Gogol'dan yine alegorik bir anlatımdan , absürd mizahla yapılan bir yergiden oluşan bir hikaye. Burun. Sabah kalktığında burnunun yerinde olmadığını gören adamımız burnunun peşine düşüyor. Saçma geliyor dimi kulağa, evet, çünkü saçma.
Gogol bu kısa hikayeyi 1835'te yazdığında bir dergiye yayınlansın diye gönderiyor ama derginin cevabı, "hadi ordan" oluyor. Ama bu öyküdeki eleştiriyi görebilen Puşkin hemen alıp kendi dergisinde yayınlıyor. Peki nedir bu eleştiriler? Toplumdaki ve sistemdeki çarpıklıklardan, yozlaşmadan, gündelik hayatın çekilmezliğinden, insan davranışlarına yani burnunun önündeki herşeyi eleştiriyor Gogol. Kim ne derse desin dünyada bu tür saçmalıklar oluyor diyor yazar. Evet, dünyadaki saçmalıkları düşününce insan, "harbiden bu mu olmuyacak?" demiyor değil.
Kitabın bir çok yayınevinden baskısı var ben Tutku Yayınevinden Enver Günsel çevirisini okudum 64 sayfacık, merak eden okuyabilir. Kitabı alamayanlar için hikayeyi yorumda paylaşıyorum.
Her okuyan kişinin hayatından bir kesit bulacağı, o anki duygu durumuna göre anlam çıkartacağı bir kitap. Benim nacizane fikrim ;Hayatda çok basit sandığımız şeyleri kaybettikten sonra, aslında ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.
Umarım ki kaybetmeden kıymetini bileceğimiz yaşantılarımız olsun. Keyifli ve bir çırpıda okunabilecek kitap..
Okurken beni zaman zaman sesle güldüren, çok keyifli, gerçeküstü bir hikaye. Burnunu kaybeden bir memurun, burunsuz yaşadığı anlar, utançlar, şaşkınlıklar ve bulma çabaları...
Hikayede olayın inanılmazlığı "Daha düne kadar yüzünün ortasında kımıldamadan duran burnunun süslü üniformalar giyip kupa arabaları içinde caka satması nasıl açıklanabilirdi!? " gibi cümlelerle de zaman zaman ortaya konuyor.
" 'Efendim...affedersiniz!' dedi Kovalev kendi kendini yüreklendirmeye çalışarak. 'Saygıdeğer efendim!'
Burun dönüp ona bakarak, 'Ne istiyorsunuz?' dedi.
'Saygıdeğer bayım! Daha nasıl açıklayayım bilemiyorum. Durum, sanırım, bütün çıplaklığıyla ortada...Her neyse...Siz benim burnumsunuz!' "
diyaloğundaki komikliğe bakın :)
Gogol hikâyenin sonunda yazar olmaktan vazgeçiyor sanki ve bir ironiyle bitiriyor
“… bütün bunları aklım almıyor benim. Ama en garip, en anlaşılmaz şey bence, yazarlarımızın böyle konuları seçmesi.. Bunu hiç, ama hiç anlamıyorum! Her şeyden önce, böyle bir yazı yurdumuz için tamamen yararsızdır. İkincisi de, her bakımdan yararsız… Öyleyse ne vardı bunda?..Vallahi bunu ben de bilemiyorum”
Konu çok saçma geldi bana palto kitabı daha güzeldi bence. 5 TL lik bir kitap için alıp okunabilir. Zaten topu topu 64 sayfa merakı olanlar okusun ama neden böyle bir kitap yazmış gogol anlamadım
"Hepimiz Gogol' un paltosundan çıktık" derken üstad Dostoyevsky' burnunu unutmuş olmalı. Kiev de bir heykeli bile bulunan yazarımız kendi burnunu pek sevmekte ve sanırım bu konu fazlaca kafasına takılmış olacak ki onun yokluğu üzerine geliştirdiği absürt hikâye.
Gogol burada kendisini büyük görerek daha büyük rütbeler hakkettiğini düşünen ve kendisine layık kimsenin olmadığını düşünüp evlenmeyenlere eleştiride bulunmuştur. Bazı ince detaylarda var tabi. Örneğin Kovalevin terfi almak için elinden gelen herşeyi yapacağını söylemesi. Bazı insanların menfaat için kendi onurunu hiçe sayması gibi...
Keyifli okumalar diliyorum
Spoiler!
Hikayenin baş kahramanı bir sabah uyandığında burnunun olmadığını görüyor ve aynı sabah adamın berberinin ekmeğinin arasında adamın burnu çıkıyor. Burnun olmadığı yer ise dümdüz... Adam burnunun peşine düşüyor. Her yerde onu arıyor. Sonunda burnunu buluyor ama burnu yerine oturmuyor. Doktora gidiyor ve doktor bu halinin daha sağlıklı olduğunu söylüyor. Yine bir sabah uyandığında burnunun yerinde olduğunu görüyor. Yaptığı her işte burnu yerinde mi diye bakıyor , yerinde olduğu için mutlu oluyor. Bundan sonraki hayatında bu adamın hayatı hep mutlu geçiyor.
Evet böyle bir hikâye...
Gogol sonunda şöyle demiş:
" Yine de insan , biraz düşününce bu öyküde bir şeyler bulmuyor mu?
Ne derlerse desinler, yeryüzünde bu türlü olaylar oluyor; binde bir, ama oluyor!.."
Bu Gogol da habire bir şeylerini kaybedip arıyor :) Hadi kaybolan buruna alegorik bir anlam verdik ama ekmeğin arasından çıkması ne alaka? Fırıncı olsa çalışırken düşürdü diyeceğim :) Düşünmeyi sevenler okusun :)
Küçük absürd bir hikaye
9. Derece memur binbaşınız bir sabah uyanır ve burnu yerinde yoktur. Sonra burnunu bulmak için akla ne geliyorsa yapar. Polise gider gazeteye ilan vermeye kalkar. Bir çok komik olayla karşılaşır...
Bu küçük hikayede Gogolun sosyal eleştirilerini topluma bakış açısını sınıf farkını dile getirişini görüyoruz. Kahkaha atarak okudum. Taksiye ederim:)
Taşlama sanatının usta kalemi Gogol, eğer ki genç yaşta ölmeseydi muhtemelen "küçük eşya" temalı nice yerme öykülerini kazandıracaktı bizlere. Toprağı bol olsun.
"Burun"
Bu öyküyü daha evvel "Bir Delinin Hatıra Defteri" adlı öykü derlemesinde okumuştum ama tektar okumaya değer bulduğum için bir saatimi ayırdım.
Zamanın zulümdar ve keyfine düşkün zümrelerini tıpkı muazzam "Palto" öyküsünde olduğu gibi şarkı tadında anlattığı harika bir yazım.
İyi okumalar
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları