Mahir Karasu

Mahir Karasu
@mahirkarasu
Yazar/Şair/Okur
Kitap Yurdu
Kütüphane, 1991
25 kütüphaneci puanı
690 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·626 syf.··
2026 129. kitabı
Kitabı okudum bitti. Filmini de izleyecem tabii ki... Küçücük bir kız çocuğunun, sevgisizliğin içinden geçerek kendi sesini bulma hikâyesi bu. Jane’i sevmemin sebebi kusurlarıyla, sivri diliyle, bazen fazla gururlu oluşuyla çok gerçek olması. Hayata karşı dimdik durmaya çalışırken aslında içten içe ne kadar kırılgan olduğunu görmek, insanı kendine biraz fazla yaklaştırıyor. Yatılı okul günleri… Soğuk, açlık ve “erdem” adı altında sunulan yoksunluklar… Bunları okurken insanın aklına ister istemez şu geliyor: Bazı acılar gerçekten terbiye mi eder, yoksa sadece iz mi bırakır? Charlotte Brontë’nin kendi hayatından izler taşıyan bu bölümler, hikâyeyi kurmaca olmaktan çıkarıp neredeyse itirafa dönüştürüyor. Ve sonra Rochester… Aşkın tuhaf ve biraz da inatçı hali. Jane’in “sevilmek” ile “kendini kaybetmemek” arasında sıkıştığı ince çizgi… Açıkçası burada ben biraz Jane’le tartıştım. Çünkü insan bazen güçlü kalmak isterken en çok kalbinden yeniliyor. Romanın en sevdiğim yanı ise şu: Jane kimsenin gölgesine sığınmıyor. Ne bir erkeğin, ne toplumun, ne de dönemin ona biçtiği rolün. 19. yüzyılda böyle bir karakter yazmak… düpedüz edebi bir meydan okuma. Ama itiraf edeyim, sonu bende küçük bir burukluk bıraktı. Belki de mesele tam olarak bu: Hayat, güçlü karakterlere bile bazen kendi kurallarını unutturabiliyor. Bir yanım Jane’e hayran kaldı, bir yanım da “oraya kadar geldin, neden böyle yaptın?” diye sormadan edemedi. Sanırım iyi kitaplar tam da bunu yapıyor: Seni hem ikna ediyor hem de içten içe huzursuz bırakıyor.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042bin okunma

Mahir Karasu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·626 syf.··
2026 129. kitabı
Charlotte Brontë
8.9/10 · 42bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 126. kitabı
Uzun zamandır okumayı düşünüyordum ama hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden başladığım kitaplardan biri oldu Batan Güneş. Osamu Dazai, bir zamanlar aristokrat bir hayat süren ama babanın ölümünden sonra yavaş yavaş dağılan bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Anne, Kazuko ve kayıp kardeş Naoci… Aslında olaylar çok büyük değil ama karakterlerin iç dünyası öyle yoğun ki insan kendini ister istemez hikâyenin içinde buluyor. En çok Kazuko karakteri dikkatimi çekti. Başarısız bir evlilik, düşük, annesiyle kurduğu güçlü ama biraz da yorucu bağ… Bir yandan hayata tutunmaya çalışıyor ama bir yandan da kendini sürekli geri plana atıyor. Kardeşinin dönüşüyle zaten kırılgan olan aile dengesi iyice sarsılıyor ve roman boyunca aristokrasinin çöküşü sadece sosyal değil, ruhsal bir mesele gibi hissediliyor. İnsanlığımı Yitirirken’den sonra okuduğum ikinci Dazai kitabı oldu Batan Güneş. Açıkçası bu kitabı biraz daha fazla sevdim. Japon edebiyatının o sakin ama içten içe insanı kemiren anlatımını seviyorum sanırım. Sessiz ilerliyor ama geride düşündürecek çok şey bırakıyor.
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,520 okunma