigimi, yatsı namazını okunur okunmaz kılmazsan, o namazı kazaya bırakabilme riskin o kadar artıyor.Bu nedenle hemen okunur okunmaz kılmakta fayda var.Bu açıdan Payot ile düşüncem paralel. Kitabın ismi iddialı.Ama gel gör ki fazla bilindik şeyler var.Nefis,sabır,tembellik,çevre,eğitim cümlelerini benim babamda söyler sık sık.Daha etkili kitaplar var bu konuda emin olun.Mesela
kamera
Gelin Tacı
.Kitap ayrıca erkek ağzı ile yazılmış bu da bir başka eksi puan.Aman erkekler dikkat edin tipinde cümleler var.Kadın okurlar eminim rahatsız olacaktır. Kitaba puanım 6.
kamera
İrade Terbiyesi
kamera
Jules Payot
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 18,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
208 syf.
·
4 günde
Herkese merhaba. Birçok okur, bu kitabı neden kesinlikle okumamız gerektiğiyle ilgili görüşlerini ayrıntılı biçimde belirtmiş, ben bu yazımda aksi yönde eleştirilere yer vereceğim. Öncelikle kitabı Flipper Yayınlarından okudum. Bugüne değin okumakta bu kadar zorlandığım başka bir çeviri olmadığını üzülerek söylemeliyim. Anlamsız, eksik cümleler ve anlatım bozuklukları da cabası. Kitap 208 sayfa ve beş bölümden oluşuyor. Anladığım kadarıyla ilk bölümde yazar şunu ifade etmek istemiş: Bak canım, sen yirmi dört saatinin üçte birini entelektüel olmaya harcıyorsun ancak hiçbir halt etmiyorsun. Her şeyi öğreneyim derken aslında hiçbir şey öğrenmiyorsun. Bir şey hakkında her şeyi bilmeye odaklanmak yerine her şey hakkında bir şey öğrenmeye çalışarak zaman kaybediyorsun. Çoğu yerde eleştirmekle kalıp, öneri sunamıyor. "Evet. Ama nasıl?" sorusunun cevabını bulabilmek adına kitabın son sayfasına kadar büyük bir dikkat ve titizlikle okudum ama cevabı hakkında pek tatmin olmuş sayılmam. Dönemin şartlarına göre anlaşılabilir olsa da kadınlardan nefret ettiğini düşündürecek kadar aşağılayıcı üslubu beni rahatsız etti. Böyle düşünmemin kadın olmamla ilgisi yok çünkü bir erkek olsaydım da rahatsız olacağıma eminim. İradesi zayıf biri olmamama rağmen iradesiz insanlara karşı kullanılan üsluptan da hoşlandığımı söyleyemeyeceğim. "Evet doğru söylüyor, böyle yapmak lazım" dediğim kısımlar bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar azdı. Fikirlerin büyük çoğunluğu bildiğimiz şeyler, uygulama noktasında da bu kitabın motive edici bir yanını bulamadım. Yani ki, kitabın sonunda Ali Fuat Başgil'in dediği gibi "Ah bu kitap on sekiz yirmi yaşlarımdayken elime geçmeliydi" falan demedim. Hülasa, bu kitap beni kesinlikle tedavi eder, tedx konuşmaları kadar motive eder gibi bir yaklaşımınız varsa aman ha benden söylemesi! İlle de okuyacağım diyorsanız da muhakkak başka bir çevirisinden okumalısınız.
kamera
İrade Terbiyesi
kamera
Jules Payot
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 18,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;