İpek Söylemez

İpek Söylemez

Çevirmen
8.2/10
1.241 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
566
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ah Tolstoy, yaşamının son zamanlarında bile bu kadar sürükleyici, tüm duyguları yaşamamıza olanak veren, gerçekçi, düşündürücü ve akıcı bir hikayeyi nasıl yazabildin?

Üst makamlarda olan bir yargıcın varlıklı bir hayat, saygın insanlar ve kaliteli zamanlarının hastalığıyla beraber nasıl berbat bir hal aldığı ele alınıyor.Ölümü gittikçe yaklaşırken aksileşmeye, hayatı sorgulamaya ve herkesten uzaklaşmaya başlıyor.Çaresizce hastalığına sebep arıyor ama çözüm yolu bulunamıyor ve yavaş yavaş ölmeye başlıyor.Gün geçtikçe çöken yüzü ve vücudundan dolayı aynalara bakmaya utanıyor, kendinden tiksiniyor.Kalabalık aileye sahip olmasına rağmen uşakları hariç kimsenin onu anlayamadığını ve istediği acımayı ona göstermediğini düşünüyor.Artık dayanamıyor ve son günlerini koltuğa bağımlı geçirmek zorunda kalıyor.O çok güzel olan günleri artık boş, karanlık ve koltuğun kumaşına bakarak geçiyor ve ağrılar içinde bağırarak ölüyor.

Konu ne kadar iç karartıcı olsa da Tolstoy bize çok zarif ve etkileyici bir anlatım yapıyor.Hayattaki tüm her şeyin geçici olduğunu, sağlıktan önemli olmadığını vurguluyor.İnsanın ölüm karşısında ne kadar çaresiz olabileceğini, sürekli ölümden kaçabilme umudunu ve ne yaparsak yapalım o korkunç gerçekle yüzleşeceğimizi gösteriyor.

Kendimi hiç bu kadar ölüme yakın hissetmemiştim, gerçeği böylesine iyi kavrayamamıştım.
Ölümün inkarı ve çaresi yok.
94 syf.
·Beğendi·8/10
Demek Hristiyanlarda da varmış 'taklidi iman'. Yani; aslında inanmamış, kalbinde gerçek anlamda inanç bulunmayan fakat inananların söylediklerini ve yaptıklarını, onlara bakarak benzer şekilde tatbik edenler. Bir nevi önce kendini sonra dünyayı kandıranlar.

Tolstoy, itiraflarını günah çıkartırcasına kaleme almış. Sayesinde birçok şey öğrenmiş oldum. Hristiyan değilim. Fakat Müslümanlar için de son derece güzel bir anlatımla, yeni bir bakış açısı geliştirmek hiç zor değil.

İnsanlar olarak çok fazla ortak özelliğimiz var. Senin dinin kötü, benim dinim iyi gibi bir şeyler söyleme saçmalığına girmeyeceğim. Sonuçta herkesin inancı kendine. Kim neye inanmak istiyorsa ona inanır, isterse ota tapar (ayrıca günümüzün yaygın inanışı gibi paraya tapmasından iyidir bence). Yaratıcı bile bu özgürlüğü sunmuşken insana (tabii ömür bitince hesabı görülmek üzere) biz kim oluyoruz ki diğerlerinin inancına karışma, değiştirme ya da küçümseme gücünü bulabiliyoruz kendimizde, bunu anlayamıyorum.

Kitabın anlatım tarzı çok yalın ve güzeldi. Cümlelerin arasında kaybolmak ya da anlamak için zorlanmak yoktu. Çevirisi de son derece iyiydi.

(Kitaptan alıntılar)
*İnsanın kendisini aldatmasının bir faydası yok.
*Her şey boş!
*Mutlu kişi henüz doğmamış olandır.
*Hayattansa ölüm daha iyidir ve insan kendisini bu hayattan
kurtarmalıdır.''

[İntihar etmek için mazeret arayanlar varsa Tolstoy'un amacı o değil. Onlardan ricam saçmalamasınlar.]

Şu cümleler Tolstoy'u neden bu kadar beğendiğimi ve neden bakış açımızın bu denli yakın olduğunu anlatıyor sanki.

Sonuçta hayatı tanıdıkça insanları tanıyorsunuz. İnsanları tanıdıkça da hayattan soğuyorsunuz. Sonra dönüp kendinize bakıyorsunuz; işte o zaman kendinizin de onlardan biri olduğunu, aslında çok farklı olmadığınıze anlıyorsunuz.

Ve her şey boş geliyor...
52 syf.
·1 günde
Şu bi gerçek usta kalemlerin elinden çıkmış az sayfalı kitaplar daima insana derin düşünceler sunar. Bu kitapta onlardan biri içerisinde her türlü konuya parmak basmaktadır. Hırs, arkadaşlık, sevgi, mevki, makam, kültür, siyaset vbs.. şekilde uzar gider. Meydana gelen absürd bi olayın yer yer trajikomik bi hâl alması da dahildir. Okuyucuyu kimi kısımlarda güldüren ama çoğu kısımlarında düşündüren gelişmeler oldukça çok. Çeviri olarak gayet başarılı hızlı bi şekilde okunan güzel bi eser ortaya çıkmış. Keyifli okumalar...
85 syf.
·Puan vermedi
Gogol - Burun •

Karbon kitaplara ait cep boy bir kitap, küçük gerçekten cebe sığarak cep boy kitabın hakkını veriyor. Küçük çantalarda kitap taşıyamama sorunsalımı bu cep boy kitapla çözmüş olduk. Başarılı seçim


Gelelim kitabımızın yorumuna
Burnunuz kendini sizden daha yukarıda görüyor olsaydı ne yapardınız ? Ya bir gün burnunuz sizi terk edip bağımsızlığını ilan etseydi. Gogol bu kitabında kendini her zaman yüksekte gören, çevresindeki kızları kendine yakıştırmadığı için evlenmeyen, hep yükselmek isteyen Kovalev’in bir sabah uyandığında burununun kendisini terk ettiğini görmesiyle başlayıp onu arayışıyla devam eden, absürt bir mizah ile sistem eleştirisini yapıyor. Oldukça güzel çok beğendiğim bir kitap oldu Gogol’u Palto ile tanıyıp diğer kitaplarını okumalıyım dedim iyi ki okumuşum. Ayrıca kitabımızın içinde “Bir Mayıs Gecesi Veya Boğulan Kız” isimli bir öykü daha var Levko ve Galya’nın aşkı köy yaşamı içinde oldukça fantastik bir şekilde anlatılıyor. Bu öyküyü de çok beğendim.Çifte güzellik. Alalım okuyalım kitaplığımız ve biz bu kitaptan mahrum kalmayalım.
94 syf.
·5/10
Tolstoy'un kendi varoluş sancılarını adım adım dile getirdiği,yaşamla ölüm arasında gidip gelen düşüncelerini aktardığı bir eser. Hayatın anlamını kavramaya yönelik çeşitli sorularla oluşturduğu eserde her defasında aynı cevaba varması ve yeniden bunu da sorgulayıp en nihayetinde ulaştığı sonuçları dile getirdiği itiraflarını topladığı akıcı ve derin bir kitap olmuş.
94 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Bazı kitapları siz özenle seçer bulursunuz bazı kitaplar da sizi bulur. Öyle bir kitap işte. Kendimi yemek üzere olduğum bir anda elimin altında İtiraflarim belirdi. Birçok yerde irkildim. Bu kitap üzerine konuşmak için biraz kafamı toparlamam gerek.
94 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
"İnsan ne ile yaşar" kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu.
Kitap başladığınız andan itibaren kendi içine alıyor ve bitmeden de bırakılmıyor...
Kitabın başlarında insanın biraz kafası karışıyor, ama okudukça hayatın anlamını arayan bu adamın nasıl kendini bulduğunu anlıyorsunuz.
Kitapta unutamadığım, altını çizdiğim bölümlerden biri;
"Her inancın özelliği, ölümün yok etmediği bir mana vermektir yaşama. Doğal inanç güç sorulara cevap verebilir" di...
Ve kitabın sonunda Tolstoy'un gördüğü rüya muhteşem bir nokta koyuyor kitaba..
İnsanı düşünmeye, sorgulamaya teşvik eden bu kitabı,okumaya başladığım gün bitirdim..
Tam anlamıyla müthiş bir anlatımı olduğunu düşünüyorum.
Bence Tolstoy okunmaya bu kitaptan başlanmalı..
Çünkü bir kimseyi,kendinden başkası daha iyi anlatamaz..
Tolstoy hakkında bir çok yorum, düşünce, övgü dolu yazı bulabilrsiniz,ama iç dünyasını anlamak için illaki bu kitap okunmalı..
80 syf.
Yüksek rütbeli bir yargıç olan İvan İlyiç iyi bir hayat yaşadığını düşünür ancak hasta yatağında ölümün yaklaştığını anladıkça yavaş yavaş aslında ne kadar boş bir ömür sürmüş olduğunu fark eder ogüne kadar büyük anlam yüklediği ve uğruna büyük çaba verdiği serveti, şöhreti ve saygınlığı, ölüm döşeğinde bir anda gözüne boş ve saçma görünür. Tolstoy’un büyük bir samimiyetle anlattığı bu etkileyici roman, insan doğası, hayatın anlamı ve ölümün gerçekliğini düşündürüyor dostlar son anda düşünen İvan gibi olmamak adına günde bir kaç kez ölümü düşünüp kendimize gelmeliyiz...ölüm konulu bir kitapta şarkı dinlenir mi demeyin ben kitaplarıma hep bir şarkı seçiyorum ve yıllar sonra o şarkıyı duyduğumda kitap ve kahramanlar geliyor aklıma bir nevi anımsatıcı şarkım...Evanescence/my ımmortal
85 syf.
Kitap 2 kısımdan oluşuyor, Burun ve Bir Mayıs Gecesi Boğulan Kız. Burun; yaşlı ve işini çok iyi yapamayan bir adamın ekmeğinden bir burun çıkmasıyla başlıyor ve berber, bir müşterisinin burnunu usturayla kestiğini ve hatırlamadığı bir şekilde evine getirdiğini düşünüyor. Bu arada aynı saatlerde Binbaşı Kovalev uykudan uyanıp, aynaya baktığında burnunun yerinde olmadığını ve burnunun yerine sadece bir düzlük olduğunu görüyor. Berber, bulduğu burnu atıp, kurtulmaya çalışırken, Kovalev'de burnunu aramaya koyuluyor. İlginç bir hikaye ve en ilginç olan kısım, burnun bir insan kılığında Kovalev'in karşısına çıkması. Berberin kurtulmaya çalıştığı durum ve Kovalev'in arayışları çok güzel kaleme alınmış, ancak kesinlikle gerçeklik payı olmayan güzel bir hikaye. Bir Mayıs Gecesi Boğulan Kız ise; Bir Mayıs Gecesi Boğulan Kız, Muhtar, Beklenmedik Bir Rakip, Eşek Şakası, Boğulan Kız, Uyanış adı altında olmak üzere toplam 6 bölümden oluşuyor. Bölümlerin hepsi birbiriyle bağlantılı ve hepsinde hemen hemen aynı karakterler var. Daha çok şeytanların yaptığını düşündükleri olayları çözmeye çalışan bir grubu anlatan hikaye. Hikaye, babasının başka bir kadınla evlenmesinden sonra, gece korkunç bir kedi tarafından saldırıya uğrayan ve kedinin kolunu bıçakla yaralayan bir kızın, bu olaydan üç gün sonra gördüğü üvey annesinin aynı kolunda bir sargı olduğunu görünce, o yaratığın üvey annesi olduğunu anlamasıyla başlıyor. Bu anlatımdan sonra da, sürekli etrafta gürültü yaparak gezinen ve istedikleri kişilerin bedenlerine bürünen, kahramanlarımız tarafından şeytan olarak adlandırılan farklı yaratıklar ortaya çıkıyor. Hepsi insan kılığında ve sürekli kahramanları şaşırtmaya ve hata yapmaya devam ediyorlar. Bu kısım biraz daha hareketliyli ve genel anlamda güzel bir kitap.
80 syf.
·8/10
İvan İlyiç, şimdiye kadar gereken şekilde yaşamamış olması düşüncesini isabetsiz gördüğü halde, gerçeğin düşüncesine aykırı olduğu inancına gitgide kaptırıyordu kendini. Üstün mevkilerde bulunanların iyi saydıkları şeylere karşı kendisinin belli belirsiz, çabucak da uzaklaştığı karşı koyma çabalarının asıl gerçek olması ihtimali aklına geldi. Geri kalan ne varsa doğru olmayabilirdi. Görevi, hayatının kuruluşu, ailesi, toplumla ve memuriyetle ilgileri temelden yanlış olabilirdi.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.