Kitap 2 kısımdan oluşuyor, Burun ve Bir Mayıs Gecesi Boğulan Kız. Burun; yaşlı ve işini çok iyi yapamayan bir adamın ekmeğinden bir burun çıkmasıyla başlıyor ve berber, bir müşterisinin burnunu usturayla kestiğini ve hatırlamadığı bir şekilde evine getirdiğini düşünüyor. Bu arada aynı saatlerde Binbaşı Kovalev uykudan uyanıp, aynaya baktığında burnunun yerinde olmadığını ve burnunun yerine sadece bir düzlük olduğunu görüyor. Berber, bulduğu burnu atıp, kurtulmaya çalışırken, Kovalev'de burnunu aramaya koyuluyor. İlginç bir hikaye ve en ilginç olan kısım, burnun bir insan kılığında Kovalev'in karşısına çıkması. Berberin kurtulmaya çalıştığı durum ve Kovalev'in arayışları çok güzel kaleme alınmış, ancak kesinlikle gerçeklik payı olmayan güzel bir hikaye. Bir Mayıs Gecesi Boğulan Kız ise; Bir Mayıs Gecesi Boğulan Kız, Muhtar, Beklenmedik Bir Rakip, Eşek Şakası, Boğulan Kız, Uyanış adı altında olmak üzere toplam 6 bölümden oluşuyor. Bölümlerin hepsi birbiriyle bağlantılı ve hepsinde hemen hemen aynı karakterler var. Daha çok şeytanların yaptığını düşündükleri olayları çözmeye çalışan bir grubu anlatan hikaye. Hikaye, babasının başka bir kadınla evlenmesinden sonra, gece korkunç bir kedi tarafından saldırıya uğrayan ve kedinin kolunu bıçakla yaralayan bir kızın, bu olaydan üç gün sonra gördüğü üvey annesinin aynı kolunda bir sargı olduğunu görünce, o yaratığın üvey annesi olduğunu anlamasıyla başlıyor. Bu anlatımdan sonra da, sürekli etrafta gürültü yaparak gezinen ve istedikleri kişilerin bedenlerine bürünen, kahramanlarımız tarafından şeytan olarak adlandırılan farklı yaratıklar ortaya çıkıyor. Hepsi insan kılığında ve sürekli kahramanları şaşırtmaya ve hata yapmaya devam ediyorlar. Bu kısım biraz daha hareketliyli ve genel anlamda güzel bir kitap.
Tek tipleşmeye ve bireyselliği yok etmeye çanak tutan toplum hepimizi birbirimize benzeyen insanlar olmaya zorluyor.Toplumumuzda silik yakıştırması yapılan, para sıkıntısı çeken, işini kaybetmekten korkan, çevrelerindeki kişiler tarafından aşağılanan ya da görmezden gelinen insanların yaşadıkları trajedileri konu alan bir eser.
Hikayemiz insanlar tarafından küçümsenip alaya alınan alt sınıf bir katibin bir gün sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını görmesiyle başlar. Çalıştığı kurumdaki memurları ve çevresini düşündüğünde burnu olmadan ne kadar kötü görüneceğini düşünmekten kendini alıkoyamaz. Hemen başkomiserin yanına gider ve burnunun bulunması için ne gerekiyorsa yapılmasını ister. Başkomiserse oralı olmaz. Bu kez burnunun peşine kendi düşer. Bir de ne görsün? Burnu 5. dereceden memur olarak sokaklarda geziniyordur. Burnunu takip etmeye çalışır ama, burnu gözden kaybolur.Kaybolan burun, insanın her alanına zirayet eden iktidarsızlığı ve ezilmişliği simgeleyen bir metafordur. Öykünün kahramanı burnunu kavuştuğunda her açıdan(!) kendine gelir.
Yine kızımın aldığı bir kitap. Gogol çok severim. Müfettiş ve Bir delinin hatıra defteri favorilerimdendir.
Defalarca okudum her okuduğumda ayrı bir keyif aldım oyununu defalarca seyrettim.
Bu kitabı iki öyküden oluşuyor burun ilk öyküsü bana biraz fantastik geldi. Ama yazıldığı çağı düşünecek olursak gayet büyük bir eser diyebiliriz çünkü o dönemde verilen eserlerden çok farklı. İkinci hikaye daha çok masalsı bir yapısı var ve karakterler hikaye kurgu çok güzel olduğu gibi içindeki masalda çok güzel. Bir çırpıda okudum keyif aldım.
BurunNikolay Gogol · Karbon Kitaplar · 20197,1bin okunma
Gogol - Burun •
Karbon kitaplara ait cep boy bir kitap, küçük gerçekten cebe sığarak cep boy kitabın hakkını veriyor. Küçük çantalarda kitap taşıyamama sorunsalımı bu cep boy kitapla çözmüş olduk. Başarılı seçim
•
Gelelim kitabımızın yorumuna
Burnunuz kendini sizden daha yukarıda görüyor olsaydı ne yapardınız ? Ya bir gün burnunuz sizi terk edip bağımsızlığını ilan etseydi. Gogol bu kitabında kendini her zaman yüksekte gören, çevresindeki kızları kendine yakıştırmadığı için evlenmeyen, hep yükselmek isteyen Kovalev’in bir sabah uyandığında burununun kendisini terk ettiğini görmesiyle başlayıp onu arayışıyla devam eden, absürt bir mizah ile sistem eleştirisini yapıyor. Oldukça güzel çok beğendiğim bir kitap oldu Gogol’u Palto ile tanıyıp diğer kitaplarını okumalıyım dedim iyi ki okumuşum. Ayrıca kitabımızın içinde “Bir Mayıs Gecesi Veya Boğulan Kız” isimli bir öykü daha var Levko ve Galya’nın aşkı köy yaşamı içinde oldukça fantastik bir şekilde anlatılıyor. Bu öyküyü de çok beğendim.Çifte güzellik. Alalım okuyalım kitaplığımız ve biz bu kitaptan mahrum kalmayalım.
Herkese merhaba
İlk defa Gogol okudum ve açıkcası beğendim bence başlangıç olarak gayet güzel bir kitaptı. Akıcı ve ilginç bir konusu vardı aynı zamanda kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitap . Kitabın konusu şöyle : bir Şube Müdür Yardımcısı olan Kovalev , kendisini bu ünvanla yeterli görmüyor ve etrafındaki diğer insanlara aynı zamanda binbaşı olduğunu , kendisine öyle hitap edilmesini söylüyor . Unvanı kendisi için o kadar önemli ki şahsına hakaret edilse aldırmaz ama unvanına edilmesini asla kaldıramaz. Çünkü bence o toplumumuzdaki bazı insanların olduğu gibi karakter eksikliğini ve yetersizliğini unvanlarla , markalarla tamamlamaya çalısan biri . Kovalev kendisni olduğundan o kadar üstün görüyor ki , birgün kalktığında burnun yerinde olmadığını görüyor . Ve burnuna bir yerde rastladığında onun bir Danıştay Üyesi kılığında dolandığını görüyor . Burununa gelip yerine geçmesini söyleyince burun ona şöyle diyor ;
" Ben yalnızca kendimim yani size ait olmadan yalnız kendim . Aramızda hiçbir şekilde bağ olamaz ; üstelik üniformanızın düğmelerine bakılacak olursa benden farklı bir dairede hizmet ediyorsunuz ." Diyor . Kovalev artik ümidini kestiği birgün burnunun geri döndüğünü görüyor. Bence gayet güzel ve okunmaya değer bir kitap . İyi okumalar .
BurunNikolay Gogol · Karbon Kitaplar · 20197,1bin okunma
Daha önce ölü canlar eserini okuduğum yazar bu kez beni şaşırttı ve bu eseriyle olumlu etkiledi diyebilirim. Zira ölü canlar sıkıcı ve uzun gelmişti. Oysa ki bu hikaye kısa ve okurken baştan sona tebessüm ifadesi takınabilirsiniz, absürt bir hikaye olsa da, eğlenceli buldum, ayrıca hiciv de zaten yeri vardır absürtlüğün o yüzden bu ne saçma şey böyle diyenler çıksa da ben bu eseri beğendim. Keyifli okumalar dilerim.
BurunNikolay Gogol · Karbon Kitaplar · 20197,1bin okunma
Bu kitap bir çok yazar tarafından beğenilmiş bir eser. Ben de bir okuyucu olarak bu eseri keyifle okudum. Rus klasiklerini seviyorsanız bu öyküyü mutlaka okuyun derim. İyi okumalar varolun
“Burun” da memur Kovalevin bir sabah ansızın kaybolan burnunun bir ekmeğin içinden çıkması ya da bir başka memurda görülmesi ve daha sonra bir polis memurunun burnu bulup getirmesi gerçeküstücülükten öte, o çağ Rus toplumundaki özlemlerin, yanlışların, ruh sıkıntılarının ve ezilmişliğin trajikomik bir simgesi olarak düşünülmeli. Bulunan burnun Kuvalevin yüzüne yapıştırılamaması kimliğini, yarına olan güvencesini, yoksulluk uğruna kişililiğini hatta aklını kaybetme durumunda olan toplumun çarpık düşüncelerini gösteren bir davranış biçimi olarak yorumlanmalı. “25 Mart’ta beklenmedik bir şey oldu. St. Petersburg’da Berber Ivan Jakovleviç uyanır uyanmaz fırından yeni çıkmış ekmek kokusu aldı. Yatağına oturdu, karısının fırından yeni çıkardığı ekmekleri gördü. ‘Praskovja Ossipovna, bugün kahve istemiyorum.’ dedi. ‘Onun yerine sıcak ekmek ve soğan yiyeceğim.’ Sofraya oturdu, iki soğanı kesip dilimlere ayırdı, somunu ikiye bölüp üstüne tuz ekti. Birdenbire gördüğü beyaz şey onu şaşkına çevirdi: Bir burun! Gözlerine inanamıyordu -bir burun, evet yanlış değil bir burun! Üstelik de tanıdık bir burun! Dehşet içinde kalmıştı.. Ama bu dehşet, karısının duyduğu tiksintiyle kıyaslanabilecek gibi değildi: “Seni canavar! Kimin burnunu kestin?!” diye haykırdı karısı öfkeyle. “Seni derbeder sarhoş! İnsanları tıraş ederken burunlarını o kadar sert çekiyormuşsun ki koparıyormuşsun!”
Toplam 2 ana hikayeden oluşan bir kitap. İlkinde burnunu kaybeden ve onu aramaya çıkan bir adamın hikayesi anlatılıyor. Gayet başarılı bir dille kaleme alınmış. İkinci bölüm ise, içinde hem aşk hikayesini, hem de insan dışı varlıklarla olan savaşı anlatıyor.
BurunNikolay Gogol · Karbon Kitaplar · 20197,1bin okunma
Eğlenceli bir hikaye gibi geldi bana. Ayrıca küçük bir bölümde yazarın kendine sataşması çok hoşuma gitti.
Ütopik hikayeler seviyorsanız bu kitabı da seveceksinizdir.
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları