Adı:
Müfettiş
Baskı tarihi:
11 Mart 2019
Sayfa sayısı:
129
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753853736
Orijinal adı:
Ревизор (The Inspector General)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Müfettiş
Müfettiş
Müfettiş
Müfəttiş
Müfettiş
Müfettiş
 
Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Arabeskler ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra, yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşüncelerini ortaya koydu. Ölü Canlar adlı romanı feodal toprak mülkiyeti ve serfliği ele alan bir başyapıttır. Gogol, büyük bir komedi olan Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya almıştır.
129 syf.
·2 günde·9/10
Pablo Picasso: "Sanatçı, her yandan gelen duyguları algılayan bir anten gibidir," demiş. Bana göre de bir sanatçının olmazsa olmaz denebilecek özelliklerinden biri "algılarının açık olması"dır. Yaşadığı toplumdan tamamen bağımsız eserler veren ve toplumun sorunlarını görmezden gelen kişi tam anlamıyla sanatçı değildir. Tabii bu düşüncem, sanatçının illa "siyasi anlamda muhalif" olmasını gerektirmez; fakat içerisinde mutlaka bir "muhalif" yön olmasını gerektirir. Kanaatim şudur ki; eleştiri yeteneğinden yoksun bir sanatçı düşünülemeyeceği gibi, eleştirmekten korkan kişiye de sanatçı denilemez.

İşte büyük sanatçıları “büyük” yapan şeylerin başında, yaşadığı dönemi çok güzel bir şekilde (kimi zaman mizahi unsurlarla) yansıtması gelir. Gogol de yaşadığı toplumdaki sorunlara kayıtsız kalamamış ve 1835 yılında, Rusya'daki bürokrasinin kokuşmuşluğunu, toplumdaki kurumların ve insanların yozlaşmasını, riyakarlıkları göstermek amacıyla "Müfettiş" adlı senaryosunu yazmıştır.

Tabii eser, ağır bir şekilde yaşanılan dönemi eleştirmektedir ve böyle bir eseri yayınlamak yürek ister. Bu sebeple eserinin oynanması için, Çar Nikola'dan izin alınır ve ancak Çar Nikola tarafından verilen izinden sonra eser sahneye konulur.

"Müfettiş" isimli bu nefis eser, yozlaşmış bürokrasiyi ve rüşvetin artık tamamıyla normal karşılandığı bir memur zihniyetini tüm çıplaklığı ile ortaya koyduğu için memurlar tarafından büyük bir tepki alır. Eserin yayınlanmasıyla Gogol'ün anlattıklarının gerçeğe uymadığı ileri sürülerek memurlar tarafından Gogol'e karşı tavır alınır ve tiyatronun izlenmemesi için çeşitli propagandalar yapılır. Buna karşın piyes, büyük bir seyirci toplamaya devam eder. Bu konuda Gogol şu ifadeleri kullanır:

“Seyirciler umumiyetle oyundan memnun kaldılar. Yarısı piyesi çok iyi karşıladı. Yarısı da bastı küfrü. Ama bu küfrün sebebi sanatla ilgili değildir. Piyesin tesiri büyük ve gürültülü oldu. Herkes benim aleyhimde. Yaşlı ve sayın memurlar, memuriyet hayatından bu şekilde bahseden bir adamın içinde mukaddesat namına hiçbir şey bulunamayacağını söylüyorlar. Polisler aleyhimde. Edebiyatla uğraşanlar aleyhimde. Tüccarlar, edebiyatla uğraşanlar aleyhimde. Küfrediyorlar ama yine de piyesi seyretmeye gidiyorlar. Dördüncü temsil için şimdiden yer kalmadı. Komedya muharrirliğinin ne demek olduğunu şimdi anlıyorum. Yaptığın işte gerçeğin izi göründü mü bütün insanlar teker değil, zümreler halinde aleyhine kalkıyorlar.”

Gerçekten de öyle değil midir? İçimizdeki pisliği ve yozlaşmayı anlatan eserlere daha fazla ilgi göstermez miyiz? Sanki o içimizdeki pislik ve yozlaşma bizimle hiç ilgili değilmiş gibi bizi anlatan eserlere güler geçeriz. Dışımızdan, "Yazar da biraz abartmış canım, bu kadar da olur mu hiç?" deriz. Fakat içimizde bir yerlerden gelen cılız bir ses, tüm anlatılanların doğru olduğunu fısıldar. Anında o sesi bastırıp kahkahalarla gülmeye devam ederiz...

Eseri bu kadar anlatmak yeterli. Kesinlikle okuduğunuza pişman olmayacağınız, eğlenceli bir eser... Türkiye'de birçok defa gösterimi de gerçekleştirilmiş. Dileyen internetten bulup piyeslerini izleyebilir. Ben izledim, fena bulmadım.

Son olarak, kitapta çok hoşuma giden, beni güldüren, hiyerarşik olarak üstün bir memurun kendisinden alt bir memura kurduğu bir cümle vardı. Onu paylaşmak istiyorum:

"Dikkatli ol! Rütben kadar çalmıyorsun pek!"

Yani çalmak serbest arkadaşlar. Çalabilirsiniz. Amma... Rütbeniz kadar! Rütbenizden fazla çalarsanız, bu suç olur. Mahkemelerde sizinle uğraşmak istemem. Hele bir de hiç çalışmadan çalarsanız, maazallah işiniz çok daha zor olur. Kimse sizi savunamaz... Amma... Çalışıyorsanız iş başka. O zaman hiç sorun yoktur. Zaten birileri sizin için "Adam çalıyor; ama çalışıyor da" diyerek sizi çoktan savunmaya başlamıştır.

Herkese keyifli çalmalar.
129 syf.
Klasik veya klasik diyebildiğimiz eserlerin en dikkatimi çeken özelliği, eskimeyen ve her devir açısından baktığımızda güncelliklerini koruyor olmalarıdır. "Müfettiş" için bugün söyleyeceklerimle beş yıl sonra söyleyeceklerim genel itibariyle yine aynı olacaktır. Yani "modası" geçmeyecektir. Tabii ki, farklı zamanlarda okurken alacağım (kitabın vereceği demiyorum,, benim alacağım) zevk ve mesajlar farklı olabilir. Ki, olmalıdır da!

"Müfettiş" dokunaklı bir eser (piyes). Çünkü okuduğumuzda bize toplumsal özeleştiri ve dolayısıyla bireysel özeleştiri yaptıracaktır. 'Sen nasıl isen sana öyle muamele yapılır' perspektifini açık şekilde hissettiriyor. Rusya'daki toplum ve otorite ilişkilerini en canlı, en doğru, en iyi şekilde gözler önüne seren bir eserdir "Müfettiş". Ver bana korkuyu, vereyim sana rüşveti. Bu durumun zamanla yaşam tarzımıza dönüşmesi...

Zaman ve mekan açısından Sovyetler'in "ortasını" olmasa da "kenarını" yaşamışlığım vardır. Çocukluk yıllarımı hatırlayarak bu piyesin belli bir kısımlarına örnekler verebilirim. Revizyor'un (Müfettiş) köyümüze gelişini babamın telaşı ve akşam eve geç saatlerde gelişinden anlıyordum. Arabamızı kendisininmiş gibi kullanmasından, kendisine gönderilen yemeklerden, kesilen kurbanlardan...

"Müfettiş" noktası ve virgülüne kadar gerçekleri anlatıyor. Rus klasikleri <<sadelikte büyüklük>> çizgisine sadıktırlar. Gogol da bu sadıklardan. Bu da onu alkışlamam için yeterli bir [edebi] sebeptir.
129 syf.
·Beğendi·8/10
Puşkin için "Puşkin olağanüstü bir olaydır." demiştin. Puşkin ile henüz tanışmadım ama sen kesinlikle benim için yeri çok farklı bir yazarsın dostum.

Herkesin çok sevdiği, kendinden birşeyler bulduğu, okurken samimi bir dostuyla sohbet eder gibi hissettiği bir yazar vardır. Benimki de Gogol. Heyecanıyla, muzipliğiyle, ince zekasıyla, samimiyetiyle yazar-okur ilişkisini benim açımdan çok farklı bir seviyeye taşıdı kendisi. Artık aramızdaki bağ o kadar kuvvetlendiki arada özler oldum hoş sohbetini. Bazı günler bugun dıyorum cok bunaldım dostuma gideyim bakalım neler anlatacak. Gerçekten de butun dertlerimden, sıkıntılarımdan kurtarıyor beni. Farklı bir dünyanın kapılarını açıyor. Gel bak diyor, sana neler anlatacağım, neler göstereceğim. Kendi dertlerimi bırakıyorum, 1800 lü yıllardaki Rus memurların aldığı rüşvetleri, mujiklerin dertlerini dert ediniyorum kendime. Tabi bunları anlatırken de bir hayli güldürüyor beni. Ortalığı birbirine katıyor, müziplikler, sakarlıklar Vs.

Yine stresli bir gün, yine dertlerim, sıkıntılarım ve yine dostuma gidişim. Bu sohbette neler geçti derseniz, ben anlattığından zıyade dostumun sohbetinden aldığım zevkin onemli olduğunu söylerim.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
129 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
HANİMİNİ HÜPPEN DENZİGİ BANNA RAP RAP
KEFEŞTE TAYYÜŞ İLLE DE KITMİR RAP RAP

Perde kapanır, oyun biter, ben gülmekten yerlere yatarım, karnıma ağrılar girer, kimi haykırarak güler, kimi puskurarak, Stalin domuz gibi, Hitler soykırarak güler.

ALAVARE DALAVARE KİM ALA DA KİM VERE RAP RAP
KÖŞELERİ MÖŞELERİ DÖN BABA DÖNELİM RAP RAP

Sok parayı cebine... sok, sok dedim yan cebime. Ama borç bu ona göre yoksa şart olsun selamı sabahı keserim. Maşallah ne kadar iyi, cömert insanlarsınız. Allah sizi milletin başından eksik etmesin. Başından dediysem de siz efendi değil hizmetkar olmuşsunuz. Sizi sevmeyen ölsün, ölmeyen sürüm sürüm sürünsün. Hain oğlu hain onlar. Zaten Allah sizinle beraber.

RAPTİYE RAP RAP ZAPTİYE ZAP ZAP RAP RAP
BAKINIZ ÇOK ENTERESAN GENE GELDİ LAMBA RAP RAP

Üf baba bu ne be trafo patladı uah uah uah uah. Çal baba çalalım oyları moyları, yargıç Lyapkin-Tyapkin topla bakalım arkamızı markamızı. Mühürlü mühürsüz hepsini bize yaz oy oy oy. Adaleti madaleti tesis ederim kendime göre, sıkıysa itiraz et, orada Silivri'nin kazığı uah uah uah uah. Aah benim yerli ve milli Dobçinski-Bobçinski'm.

LİBERAL MİBERAL MALI KAP GÖTÜR AL RAP RAP
ERİYOR LİRALAR EURO KAP DOLAR AL RAP RAP

Maaşta gırtlak gırtlak gırtlağa millet,
Nasıl taksın koluna Philippe Patek.

Herkes önüne yatamaz, büyük adam olmalı,
Her cuma mesajıyla Allah rezası almalı.

Gitti sevdiceğin ellere yar oldu,
Babasını da sevmezdim zaten
Hain oğlu hain oldu.

İncelemeyi burda yasaklasak da mı saklasak
Oh George
İncelemeyi yoksa yasaklamasak da mı saklasak
Oh George


Battık buruna kadar, Cafer getir peçete...
129 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Gogol...
Sevdiğim yazarlardan birisin bunu söyleyeyim.
Bu kitabını ülkemin en kötü günlerinde elime alıp okumakla iyi bir karar verdiğimi gerçeklerle yüzleştirdiğinde anladım. Şaşırtmadın ... Ama zoruma giden çok şey oldu bilesin. O dönemlerde yazdığın eser hala günüme hitap ediyor. Valla üzüldüm. Bir adım ilerleme yok ....
Bir toplumun, makam ve mevkiye nasıl köle olduğu başarılı bir şekilde ele alınmış. Tebrik ederim. Seçtiğin karakterler, İnsanların ikiyüzlülüğünü açık ve net ortaya seriyor. Bu arada bir kaç dakikalar önce kitabında şu cümleleri okudum.
"Soylu dediğin ilim sahibidir; ilim öğrenmek için okulda kırbaç bile yer" . Ve devam ediyorsun... " Siz dolandırıcılığı iyi öğrenemediğiniz için ustanızdan dayak bile yersiniz." (syf 110 )
Ülkemde iki gündür yaşadığım sorunları güzel bir cevabıydı bu....
Kitap, yalnız o zamana değil her döneme uyarlanılabilirlik açısından kendisini, ölümsüzleştirmiştir.
Alın okuyun....
Özellikle şuan.
Umarım bu yolun sonları sarılmakla biter.
sağlıkla ve sevgiyle kalın.
98 syf.
"Ocak devlet içindir anlayışı zaman içinde devlet ocak içindir anlayışına dönüşmüştür" ifadesini herkes mutlaka tarih derslerinde duymuştur. Yeniçeri ocağının bozulmasını ve devlet için zararlı bir kurum haline gelmesini anlatan bu ifadenin benzerini, "devlet halk için vardır anlayisinin zaman içinde halk devlet için vardır anlayışına dönüşmüştür" ve "bürokrasi, devletteki işlerin kamu yararına yapılması için vardır anlayışının zaman içinde, bürokrasi devletin kamuya rağmen mevcut durumu korumak için vardır anlayışına dönüşmüştür." ifadelerinde görebiliriz.

Bu dönüşümlere neden olan birçok etmen sıralanabilir. Bunlardan birisi, devletin mesruiyetini nereden aldığı konusudur. Eski toplumlarda ve halen eskide kalmakta ısrar eden toplumlarda hakim olan devlet anlayışında devlet mesruiyetini Tanri'dan alır. Haliyle devletin başındaki kral, padişah vs Tanrı'nın yeryüzündeki gölgesi veya görevlisi olarak görülür; devlet anlayışı da "devlet kutsaldir" olarak belirlenmiş olur. Böylesi bir anlayış içinde halka hizmet edilmez, halka hükümdar tarafından birer lütuf bahşedilir. Halk da bundan dolayı hükümdarına minnet duyar. Eğer işler kötü giderse halkın sesini çıkarması söz konusu olamaz, halkın bu durumda yapması gereken yine hükümdarına mutlak itaat etmesi ve sabretmesidir. Devlete karşı gelmek katiyen düşünülemez çünkü devlet kutsaldir ve ona karşı gelmek Tanrıya ve onun düzenine karşı gelmek manasına gelir. Bu devlet düzeninde memurlukta/hiyerarside de ilgili kişiler halka karşı değil hükümdara karşı sorumludurlar.

Günümüzde artık bu tarz devlet anlayışı bulunmamaktadır lakin bu anlayışın izleri hala kimi toplumlarda varlığını sürdürmektedir. Bunun nedeni de yukarıda verilen 'ifadelerin' halki/ insanı onceleyen hale dönüşümlerinin yani demokratik dönüşümün tam anlamıyla saglanamamasindan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, ortaya çıkan tablo, 19. yy Çarlık Rusya'sinin taşra bir muhitinde bir müfettişin geldiği soylentisinin, muhitteki memurlar üzerindeki etkilerinin trajikomik olarak anlatıldığı Gogol'un Müfettiş eserinde çizilen tabloya benzemektedir.

Bu muhitteki en üst düzey memur olan kaymakamin halka karşı kendini katiyen sorumlu hissetmedigini, adeta onlar üzerinde bir Çar gibi kendini konumlandirdigini; her türlü masrafıni halkın üzerine yıkarak rüşvet düzeni kurduğunu ve hukuksuz bir düzen içinde adaletsiz cezalar verdiğini görmekteyiz. Ülkedeki genel kötümser vaziyetin özelde de birebir işlediğini görüyoruz diyebiliriz. Mahkemedeki görevli memurun davalar hakkındaki "Hz. Süleyman gelse kimin haklı olduğunu anlayamaz" ifadesi hukukun ne kadar karmakarışık halde olduğunu, kaymakamin rüşvet alan bir memuruna "Dikkatli ol! Rütben kadar çalmıyorsun pek. Akıllı ol!" uyarısında rusvet almanın değil mevkisine göre rüşvet almamanin sorun olarak algilandigini, hastanede masraf etmemek adına hastaların iyileşmelerinin adeta Tanrıya bırakılarak halkın sağlığının hiçe sayıldığını, Yoksulları Koruma Kurumu'nun sadece adının olduğunu yani yoksul halkın sadece lafta korunduğunu ve buraya gelen paranın yüksek derece memurları 'korumada' kullanıldığını, Postane memurunun bile işini layıkıyla yapmayip kafasına göre mektupları, postaları açıp okuduğunu görmekteyiz. Yani tam anlamıyla yozlaşmiş bir tablo önümüzde durmaktadır.

Bu yozlasmislik tablosunu ise bir yanlış anlaşılma ile bölgeden geçmekte olan sıradan bir memurun beklenen Müfettiş olduğu sanilmasinin telaşına kapılan muhitin yozlasmis memur sınıfının bizzat ağzından dinliyoruz. Ne kadar görevlerinin asli değerinden kopmuşlarsa bölgeye gelen Müfettiş sandıkları kişinin absürd davranislarindan ve sözlerinden hiç suphelenmiyorlar aksine her sözünden ulvi bir mesaj anlamaya çalışıyorlardir. Her memur gelip Müfettiş sanılan Hlestakov'a tek tek rüşvet vererek kendi g.tunu kurtardigini düşünüyor ve rahatlıyor. Hlestakov'a kaymakamı şikayet için esnaf geliyor. Bunun üstüne kaymakam esnafı azarlamaya gittiğinde de aslında şikayete giden esnafın da işini kaymakam ile beraber usulsüz şekilde yaptığı görülüyor. Gerçi bu kadar yoz bir düzende esnafın düzgün kalmasını beklemek de mantıklı olmazdı. Bu sözüm yanlış anlaşılmasin; tüm bir düzen ve üst tabaka bozukken esnaf gibi toplumun daha alt tabakasinda bulunan insanların günlük hayatlarını devam ettirmek gaylesinden başka bir dertleri bulunmaz. Yani onlar bu düzen içinde ezilen kesim olduğundan dolayı onların tek derdi hayatta kalabilmek olur ve onlar bu düzen içinde suclanacak en son insanlardır.

Çarlık Rusya'sinda 1. Petro'dan beri belli bir seviye memurluga yükselen kisiler, soylu sınıftan olma hakkını kazaniyorlardi. Haliyle zaten halka karşı sorumluluk duyulmayan, yöneten ile yönetilen arasında uçurumun olduğu bu düzenin üzerine bu durum da tuz biber ekiyor ve burokratlarin tek derdi bu seviyeye ulaşmak oluyor. Bu seviyeye ulaşmak için ise her türlü dalavereyi yürütüyorlar. Bunların başında da normal olarak üst kademedeki bürokratlara yaranmak geliyor.

Sonuç olarak da halk ezilirken üst düzey sınıf ise balolarda şampanya tokusturuyor ve herkes sadece kendi g.tunu kurtarmaya çalışıyor. Ama aslında bu yozlasmis düzen içinde her tabaka giderek kendi sonlarini hazırlamış oluyorlar. Bataklığa saplaninca kaçıncı dereceden memur oldugunuzun veya esnaf, köylü vs olduğunuzun önemi yoktur.


İyi okumalar.
129 syf.
·1 günde·9/10
Herkese Merhaba bugün sizlere Rus Edebiyatında, diğer Rus Edebiyat yazarlarını paltosundan çıkarmış Puşkin'in yakın arkadaşı Gogol'un Müfettiş isimli oyun eseriyle geldim Tiyatro eserlerini okumayı roman okumak kadar çok seviyorum. Çünkü okuduğumuzda bize toplumsal özeleştiri ve dolayısıyla bireysel özeleştiriyi en iyi şekilde yaptırdığını düşünüyorum. Ayrıca klasikler ya da klasik sayılabilecek eserleri daha çok sevmemin nedeni ise her zaman belirttiğim gibi güncelliklerini hiç kaybetmemeleri ve şaşılacak derecede hiç eskimemiş olmaları. Ayrıca hem ahlaki olarak hem de edebi olarak okuyucusunu doyuruyor ve düşündürüyor. Müfettiş kitabına gelecek olursak eğer;müfettiş sanılan ve herkesin çıkarları doğrultusunda yemeklerini yiyip,verilen rüşvetleri hiç cekinmeden borç adı altinda kabul eden Hlestakov ve aynı şekilde iş ahlakından yoksun kaymakam Anton Antonoviç'i saran korkuya tanıklık ediyoruz.  Ülkedeki genel kötümser vaziyetin özelde de birebir işlediğini görüyoruz diyebiliriz. Mahkemedeki görevli memurun davalar hakkındaki "Hz. Süleyman gelse kimin haklı olduğunu anlayamaz" ifadesi hukukun ne kadar karmakarışık halde olduğunu, kaymakamin rüşvet alan bir memuruna "Dikkatli ol! Rütben kadar çalmıyorsun pek. Akıllı ol!" uyarısında rusvet almanın değil mevkisine göre rüşvet almamanin sorun olarak algılandığını görmekteyiz.
Yazar 129 sayfada tüm gerçekleri gözler önüne sermiş. Eğer okumadıysanız keyif alacağınıza garanti verebilir, tavsiye ederim. Herkese keyifli huzur dolu bir gün diliyorum.
129 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gogol'un mizahi kalemi bu tiyatro eserine çok yakışmış. Çok eğlenceli aynı zamanda makam ve mevki sahiplerini eleştiren bir kitap.
Uzun uzun yorum yazmaya bayılırım ama bu kitap için fazla bir açıklama yapmak istemiyorum. Çünkü kitaptan daha fazla zevk alabilirdim ama daha önce bir yorumu okumuş ve tek bir detay öğrenmiştim. O da tüm kitabı bilerek okumama neden oldu. Tersi olsa daha fazla tat alacağımdan eminim. Sizlere de bunu yaşatmak istemiyorum.
Tek söyleyeceğim kıymetli bir kalemden, önemli bir tiyatro eseri ve güldürürken düşündüren bir kitap isterseniz Müfettiş'i okuyunuz efendim...
129 syf.
·7 günde·8/10
Hikayedeki konu aslında derin ve halen toplumların kanayan yarısı; lakin Gogol’un anlatımı ile işin içine mizah giriyor. Sayfaları çevirdikçe gülümsüyorsunuz. Rüşvet, adam kayırma, birbirinin arkasından konuşma. Hayatımınız içinde var olan kelimeler değil mi? Bunlar toplumumuzda var oldukça, bu eserler bizim için bir kurgu olmaktan çıkıp, gerçek hayat kesitleri okuyormuşuz hissi yaratmaya devam edecek.
129 syf.
·12 günde·8/10
Kitap ilk başlarda karışık gibi geldi ama sonra alıştım sanırım, severek okudum ve birçok yerini işaretledim. Çok fazla güzel cümlelerle süslenmiş yerleri var ve kitabın konusu da oldukça güzel.
129 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gogol okumalarımı Müfettiş oyunuyla tamamlamış oldum. Gogo eserlerini okurken Türkiye İş Bankası Yayınlarını tercih ediyorum. Hem kalite hem de kitaplara ayraçlar koymaları bakımından hoşuma gidiyor. Şu an basılanlar arasında okumadığım kalmadığı için Gogol okumalarımı bitirdim. İleride diğer eserlerini de basmaya karar verirlerse onları da alıp okurum. Sanırım okumadığım çok az eseri kalmıştır.

Bu oyun daha önce okumuş olduğum Evlenme-Kumarbazlar oyunu ile karşılaştırma gibi oldu. Evlenme-Kumarbazlar daha eğlenceli, aile ilişkileri üzerine bir oyunken; Müfettiş toplumsal görevleri olan devlet memurların halka kötü davrandıklarını, yozlaştıklarını anlatan bir oyundu. Evlenme-Kumarbazlar oyunlarının sonu kısmen kestirebiliyorlar, Müfettiş oyunun çok belliydi. Bu nedenle merak unsuru barındırmıyordu. Bu da oyunun kalitesini biraz aşağıya çekti. Bu nedenle Evlenme-Kumarbazlar oyunlarından daha fazla keyif aldığımı söylemeliyim.

Okuduğum oyunları kısa sürede bitirebilirsiniz. İkisinde de verilmek istenen mesajları anlamak hiç de zor değil. Gogol'u daha önce okuduysanız alaycı ve komik dilini seviyorsanız bu eserinin de okumaya değer olduğunu anlayacaksınız.

İyi okumalar dilerim.
Mən özüm də sənin kimi ədəbiyyatla məşğul olmaq istəyirəm, doğrusu, dostum, bu cür həyat cansıxıcıdır, mənəvi bir qida da lazımdır.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 124 - Qanun Nəşriyyatı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Müfettiş
Baskı tarihi:
11 Mart 2019
Sayfa sayısı:
129
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753853736
Orijinal adı:
Ревизор (The Inspector General)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Müfettiş
Müfettiş
Müfettiş
Müfəttiş
Müfettiş
Müfettiş
 
Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Arabeskler ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra, yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşüncelerini ortaya koydu. Ölü Canlar adlı romanı feodal toprak mülkiyeti ve serfliği ele alan bir başyapıttır. Gogol, büyük bir komedi olan Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya almıştır.

Kitabı okuyanlar 1.084 okur

  • Mehmet Fatih Yazar
  • Activist
  • G.S.
  • Ali Güdülü
  • Savaş Barha
  • Ayşe Hümeyra Evliyaoğlu ☭
  • Av. Arda BÜLBÜL
  • Hilal
  • Berkay TEMUR
  • Şeyma

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%22.3
25-34 Yaş
%34.8
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.5
Erkek
%68.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.8 (102)
9
%28.2 (116)
8
%22.8 (94)
7
%12.9 (53)
6
%2.4 (10)
5
%0.5 (2)
4
%0.2 (1)
3
%0.5 (2)
2
%0
1
%0